{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1871 <br>KARAR NO: 2024/429 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 29/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2018/65 Esas - 2021/400 Karar <br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Tic. A.Ş.'nin ... Bankası Güneşli Girişimci Dinamik Şubesine olan borcunu alacaklı ... Bankası Güneşli Girişimci Dinamik Şubesine ödeyen müvekkilinin Bakırköy ... Noterliği'nin 10/08/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı temliknamesine istinaden, kredi alacağını ve teminatı olan ipoteği temlik aldığını, müvekkilinin artık ipotek alacaklısı bankanın kanuni halefi olduğunu ve banka yerine geçtiğini, ipotek alacaklısı olan müvekkilinin İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile alacağının tahsili için icra takibi başlattığını, borçlunun gönderilen ödeme emrine itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiğini, bu yapılan hatanın müvekkilinin zarara uğramasına ve alacağını geç tahsil etmesine sebebiyet verdiğini, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kanuni halefiyet sebebi ile alacaklı olduğunu, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptalini, %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya bırakılmasını arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin 2017/609 Esas sayılı itirazın kaldırılması davası açıldığını, söz konusu davanın derdest bir dava olduğundan davacının itirazın iptali davası açmasının yasal bir dayanağı bulunmadığını, aynı konuda aynı taraflar arasında açılmış başka bir dava olması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemede açılmış bulunan davanın açılış tarihinin 22/01/2018 olduğunu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere davacı tarafından yapılan işlemlerin her birinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtiğini, bu sebeple davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından usulden reddi gerektiğini, sebze yetiştirmek suretiyle çiftçilik yapan müvekkilinin ... Bankası İkitelli Girişimci Şubesi'nden 2014 yılında %50'si devlet destekli Tarımsal Kredi kullandığını, söz konusu kredinin geri ödemesinin 5 yıla yayıldığını ve yıllık ödeme tarihinin de her yılın 23 Temmuz'u olarak belirlendiğini, müvekkilinin 2015 yılında kredi geri ödemesini sözleşmesine uygun olarak ve gününde 140.000,00 TL olarak yaptığını, 2016 yılında ise kredi ödeme günü gelmeden ve müvekkilinin temerrüdü söz konusu olmadan 08/07/2016 tarihinde haksız ve sebepsiz yere hesabının katedildiğini, bu ihtarnamelerin hiçbirinin müvekkiline yapılmadığını, müvekkilinin bankanın 10/08/2016 tarihinde, müvekkili ile yaptığı sözleşmeyi davacı ... Tic. Ltd. Şti'ne temlik ettiğini öğrendiğini, yapılan sözleşmenin temliğinin geçerli olmadığını ve hukuki bir dayanağının olmadığını, müvekkili ile davacı şirket arasında hiçbir hukuki bağ ve ticari ilişkin bulunmadığını, ... Bankası kredi borcuna karşılık müvekkilinin Sakarya'da tapuya kayıtlı; 4 adet taşınmazına ipotek koydurduğunu, taşınmazların değerinin 1.500.000,00 TL civarında olduğunu, müvekkili tarafından ... Bankası'na yapılan ödemeler sebebiyle ödeme miktarı kadarına isabet eden ipoteğin kaldırılması gerekirken kaldırılmadığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinden talep edildiği şekilde bir borcu bulunmadığından borcu ve faizi kabul etmediklerini, bu nedenlerle aynı konuda ve aynı taraflar arasında derdest bir dava bulunduğundan davanın dava şartları yokluğundan reddini, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın süre yönünden reddini ve haksız ve sebepsiz olarak açılmış olması sebebiyle esastan reddini, dava değerinin %20'si oranında icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını arz ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/04/2021 tarih ve 2018/65 Esas - 2021/400 Karar sayılı kararı ile; \" Mahkememizin 31/01/2019 tarihli celsesi 7 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 28/05/2019 tarihli raporunda özetle;  İddia, savunma, sunulan deliller, sözleşmeler, tarafların ilişkin dönemine dair ticari defter kayıt ve belgeleri