{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/1814 <br>KARAR NO\t: 2024/252 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/46 Esas 2022/204 Karar<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi  Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 26/05/2015 günü saat:13.10 sıralarında davalı ...'nün işleteni olduğu, davalı ... şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı  otobüsün seyri sırasında kaza yerine geldiğinde,   seyrine göre sağından yaya kaldırımından karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yaya ...'e aracının sol ön kısmı ile çarpması sonucu yayanın taşıt yolu üzerine düşerek yaralandığını; diğer davacıların da, müvekkili ...’in anne ve babası olduğunu, müvekkili ...’in maddi ve manevi, diğer müvekkillerinin ise manevi olarak zarara uğradığını, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkili ... için 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10.00 TL bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine müvekkili ... için 50.000,00 TL, müvekkilleri ... ve ... için 15.000,00 er TL manevi tazminatın ... olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile tahsilini istemiştir. <br>Davalı ... ... Sigorta A.Ş cevabında; davanın reddini istemiştir.  <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayın kastılı bir eylem olmadığını, taksirli bir eylem olduğunu, maddi ve manevi tazminatın, müvekkiline ait araç sürücüsünün sosyal ekonomik durumu gözetilerek takdir edilmesi gerektiğini, taleplerin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın;  trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebi ile maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu; alınan kusur raporunda, kaza tespit tutanağındaki gerekçelerle davalı sürücünün %25 kusurlu, davacı yayanın %75 oranında kusurlu bulunduğu; maluliyet yönünden, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 22.09.2021 tarihli raporda, davacının maluliyetinin bulunmadığı, 3 hafta bakıcı ihtiyacı bulunduğu yönünde rapor verildiği, aktüer bilirkişisinden alınan raporda, davacının 210,26 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, davacının bakıcı giderine yönelik zararlarını davalılardan talep edebileceği,\tmanevi tazminat yönünden, davacının yaşının küçük bulunması, kaza nedeniyle duyduğu elem ve kederin yoğunluğu, anne ve babasının duyduğu endişe ve elemin yoğunluğu göz önünde bulundurularak davacılar lehine manevi tazminata hükmetmek gerektiği;  Sigorta poliçesinde manevi tazminata yönelik hüküm bulunmadığından yalnız ... aleyhine kısmen manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle;<br>\"1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 210,26-TL geçici bakıcı giderinin davalı ... olay tarihinden (26.05.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  alınarak davacıya verilmesine, <br>Manevi Tazminat yönünden ... için 15.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden (26.05.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacıya verilmesine, <br>Manevi Tazminat yönünden ... için 6.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden (26.05.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacıya verilmesine, <br>Manevi Tazminat yönünden ... için 6.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden (26.05.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, müvekkilinin müterafik kusurlu olduğunu da kabul etmediklerini belirterek, talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Her davacının davası açısından müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tek vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu;  müvekkiline ait araç sürücüsüne %25 kusur verilmesinin kabul edilemez olduğunu; kaza yerinin ani manevra yapmasını gerektirecek bir yapıda olmadığını, ceza mahkemesi dosyasında da, davacının aniden yola fırladığını sürücünün ifadesinde beyan ettiğini, sürücünün bütün çabalarına rağmen kazayı önlemeyeceğini, bu nedenle kusur izafe edilemeyeceğini, takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, sürücünün ekonomik durumunun belli olduğunu, zararın sürücüye rücu edileceğini, ayrıca davayı kabul etmemekle birlikte, hüküm altına alınan miktarın sigorta teminat poliçesi limitleri içerisinde kaldığını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık gözetilerek, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalı  ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tAdil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. <br>6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…..<br>(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur.  Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin; ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tüm bunların yanında gerekçeli karardaki hüküm fıkrası ile kısa kararın  birbiri ile çelişkili olmaması gerekir. Hüküm fıkrasında hak ve borçları değiştirecek şekilde yapılacak değişiklikler maddi hata olarak görülemeyeceğinden, davanın farklı değerlendirilmesi neticesinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık yaratılmış ise bu durum çelişki oluşturacağından, mahkemece bu yönde verilen karar denetlenebilir olmayacaktır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>Somut olayda, davacı cismani zarar nedeniyle maddi zararlarını, davalı ... ve ZMMS kapsamında sigorta şirketinden talep etmiştir. İlk derece mahkemesi gerekçeli kararının gerekçe kısımında maddi zararlardan davalıların sorumlu olduğunu belirtilmesine rağmen, gerek kısa kararda gerekse de gerekçeli karar hüküm fıkrasında davalı  ... ... Sigorta Şirketi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durum karşısında HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde karar verilmediğinden karar denetlenebilir değildir. Bu nedenle  Karar usul ve yasaya aykırı olduğundan taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>Yukarıda, açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin  istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı ve denetlenebilir olmaması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek asıl ve birleşen davadaki talepler çerçevesinde olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı ve davalının istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 23/03/2022 tarihli, 2020/46 Esas 2022/204 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>.<br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"192e1d943900490d","SID":"cef8241c0e12d999"}}