{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2021/782 Esas 2024/228  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/782 <br>KARAR NO\t: 2024/228<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:04/03/2021<br>NUMARASI\t\t:2016/586 Esas 2021/150 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Yöneticinin azli, kayyım tayini, tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 14/07/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/02/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki yöneticinin azli, kayyım tayini ve tazminata  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... Şirketi'nin müdürü olduğunu, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ile ... olup ...'nin ölümü ile %60 hissesinin davacı ve diğer varislere intikal ettiğini, şirketin akaryakıt istasyonunu kiraya vermiş olduğunu, şirket müdürünün şirket için herhangi bir hizmet sunmadığını, fiili olarak hiç bir iş yapmadığını, yeni genel kurul kararına göre sunulmayan bir hizmet için maaş adı altında 5.000 USD almakta olduğunu, bu durumun davacıyı zarar sokan bir anlamda örtülü kar dağıtımı olup davacı zararının tazmininin gerektiğini,  davalı müdürden Ankara 44. Noterliğinden keşide edilen ihtarname ile kira gelirinden hissesine düşen pay talep edilmiş ise de davalının yanıt vermediğini, yine şirket karar defterinin incelenmesi için keşide edilen ihtarnameye de bir yanıt vermediğini, davalının 2014 yılı ve 2015 yılı genel kurul toplantısını  aynı günde yaparak kanunun amir hükmünü ihlal ettiğini, çağrı öncesi yıl sonu hesap tabloları ve alınan kararların şirket ortaklarının görüşüne hazır bulundurulması gerekir iken bu emredici hükme uyulmadığını, davalının usulsüz iş ve işlemler yaptığını, görevini yerine getirirken basiretsiz davrandığını, ağır ihmal bulunduğunu, şirketin değil kendi çıkarını düşündüğünü, şirketi ve dolayısıyla davacıyı zarara uğrattığından müdürlükten azline karar verilmesini talep ettiklerini, kendisi ve ortaklardan ...'ye maaş adı altında örtülü kar dağıttığı, kiralama işleminden dolayı gelirin hesabını veremediğini iddia ederek davalının müdürlükten azline, şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirkete idare ve temsil yetkisine haiz kayyum tayinine davacıya ödenmeyen kar payı ve kötü yönetim nedeniyle uğradığı zarar ziyanın tahsili için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalının şirketin kuruluşunda bu yana şirket müdürü seçildiğini, şirketin kuruluşundan bu yana müdür olarak maaş aldığını, müdür maaşının ortakların oy birliğiyle belirlendiğini, genel kurulda alınan kararların iptali yönünde bir dava açılmadan talepte bulunulmasının yasal olmadığını, davacının şirket ortağı olarak talep edilen bilgi ve belgelerin şirket merkezinde istediği zaman hazır edildiğini, aile şirketi içinde davalının tüm ortak kardeşlerin haklarını korur nitelikte tacir hükümleri içinde hareket ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;TTK 630/2 maddesinde limited şirket ortağının haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğinin düzenlendiği, TTK 630/3 maddesinde ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul edildiği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının davalı şirket müdürü tarafından sınırlandırıldığı iddiası kapsamında TTK 614. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi halinde genel kurula başvurulması genel kurul tarafından bu hakkın engellenmesi söz konusu olur ise mahkemeden bu hususta karar verilmesinin istenilmesi gerekmekte olup davacı yanın yasal düzenleme çerçevesinde genel kurula ve ardından mahkemeye başvurduğuna ilişkin bir iddia ve ispat vasıtası sunulmadığı, yapılan bilirkişi incelemesinde ... Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği, şirketin kira gelirinden ibaret 2013-2014 ve 2015 yıllarına ilişkin gelir tutarlarının eksik gösterilmediği, giderlerin ise ağırlıklı olarak müdür maaşı ve dava dışı ortağa ödenen ücretlerden oluştuğu belirlenmiş olmakla yapılan incelemede 25.09.