ile takip dosyası incelenerek davacının davalıdan takibe konu alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının, tespiti, tespit edilen miktara göre icra inkar tazminatı miktarı yönünden rapor alınmasına karar verildiğini, ancak mahkemece istenen raporun düzenlenebilmesi için Bakırköy .... Noterliği'nin ... ve ... yevmiye nolu ihtarnamelerin tebliğ şerhleri, taksitli kredilerin ödeme planları, kredi ödemelerine ilişkin dekont-hesap ekstresi, müşteri nezdindeki çek yaprakları numaraları ve teslim tutanakları, nakdi krediler Haziran, Temmuz 2016 tarihli ekstrelerinin davacıdan defalarca talep edilmesine rağmen temin edilemediğinden raporun hazırlanamadığını, bu belgelerin dosyaya ibraz halinde raporu sunabilecekleri tespit edilmiştir.<br>Mahkememizin 04/07/2019 tarihli celsesi 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 28/05/2019 tarihli raporunda özetle; Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere davacı .... Tic. Ltd. Şti'nin, davalı şirketten 18/08/2016 takip tarihi itibariyle tahsil tekerrür olmamak kaydı ile; Tarımsal Amaçlı Krediden; 436.256,43 TL + KMH'dan: 20.842,13 TL = toplam 457.098,56 TL talep edebileceğini, Talep Hesaplanan Talep Edilebilecek Tutar 488.951,91 TL 457.098,56 TL 457.098,56 TL Davacı bankanın, asıl alacak tutarlarına (Tarımsal Kredi ve KMH) tahsil edilinceye kadar yukarıda belirtilen oranlardan temerrüt faizini davalıdan talep edilebileceğini, davalının borca itiraz ettiğinden, hesaplanan alacak tutarının;  457.098,56 TL *%20 = 91.419,71 TL miktarında inkar tazminatından da sorumlu olabileceğinin düşünülmekte olduğunu, tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri taleplerinin sayın mahkemenin takdirleri içinde kaldığını sonuç ve kanaatine varılmıştır.Mahkememizin 08/11/2019 tarihli bilirkişi ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 15/01/2020 tarihli ek raporunda özetle;Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere davacı .... Tic. Ltd. Şti'nin, davalı şirketten 18/08/2016 takip tarihi itibariyle tahsil tekerrür olmamak kaydı ile; Tarımsal Amaçlı Krediden; 393.866,57 TL + KMH'dan: 20.842,13 TL = toplam 414.708,70 TL talep edebileceğini, Talep Hesaplanan Talep Edilebilecek Tutar 488.951,91 TL 414.708,70 TL 414.708,70 TL 24.510,00 TL'lik çek taahhüt kredisi ile ilgili taleplerin sayın mahkemenin takdirlerinde olduğunu, davacı bankanın, asıl alacak tutarlarına (Tarımsal Kredi ve KMH) tahsil edilinceye kadar yukarıda belirtilen oranlardan temerrüt faizini davalıdan talep edilebileceğini, davalının borca itiraz ettiğinden, hesaplanan alacak tutarının;  414.708,70 TL *%20 = 82.941,74 TL miktarında inkar tazminatından da sorumlu olabileceğinin olduğunu, tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri taleplerinin sayın mahkemenin takdirleri içinde kaldığını sonuç ve kanaatine varılmıştır.Mahkememizin 12/11/2020 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 02/03/2021 tarihli ek raporunda özetle; Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere davacı ... Tic. Ltd. Şti'nin, davalı şirketten 18/08/2016 takip tarihi itibariyle tahsil tekerrür olmamak kaydı ile; Tarımsal Amaçlı Krediden; 434.998,58 TL + KMH'dan: 20.842,13 TL = toplam 455.840,71 TL talep edebileceğini, Talep Hesaplanan Talep Edilebilecek Tutar 488.951,91 TL 455.840,71 TL 455.840,71 TL 24.510,00 TL'lik çek taahhüt kredisi ile ilgili taleplerin sayın mahkemenin takdirlerinde olduğunu, davacı bankanın, asıl alacak tutarlarına (Tarımsal Kredi ve KMH) tahsil edilinceye kadar yukarıda belirtilen oranlardan temerrüt faizini davalıdan talep edilebileceğini, davalının borca itiraz ettiğinden, hesaplanan alacak tutarının;  414.708,70 TL *%20 = 82.941,74 TL miktarında inkar tazminatından da sorumlu olabileceğinin olduğunu, tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri taleplerinin sayın mahkemenin takdirleri içinde kaldığını sonuç ve kanaatine varılmıştır.Dava, temlik ile alınan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan  icra takibine itirazın iptali davasıdır.GKS'mesi, ihtar, ihtarın tebliğine ilişkin evraklar,  ticari