{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2021/790 Esas 2024/252  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/790 <br>KARAR NO\t: 2024/252<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 06/10/2020<br>NUMARASI\t\t:2018/774 Esas  2020/481 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/10/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davadışı .... Şti. arasında kredi sözleşmesine istinaden adı geçen firmaya kredi verildiği ve kullandırıldığını, borçlunun sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine  getirmemesi nedeniyle kredi sözleşmesinin feshedilerek  hesabın  kat edildiğini, ihtarnamede verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine  Ankara 12. icra müdürlüğünün, 2017/20351 E. Sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu,   asıl borçlu dava dışı ... Ltd. Şti. ve ipotek verenleri hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20352 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinde  562.100 TL tahsilat sağlandığını iddia ederek  davalının Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20351 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına ve  %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Beşiktaş 26. Noterliğinin, 26.09.2017 tarihli ve 29594 yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmediğini, ayrıca ekinde usüle ve yasaya uygun düzenlenlenmiş olan kat hesabının bulunmadığının, davacı bankanın hesap katlarının düzenlenmesinde hangi faiz oranına göre hesap yaptığını yahut bileşik faiz işletilmesinde hangi sözlerine hükmüne göre hareket ettiğini açıklamamış olduğunu, davalı firmanın davacı banka nezdinde teminat çeklerinin bulunduğunu, ilgili teminat çekleriyle alacağını tahsil edebilecekken kötü niyetli olarak henüz muaccel olmamış borç için yüksek faiz oranları ile takip başlattığını bildirerek  davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin davacı banka ile imzaladığı sözleşmelere istinaden kullanmış olduğu kredilerden doğan borçlarını ödememesi nedeniyle sözleşmelerde müteselsil kefil olan ... aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğü 2017/20351 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, davalı kefil ...'nin faiz oranına itirazı ile ilgili olarak, dosyada kredi kartı ve KMH haricinde 2 adet rotatif kredi ve 1 adet de nakde çevrilen çek kredisi (çek yaprağı yasal ödeme miktarı) ile ilgili borç bakiyelerinin ödenmesinin de talep edildiği ve bu kredilerle ilgili hesap hareketlerine ait tabloların dosyaya sunulduğu, davacı banka vekilinin 21/05/2019 tarihli dilekçesi ile banka sisteminin tahsilatı öncelikle ana paradan mahsup ettiğini ifade ettiği, aynı dilekçe ile ana para alacağını sıfır olarak gösterdiği, sadece hesapladığı faiz alacak rakamlarını istediği, ana para sıfırlandıktan sonra, faiz tahakkukuna devam edilemeyeceği, icra takip tarihi olan 01/11/2017'den sonra yapılan tahsilatın ana paradan mahsup edildiği, davacı bankanın da tahsilatın ana paradan mahsup edildiğini ifade ettiği, davacı banka vekili tarafından, tahsilatın farklı tarihlerde yapılmasına rağmen, daha önceki bir tarihin 15/05/2018 tarihinin hesaplamada dikkate alınması talebini 27/09/2019 tarihli dilekçesi ile beyan ettiği, bu tarihin ihale tarihi olduğunu da söylediği, dosyaya sunulan ve kapsamı itibari ile değerlendirilerek hükme esas alınan bankacı ve finans uzmanı bilirkişi ... tarafından sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde, 15/05/2018 tarihi itibari ile oluşan 7.349,00 TL tahsilat bakiyesinin de yine aynı tarih itibariyle oluşan toplam faiz bakiyesinden de düşülmesi gerektiği, bu durumda davacı bankanın alacağının 164.308,38 - 7.349,00 TL = 156.959,38 TL olduğu, 15/05/2018 tarihi itibariyle oluşan faiz bakiyesinin 31/12/2018 tarihi itibariyle dahi kabul etmek gerektiği, ana para sıfırlandığında faiz hesaplanamayacağı, TBK 152.maddesi hükmüne göre de kural olarak ana para alacağı sona erince artık faiz işlemeyeceği, bu hakkını saklı