{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/372 <br>KARAR NO: 2024/615<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET <br>TARİHİ: 17/10/2023<br>NUMARASI: 2023/689 Esas - 2023/671 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce; \"...Somut olayda; uyuşmazlığın hizmet sözleşmesi gereğince düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve bağlı isteklerden kaynaklandığı, davacının tacir sıfatı bulunmakla birlikte; davalı site yöneticiliğinin  ise tacir  sıfatı bulunmadığı, davalı olayda ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmediğinden tüketici konumunda olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bu tespite göre de davalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (6502,2-73) Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi  uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın  6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir...\" gerekçesi ile, \"Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca  görevli mahkemenin İSTANBUL ANADOLU TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE...\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından tüketici mahkemelerine görevsizlik kararı verilmiş ise de; TKHK'da özellikle düzenlenmemiş bir uyuşmazlıkta taraflardan birinin tüketici olması sebebinin uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucunu doğurmayacağını, uyuşmazlığın ticari işten kaynaklandığı ilişkilerde TKHK'ya göre daha sistematik ve sözleşme tiplerini daha detaylı bir şekilde düzenleyen TTK hükümlerinin uygulanmasının tüketicinin korunması bakımından daha adaletli sonuçlar doğurabileceğini, yine dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesine rağmen tarafları aleyhine vekalet ücretine hükmedilmediğinden bahisle tüm bu sebeplerle; kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin eldeki davada, yerel mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davalı tarafça yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada; İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak  yapılmıştır. Davalının göreve ilişkin İstinaf istemi yönünden; Somut davanın, davacı şirket ile davalı site yönetimi arasında akdedilen 01.07.2021 tarihli, 5 yıl süreli, Site Yönetim Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında verildiği iddia olunan hizmet edimi kapsamında düzenlenen fatura alacağından kaynaklandığı, yerel mahkemece de isabetli olarak tespit edildiği ve Dairemizce de iştirak edildiği üzere, davacının tacir sıfatı bulunmakla birlikte; davalı sitenin tacir sıfatı bulunmadığı, davalının olayda ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmediği, tüketici konumunda olduğu ve ayrıca davanın niteliği gereği TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan da sayılamayacağı ve bu haliyle de görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, davalı yanın göreve ilişkin İstinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davalının vekalet ücretine ilişkin İstinaf istemi yönünden ise; 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. Fıkrası; \"Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.” şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir. Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar \"usulden ret\" kararıdır. Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir. Bu itibarla da; mahkemece mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddi kararı nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir (Bknz. benzer bir davada Yargıtay HGK'nun, 23/02/2021 Tarih ve 2017/3-1008 Esas-2021/153 Karar sayılı kararı) Açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken 427,60 TL harçtan yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 157,75‬ TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 21/03/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ffd148b720d6846","SID":"21a7d5a0a2fc866c"}}