defterler, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya içeriği ile bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğine; Davalı taraf itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davasının derdestlik oluşturduğunu idda etmiştir. Olayımızda alacaklının bu iki yolu kullanabilip kullanamayacağı sorusu karşımıza çıkmaktadır. İcra hukuku takip hukukudur. İcra Tetkik Merciinde itirazın kaldırılması isteği, mahkemedeki bir davada derdest olarak kabul edilemeyeceği gibi kesin hüküm olarak ta nitelendirilemez. İtirazın iptali davası, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılabilir. Bu nedenle, itirazın kaldırılması davası bu süreyi kesmez. Davalı İİK 67. Madde gereğince hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de bu madde gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilecek olup, sürenin başlangıcı itirazın öğrenilmesi olmayıp, tebliği olmakla davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Temerrütü söz konusu olmadan hesabın kat edildiği ileri sürülmüş ise de KMH borçlarının temerrüdü nedeni GKS'nin 24. Madddesinin verdiği yetki ile tüm krediler kat edilmiştir.Kat ihtarlarının davalıya yapılmadığı iddia edilmiş ise de davalı kredi lehdarı asıl borçlu olup davalıya çıkartılan kat ihtarı tebliği bila tebliğ iade edilmiş olup İİK 68/b maddesinin 2. fıkrasındaki \" yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.\" düzenlemesi gereğince  usulüne uygun tebliğ yapılmış sayılmaktadır. Temlike davalının muvafakatının olmadığı iddia edilmiş ise de alacağın temlikinde borçlunun muvafakatına gereklilik bulunmamaktadır.Ödeme miktarına isabet eden ipoteğin kaldırılması gerekirdi itirazı yersiz olup, üst sınır ipoteği açısından da bir geçerliliği bulunmamaktadır.İİK 150/ı maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı beyan edilmiş ise de zaten icra emri değil ödeme emri düzenlenmiştir.Faiz oranlarını kabul etmediklerini faiz oranlarının ipotekte yazılı olduğu ileri sürülmüş ise de üst sınır ipoteği ile teminat altına alınan GKS'de temerrüt faizine ilişkin özel bir düzenleme bulunmaktadır.GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarı 12.07.2016 tarihi itibariyle bila tebliğ iade edilmiş ise de İİK 68/b maddesi gereğince  verilen sürenin sonu olan 14.07.2016 tarihi itibariyle davalı temerrüde düşmüştür.Teknik ayrıntısı yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve  bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesap kat tarihinde, takip tarihinde ve hukuki menfaatin tespiti açısından  dava tarihinde asıl alacak ve temerrüt tarihi ve temerrüt faiz oranına göre fer'ileri hesaplanmıştır.İcra inkar tazminatı yönünden;dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik  vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle, teknik hesaplama ayrıntısı bilirkişi raporunda anlaşıldığı üzere sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazlardan 470.360,60 TL ipotek alacağı (asıl alacak) kalemine itirazın : 421.619,21 TL Tarımsal Kredi Asıl alacak ; 20.218,01 TL Kredili Mevduat Hesabı ; 666,83 TL % 5 BSMV olmak üzere; 18.128,77 TL işlemiş temerrüt faizi kalemine itirazın 13.336,66  TL üzerinden olmaz üzere toplamda 455.840,71 TL üzerinden iptaline İşleyecek faiz oranlarına itirazın ise; Tarımsal Kredi Asıl alacak temerrüt faizi oranına itirazın % 32'sine ve  Kredili Mevduat Hesabı alacağı temerrüt faizi oranına itirazında % 30.24 (TCMB Azami Kredi Kartı Temerrüt Faizi oranınca değişken oranlarda)'ine itirazların iptaline, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Takibin bu şekilde ödeme emrindeki koşullarla devamına 455.840,71 TL alacak kaleminin % 20 oranında olan 91.168,142 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine Davalının kötü niyet tazminatı talebini reddine ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkeme dosyası kapsamında sunmuş oldukları delillerden, hesap kat ihtarını içerir ihtarnamenin davalı tarafın Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan adresine tebliğ edildiği, davalı tarafça yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, tebliği takiben hesap kat ihtarnamesinde belirtilen borç miktarının muaccel hale geldiği hususlarının açık olduğunu, Dosyada mübrez 03/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun 6. sayfasında belirtildiği üzere; \"İİK madde 68/b 2. Fıkrası 'Süresi içerisinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir' hükmü uyarınca ihtarnamede belirtilen borcun kesinleştiği anlaşılmıştır.