{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/957 <br>KARAR NO\t\t: 2024/570<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/1471 Esas  2020/82 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nin uzun yıllardır İngiltere'de yaşadığını, yaklaşık senede 1 ay Türkiye'ye geldiğini, Kuşadası'ndaki bir taşınmazını satmak için Türkiye'ye geldiğinde İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2005/6057 (yeni esas numarası 2015/15000) esas sayılı dosyasından haczedilmiş olduğunu öğrendiğini, böylelikle araştırması sonucunda hacizden ve olaylardan haberdar olduğunu, icra dosyasını incelediklerinde alacaklının ... AŞ, borçluların ..., ..., ... Şti, .... Şti, ... AŞ ve kendisi olduğunu, takip dosyasına konu alacağın en son ... AŞ tarafından temlik alındığını öğrendiklerini, takip dayanağı kredi sözleşmelerinden 13/11/2002 tarihli 300.000,00-USD bedelli ve 29/01/2003 tarihli 100.000,00-USD bedelli kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzasının olduğunun görüldüğünü, ancak bu sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu tespitlerden sonra borçlular ... ile ... ile tüm ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Karşıyaka CBS'nin 2016/16081 soruşturma dosyasında söz konusu sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının ATK İzmir Şubesi raporu ile ortaya çıktığını, müvekkilinin yurda giriş ve çıkışlarını gösteren resmi kayıtlara göre sözleşme tarihlerinde müvekkilinin Türkiye'de olmadığını ve sözleşmeleri imzalamasının söz konusu olmadığını, araştırmalar sonunda müvekkili adına 07/04/2004 tarihinde Karşıyaka Nüfus Müdürlüğünden yeni kimlik çıkartıldığını öğrendiğini, oysa bu tarihte de müvekkilinin Türkiye'de olmadığını, müvekkilinin borçlu ... ile teyze kızları olduğunu, davacının başka bir ülkede yaşıyor olması sebebiyle bu kişiye ailesi olarak bağlandığını, ...'nin ... ili, ... ilçesinde bulunan ... adada kayıtlı taşınmazını müvekkili adına yaptığını ve satış yetkisi içeren vekaletname aldığını, daha sonra bu işle ilgili sorunlar var dava açılması gerekiyor diyerek İzmir 8.Noterliği'nin 10/07/2003 tarihli 3881 yevmiye nolu vekaletnamesiyle Av....'a vekaletname tanzim ettirdiğini, icra dosyası incelendiğinde bu vekaletname kullanılarak takibe itiraz edildiğinin görüldüğünü, ancak müvekkilinin takibe itirazdan veya itirazın iptali davasından haberdar olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu göründüğü İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takip dosyasından 400.000,00-USD borçlu olmadığının tespitine, takibin müvekkili yönünden iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili sunmuş olduğu 08/08/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesinde özetle; davacının 2006 yılında başlatılan ve hakkında itirazın iptali davası açılmayan takip açısından menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafça takip dayanağı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülse de dayanak savcılık soruşturmasındaki imza incelemesinde imzanın ... eli ürünü olabileceği, sözleşme aslı bulunamadığı için kesin görüş belirtilemeyeceği yönünde rapor tanzim edildiğini, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerin saklanma süresinin 10 yıl olup, takibe dayanak sözleşmenin sunulması ve bunun üzerinden hükme esas teşkil edecek rapor alınmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının imza inkarına dayanak dolandırıcılık suçunun sübutuna ilişkin bir karar sunulamadığından iddiasında haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için icra takibindeki haklılık durumunun dikkate alınması gerektiğini, buna göre davacının menfi tespit davası açmak zorunda bırakılıp bırakılmadığının tespitinin gerektiğini, takipten 13 yıl, haczin kaldırılmasından 2 yıl sonra açılan işbu davanın MK 2 maddesiyle bağdaşmadığını, davacının haciz tehdidi altında olmadığının yenileme talepleri incelendiğinde davacı açısından takibin yenilenmediğinin, sadece asıl borçlu ... Şti yönünden yenilendiğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, İzmir 1. İcra Dairesinin 2015/15000 esas sayılı takip dosyası incelenmiş, takip dayanağı davaya konu kredi sözleşmesi ... AŞ'den temin edilerek üzerinde imza incelemesi yaptırılmış, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/360 esas sayılı dava dosyası incelenmiştir. <br>İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden; takibin 10/06/2005 