{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t           <br>\t\t                                      (İ S T İ N A F    İ S T E M İ N İ N  <br>\t\t\t                   U S U L D E N   R E D D İ -<br>\t            \t\t         İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t                                                    E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t            <br>ESAS NO\t: 2020/546 <br>KARAR NO\t: 2024/531<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...<br>ÜYE \t: ...\t                    ...<br>ÜYE \t: ...\t                    ...<br>KATİP \t: ...                             ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 16.12.2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2018/491 E., 2019/976 K.<br>DAVACI\t\t\t:<br>VEKİLİ\t\t\t:<br>DAVALI\t\t\t: <br><br>\tTaraf vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili,  müvekkili ile davalı kuruma bağlı ... arasında birbirinin devamı mahiyetinde 2 ayrı hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından edimin yerine getirildiğini ve sözleşme süresinin tamamlandığını, sözleşmelerin birim fiyatlı olduğunu, sözleşme sonunda müvekkilinin tüm hak edişlerinin ödendiğini ve teminatının iade ediliğini, müvekkilinin son sözleşmesi sona erdikten sonra, hizmet alım işine ilişkin olarak davalının açtığı ihaleyi ise ....Ltd. Şti.'nin kazandığını ve söz konusu firmanın çalışmaya başladığını, müvekkilli tarafından çalışan tüm işçilerin de yeni ihaleyi alan firmaya geçerek çalışmaya devam etiğini, müvekkilinin 28.03.2017 tarihinde sözleşme kapsamında doğan tüm hak edişlerine karşılık 217.205,40-TL ve 81.800,29-TL'lik faturaları  keserek davalı kuruma gönderdiğini, davalının da fatura karşılığında işçilerin ödenmeyen son ay ücretlerini ödedikten sonra, kalan 170.725,98-TL'yi işçilerin müvekkili yanında geçen toplam çalışma sürelerine karşılık gelen kıdem tazminatlarının ödenmediği gerekçesi ile müvekkili firmaya ödemediğini, müvekkilinin söz konusu hak edişin ödenmesi hususunda davalıya defalarca müracaat etmesine rağmen ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin ödemenin yapılması için daha önce SGK ilişiksiz yazısını da davalıya ilettiğini, akabinde müracaatları üzerine davalının 10.05.2018 tarihli yazısında da; \"Söz konusu Hizmet Alım sözleşmesinin 14.3 maddesi uyarınca personellerden alınacak olan ve sözleşmedeki usul ve esaslarda ibranameler ve eklerinin teslimini müteakip hizmet alımlarına ait hak ediş  ve teminat iadesinin gerçekleşeceğini\" bildirdiğini, davalının ödemeye yanaşmamasına ilişkin gerekçelerinin yerinde olmadığını, müvekkili ile davalı arasında onlarca hizmet alım sözleşmesi olduğunu ve halen devam ettiğini, taraflar arasında devam eden davalardan da anlaşıldığı üzere davalının bundan sonraki sözleşmelerde de kıdem tazminatı ödenmedikçe bakiye hakedişleri ödemeyeceğini belirttiğini, ancak kıdem tazminatlarından müvekkilinin sorumlu olmadığını, ayrıca işyeri devri hükümleri uyarınca da işçilerin feshe bağlı alacaklarına ilişkin bir hakkın doğmadığını, bu nedenle kendisine zorla kıdem tazminatı ödettirilmeye ve ibraname almaya zorlanmasının mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak ödenmeyen hak ediş bedeli olan 10.000,00-TL'nin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyeecek olan avans faizi ile davalından tahsiline karar  verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 06.