tuttuğuna ilişkin dosyaya bir belge sunulmamış olduğu, rotatif ve KMH gibi kredilerde temerrüdün ihtarname keşidesine ve tebliğine tabi olduğu, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.'den icra takip tarihi 01/11/2017 itibariyle alacağı toplam 588.510,78 TL olup, davacı bankanın icra takip tarihinden sonra 15/05/2018 tarihi itibariyle belirttiği talebi de dikkate alındığında gerek bu tarih, gerekse dava tarihi 31/12/2018 itibariyle toplam faiz alacağının 156.958,38 TL olduğu, davacı banka vekilinin 21/05/2019 tarihli dilekçesi ile, banka sisteminin öncelikle ana para tahsilatının sağlandığının, takip tarihinden sonra 562.100,00 TL tahsilatının da sağlandığının tespit edildiği bildirildiği, banka tarafından borç hesabının ana paradan mahsup edilmesi suretiyle yapıldıktan sonra TBK 100.maddesine göre hesaplama yapılması talebinin geçerli olamayacağı, kefalet limitinin müsait olması ve temerrüdünün dava dışı asıl borçlu ile aynı olması sebebiyle davalı kefil ...'nin de sorumluluğunun dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin sorumluluğu kadar olduğunun, davalı vekili tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmişse de yasal koşulları oluşmadığı, dava tarihi itibariyle asıl alacak ödenmiş olduğundan, davalının itirazının 156.484,17 TL faiz, 7.824,71 TL BSMV alacağı olmak üzere toplam 164.308,38 TL alacaktan ana para tahsilatı fazlası 7.349,00 TL'nin mahsubu ile toplam 156.959,38 TL alacak üzerinden takibin devamı gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, dava tarihi itibariyle asıl alacak ödenmiş olduğundan, davalının Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20351 esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile, 156.484,17 TL faiz, 7.824,21 TL BSMV alacağı olmak üzere toplam 164.308,38 TL alacaktan, ana para tahsilat fazlası 7.349,00 TL'nin mahsubu ile, toplam 156.959,38 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın %20'si olan 31.391,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas bilirkişi raporuna karşı itirazlarının  dikkate alınmadığını, müvekkili Banka tarafından hesap kesilmesi tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilebileceğinin davalı tarafından kabul edildiğini, dolayısı ile hesap kesim tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplaması gerekirken ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesinin kabul edilemeyeceğini  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.  <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme, davaya konu asıl borç ödenmesine rağmen  mahkemece müvekkili aleyhine faiz alacağına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mükerer takip başlatıldığının dikkate alınmadığını, yerel mahkemece davacının kısmen feragat ettiği dikkate alınmaksızın müvekkili aleyhine  yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatının yerinde olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\tTaraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20351 Esas sayılı dosyası vs deliller dosya arasında mevcuttur.  <br>\tAnkara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20351 sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı Banka tarafından davalı kefil ... ve dava dışı kefil ... hakkında   493.747,23 TL asıl alacak, 36.800,00 TL faizsiz istenen alacak, 70.525,12 TL işlemiş faiz 3.526,28 TL temerrüt faizinin BSMV'si, 1.128,85 TL masraf  olmak üzere toplam 605.727,49 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. <br>\t02/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyaya sunulan genelgelere göre davacı bankanın 18/11/2013 - 29/04/2018 tarih aralığında %26 akdi faiz uygulayabileceği sonucuna varıldığı, davacı bankanın dahili mevzuatında belirtilen faiz oranları ile fiilen uyguladığı faiz oranları arasında fark olduğu, bu itibarla davacı bankanın 01/07/2017 - 06/09/2017 tarih aralığında fiilen uyguladığı akdi faiz oranının tespit edildiği, davacı bankanın rotatif krediler için %26 akdi faiz oranını