tarihinde 2005/6057 esas nosu ile açıldığı, alacaklının ... AŞ, borçluların ..., ..., ... Şti, .... Şti, ... AŞ, ... olduğu, borç tutarının döviz kredileri nedeniyle 744.865,31 USD'nin tahsili, cari krediler nedeniyle 454.820,34-YTL'nin tahsili, gayri nakdi kredi nedeniyle 510,00-YTL teminat mektubu ve çek garanti tutarı 4.120,00-YTL'nin depo edilmesinin talep edildiği, aralarında ...'nin müteselsil kefili olduğu 29/01/2003 tarihli 100.000-USD bedelli ve 13/11/2002 tarihli 300.000-USD bedelli genel kredi sözleşmelerinin de bulunduğu bir kısım genel kredi sözleşmelerinin borcun ve takibin dayanağı olduğu ödeme emrinin tebliği üzerine (davacı borçlu ...'e ... Bulv. ... Sok. No:... ... ... ... adresine daimi çalışana tebliğ olunmuştur) aralarında ...'nin de olduğu borçlular vekili olarak Av....'ın yetkiye ve işlemiş faiz ile faiz oranlarına itiraz ettiği, bu kısmi itiraz nedeniyle takibin durduğu (buna ilişkin İzmir 1.ATM'nin 2005/391 esas sayılı itirazın iptali davası açılıp 04/07/2008 tarihinde sonuçlanmıştır), takibin devamı sırasında bu takip konusu alacağın (... AŞ) ... Bankası AŞ tarafından 03/06/2010 tarihinde ... AŞ'ye temlik olunduğu, dosyanın işlemsiz kalması sebebiyle yenilenmekle 2012/3783 esas sırasını aldığı, yine işlemsiz kalması üzerine 09/12/2013 tarihinde yenilenmesiyle 2013/14486 esas nosunu aldığı ve yine işlemsiz kalması üzerine 04/09/2015 tarihinde yenilenmesi üzerine 2015/15000 esas sırasını aldığı, yenileme dilekçelerinde özellikle belirli bir borçlu yönünden yenilenmesinin talep edildiği veya davacı ... yönünden yenilenme istenmediği şeklinde bir anlatıma yer verilmediği anlaşılmıştır.<br>İcra dosyasındaki temliklerin incelenmesinden; takip konusu alacağın 03/06/2010 tarihinde ... AŞ'ye temlik olunduğu, daha sonra bu varlık şirketinin 26/06/2014 tarihinde birleşmeyle ... AŞ olduğu, yine 17/03/2017 tarihli birleşmeyle ... AŞ olduğu saptanmıştır.<br>İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünden davacının yurda giriş çıkış tarihleri sorulmuş, dava konusu genel kredi sözleşmelerinde imza tarihi olan 13/01/2002 ve 29/01/2003 tarihlerinde Türkiye'de olmadığı belirlenmiştir. <br>ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin 21/08/2019 tarihli raporunda; inceleme konusu 29/01/2003 tarihli 300.000-USD bedelli 13/11/2002 tarihli 100.000-USD bedelli genel kredi teminat sözleşmelerindeki ...'e atfen atılan imzaların ...'nin eli ürünü olmadığı ortaya konulmuştur. <br>İzmir 1. Asiye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/391 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden; ... AŞ tarafından aralarında ...'nin de bulunduğu İzmir 1.  İcra Dairesi'nin 2005/6057 esas sayılı takip borçlularına karşı kısmi itirazın iptali için açıldığı, davalı ...'nin dava da temsil edilmediği 04/07/2008 tarihli karar ile işlemiş faiz miktarı ve işleyecek faiz oranı konusunda itirazın kısmen iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay 19 Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/360 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden; ...'nin ... ve ... hakkındaki dava konusu kredi sözleşmelerindeki şikayetçiye atfen atılan imzaların sahte olduğu belirtilerek dolandırıcılık suçundan şikayette bulunulduğu, yargılama sonunda zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, ancak soruşturma sırasında Dr. ...'dan alınan 05/06/2017 tarihli raporda, 29/01/2003 tarihli 100.000-USD bedelli sözleşmedeki ... adına atfen atılmış imzanın ...'nin eli ürünü olmadığının ortaya konulduğu anlaşılmıştır. <br>Toplanan tüm deliller karşısında; İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı (evveliyatında 2005/6057 esas) takibin dayanağı kredi sözleşmelerinden olan 13/11/2002 tarihli 300.000-USD bedelli, 29/01/2003 tarih100.000-USD bedelli genel kredi ve teminat sözleşmelerindeki müteselsil kefil ...'e atfen atılan imzaların bu kişinin eli ürünü olmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmeleri ve takip nedeniyle borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinde davalıya 400.000-USD  borçlu olmadığının tespitine, İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinin davacı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir. <br><br>Davacının sahte imzasını içeren sözleşmeye dayanılarak davalının temlik aldığı banka tarafından takibe girişilmiş olduğundan alacağın temliki nedeniyle davalı varlık şirketinin de bankaya karşı