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile istemini 153.726,98-TL artırarak 163.726,98-TL'nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili, taraflar arasında 2014 yılında bakım, onarım işine ilişkin sözleşme imzalandığını, ilk sözleşme sonrasında imzalanan ... Güvenlik Hariç, Periyodik Bakım, Onarım ve Revizyon İşlerinin 43 kişi ile 3 ay süre ile işletilmesine ilişkin sözleşme gereğince de davacının 09.05.2017 tarihinden 19.11.2017 tarihine kadar müvekkiline hizmet sağladığını, sözleşme sonunda da davalının müvekkiline başvurarak teminatlarının ve son hak edişlerinin tarafına ödenmesini talep ettiğini, müvekkili tarafından 10.05.2018 tarihinde verilen cevabi yazıda, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.4. maddesi gereğince yüklenicinin işin bitiminde çalıştırdığı tüm personelden, usulüne uygun olarak aldığı ibranameyi ve bu ibranamede belirtilen miktarı banka hesabına ödediğini gösteren belgeyi işletmeye tevdi etmesi gerektiği, aksi takdirde son hak edişin ödenmeyeceğinin ve son hak edeşinden kalan miktarın personel giderleri ödendikten sonra 99.776,35-TL; kesinti teminatının ise 71.485,00-TL olduğunun bildirildiğini, davacının 13.4. maddesi gereğince edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"...Taraflar arasında Hizmet alım sözleşmesi ile kurulan asıl işveren ve alt işveren ilişkisi mevcut olup, dava dışı işçilerin sözleşme sonrası aynı asıl işveren tarafından çalıştırılmaya devam ettiği müddetçe farklı alt işverenler yanında yapılmış çalışması aynı işveren yanında geçen süre gibi değerlendirilir. Bu durumda İş akdinin kıdem tazminatı gerektiren bir şekilde sona ermesi halinde tüm alt işvereler yanında geçen süre üzerinden kıdem tazminatı hesap edilerek ödemesi yapılır. Davacı ile iki sözleşme yapılmış olup, davacı ile yapılan 01/04/2017-10.01.2018 tarihleri arasınıdaki sözleşme yapılan hak ediş ve teminat kesintisine istinaden dava açılmıştır. 01/04/2017-10.01.2018 tarihlerini kapsayan sözleşme  süresi bir yıldan fazla sürmemiş olduğundan kural olarak davacının kıdem tazminatı borcu doğmamakla beraber ancak asıl işveren yanında devam eden iş akdinin kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde asıl işveren Yargıtay içtihatları çerçevesinde, sözleşmelerinde kıdem tazminatından alt işverenin sorumluluğu halinde alt işverene  rücu edebilir. Öte yandan, asıl işveren yanında işçinin iş akdi kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona ermesi halinde, asıl işverenin kıdem tazminatından sorumluluğu olmadığı durumda, alt işverenin gerek iş akdinin bir yıldan kısa sürmesi, gerekse de asıl işveren yanında iş akdinin sona erme şekline göre kıdem tazminatından sorumluluğu doğmaz.  Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlıkta, davalı tarafından davacının  sözleşmenin 13.4 maddesi gereğince işçilere kıdem tazminatı ödenmesi isteğinden kaynaklanmakdır. Öncelikle davalının beyan dilekçesinde de belirtilidiği üzere, başka yüklenici yanında işçilerin davacı yanında çalıştığı kabul edilmiş, ayrıca emekli olan yahut farklı nedenle kıdem tazminatı alacağına ilişkin bir nizanın varlığı belirtilmediği gibi gerek teminatın gerekse de son hakedişin bloke hesapta tutulduğu belirtilmiştir. Asıl işverenin kıdem tazminatından sorumluluğu doğmadıkça, dava dışı işçilerin aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi nedeniyle henüz doğmuş bir kıdem tazminatı alacağı varlığından söz edilmez. Kaldı ki son çalışma süresi bir yılın altında olup, ancak davacının asıl işveren ile birlikte dönemi ile sınırlı olmak üzere, kıdem tazminat alacağının doğduğu zaman sorumluluğuna gidilebilir. Öte yandan kıdem tazminatı işçinin son brüt maaşı üzerinden hesap edileceğinden, davalının kendisi açısından kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmadığı bir tarihte, işçilerin bir yıldan az süren sözleşmesine istinaden işçilere kıdem tazminatı ödemeye zorlamak için parayı bloke etmesi, ileride  gerçekleşme ihtimali bulunan son brüt ücret üzerinden kıdem  tazminatından dönemi ile sınırlı sorumlu olabilecek davalının hem kıdem tazminatı ödenmeyerek bolake edilerek paranın elde tutulması, hemde son ücreti üzerinden kıdem tazminatından sorumlu görülecek olması karşısında hakkaniyet ile bağdaşmaz. Davalının 4857 Sayılı Yasa kapsamında 112. maddesi kapsamında söz konusu dönem için işçilere kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü (sözleşme hükümleri çerçevesinde sorumlu alt işveren dahi olsa) olduğu durumda, kendisi tarafıdan kıdem tazminatı ödeme şartları oluşmadığından