{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/603 <br>KARAR NO: 2024/324<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06.07.2020<br>NUMARASI: 2015/119 Esas, 2020/245 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20.03.2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davacı ...'nın davalı ... Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. İle 10.09.2011 tarihinde Çorlu 300 yataklı Devlet Hastanesi Çevre Düzenleme ve İnşaatı işinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca işin 30.12.2011 tarihinde davalıya teslim ettiğini, davalı ile yapılan taşeronluk sözleşmesinde belirlenen birim fiyat üzerinden davalı şirketçe yapılan hesaba göre işin toplam bedelinin 66.600 TL olduğunu, bu hakkedişten davacıya bir kısım ödeme yapıldıktan sonra kalan 42.850 TL alacağın ödemesinin yapılmadığını, sonrasında protokol imzaladıklarını ve senet verildiğini fakat senetteki imzanını sahte çıktığını protokol hükümlerinin de yerine getirilmediğini, davalı şirketten bakiye kalan 42.850 TL'nin tahsili amacıyla işbu davanın açıldığını ileri sürerek davacının taşeron olarak yaptığı çevre düzenleme işi sözleşme bedelinden bakiye kalan 42.850,00 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmalarda davalı vekili tarafından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu, işin davacı tarafından yapıldığı, ... yetkisiz temsilci olarak davacı ile davalı şirket adına sözleşme yapmış olsa da davalı basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu, bu nedenle sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşmede belirtilen tutarlardan davacının davalıdan bakiye 42.850,00 TL alacağı kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; ...'ın tacir yardımcısı olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, şirketi yetkili temsilcisi olmadığını, şirketin limited şirket olduğunu ve organları vasıtası ile işlem yaptığını, TTK 629/ ye göre  hizmet akdiyle çalışan kimselerin  iç yönergeye göre tescili ve ilanı zorunlu olduğunu,  mahkemenin bu hükmü açıklayıcı nitelikte bulmasının hukuken geçerli olmadığını, tescil ve ilanın olmadan temsilin geçerli olmadığını, yapılan işleme şirketin açık bir muvafakatinin da olmadığını, yapılan sözleşmeye icazet verilmediğini, ...'ın bu yargılamada dinlenmediğini, davacının da basiretli davranma yükümlülüğünde olduğunu, itirazda bulunmamış olmasının inkar anlamında olduğunu, davacının hizmet verdiği kabul edilse bile kapsamı ve bedeli belirlenmesi gerektiğini, keşif yapılması ve vekaletsiz iş görme hükümlerine göre davanın çözülmesi gerektiğini, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen imalatın başka firmaya yaptırıldığı davalının defter ve belgeleri ile ortaya çıkacağını, işi yapan firmaya yapılan ödemelerin irdelenmediğini eksik araştırma yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı alt yüklenici eser sözleşmesi ilişkisine dayanarak bakiye bedel alacağı talebinde bulunmuş, davalı ise; talep dayanağı 10.09.2011 tarihli yazılı sözleşme ile dayanak Protokolü kabul etmeyerek; davacı ile iddia edilen akdi ilişkiyi inkar etmiş ve işin de davacı tarafından yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece işin fiilen yapılmış olduğu kabul edilerek davanın kabulünedair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık akdi ilişki bulunup bulunmadığına yöneliktir. Dava dayanağı sözleşmenin davalının yetkilisi olmadığı anlaşılan dava dışı şirket çalışanı ... tarafından imzalanmış olması nedeniyle davalı şirketi bağlamadığı anlaşılmaktadır.Ayrıca, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1006 esas sayılı dosyasında davalı şirketin yetkili temsilcisi olan  sanık ...'un dava dayanağı tarihsiz \"protokol\" başlıklı belgeyi düzenlemesi nedeniyle sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olduğu görülmüştür. Taraflar arasında geçerli bir yazılı sözleşme bulunmadığına göre; sözleşme bedeli dikkate alındığında taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı diğer kesin delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesi ve delil listesinde açıkça \"yemin\" deliline dayanmadığı görülmekle taraflar arasında usulünce kurulmuş bu eser sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı usulünce ispatlanamamış ise de, işin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yüklenici eser sözleşmesi ilişkisi kurulmaksızın gerçekleştirdiği imalat bedelini vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı yıl mahalli piyasa rayicleriyle talep edebilir. Buna göre, talebe konu alacağın bulunup bulunmadığı ve miktarının belirlenmesi için vekaletsiz iş görme hükümlerine göre inceleme yapılması gerekmektedir. O halde mahkeme yapılması gereken iş tarafların tüm delilleri toplanarak mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak davacı tarafından yapılan imalatın miktarı ve bedeli belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.07.2020 tarih, 2015/119 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e09f046a44ec5c92","SID":"874266bfdf7421e0"}}