ileri sürülecek defilerden sorumlu olduğundan davalı varlık şirketinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacağın dava tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki 305.840,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile; \"Davanın kabulüne, davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinde davalıya 400.000-USD borçlu olmadığının tespitine, İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinin davacı yönünden iptaline, Davacının sahte imzasını içeren sözleşmeye dayanılarak davalının temlik aldığı banka tarafından takibe girişilmiş olduğundan alacağın temliki nedeniyle davalı varlık şirketinin de bankaya karşı ileri sürülecek defilerden sorumlu olduğundan davalı ... şirketinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacağın dava tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki 305.840,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davaya konu alacağın temlik veren  ... A.Ş.  ile (... Bankası A.Ş. ile birleşen) ... A.Ş. arasında ..., ..., ... Ltd. Şti, ... Tic. Ve ...'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kullandırıldığı, işbu kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlu aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2015/15000 E. sayılı (2005/6057-2012/3783-2013/14486 Eski esas) dosyasından ilamsız takibe girişildiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora dayanak mukayese belgelerin Yasanın aradığı kriterlere uygun olmadığından, hükme esas alınamayacağını, davaya dayanak sözleşme tarihi 13.11.2002 ve 29.01.2003 olup, itiraz edilen imzadan önce atılmış imzalar ile  5 yıllık süre çerçevesinde atılan imzaların rapor için esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği, mukayeseye elverişli olmayan belgeler üzerinden atılan imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı yönündeki raporun kabulünün mümkün olmadığı, savcılık soruşturmasındaki imza incelemesinde \"imzanın ... eli ürünü olabileceği, sözleşme aslı bulunmadığı için kesin görüş belirtilemeyeceği\" yönünde rapor tanzim edilmişse de, yerel mahkemece \"davacının eli ürünü olduğu\" gerekçesi ile hüküm tesis edildiği,  Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/16081 soruşturma sayılı dolandırıcılık dosyasında, 28/02/2017 tarihli Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda; \" Adli Tıp Ve Belge İnceleme Uzmanı Doktor Cezmi Yavuz'un 22/02/2017 tarihli rapor içeriğine göre; 13/11/2002 ve 29/01/2003 tarihli Genel Kredi Sözleşme fotokopilerinde  bulunan ... adına atılan imzaların Müşteki ...'nin eli ürünü olabileceğinin, ancak kesin görüş belirtilmesi için sözleşme asıllarının temini gerektiği tespit edildiği\" rapor edildiği, davacı tarafından imza inkarına dayanak  dolandırıcılık suçunun sübutuna ilişkin  bir karar sunulamadığından, davacının iddiasında haksız olduğunun ortada olduğu, hükmedilen kötü niyet tazminatı için kararda gerekçe gösterilmemekle birlikte kötü niyeti ispatlayacak bilgi ve belge dosyaya sunulmadığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için Yerleşik uygulamaya göre icra takibi sırasındaki haklılık durumunun dikkate alınması gerektiğini, davacının 2006 yılında başlatılan ve  alacaklı olarak itirazın iptali davası açılmayan takip açısından, menfi tespit davası açmada hukuki yararı bulunmadığını, davacının haciz tehdidi altında olmadığı, icra dosyasındaki vekil beyanı ile sabit olmasına rağmen yerel mahkemece davacı lehine yorum ve düzenleme yapılarak  hüküm tesis edildiği, bu nedenlerle İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1471 E- 2020/82 K. Sayılı  kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden inceleme ve yargılama yapılarak  davanın reddine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve takibin davacı yönünden iptali istemine yönelik menfi tespit davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili;  İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı icra takibine konu ve davaya konu olan 13/11/2002 tarihli 300.000,00-USD bedelli ve 29/01/2003 tarihli 100.000,00-USD bedelli genel kredi sözleşmelerinde davacıya atfen atılan imzanın sahte olduğundan bahisle davaya konu genel kredi sözleşmelerinden ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, davalının takibinde kötü niyetli olması nedeniyle %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı tarafça esasa cevap verme süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüş olmakla birlikte, davalı vekili tarafından daha sonrasında dosyaya sunulan 08/08/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, davacının İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinde davalıya 400.000-USD borçlu olmadığının tespitine, İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takibinin davacı yönünden iptaline, davacının sahte imzasını içeren sözleşmeye dayanılarak davalının temlik aldığı banka tarafından takibe girişilmiş olduğundan alacağın temliki nedeniyle davalı varlık şirketinin de bankaya karşı ileri sürülecek def'ilerden sorumlu olduğundan davalı varlık şirketinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacağın dava tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki 305.840,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br> Davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden; icra takibinin 10/06/2005 tarihinde 2005/6057 esas sayılı dosyası üzerinden başlatıldığı, alacaklısının ... A.Ş., borçlularının dava dışı ..., ..., ... Şti, ... Şti, .. AŞ ve davalı ... olduğu, borç tutarının \"Döviz Kredileri\" nedeniyle 742.760,83 USD asıl alacak, 2.104.48 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 744.865,31 USD banka alacağı ile asıl alacağa takip tarihinden tahsiline kadar işleyecek yıllık %45 temerrüt faizinden, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ..., ..., ... Şti, ... Şti, ... A.Ş. (BK 487 ve ilgili maddeleri gereğince asıl alacak tutarı kefalet limitleri dahilinde kalmakla) kefalet limitini teşkil eden  400.000,00 USD ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %45 temerrüt faizinden, müşterek borçlu müteselsil kefillerinden ... sorumlu olmak üzere, Cari Krediler Nedeniyle, 449.556,37 TL asıl alacak, 4.745,31 TL işlemiş faiz, 237,26 TL işlemiş faizin %5 BSMV'si, 181,40 TL ihtiyati haciz masrafı 100,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 454.820,34-YTL'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ..., ..., ... Şti,... Şti, ... A.Ş.'den tahsili ve yine  gayri nakdi kredi nedeniyle 510,00-YTL teminat mektubu ve çek garanti tutarı 4.120,00-YTL'nin depo edilmesinin talep edildiği, takibe dayanak olarak ise ... AŞ lehine ... A.Ş Atatürk Organize Sanayi Şubesi nezdinde açılan ve kullandırılan krediler, kredi sözleşkmleri, ihtarname, krnedilere ilşikin tüm kayıt ve belgelerin gösterildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine aralarında ...'nin de olduğu borçlular vekili olarak Av....'ın yetkiye ve işlemiş faiz ile faiz oranlarına itiraz ettiği, bu kısmi itiraz nedeniyle takibin durduğu, dosyanın işlemsiz kalması sebebiyle yenilenmekle sırasıyla 2012/3783 esas, 2013/14486 esas ve 2015/15000 esas sırasını aldığı anlaşılmıştır.<br>Dosya içerisinde bulunan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/391 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden; ... A.Ş tarafından aralarında ...'nin de bulunduğu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2005/6057 esas sayılı icra takip borçlularına karşı icra takibine vaki kısmi itirazın  iptali için açılan itirazın iptali davası olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 2005/391 Esas 2008/444 Karar ve 04/07/2008 tarihli karar ile davalı borçluların davaya konu icra takip dosyasına vaki işlemiş faiz miktarı ve işleyecek faiz oranı konusundaki kısmi itirazlarının kısmen iptaline karar verildiği, bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/7913 esas 2010/5678 Karar sayılı ve 10/05/2010 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. <br><br>Dava dilekçesinin incelenmesinden dava dilekçesinin, \"Talebin Konusu\" başlıklı bölümde  \"müvekkil ...'nin müşterek ve müteselsil borçlu göründüğü İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine,%20'den aşağı olmamak kaydıyla müvekkil lehine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebidir\" şeklinde talebin açıklandığı,  dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise; \"müvekkil ...'nin müşterek ve müteselsil borçlu göründüğü İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı dosyasınd 400.000. Amerikan Doları borçlu olmadığının tespitine, takibin müvekkil yönünden iptaline, %20'den aşağı olmamak kaydıyla müvekkil lehine inkar tazminatına hükmedilmesine\" şeklinde talepte  bulunulduğu, harca esas değer olarak ise 400.000 Amerikan Dolarının TL karşılığı gösterilmiştir. ilk derece mahkemesince de yapılan yargılama neticesinde, davaya ve takibe konu olan 13/11/2002 tarihli 300.000,00-USD  ve 29/01/2003 tarihli 100.000,00-USD bedelli genel kredi sözleşmelerinde davacıya atfen atılan imzanın sahte olduğundan bahisle davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı icra takibinden dolayı davacının davalıya 400.