\" yönünde yapılan tespit gereği bilirkişilerce hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edildiği ve muaccel hale geldiği, davalı tarafça yalnızca muaccel olan borç miktarı ödendikten sonra itiraz edilebileceği hususlarının açık olduğunu, hesap kat ihtarının kesinleştiği ve alacaklarının muaccel hale geldiği hususunun dosyada mübrez ek ve kök raporların tümünde adeta üzerinde uzlaşılmış bir şekilde tespit edilmiş olduğunu, o halde uyuşmazlık ve istinaf nedenlerinin muaccel olan borç miktarının, faiz ve fer'ilerinin tespitinde toplanmakta olduğunu, Bankaca karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesinde yer alan alacak miktarının, 24.510,00 TL'si gayrinakdi risk olmak üzere 466.286,20 TL anapara olarak belirtilmiş olduğunu, karşı tarafça yasal süre içerisinde herhangi bir itiraza maruz kalmayan bu alacak miktarının açık bir şekilde kesinleşmiş olduğunu, Hesap kat ihtarı ile belirtilen alacak miktarının, 24.510,00 TL tutarındaki  gayrinakdi risklerden ari olarak hesaplamaya tabi tutulmasının bilirkişi raporlarında fahiş hata ve eksikliklere yol açtığını, Alacaklı bankanın tebliğ ettiği hesap kat ihtarında söz konusu bedelleri de alacak kalemleri içerisinde göstermiş olduğunu, Müvekkilin de alacağın temliki aşamasındaki ödeme esnasında alacaklı bankaya söz konusu gayrinakdi risk tutarlarını da ödediğini ve bu şekilde temlik aldığını, İhtarname aşamasının akabinde ise müvekkilin, temlik çerçevesinde alacaklı bankaya 12.08.2016 tarihinde 470.360,60 TL ödeme yaparak borçluya karşı alacaklının tüm haklarına kanunen halef olduğunu, müvekkilin alacaklı bankaya ödemiş olduğu miktarın içerisinde gayrinakdi risk olan çek taahhüt bedeli miktarları ve ihtarname tarihi ile temlik tarihi arasındaki yaklaşık 4.000,00 TL'lik faiz farkı da bulunmakta olduğunu, dolayısı ile bilirkişilerin ana para alacak miktarı olarak 470.360,60 TL'yi esas alması gerektiğini, buna karşın farklı ana para miktarları üzerinden yapılan hesaplamaların hatalı bir rapor alınmasına, dolayısı ile hukuka ve usule aykırı hüküm tesis edilmesine neden olduğunu, Dosyada bulunan ek ve kök raporlardaki faiz hesaplamalarında da ciddi eksiklikler ve hatalar bulunmakta olduğunu, özellikle mahkeme tarafından karara esas alınan 02/03/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun 2. sayfasında faiz hesaplama aşamasında özetle;  \"Genel Kredi Sözleşmesi'nin 4. Maddesi 'Bu sözleşmenin 1. Maddesinde limiti belirlenen kredilerde, Kredi Kullandırım Talep Formunda taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça; c) Müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanır. Temerrüt faizi akdi faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir.  Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise temerrüt faizi cari faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir.\" yönünde tespit yapılmasına ve devamla \"Kredinin kat edilerek takip yapıldığı 2016 yılında, Bankaca krediye uygulanan Cari Faiz Oranı %16 olduğundan Temerrüt Faiz Oranı : %16 x 2 = %32 olmaktadır.\" denilmesine karşın devamında yapılan faiz hesaplaması esnasında, kat ihtarı itibariyle %16 olan olan cari faiz oranının kullanılması gerekirken Tarımsal amaçlı Yatırım Kredisi (Sübvansiyonlu) %11 faiz oranının kullanılmasının açıkça hatalı olduğunu, Nitekim devamında Tarımsal amaçlı kullanılan krediye cari faİZ ORANI adı altında, %16'lık faiz oranı gösterilmesi gerekirken %11 faiz oranı gösterilmiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu ve bunun gibi pek çok hesaplama hatası içermekte olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle, karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edilen ve herhangi bir itiraza maruz kalmayarak muaccel olan kat ihtarı açısından takibin talepleri gibi