ödeme yapmaktan imtina ederken, henüz asıl işverenin sorumluluğunun doğmadığı durumda, alt işvereni kıdem tazminatı ödemeye zorlayamaz. Bu itibarla asıl işveren yanında iş akdi devam eden işçiler açısından talep tarihinde davacının henüz kıdem tazminatından sorumluluğu doğmadığından, son hakediş ve teminatlarların ileride doğup doğmayacağı belli olmayan borç için bloke edilmesi yerinde görülmediğinden davanın kabul ile taraflar arasında niza konusu olmayan 163.726,98 TL hak ediş ve teminat toplamanın  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davanın kısmi dava olarak açılmış olması nedeniyle alacağın 10.000,00 TL sinin 06/07/2018 dava tarihinden, 153.726,98 TL sinin ise 11/12/2019 ıslah tarihinden itibaren işleyecek olan 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tDavanın tam kabulüne karar verildiğini, bu nedenle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu;<br>\tKararda (3) nolu bent ile tarafları lehine hükmedilecek vekalet ücreti miktarının boş bırakılmış olmasının ve (4) nolu bent ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yerel mahkeme tarafından sehven yapıldığını, nitekim bu hususun yerel mahkeme tarafından 16.01.2020 tarihinde verilen \"Tashih Şerhi\" ile düzeltildiğini, ancak yerleşik içtihatlar uyarınca yerel mahkemenin hükümde unutmuş olduğu vekalet ücreti hakkında tavzih yolu ile düzeltme yaparak hükme dahil edemeyeceği hususunun sabit olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin maddelerinin kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tİşçilerin şu an dava açmamış olmasının açmayacağı anlamına gelmediğini, şu aşamada dava olup olmamasının herhangi bir önemi olmadığını, sözleşme ile ibraname sunmayı taahhüt eden ve bunu kabul ederek ihaleyi alan firmanın, ibraname sunmayarak teminatlarını ve son hak edişini alarak bu yükümlülüğünden kaçmak istediğini ve işçilerin işçilik alacaklarını tamamen kamuya yüklemeye çalıştığını, sözleşmenin 13.4. maddesi gereği son hakedişin iade edilemeyeceğini, sözleşmenin 12.4. maddesi gereği ise sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediği için nakit teminatın iadesinin de sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, teşekküllerinin açtığı işçilik alacakları ödemelerinin rücu davalarında da görüldüğü üzere, firmaların işçilik alacaklarından tamamen sorumlu olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.\t<br>\t<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>1-Davacı vekili tarafından istinafa getirilen vekalet ücreti hususu ilk derece mahkemesi tarafından  kararın altına şerh verilmek sureti ile 16.01.2020 tarihinde düzeltilmiştir.<br>Şu hale göre, düzeltilen bu hususun istinaf edilmesinde davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığından HMK m 352 uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>2-Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi gereğince son hakediş bedelinden yapılan teminat kesintisinin istirdatı istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin İSTİNAF İSTEMİNİN USULDEN REDDİNE.<br>II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/491 E., 2019/976 K. sayılı dava dosyasında verdiği 16.12.2019 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\tIII-Alınması gereken 11.184,19-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.796,10-TL harcın düşümü ile kalan 8.388,09-TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına; Davacı taraftan peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine.<br>\tIV-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine.<br>\tV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t27.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  28.03.2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan ...                      Üye ...                 Üye ...                 Katip ...<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>      <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8af8d30228871293","SID":"83c3165812b7761d"}}