fiilen uyguladığını, dosyaya sunulan kredi genel sözleşmelerinin \"Temerrüt faizi ve oranı\" kenar başlıklı 12.maddelerinde değerlendirme yapıldığında, bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceği, bu durumda bahis konusu kredilere %39 temerrüt faizinin uygulanabileceği, bu durumda bahis konusu kredilere %39 temerrüt faizinin uygulanabileceği, BCH şeklinde çalışan (Rotatif ve KMH gibi) kredilerde hesap kat veya muacceliyet tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplanmasının mümkün olmadığı, bu gibi kredilerde temerrüdün ihtarname keşidesine ve tebliğine bağlı olduğu, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.'den icra takip tarihi (01/11/2017) itibariyle alacağının toplam 588.510,78 TL olduğu, bir adet çek yaprağı ile ilgili yasal ödeme dekontu sunulmadığından hesaplama yapılamadığı, bu defa ihtarname masrafına ait noter makbuzunun sunulması sebebiyle bu tutarın (1.128,86 TL) hesaplamanın dikkate alındığı, icra takip tarihinden (01/11/2017) sonra yapılan, yukarıda belirtilen tahsilatın ana paradan mahsup edildiği, zira davacı bankanın da bu tahsilatın ana paradan mahsup edildiğini açıkça ifade ettiği, ayrıca davacı banka vekilinin bu suretle ana paranın 0,00 olduğunu da 21/05/2019 tarihli dilekçesi ile açıkça belirttiği, davacı banka vekili, tahsilatın farklı tarihlerde yapılmasına rağmen daha önceki bir tarihin (15/05/2018) hesaplamada dikkate alınması talebini de 27/09/2019 tarihli dilekçesi ile beyan ettiği, bu tarihin ihale tarihi olduğunu söylediği, davacı bankanın icra takip tarihinden sonra (davacının talebi ile 15/05/2018 valörü ile) yapılan tahsilat mahsupları da dikkate alındığında gerek bu tarih gerekse dava tarihi (31/12/20189 itibariyle toplam faiz alacağının 156.959,38 TL olduğu, davacı banka vekilinin 21/05/2019 tarihli dilekçesi ile banka sisteminin tahsilatı öncelikle ana paradan mahsup ettiğini ifade ettiği, hatta aynı dilekçede ana para alacağını sıfır olarak gösterdiği, diğer  bir ifade ile sadece (hesapladığı) faiz alacak rakamlarını talep ettiği, ancak davacı banka tarafından borç hesabının ana paradan mahsup edilmesi suretiyle yapıldıktan sonra (talep rakamının belirlenmesinden çok sonra) TBK 100.madde hükümlerine göre hesaplama yapılmasının istenmesinin bir geçerliliğinin bulunmadığını, kural olarak ana para sıfırlandıktan sonra faiz tahakkukuna devam edilmesinin mümkün bulunmadığı, kefalet limitinin müsait olması ve temerrüdünün ise dava dışı asıl borçlu ile aynı olması sebebiyle davalı kefil ...'nin sorumluluğununda dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğu kadar olduğu bildirilmiştir. <br>\tDosya kapsamından,  davacı banka ile .... Şti. arasında 03.04.2017 tarihli 800.000 TL limitli,  04.10.2013 tarihli 1.000.000 TL limitli  genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalının sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletlerin  TBK'nın 583. maddesinde öngörülen şartları taşıdığı ve geçerli olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavacı banka tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefillere gönderilen ihtarname asıl borçlu şirkete ve davalıya 27/09/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, verilen 1 günlük atıfet süresi sonunda davalı  29/09/2017 tarihinde temerrüde düşmüştür.<br>\tYargılama aşamasında ilk derece mahkemesince alınan 02/03/2020 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve davacı banka vekilinin 21/05/2019 tarihli dilekçesinde bildirdiği üzere banka sisteminde yapılan  tahsilatlar öncelikle ana paradan mahsup edilmiştir. Davacı vekilinin anılan dilekçesinde ana para alacağını sıfır olarak gösterdiği, sadece hesaplanan faiz alacak rakamlarını istediği anlaşılmıştır.<br>\tTBK'nun 131. maddesinde asıl borcun ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde faiz, rehin, kefalet ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ereceği, işlemiş faizin ancak sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş olması ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılması halinde faiz ve ceza koşulunun istenebileceği düzenlenmiştir.