devam etmesi gerekirken davanın kısmen kabulü/ kısmen reddi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerce 2016 yılına ait Cari Faiz oranı ve müvekkilin temlik aşamasında ödemiş olduğu miktar göz önüne alınarak yeniden hesaplama yapılması gerekirken eksik ve hatalı olan raporlar esas alınarak hüküm tesis edilmesinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu beyanla; Açıklanan sebeplerle; - İstinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak dava hakkında tam kabul kararı verilmesini, - İstinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, - Kararın icrasının istinaf incelemesi sonuna kadar tehirini, - Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Usule ilişkin olarak; Davanın 1 yıllık hak düşürücü ürede açılmadığını, İİK md 67 gereğince açılacak itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptıkları 24/10/2016 tarihli itiraz sonrasında ilgili icra dosyasında defalarca işlem yaptığını, davacı tarafından açılan işbu davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, icra dosyası incelendiğinde, davacının yapmış oldukları itirazı ıttıla ettiğinin görüleceğini, bu sebeple işbu davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından usulden reddi gerektiğini, Davanın, İstanbul ... İcra Mahkemesi' nde görülen derdest bir dava mevcut iken açıldığını, Davacı tarafından İstanbul .... İcra Mahkemesi'nde ... Esas sayılı itirazın kaldırılması davası açıldığını, İİK' nın icra dosyasına yapılan itiraz üzerine dosyada alacaklı olarak görünen tarafa seçimlik bir hak tanıdığını, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın isterse ve şartları varsa itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açabileceğini, Davacı tarafın, İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip dosyasına yaptıkları itiraz üzerine 08/08/2017 tarihinde itirazın kaldırılması davası açmak sureti ile seçimlik hakkını kullandığını, söz konusu dava derdest bir dava olduğundan davacının itirazın iptali davası açmasının yasal dayanağı bulunmadığını, dava şartlarından olan HMK mad 114/ı maddesi gereğince aynı konuda taraflar arasında açılmış başka bir dava olması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak; Sebze yetiştirmek suretiyle çiftçilik faaliyetinde bulunan müvekkilinin ... Bankası İkitelli Girişimci Şubesi'nden 2014 yılında % 50' si devlet destekli Tarımsal Kredi kullandığını, bu kredi ile üzerinde seralar olan tarımsal arazi aldığını, yatırımlar yaptığını, söz konusu kredinin geri ödemesinin 5 yıla yayıldığını ve yıllık ödeme tarihinin de her yılın 23 Temmuz'u olarak belirlendiğini ( Ek.1 Geri Ödeme Tablosu ), müvekkilinin 2015 yılında kredi geri ödemesini sözleşmesine uygun olarak ve gününde 145.000 TL olarak yaptığını (Ek.2-3 Dekontlar ), 2016 yılında ise kredi ödeme günü gelmeden ve müvekkilinin temerrüdü söz konusu olmadan ( davacının icra takibi ile öğrendiklerine göre ) 08/07/2016 tarihinde haksız ve sebepsiz yere hesabı kat ettiğini, bu ihtarnamelerin hiçbirinin müvekkiline yapılmadığını, Müvekkilinin 2. yıl kredi geri ödemesini 23 Temmuz 2016 tarihinde ... Bankası' na yapmak istediğinde müvekkilinden kredinin tamamının geri istendiğini, müvekkilinin akabinde de bankanın 10/08/2016 tarihinde, müvekkili ile yaptığı sözleşmeyi davacı ... Tic. Ltd. Şti.' ne devir ve temlik ettiğini öğrendiğini, yapılan sözleşmenin temliğinin geçerli olmadığını ve hukuki bir dayanağı olmadığını, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve bu temlike  muvafakat etmediğini, müvekkilinin davacı şirket ile hiçbir hukuki bağı, ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin bu kadar kısa bir sürede bankadan müvekkilinin kredisini temlik almasının hukuka aykırı olduğunu ve iki hafta içerisinde ... Bankası' nın kredi sözleşmesini temlik etmesi, üstelik de 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmışken hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, kötü niyetli bir tasarruf olduğunu,  ... Bankası ile davacı arasında müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan ve müvekkili aleyhine yapılan sözleşmenin temlikinin geçerli olmadığını, banka