{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/212 <br>KARAR NO: 2024/823<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/10/2023<br>NUMARASI: 2020/346 E - 2023/790 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit-Alacak  <br>KARAR TARİHİ: 19/03/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı idare arasında ... nolu sözleşme gereği su aboneliği tesis edildiğini, müvekkili şirketin tüm faturaları ödediğini ve davalıya borcu bulunmadığını, müvekkili şirket hakkında 105.772TL tutarlı 26/09/2019 tarihli ve ... nolu Fark Su Faturası düzenlendiğini,  bilgi talep edildiğinde ise mükerrer yapıldığından bahisle 52.985,00TL tutarında yeni bir fark faturası düzenlendiğini, fark faturanın su kesintisine mahal vermemek adına şirket tarafından ödendiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmeye göre müvekkiline yüklenebilecek kusur ve eylem bulunmadan ek tahakkuk yapılarak borç tesisinin hukuka aykırı olduğundan 52.985,00TL borçlu olmadığının tespitine, müvekkili tarafından ödenen 52.985,00TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ;11/10/2023 tarihli celsede taraflarınca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilince 11/10/2023 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talep edildiği, mahkememizce  11/10/2023 tarihinde kurulan ara karar ile Bilgi İşlem Müdürlüğünden log kayıtları istenilmiş olup, 26/10/2023 tarihinde  gelen cevabi yazıda mahkememizce 11:44 itibari ile e-duruşma görüşmesi başlatıldığı, 11:49 itibariyle sonlandırıldığı, davacı vekilinin e-duruşmaya katılmadığı, e-duruşma sisteminde teknik bir problem olmadığının tespit edildiği ve buna ilişkin log kayıtları gönderilmiş olmakla,  Basit yargılama usulüne tabi davanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle HMK' nın  320/4 maddesi uyarınca  AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,  karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili  istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin  dava dosyasının 11.10.2023 tarih 11.25 saatli duruşmasına; 03.10.2023 tarihinde  Uyap sistemi üzerinden ... iş emri numarası ... evrak numarası ile e duruşma talebinde bulunduğunu, Sistem üzerinden e-duruşma talebinde bulunmakla birlikte duruşma saatinde UYAP Avukat Portal üzerinden duruşmaya katılacağını  bildirmekle birlikte herhangi bir teknik problemin yaşanması halinde mazeretli sayılmalarına  karar verilmesinin  talep edildiğini, duruşma saatinde  ofiste  ekran başında bulunmaktaysa da teknik bağlantı  problemi sebebiyle duruşmaya iştirak edemediğini,kalemi aramalarına rağmen  rağmen ulaşılamamış olup ulaştıklarında ise duruşmanın yapılmış olduğunu,  durumu izah eder şekilde ayrıntılarıyla eski hale getirme dilekçesini  Yerel Mahkeme'ye sunduğunu, mahkemece; 11.10.2023 tarihli ara karar ile; 11/10/2023 tarihli celsede davacı vekilinin e-duruşmaya katılmama sebebinin sistemden kaynaklı teknik bir arıza olup olmadığının, davacı vekiline e-duruşma sistemi üzerinden arama yapılıp yapılmadığının araştırılması bakımından İstanbul Bilgi İşlem Müdürlüğüne yazı yazılmasına yönelik ara karar tesis edildiğini, bu hususta  yazı yazılmış olsa da UYAP üzerinden ilgili LOG kayıtlarına ulaşmanın  mümkün olmayacağını , zira bağlantı problemi nedeniyle uyap sistemine giriş yapamadığını,bu yönden sistemsel bağlantı sorunlarının yaşandığının bilindiğini, mazeret beyanının ayrı şekilde gönderilmesi gerekliliği bulunmadığı,  bu konuda ilgili işlem sonrasında ilgili komisyonlar ve baro ile yapılan şifahi görüşmede yazılı bir uygulama olmasa da  tek dilekçede e duruşma ve mazeret talebinin yeterliliği hususunda görüş alındığı,  nitekim avukatlar için iki ayrı talep gönderilmesinin  uygulamada karışıklığa yol açacağı, ayrıca vekil sıfatıyla beyanlarının  mahkemeye ulaşması esas olduğundan mazeret talebinin yok sayılmasının  bir hak kaybı teşkil edeceği,  mazeretli sayılmalarına  yönelik talep yönünden herhangi bir olumlu veya olumsuz karar vermeksizin doğrundan dosyanın işlemden kaldırılmasına  karar verildiğini, ayrıca mezkur dosyanın bilirkişide olması, bilirkişinin ek süre talebinde bulunması, davalı yanın duruşmaya katılmaması, dosyayı herhangi bir şekilde sürüncemede bırakmak gibi bir gayesinin  de olmadığı gözetilerek, müvekkili