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü ve şirket personelinin maaşlarının aylık net 2.000 USD olarak belirlendiği, bu tarihten sonra 06.04.2016 tarihine kadar genel kurul toplantısının yapılmadığının anlaşıldığı, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin 06.04.2016 tarihli genel kurul toplantısında ise şirket müdürüne net 5.000 USD aylık ücret ödenmesine karar verilmiş olduğu hazirun cetvelinin tetkikinde genel kurul toplantısına davacının katıldığı, toplantı tutanağında  alınan karara ilişkin muhalefet şerhi veyahut olumsuz oyu bulunmadığı dava tarihinden önce yapılmış olan 06.04.2016 tarihli genel kurul kararlarına yönelik iptal davası açıldığına ilişkin bir iddiada ileri sürülmediği  anlaşılmakla maaş tutarlarının fahiş kabul edilebileceği rapor içeriğinde belirtilmiş ise de 25.09.2012 tarihli ve 06.04.2016 tarihli genel kurul toplantılarında oy birliği ile alınan kararlar dahilinde yapılmış olan maaş ödemeleri nedeniyle şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır bir şeklide ihlal ettiği kabul edilemeyeceğinden şirket müdürünün azline ilişkin haklı sebebin varlığının kanıtlanamadığı, şirkete temsil kayyımı tayin edilmesi talep edilmiş ise de şirketin yönetim ve temsile yetkili organı mevcut olmakla organ boşluğunun bulunmadığı, davalı şirket müdürünün haklı nedenle azlini gerektiren koşulların varlığının kanıtlanamadığı, TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, ortaklar ve alacaklıların doğrudan doğruya zararları yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zararı ifade ettiği, dava hakkı her bir ortağı ve alacaklıya kişisel olarak tanındığı, dolayısı ile zarar ile kastedilen ise yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlardan şirketin zarara uğraması neticesinde şirket ortağı ve alacaklılar yönünden uğranılan yansıma zarar olduğu, burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte onun mal varlığından azalma meydana getiren bütün işlemler ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısı ile zarar teşkil ettiği, davacının sermaye payına uygun kar payı ödemesi yapılmadığına ilişkin talebi doğrudan zarar niteliğinde olmakla yapılan bilirkişi incelemesinde 2013-2014 ve 2015 yıllarına ilişkin gelir tablosunda belirtilen tutarlar üzerinden davacının sermaye payına uygun kar yapı ödemesinin yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafından kar payı alacağının tahsili talebi ile açılan diğer bir davada 05.04.2016 tarihli genel kurul toplantısı sonrasında kar dağıtımına karar verilerek kar paylarının ödendiği, eksik ödeme iddiasının genel kurul kararına karşı açılacak dava ile ileri sürülebileceği gerekçeleri ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla davacının bu yöne ilişkin zarar iddiasının kanıtlanamadığı, davacının yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat talebine esas olan bir diğer iddiası davalı şirket müdürüne yapılan fahiş maaş ödemesi nedeniyle örtülü kar dağıtımı yapıldığı hususu olup bu zarar iddiası dolaylı zarar niteliğinde olduğundan TTK 555 maddesi uyarınca şirket ortağı yönünden yansıma zarar niteliğindeki şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilecek olup söz konusu tazminatın da şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirkete ödenmesi talep edilebilecek olan zararın dava dilekçesinde davacıya ödenmesi talep edilmiş olmakla bu yönüyle usulüne uygun bir talep bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 165658 sicil numarasında kayıtlı ... Ltd.Şti'nin müdürü olduğunu, şirket kuruluş aşamasında  şirket ortakları ... ile ... olup, bu kişilerin 20 yıl şirket müdürü olarak görev yapmaları kararlaştırıldığını, 14.07.2016 tarihinde ikame ettikleri davada netice-i talep olarak davalı müdürün müdürlükten azli ve şirketi temsil ve idare yetkisinin kaldırılması gerektiğini, şirkete kayyum tayini ve kötü yönetim nedeniyle uğranılan zarar-ziyanın tahsili talep edildiğini, mahkeme bu üç talebi de reddettiğini, davalı şirket müdürü  tutum ve davranışları ile müvekkili zarara uğrattığını, aleyhine ikame ettiğimiz bu dava TTK. 553/1.maddesine  göre limitet şirket müdürleri, kanundan ve esas  sözleşmede doğan yükümlülüklerini   kusurlarıyla ihlal  etmesi nedeniyle müdürlük görevi sonlandırılması ve şirkete yönetim kayyumu atanması gerektiğini, davalı  müdürlük görevini kötüye kullandığını, mahkeme yerinde inceleme yetkisi verdiği bilirkişi kurulu 3.ek raporunda aynen \"şirket gelirlerin tamamının kira gelirlerinden oluştuğunu, toplam giderin  %90,17'sinin ise  ödenen ücret olduğu belirtildiği ve ücretin fahiş olduğu  hususu önemle belirttiğini, ödenen ücretlerin fahiş olup- olmadığını , fahiş ise  bu durumun yöneticinin  sorumluluğuna dayalı  bir zarar  olduğunu, şirketin  tüm gelirinin  sadece kira alacağının olduğunu, bu kirayı tahsil etme dışında bir faaliyeti bulunmadığını,  ücret olan ortağın ikisinin de şirket yararına herhangi bir faaliyet ve çalışması olmadığını, vergi ve muhasebe işlerini ise yarım gün çalışan bir mali müşavirin yaptığını, şirket ortaklarına maaş  ödenebilmesi için  bir fiil şirket işlerini görmeleri ve bu konuda genel kurul kararı olması gerektiğini, bu ödenen miktarların ise hak ve adalet duygularına uygun olması gerektiğini, çok açık örtülü kazanç dağıtımının söz konusu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı şirket müdürünün haklı nedenle müdürlükten azli, şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi ve yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1601 Esas 2016/567  Karar sayılı kararı, ödeme dekontları vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1601 esas 2016/567 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... Şirketi hakkında kar payı alacağının tahsili talebiyle açılan davanın yargılaması sonucunda 05.04.2016 tarihinde genel kurul toplantısı yapılarak kar payı dağıtılmasına karar verildiği, genel kurul kararı iptal edilmedikçe tarafları bağlayacağından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın 10.12.