ile yapılan sözleşmenin sadece bir borç sözleşmesi olmayıp, müvekkiline de haklar sağlayan bir sözleşme olduğunu, sözleşmelerin devrinde borçlunun da muvafakatinin aranmakta olduğunu, bu sebeple davacıya borçları da bulunmadığını, ... Bankası'nın kredi borcun karşılık müvekkilinin Sakarya' da tapuya kayıtlı; - .../ ... Mah. ... nolu parsel 9.720,00 m2 yüz ölçümlü ve tarla vasıflı gayrimenkulün 1/2 hissesine,  - .../ ... Mah. ... nolu parsel 1.790,00 m2 yüz ölçümlü ve tarla, - .../ ... Mah. ... nolu parsel 1.760,00 m2 yüz ölçümlü ve tarla, - .../ ... Mah. ... nolu parsel 2.040,00 m2 yüz ölçümlü ve tarla vasıflı 4 adet taşınmazına ipotek koydurduğunu, taşınmazların değerinin bankanın 2014 yılında yaptırdığı ekspertiz raporundan da görüleceği üzere o tarihte dahi 1.240,00 TL civarında olduğunu, ... Bankası' nın haksız yere kat ettiği hesaba ilişkin tebligatların Bakırköy ... Noterliği' nin ... yevmiye numarası ile tebliğe çıkarıldığını, geçerli tebligat yapılamadığından aynı ihtarnamenin 28/03/2017 tarihinde ( sözleşmenin davacıya devir ve temlikinden 8 ay sonra ) Tebligat Kanunu 21. Maddeye göre yapıldığını, Tebligat Kanunu 21. madde uygulamasının tüzel kişilere gönderilen tebligatlarda uygulanmayacağını, öncelikle usulsüz tebligat sebebiyle ( Ek 4 ) hesap kat ihtarnamelerinin tebliğinin geçerli olmadığını, usulsüz tebligat sonrası yapılan işlemlerin de hukuki dayanağı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, Dava dosyasında, aynı bilirkişi heyeti tarafından birbiri ile çelişkili 03/10/2019, 15/01/2020 ve 02/03/2021 tarihli üç bilirkişi raporu bulunmakta olduğunu, çelişkilerin giderilmesi için başka bir heyet tarafından yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini, çelişkili bilirkişi raporları esas alınarak hüküm oluşturulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Ayrıca ... Bannkası' nın, mahkeme tarafından müvekkilinin hesaplarına ait kendisinden istenen bilgi, belge, dekont, ödeme vs bilgilerini sağlıklı ve net olarak göndermediğini, müvekkilinin 2015 yılında kredi geri ödemesi ve faizler için KMH hesabına yapmış olduğu 105.000,00 TL ve 40.000,00 TL miktarlı ödemeleri önce bildirmediğini, yok saydığını, sonrasında müvekkilinin dekontları bulup dosyaya sunması üzerine bu ödemelerin varlığını da gösteren hesap ekstrelerini bilirkişi incelemesi sırasında ibraz ettiğini, 03/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun \" II-İNCELEME VE DEĞERLENDİRME \" başlıklı ve A-4 maddesinde \" Fesih Hakkı \" isimli değerlendirmesinde \" ... Tarımsal Kredi Taksitlerinin Vadesi Gelmemiş Olmakla Birlikte KMH' ın muaccel hale gelmesi ile bu kredinin muaccel hale geleceği anlaşılmıştır. \" şeklindeki değerlendirmesi esas alındığında müvekkilinin kullandığı Tarımsal Kredinin vade tarihinin gelmediği, muaccel olmadığı hususunun açıkça tespit edilmiş olduğunu,  devamında genel işlem şartı olarak düzenlenen sözleşme hükümleri esas alınarak KMH ödemelerinin muaccel hale gelmesi ile kredinin de muaccel hale geldiğinin ifade edildiğini, Aynı tarihli bilirkişi raporunda ... \" GKS 15.b maddesi KMH' ın yılda bir kez mutlaka hesap alacak bakiyesi verecek duruma getirilir hükmünde olduğu, ancak hesabın hep borç bakiyede çalıştığı görülmüştür \" hükmüne atıfta bulunarak tarımsal kredi taksitlerinin vadesinin gelmediğini de kabul ederek GKS' nin 24. maddesinin \" ... Kredi hesaplarından birisine Bankaca muacceliyet verilmesi halinde, vadesi gelmemiş olsa dahi, muacceliyete sebebiyet veren temerrüt halinin, Bankanın diğer kredilerini de muaccel hale getireceğinin kabul ve taahhüt ederler \" hükmüne dayanarak Tarımsal Kredi hesabının muaccel olacağını değerlendirdiğini ve bu değerlendirmenin hükme esas alındığını, Ancak bu gerekçenin doğru olmadığını, müvekkilinin ... Bankası' nda ... numaralı aynı hesaba bağlı ... uzantılı hesapları ve tarımsal kredi hesabı bulunmakta olduğunu, Müvekkilinin müşterilerinden aldığı çeklerinin tahsilatı, yatırdığı paralar ve ödemelerin 5002 numaralı hesapta toplanmakta olup, ödemeleri ve kredilerinin bu hesaptan tahsil edilmekte olduğunu, bu hesap ekstrelerinin incelenmesinden