adına hak kaybına sebebiyet vermemek için yargılamanın eski hale getirilmesi gerekir iken ,bunun yerine log kayıtları üzerinden bir karar tesis edilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğu, Tashih şerhi ile aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik olarak da; her ne kadar davalı vekilinin tavzih dilekçesi- talebi kabul edilerek tashih şerhi ile aleyhlerine  vekalet ücretine hükmedilmiş ise de işbu durumun  6100 sayılı HMK'nın 304,305 vd hükümlerine uygun olmadığı , tavzih yoluyla önceki hükmü değiştirecek şekilde tarafların sorumluluklarını artıran ya da eksilten yeni hüküm kurulamayacağı bu husus gözetilmeksizin tavzihle sonucun değiştirilmesinin de  usul ve yasaya aykırı olduğu  ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , menfi tesbit ve alacak   talebine ilişkindir. \"Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması\" başlıklı HMK  MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.   HMK 320/4 maddesine göre \"Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. \" hükmünü ihtiva etmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelere, yargılama safahatına göre;davacı vekilinin e-duruşma talebinde bulunduğu, mahkemece talebin kabul edildiği, ancak yapılan e-duruşma çağrısında davacı vekilince cevap verilmediği ,mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece ; 11/10/2023 tarihli celsede taraflarınca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilince 11/10/2023 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talep edildiği, mahkemece  11/10/2023 tarihinde kurulan ara karar ile Bilgi İşlem Müdürlüğünden log kayıtları istenilmiş olup, 26/10/2023 tarihinde  gelen cevabi yazıda mahkemece 11:44 itibari ile e-duruşma görüşmesi başlatıldığı, 11:49 itibariyle sonlandırıldığı, davacı vekilinin e-duruşmaya katılmadığı, e-duruşma sisteminde teknik bir problem olmadığının tespit edildiği ve buna ilişkin log kayıtlarının  gönderilmiş olduğu gerekçesiyle ,açılmamış sayılma kararı verilmiştir. Davacı vekilinin 03/10/2023 tarihli duruşma için sistemden gönderdiği dilekçesinde \" aynı gün pek çok duruşmamız olması nedeniyle Mahkemenizin 11.10.2023 tarihli duruşmasına, e-duruşma talebinde bulunmaktayız. Duruşma saatinde UYAP Avukat Portal üzerinden duruşmaya katılacağımızı bildirmekle birlikte herhangi bir teknik problemin yaşanması halinde mazeretli sayılmamıza karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz\" şeklindeki dilekçe içeriğine göre ,e duruşma talebi ile birlikte aynı zamanda teknik sorun yaşanması ihtimaline binaen bu durumda mazeretli sayılmalarını talep ettiği,yani davayı takip etme iradesi olduğunu beyan ettiği görülmektedir. Mahkemenin belgelendirilmeyen mazereti kabul veya red yönünden takdir hakkı bulunduğu,bu hakkını kullanarak mazeretin reddi halinde  takip edilmeyen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verebileceği kuşkusuzdur. Bu sebeple ,mahkemenin  mazereti kabul edip etmediği yönünde olumlu veya olumsuz  bir karar vermesi zorunludur.Eğer ,davacı vekilinin mazeret talebi  kabul edilmemiş ise ,bu durumda davalı tarafın da hazır olmadığı gözetilerek,davanın takip edilmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılmasına veya HMK 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilebilecektir. Somut olayda ise ;davacı vekilinin  e-duruşmaya katılmamış olduğu, duruşma saati itibarıyla teknik bir sorun bulunmadığı anlaşılmış ise de ,e- duruşma talebi ile birlikte aynı zamanda teknik sorun yaşanması ihtimaline binaen bu durumda mazeretli sayılmalarını talep ettiği,yani davayı takip etme iradesi olduğunu beyan ettiği görülmektedir. Bu sebeple ,mahkemece mazeretin kabul veya reddi yönünde bir değerlendirme ve karar verilmeksizin dosyanın işlemden kaldırılmasına ve 2. kez davanın takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla, davacı istinafının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,bu sebeple  Ek Kararın  da kaldırılmasına   karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, istinafa konu kararın, HMK 353/1-a-5 maddesi uyarınca kaldırılmasına, bu sebeple 02/11/2023 tarihli Ek  Kararının da kaldırılmasıyla, yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0500541b7f38fe0b","SID":"1749249db72a0463"}}