{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 28/03/2024<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı asıl ve birleşen dosya davacısı vekikli ile birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; 13/08/2013 tarihinde davalı .... A.Ş. nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı olan birleşen dosya davalısı .... idaresindeki ... plakalı aracın ... İlçei ... Mahallesi ... Caddesi üzerine davacı .... idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığı, geçici ve daimi iş göremezliğe maruz kaldığı, geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma ihtiyaç duyduğu, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla; (asıl davada) 100,00 TL geçici iş görmezlik zararı, 100,00 TL bakıcı gideri, 3.800,00 TL daimi iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı sigorta şirketinden; (birleşen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ....  Esas sayılı dosyasında) aynı kazada davacının yaralanmasından sebep karşı aracın sürücüsüne husumet yönelterek 4.000,00 TL sürekli iş görmezlikten kaynaklanan tazminat ve 1.000,00 TL tedavi gideri ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ...'den tahsilini talep etmiştir.<br>Davacı vekili Av. .... kısmi dava şeklinde açılan asıl davada 23/01/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle; 3.800,00 TL olarak talep edilen sürekli iş görmezlik tazminatını 16.877,24 TL'ye, 100,00 TL olarak talep edilen bakıcı gideri tazminatını 2.239,89 TL'ye çıkarmıştır.<br>Davacı vekili Av. ...  kısmi dava şeklinde açılan birleşen davada 22/04/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 5.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat miktarını 2.239,89 TL bakıcı gideri ve 16.877,24 TL sürekli iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 19.117,13 TL'ye çıkarmıştır.<br>Davacı vekili Av. .... kısmi dava şeklinde açılan asıl davada 22/10/2019 tarihli dilekçesiyle; HMK'nın 107 maddesi gereğince talep artırdıklarını beyanla asgari ücretteki artış ve 17/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacının %10 kusuru dikkate alındığında sürekli iş görmezlik tazminatını 20.910,07 TL'ye çıkarmış, bakıcı gideri tazminatını ise 1.473,28 TL'ye indirmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Asıl dosyada davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ...  plakalı aracın şirketleri nezdinde ZMMS poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartlar kapsamında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğu,  davacı reşit olmadığından dava ve taraf ehliyetinin bulunmadığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, bakım gideri ve geçici iş görmezlik zararı talebini poliçe teminatının kapsamadığı, bakım giderinin maluliyet teminatı içerisinde yer aldığı ayrıca ek teminat olarak yer almayan bu kalem tazminatın ve geçici iş göremezlik zararı isteminin reddi gerektiği, davacının müterafik kusurunun tespiti halinde gerekli indirimlerin yapılması, kazaya ilişkin yürütülen ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın .... Aş nezdinde sigortalı olduğundan adı geçen şirkete davanın ihbarını ve sigorta şirketinin davaya dahlini, kusurun ve zararının usulünce ispatı gerektiği, davacı sürücünün asli kusuru sonucu kazanın meydana geldiği, davacının sürücü belgesinin bulunmadığı, araçla seyri sırasında koruyu tertibat takmadığı, fahiş miktarda tazminat talep edildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.  <br>DELİLLER                                :<br>Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişisi raporları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; temin edilen maluliyet raporlarında kaza neticesinde davacının 9 ay süreyle geçici ve %2,1 oranında daimi iş göremezliğe maruz kaldığı, yine geçici iş göremezlik süresi içerisinde 2 ay müddetle başkasının bakımına ihtiyaç duyacağın değerlendirildiği, kusur raporlarında taraflara farklı oranlarda kusur atfedildiği, davacıya %15 ve davalı sürücüye %85 oranında kusur yükleyen raporun oluşa, mevzuata ve dosya kapsamına uygun olduğu, bu verilere göre hazırlanan tazminat bilirkişisi raporunda kaza tarihi itibariyle öğrenci olması nedeniyle davacının geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı, davacı için 17/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda %15 kusuruna göre 19.478,40 TL daimi iş görmezlik zararı ve 1.391,40 TL bakıcı gideri hesaplandığı, olayda davacının müterafik kusuru bulunduğundan hesaplanan bu kalem tazminatlardan %20 oranında indirim yapılması gerektiği, yine kazadaki yaralanması sonucu davacının manevi zarara uğradığı, tarafların kusur durumu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması dikkate alınarak asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, (asıl davada): geçici iş görmezlik tazminatı talebinin reddine, daimi iş göremezlik zararı talebinin kısmen kabulü ile 3.800,00 TL'nin dava tarihinden, 11.998,72 TL tutarındaki kısmının ise 23/01/2018 ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere 15.798,72 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden tahsiline, bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 100.00, TL'nin dava tarihinden, 1.013,14 TL tutarındaki kısmının ise 23/01/2018 ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikteolmak üzere 1.113,14 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden tahsiline, fazlaya dair taleplerin reddine, (birleşen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında): daimi iş göremezlik zararı talebinin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL kısmına olay tarihinden, 11.798,72 TL tutarındaki kısmına ise 22/04/2019 ıslah tarihinden yasal faiz işletilmesi kaydıyla 15.798,72 TL tazminatın (asıl davada davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminatla tahsilde tekerrür oluşturmaması kaydıyla) davalı sürücüden tahsiline, bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 1.000.00, TL tutarındaki kısmına olay tarihinden, 113,14 TL tutarındaki kısmına ise 22/04/2019 ıslah tarihinden yasal faiz işletilmesi kaydıyla 1.113,14 TL tazminatın (asıl davada davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminatla tahsilde tekerrür oluşturmaması kaydıyla) davalı sürücüden tahsiline; fazlaya dair taleplerin reddine, manevi tazminat bakımından davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Asıl ve birleşen dosya davacı vekili Av. .... istinaf dilekçesinde özetle; davacının geçici iş göremezlik zararının hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, zira bu süreçte davacının %100 iş göremez olduğu, daimi iş göremezlik zararının TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği, yine zararın hüküm tarihindeki güncel asgari ücret verilerine hesaplanması gerektiği, davacı vekili Av. .... ise ek istinaf dilekçesinde ise bakım giderinin geçici iş görmezlik süresinin tamamını kapsadığı ve ona göre belirlenmesi icap ettiği, daimi iş gücü kaybının da eksik belirlendiği, trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralanan davacının kemik kırığı ve beyin travmasından kaynaklı olarak uzun süre bakıma ve tedaviye ihtiyaç duyduğu, eğitimine ara vermek zorunda kaldığı ve sene kaybı yaşadığı, tedavi için sürekli hastaneye gidip geldiği ve bu süreçte tedavi için yol ve sair zorunlu masraf giderleri bulunduğu, yine davacının kusurundan kaynaklı hesaplanan tazminattan uygulanan indirim oranının raporda belirlenenden daha yüksek olduğu, SGK tarafından karşılanmayan ve halen yapılan tedavi giderlerinin bulunduğu, kaza sonucu vücudunda kemik kırığı oluşacak  şekilde yaralanan ve beyin travması geçiren davacı için kabul edilen kusur oranlarına göre dahi hükmedilen tazminatın davacının manevi zararı karşılamadığı, manevi tazminatın tam kabulü gerektiği, maddi tazminatın kısmen reddi dolayısıyla hem sigorta şirketi hem de sürücü lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, maddi tazminatların ıslah ile artırılan şekilde hüküm altına alınması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Birleşen dosya davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur ve maluliyet raporlarının gerçeği yansıtmadığı, bu konularda yeterince araştırma yapılmadığı, davacının kasksız ve ehliyetsiz motosiklet kullandığı hususunun hiç dikkate alınmadığı, fahiş miktarlarda tazminata hükmedildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Asıl dosya davalısı ....  A.Ş. vekili istinaf yasa yoluna başvurmamıştır.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Asıl dosya davalısı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf itirazlarının yersiz olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle asıl davada maddi, birleşen davada maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralandığını ve geçici ve daimi iş görmezliğe uğradığını, tedavi ve tedavi için yol ve iaşe masrafı yaptığı, tedavi süresi içerisinde bakıma ihtiyaç duyduğunu belirterek bu kalem maddi tazminatın karşı aracın sürücüsü ve sigortacısı olan asıl dosya ve birleşen dosya davalılarından; cismani zarar nedeniyle acı elem ve ıstırabına karşılık bir miktar manevi tazminatın birleşen davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile birleşen dosyada davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2015 gün ve .... esas, ... sayılı kararı ile davalı ....'nün davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK.'nun 89/1, 89/2-b, 62 ve 52. maddeleri gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır.<br>Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu 14/08/2017 gün ve .... karar sayılı raporunda davacının % 2,1 oranında meslekten kazanma gücünü kaybedecek ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı mütalaa edilmiş, yine aynı yerin 06/08/2018 gün ve ... karar sayılı raporunda davacının iyileşme süresinin ilk 2 ayı içerisinde bir başkasının yardımına ihtiyaç duyabileceği bildirilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince trafik kazasının meydana gelmesinde davacı motosiklet sürücüsü %15, birleşen dosya davalısı otomobil sürücüsü %85 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.<br>Yine ilk derece mahkemesince davacı sürücünün müterafik kusuru nedeniyle (TBK 52 md) tazminattan %20 oranında kusur indirimi yapılmışsa da, hangi nedenle müterafik kusur indirimi yapıldığı gerekçelendirilmemiştir.<br>1-Asıl dava dosyası davacıya vekaleten Av. ...., birleşen dava dosyası davacıya vekaleten Av. ....tarafından açılmıştır. Yine her iki vekil ayrı ıslah dilekçesi vermiş, karar her iki vekil tarafından asıl ve birleşen davaya özgü olmak üzere ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Bununla birlikte birleşen davada talep dilekçesinin açıklanmasına ilişkin ara karara karşı Av. ....  beyanda bulunmuş, duruşma tutanaklarına kimi zaman asıl dosya davacısı vekilinin geldiği, birleşen dosya davacı vekilinin mazeret dilekçesi verdiği şeklinde kayıtlar girmiş, her iki vekilin duruşmayı takip için birbirlerine yetki belgesi verdikleri tespit edilememiş, ilk derece mahkemesince asıl dosya davacı vekiline, birleşen dosya için de davacıyı vekil olarak temsil edip etmeyecekleri açıkça sorulmamıştır.<br>Yine, birleşen dava dosyası dava dilekçesi ekinde sunulan Av. ...'a ait vekaletname incelendiğinde, gerek vekaletnamenin düzenlendiği tarihte ve gerek dava tarihinde davacının reşit olmadığı halde velileri yerine davanın bizzat davacı küçük tarafından açıldığı ve vekaletnamenin bizzat davacı küçük tarafından verildiği görülmektedir. Vekaletnamenin düzenlendiği tarih itibariyle davacı küçük mahkeme kararı ile ergin kılınmamışsa, yargılamanın geldiği aşamada davacı reşit olduğundan, bizzat davacıdan alınacak vekaletname ile davaya devam edilmesi gerekir.<br>Mevcut bu durumda öncelikle asıl ve birleşen davalanın ayrı vekillerle mi, yoksa tek vekille mi temsil ettirileceği hususundaki belirsizliğin giderilmesi, her iki dava ayrı vekil tarafından takip edilecekse birleşen dosya davacı vekilinden davacının bizzat kendi verdiği vekaletnamenin istenilmesi, her iki davayı tek vekil temsil edecekse bu kez Av. ....'dan birleşen dava dosyası için istinaf dilekçesi verdiğinden diğer vekil Av. ...'ın yetkilendirildiğine dair yetki belgesinin istenilmesi gerekir.<br>2-Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.\"<br>Buna göre Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.<br>Öte yandan gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu amaçla gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanması kabul edilmektedir. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır.<br>Asgari ücret, tüm çalışanlar için uygulanması zorunlu “taban ücret” tir. Asgari ücretin, işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlaması için gerekli olan en az ücreti ifade ettiği ve adil bir ücret elde edilmesi, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzeltilmesi amacına yönelik olduğu gözetildiğinde asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bunun altında bir ücretten söz edilemeyeceği, asgari ücretin altında kararlaştırılan ücretlerin ve buna ilişkin sözleşmelerin geçerli olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.<br>Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında uygulanması zorunludur.<br>İlk derece mahkemesince tazminat bilirkişisinden önce 02/01/2018 tarihinde, sonrasında ise 17/10/2019 tarihinde rapor ek rapor alınmış, ancak hüküm 04/02/2021 tarihinde kurulmuştur. İlk derece mahkemesince hüküm tarihinde geçerli olan asgari ücrete göre TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle davacının sürekli iş görmezlik zararının hesaplanması gerekirken, daha önceki tarihlerde geçerli olan asgari ücrete göre zarar hesabı yapılması doğru görülmemiştir.<br>3-İlk derece mahkemesince davacının müterafik kusuru nedeniyle maddi tazminattan %20 oranında indirim yapılmışsa da, istinaf denetimine elverişli olacak şekilde hangi nedenden dolayı müterafik kusurun varlığı gerekçeli kararda yazılmamış olması doğru görülmemiştir.<br>4-Birleşen davada dava dilekçesiyle açıkça 4.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi (ulaşım, iaşe vb. dahil) gideri talep edilmiştir. Bu açık talebe rağmen birleştirme kararı sonrası ilk derece mahkemesince davacı taraftan talep sonucunun açıklatılması istenilmiş, Av. .... 