de görüleceği üzere müvekkil şirketin, hesap kat tarihi olan 08/07/2016 tarihine kadar düzenli ödemeler yaptığını, hiçbir çekinin karşılıksız çıkmadığını, müşterileri tarafından verilen çeklerini bu hesap üzerinden takasa vermek suretiyle tahsil ettiğini, ürün verdiği müşterilerinin ödemelerinin bu hesaba gönderildiğini, hesabın aktif ve alacak bakiyesi veren şeklinde kullanıldığını ( Ek.5 Banka Ekstresi ), bu sebeple Tarımsal Kredi taksitinin muaccel hale gelmemiş olmasına rağmen 5002 numaralı KMH' nın yılda bir kezden fazla artı bakiyeye geçmemiş olduğu iddiası ile hesabın kat edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hesabının, müvekkili ve banka arasında, bankanın haksız yere hesabı kat ettiği tarihe kadar sorunsuz olarak aktif kaldığını, KMH ekstresi yılda bir defa artı bakiyeye geçmese dahi ( kabul etmek anlamına gelmemek kaydı ile ) müvekkiline kullandırılan kredinin, tarımsal amaçlı bir kredi olup KMH hesabının eksi bakiyede olması veya yılda bir defa artı bakiyeye geçmemiş olması dayanak yapılarak hesabın kat edilmesine ilişkin hükümlerin TBK madde 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulu olduğunu, geçerli olmadığını, <br>Yargıtay 11. HD'nin E.2016/7616- K.2017/6215, T.15/11/2017 kararında GENEL İŞLEM KOŞULARI ile ilgili \" ... 818 sayılı BK' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK' da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 Sayılı TBK' na sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları sebebiyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, BANKACILIK HUKUKUNA vs dair olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu incelendiğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu KULLANAN TARAFÇA, SÖZLEŞMENİN KURULMASINDAN ÖNCE, TEK TARAFLI OLARAK, SADECE O SÖZLEŞME İÇİN DEĞİL, ÇOK SAYIDAKİ BENZER SÖZLEŞMELERDE KULLANMAK AMACIYLA HAZIRLANMIŞ VE KARŞI TARAFIN GETİRİLEN BU HÜKMÜ MÜZAKERE ETMESİNE İMKAN TANIMADAN SÖZLEŞMENİN İMZALANMIŞ OLMASI GEREKLİDİR. ... \" ( kazanci.com) <br>Müvekkili ile ... Bankası arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin banka tarafından tek taraflı olarak ve sadece müvekkili ile yapacağı sözleşme için değil çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanılmak üzere hazırlanmış olan bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin ana unsurunun, kredinin geri ödemesinin 5 yılda ve yılda bir defa olmak üzere yapılacak olması ve kredinin teminatı olarak da müvekkilinin üretim yaptığı ve üzerinde seraların olduğu 10 dönüm tarlanın tapu kayıtlarına (... Bankası tarafından yaptırılan 15/05/2014 tarihli Ekspertiz Raporu' na göre değeri 1.240.000 TL değerindeki tarlalar üzerine) ipotek şerhi işlendiğini, bu ana unsurların haricinde kalan ve müvekkiline müzakere imkanı tanımadan genel işlem koşulları olarak genel kredi sözleşmesine konulmuş olan hükümlerin yazılmamış sayılarak sözleşmenin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkiline tarımsal kredi kullandıran bankanın, kredi taksit ödemeleri haricinde diğer hesaplarının ödemelerinin, kredi kartlarının, faiz oranlarının açıklamalarını vs yapıp müvekkili ile müzakere ederek kredi taksit ödemelerinin yapılmış olmasına rağmen bunlardan herhangi birinde gerçekleşecek eksiklik ve aksaklığın tarımsal kredi hesabına yansıyacağını müvekkiline bilgi olarak vermediğini, tartışmaya açmadığını, TBK' nun 25. maddesine göre genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını, tarımı desteklemesi gereken ... Bankası' nın dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak hakkını açıkça kötüye kullandığını, müvekkilini ölçüsüz bir şekilde zarara uğrattığını, hakkında davacının başlattığı icra takibi sonrasında hesaplarına bankaca bloke konulduğunu ve iş yapamaz hale geldiğini, bankanın üstelik de tarlalar üzerindeki ipotekleri mevcut ve hiçbiri yok iken bunu yaptığını, Genel işlem koşulları sebebiyle yaptıkları itiraz ve açıklamaların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini ve bu konuda gerekçe oluşturulmadığını, gerekçelendirilmeyen itirazları sebebiyle de mahkeme kararını istinaf