<br>\tAnılan hüküm ile takip talebi birlikte değerlendirildiğinde, davacı banka borçludan yaptığı tahsilatları borçluların yararına olacak şekilde ana para borcundan mahsup etmiştir. Yapılan mahsup işlemleri sonunda davacı bankanın dava tarihi itibariyle bakiye herhangi bir asıl alacağı kalmamıştır. <br>\tYapılan tahsilatlar ana para borcundan mahsup edilirken banka kayıtlarında temerrüt faizi, BSMV, masraf kalemlerine ilişkin kalan borç açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davacı tarafından davalı borçlular yararına yapılan ana para mahsup işlemleri sonunda temerrüt faizi, BSMV, masraf kalemleri toplam borç olarak açıkça yazılmakla ve takip talebinde asıl alacak yönünden faiz ve BSMV istendiği gözetildiğinde durum ve koşullardan bankanın faiz, BSMV ve masraf alacağını saklı tuttuğunun kabul edilmesi gerekmiş olup, davalılar vekilinin TBK'nun 131. maddesi uyarınca davacının başka bir alacağının kalmadığına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\tYukarıda yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere davacı banka tarafından yapılan tahsilatlar ana paradan mahsup edilerek ana para sıfırlandıktan sonra, faiz tahakkukuna devam edilemeyecek ise de tahsilat tarihine kadar işleyen temerrüt faizi, BSMV, masraf kalemlerine ilişkin alacak devam edecektir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafından yapılan tahsilatlar ana paradan mahsup edilmek suretiyle davacının davalıdan talep edebileceği bir asıl alacak miktarı kalmadığı belirlendikten sonra tahsilat tarihine kadar işlemiş faiz, BSMV alacağı tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.<br>\tDavacı banka tarafından borç hesabının ana paradan mahsup edilmesi suretiyle yapıldıktan sonra TBK 100.maddesine göre hesaplama yapılması gerektiğine ilişkin iddiası yerinde olmadığı gibi davalı kefilin kefalet limiti ve temerrüdünün dava dışı asıl borçlu ile aynı olması sebebiyle davalı kefilin de sorumluluğu dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin sorumluluğu kadar olacaktır. <br>\tDava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olduğundan mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden davacı yararına İİK'nun 67.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, dava konusu alacağa hesap kat tarihinden itibaren değil temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamına ve denetime elverişli niteliktedir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabul  ve reddedilen miktarları gözetilerek taraflar yararına hükmedilen vekalet ücreti ve hüküm altına alınan  yargılama giderlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavada kısmen redde karar verilen miktar yönünden davacı davalı aleyhine icra takibi başlatmakla haksız ise de kötüniyetli olduğuna ilişkin davalının bir iddiası ve buna dair bir delili bulunmadığından kötüniyet tazminatının yasal koşulları oluşmamıştır. <br>\tDava tarihi itibariyle asıl alacak ödenmiş olduğundan, davalının itirazının 156.484,17 TL faiz, 7.824,71 TL BSMV alacağı olmak üzere toplam 164.308,38 TL alacaktan ana para tahsilatı fazlası 7.349,00 TL'nin mahsubu ile toplam 156.959,38 TL alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön  görülmemiştir.\t<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı harçtan muaf olduğundan ve harç yatırmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t3-Davalıdan alınması gerekli olan 10.721,90  TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Tarafların istinaf aşamasında yaptıkları yargılama giderlerinin gideri  yapan taraf üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 14/02/2024<br><br>   Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...\t                       Zabıt Katibi -...<br>   ...            ...         ...\t...<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"279dea69109366fe","SID":"60efe567910a3c21"}}