08/04/2019 tarihli dilekçesinde; 4.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri talep edildiğinin dava dilekçesinden anlaşıldığı şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Oysa birleşen davada talep edilen 1.000,00 TL bakıcı gideri değil, tedavi giderine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davacının birleşen davada talep ettiği tedavi gideri konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.<br>İlk derece mahkemesince birleşen dava dosyası yönüyle davacıdan tedavi gördüğü sağlık kuruluşları sorularak, ilgili tedavi evraklarının dosyaya getirtilmesi, varsa davacının elinde tedaviye ilişkin fatura ve makbuz gibi masraf belgelerinin dosyaya ibrazının sağlanması, daha sonra dosyanın konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan belgeli ya da belgesiz tedavi (yol, iaşe, ilaç, pansuman, medikal malzeme gibi) giderinin ne olacağı konusunda rapor alınması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>5-Bir önceki bentte de açıklandığı üzere birleşen davadaki talep; sürekli iş görmezlik zararı ve tedavi giderine ilişkindir.<br>Birleşen dosya davacı vekili Av. .... 22/04/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 5.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat miktarını 2.239,89 TL bakıcı gideri ve 16.877,24 TL sürekli iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 19.117,13 TL'ye çıkarmıştır. Oysa bu davada bakıcı gideri talep edilmediğinden ıslah yoluyla da olsa bakıcı gideri talep edilmesi mümkün değildir. HMK'nın 26. maddesi gereğince hakim taleple bağlı olup, talepten fazlaya hükmedilemeyecektir. İlk derece mahkemesince bakıcı gideri yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığından talep konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak bakıcı giderine de karar verilmesi usul ve yasaya aykırı düşmüştür.<br>6-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>İlk derece mahkemesince davacının trafik kazası sonucu yaralanmasının %2,1 maluliyet oluşturduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği ve 2 ay bakıcıya ihtiyaç duyduğu ile davalı taraf sürücüsünün asli kusurlu olduğu kabul edilmiş iken, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında birleşen davada davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı az olmuştur. Davacı lehine daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.<br>7-Kabule göre de; asıl dava dosyası davalısının .... A.Ş. olduğu gözetilmeden, asıl davada alınması gereken bakiye harç ve yargılama giderlerinden birleşen dosya davalısı ... 'nün de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı düşmüştür.<br>Bilindiği üzere, 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması (örneğin sadece zamanaşımı yönünden karar verilmesi), delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Karşılaştırılmalı hukukta bu konu örneğin İsviçre’de “…önemli vakıaların tamamlanması gerekiyorsa…”, Alman Hukukunda ise “…eksiklik nedeniyle kapsamlı ya da çok emek harcayarak delil toplanması gerekiyorsa…” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.<br>Eksik inceleme ile karar verilmesi hem yukarıda gösterilen düzenlemelere, hem de 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder. 6100 Sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; asıl ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 355. ve 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekillerinin yukarıda değerlendirilmeyen diğer istinaf nedenleri ile birleşen dava dosyası davalısı .... vekilinin istinaf isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Asıl ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf istemlerinin KABULÜNE,<br>2-Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı,  04/02/2021 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı vekillerinin yukarıda değerlendirilmeyen diğer istinaf nedenleri ile birleşen dava dosyası davalısı ... vekilinin istinaf isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından peşin yatırılan (162,10 TL + 162,10 TL) 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, (59,30 TL + 59,30 TL) 118,60 TL istinaf karar harcının davacıya istekleri halinde iadesine; birleşen dosya davalısı .....'nün istinaf talebi değerlendirilmediğinden (162,10 TL + 162,10 TL) 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (59,30 TL + 59,30 TL + 229,55 TL + 288,55 TL) 636,70 ‬TL istinaf karar harcının bu davalıya isteği halinde iadesine,<br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 27/03/2024 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf1a1067494e0d26","SID":"c126c1311c8c9c4f"}}