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\t28/09/2017 havale tarihli kök ve 05/02/2019 tarihli ek bilirkişi raporlarnıda özetle; şirket ticari defterlerinin incelenmesinde davalının 20.04.2016 itibariyle şirkete olan borcunun 2014 ve 2015 yılları kar palı alacağından mahsubu sonucunda davalının şirketten 90.779,94 TL alacağının kaldığı, bu alacağın 30.04.2016'da davalıya havale edildiği, pay sahibi müdürün şirkete borçlanmasının TTK uyarınca yasak olmadığı ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, 2014 ve 2015 yılı kar payı alacağın toplamı 97.829,31 TL'nin 12.05.2016 tarihinde davacıya ... Bankası aracılığı ile ödendiğinin tespit edildiği, şirketin gelir tutarlarının 2013-2014 ve 2015 yıllarında eksik gösterilmemiş olduğu, şirketin giderlerinin incelenmesinde toplam 570.575,95 TL olan giderler içerisinde toplam 514.510,34 TL ücret gider davalıya ve dava dışı ortak ...'ye ödenen ücretler olduğunun görüldüğü, ödenen ücretlerin ortaklar tarafından alınan 25.09.2012 tarihli genel kurul dahilinde ödendiği, 2013-2014 ve 2015 yıllarında ödenen ücretlere ilişkin bir genel kurul kararı bulunmadığı, 25.09.2012 tarihli şirket ortakları ... ile ... vasisi tarafından alınan kararda şirket müdürü ... ve şirket personeli ...'nin maaşlarının 2.000 USD'ye düşürülmesine oy birliği ile karar verildiği, 06.04.2016 tarihli 2014 ve 2015 yıllarına ait olağan genel kurut toplantısının 7. maddesinde şirket müdürlerine net 5.000 USD aylık ücret ödenmesine karar verildiği, 2013-2014 ve 2015 yıllarına ait gelir tablosu dahilinde belirtilen tutarlar üzerinden davacının sermaye payına uygun kar payı ödemesinin yapıldığı ayrıca 2013-2014 ve 2015 yıllarında kayıtlarında görülen gelirlerinde herhangi bir eksiklik bulunmadığı, gelirlerinin tamamı kira gelirinden oluşan şirketin toplam giderlerinin %90,17'sinin ödenen ücretlerden oluştuğu, ücretlerin fahiş olduğunun düşünüldüğü, şirket müdürünün aldığı ücretin genel kurul kararı ile nisaplara uygun alındığının görüldüğü, davacının söz konusu kararların alındığı genel kurulda bu hususa ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığı gibi iptal davası da açmadığının anlaşıldığı, safi ücret yüksekliğinin yöneticinin azli sebebi olarak nitelendirilemeyeceğini, genel kurulun gereken nisaplarla ücret ödenmesi kararına dayanarak kendisine ödeme yapılan müdürün aldığı ücret ödemesi sebebi ile özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle doğrudan zarara ilişkin sorumluluğunun doğmayacağı, kanunda müdürler bakımından kusur sorumluluğunun kabul edildiği bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... Şirketi'nin ortağı olan davacı tarafından davalı şirket müdürünün şirkete ait defter kayıt ve belgelerinin davacı tarafından incelenmesine imkan tanımadığını, davalıya ve ortaklardan ...'ye maaş adı altında örtülü kar dağıttığını iddia ederek davalı şirket müdürünün azli ile şirkete kayyum tayin edilmesi talebinde bulunmuştur. <br>\t6102 sayılı TTK'nun 626/1. maddesi uyarınca, müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. <br>\t6102 sayılı TTK'nun 630. maddesinde ise,\"Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. <br>\tHer ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.\" hükmü düzenlenmiştir.  <br>\tŞirket müdürünün yetkilerinin geri alınması ve sınırlandırılmasında; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kar getirmemesi, şirketin amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şeklinde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilmektedir.<br>\tDavacının bilgi alma ve inceleme hakkının davalı şirket müdürü tarafından sınırlandırıldığı iddiası kapsamında TTK 614. Maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi halinde genel kurula başvurulması genel kurul tarafından bu hakkın engellenmesi söz konusu olur ise mahkemeden bu hususta karar verilmesinin istenilmesi gerekmekte olup davacı yanın yasal düzenleme çerçevesinde genel kurula ve ardından mahkemeye başvurduğu iddia ve ispat edilememiştir. <br>\tÖte yandan, yapılan bilirkişi incelemesinde ... Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği, şirketin kira gelirinden ibaret 2013-2014 ve 2015 yıllarına ilişkin gelir tutarlarının eksik gösterilmediği, giderlerin ise ağırlıklı olarak müdür maaşı ve dava dışı ortağa ödenen ücretlerden oluştuğu belirlenmiş olmakla yapılan incelemede 25.09.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü ve şirket personelinin maaşlarının aylık net 2.000 USD olarak belirlendiği, bu tarihten sonra 06.04.2016 tarihine kadar genel kurul toplantısının yapılmadığının anlaşıldığı, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin 06.04.2016 tarihli genel kurul toplantısında ise şirket müdürüne net 5.000 USD aylık ücret ödenmesine karar verilmiş olduğu hazirun cetvelinin tetkikinde genel kurul toplantısına davacının katıldığı, toplantı tutanağında  alınan karara ilişkin muhalefet şerhi veyahut olumsuz oyu bulunmadığı dava tarihinden önce yapılmış olan 06.04.2016 tarihli genel kurul kararlarına yönelik iptal davası açıldığına ilişkin bir iddiada ileri sürülmediği  anlaşılmakla maaş tutarlarının fahiş kabul edilebileceği rapor içeriğinde belirtilmiş ise de 25.09.2012 tarihli ve 06.04.2016 tarihli genel kurul toplantılarında oy birliği ile alınan kararlar dahilinde yapılmış olan maaş ödemeleri nedeniyle şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır bir şeklide ihlal ettiği kabul edilemeyeceğinden şirket müdürünün azline ilişkin haklı sebebin varlığının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır. <br>\tYine, şirkete temsil kayyımı tayin edilmesi talep edilmiş ise de şirketin yönetim ve temsile yetkili organı mevcut olmakla organ boşluğunun bulunmadığı keza davalı şirket müdürünün haklı nedenle azlini gerektiren koşulların varlığı kanıtlanamadığından davacının şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. <br>\tDavacının yöneticinin sorumluluğuna dayalı zararın tazmini talebine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; <br>\tYargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17/11/2016 tarih 2016/7730 esas 2016/8878 karar sayılı içtihatında; \"...zarar gören şirket alacaklılarının da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı TTK'nın 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.<br>\tUyuşmazlık konusu olayda ....AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden  davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı anonim şirketinin zararına neden olan eylemlerdir. Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacının ise, dolaylı zararı kapsamındadır.<br>\tBu durum karşısında, davacının açtığı davanın mülga 6762 sayılı TTK'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, bu şekilde dava açılamayacağı dikkate alınıp, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...\" denilmiştir. <br>\t6102 sayılı TTK.nun 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553.maddesi gereğince kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler,  bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklar, hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacaklar; bu sorumlu olmama durumunun gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacaktır. <br>\t6102 sayılı TTK'nın 555/(1).maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir. <br>\tBilindiği üzere şirket yöneticilerinin ortaklığa ait mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları öncelikle ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Bir başka deyişle ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Somut olayda davacının iddia ettiği eylemlerden ötürü öncelikle dava dışı  ... Şirketi'nin doğrudan zarara uğraması ve bunun sonucu olarak da şirket ortağı olan davacının da dolaylı olarak zarara uğraması anlamına gelmekte olup,  ortağın dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, dava dışı  şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerek yargılama sırasında sunduğu diğer beyanlarında bu yönde bir talepte bulunulmadığı gibi istinaf dilekçesinde dahi işbu davada hükmedilecek tazminatın dava dışı şirkete değil davacıya verilmesi gerektiği ileri sürülmüş olmakla davanın reddi gerekmektedir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince bu yöndeki davanın reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/09/2017 tarih 2016/2343 Esas 2017/4664 Karar sayılı; 12/03/2018 tarih 2016/8840 Esas 2018/1897 Karar sayılı; 09/07/2018 tarih 2016/13783 Esas 2018/5014 Karar sayılı emsal ilamları).<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3  TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024\t     <br><br><br>  Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...               ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d9fac731e41dd5d","SID":"6c828e46a1162018"}}