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin davacı yönünden iptaline karar verildiği görülmüştür.<br>Bu şekilde davacı tarafça dava dilekçesinin  \"talebin konusu\" başlıklı bölümünde davacının davaya konu  İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmişken dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise  davacının davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı dosyasında 400.000 Amerikan doları borçlu olmadığının tespiti ve takibin davacı yönünden iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Bu nedenle gerektiğinde talep sonucu davacı tarafa açıklatılmak suretiyle, takibin bütünüyle iptalinin talep edilmesi halinde; iş bu dava dosyasında harç davaya konu icra dosyasında davacı açısından sadece asıl alacak üzerinden yatırılmış ve ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde de  davanın kabulü ile   davacı yönünden icra takibinin iptaline de karar   verilmiş olmasına rağmen icra takip dosyasında asıl alacak dışında davacının sorumlu tutulduğu diğer kısımlar üzerinden eksik harç tamamlatılmadan esas hakkında karar verildiği görülmüştür.   <br>Bilindiği üzere; karar ve ilam harcı 492 Sayılı Kanun'un 15 ve 21. maddeleri gereğince maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. Bu anlamda davanın maktu ve nispi harca tabi olup olmaması kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç, konusu belli bir değere (para veya parayla değerlendirilen birşey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır (1 sayılı tarife ve madde III/1-a). Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır (1 sayılı tarife madde III/2-a).<br>Harçlar Kanu'nun \"nispi harçlarda ödeme zamanı\" başlığını taşıyan 28/1-a maddesi gereğince  \"karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin olarak alınır. <br>Harçlar Kanu'nun 30. Maddesindeki yasal düzenlemeye göre ise; muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde (6100 Sayılı HMK'nun 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.<br>Yine 492 Sayılı Harçlar Kanu'nun 32. maddesinin 1.cümlesinde \"yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Bu şekilde Harçlar Kanununda, harç alınması ve tamamlanması tarafların isteğine bırakılmamış olup  mahkemece re'sen gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Nitekim bu ilkeler Yargıtay HGK'nun 12/10/2011 tarih 2011/3-629 E- 2011/613 K sayılı, 23/10/2013 tarih 2013/7-31 E- 2013/1841 K sayılı ve 24/12/2013 tarih 2013/21-445 E- 2013/1625 K sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. <br>Eldeki davada, davacı taraf 492 Sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Başka bir anlatımla, davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre; dava edilen değer üzerinden nispi tarifeye göre dava harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Dava edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilam harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak bulunmamaktadır.  Zira, karar ve ilam harcına ilişkin açıklanan hükümler 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 fıkrasında \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\" şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir. <br>Yukarıda belirtilen tüm bu yasal düzenlemeler karşısında; davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2015/15000 esas sayılı  icra takip dosyasındaki   ödeme emri ve takip talebindeki  her bir borçlu için şerh düşülen sınırlandırmalar dikkate alınarak  davacının sorumlu tutulduğu nakit ve gayrinakit alacakla ilgili eksik harç tamamlatılmaksızın İlk Derece Mahkemesince  esas hakkında karar verilmesi yerinde olmamıştır.<br>Bu itibarla; istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri gereğince re'sen kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2020 tarih, 2017/1471 Esas ve 2020/82 Karar sayılı hükmünün 6100 Sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan  26.208,60 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 54,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2eb092ff57cbd4a","SID":"7d6ef21fcd09303e"}}