ettiklerini, Müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davası olduğunu, Gerekçeli kararda \" 470.360 TL ipotek alacağı ( asıl alacak ) kalemine itirazın: 421.619,21 TL Tarımsal Kredi alacak; 20.218,01 TL kredili mevduat hesabı; 666,83 TL %5 BSMV olmak üzere; kararı verildiğini, Kredili mevduat hesabı borcu adı altında 20.218,01 TL ve 666,83 TL BSMV' ye hükmedilmesinin, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasının konusu olmadığını, bu kapsamda bir alacak söz konusu ile ( borcu kabul etmek anlamına gelmemek kaydıyla ) takibin bu alacağa yönelik olarak ilamsız takip olarak yapılması gerektiğini, verilen kararın bu yönü ile hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından takdir edilen temerrüt faiz oranı ve temerrüt başlangıç tarihinin de yerinde olmadığını ve çok yüksek olduğunu, GKS' de müvekkili ile faiz oranı ve başlangıç tarihinin müzakere edilmediğini, KMH hesabının yılda bir defa alacak bakiyesinde olmadığı (alacak bakiyesinde olduğu Ek.5 ekstresinde görülmekte olduğunu) iddiası ile hesap kat edilmiş olduğundan Tarımsal Kredi hesabına temerrüt faizine % 100 ilave yapılmak sureti ile hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından müvekkili aleyhine hükmedilen % 20 icra inkar tazminatının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, banka tarafından hesabın haksız ve dayanaksız kat edilmesi, sözleşmenin 3. Kişi olan davacıya devir ve temlik edilmesinin ve kredinin tamamının tek seferde icra takibine konu edilmesi haksızlığının karşısında, haklı iken haksız uruma düşürülen müvekkili aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve adil olmadığını, 02/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına yönelik bir değerlendirme de yapılmadığını beyanla; - İstinaf itirazlarının kabulü ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin aleyhlerine hükümler içeren 2018/65 Esas sayılı ve 29/04/2021 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, - İstinaf incelemesi sonuna kadar tehiri icra kararı verilmesini, - Davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini, - Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmilini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dışı alacağı temlik eden banka ile davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıya kullandırılan kredilerden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; dava dışı alacağı temlik eden ... Bankası ile davalı arasında 555.000,00 TL limitli 28/05/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşme kapsamında davalıya tarımsal amaçlı yatırım kredisi ve kredili mevduat hesabı kullandırılmıştır. Davalı tarafından tarımsal amaçlı yatırım kredisi ve kredili mevduat hesabına ilişkin taksitlerin vadesinde ödenmemesi üzerine banka tarafından davalının hesabı kat edilmiş ve davalı borçlu ve dava dışı kefillere Bakırköy ... Noterliği'nin 08/07/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarı gönderilmiş ve borcun bir gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Davalı borçlunun genel kredi sözleşmesindeki adresine çıkarılan hesap kat ihtarı bila tebliğ iade edilmiştir. Dava konusu alacak dava dışı banka tarafından iş bu davanın davacısına 10/08/2016 tarihinde temlik edilmiştir. Davacı tarafından alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatılmış, davalı borçlunun takibe itirazı etmesi üzerine takip durmuş ve davacı tarafından iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Madde hükmüne göre bir yıllık hak düşürücü sürenin borçlu tarafından yapılan itirazın alacaklıya/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı, bunun dışında bir yol (öğrenme vs.) öngörülmediği, icra dosyasında itirazın alacaklıya tebliğ edildiğine dair tebligat parçası bulunmadığından iş bu itirazın iptali davası bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. UYAP ortamından dosya incelenmesi için verilen yetkiye istinaden uyap üzerinden yapılan incelemede; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/609 esas ve 2020/262 karar sayılı dosyasında 08/08/2017 tarihinde itirazın kaldırılması davası açıldığı, davacı vekili tarafından 12/03/2020 tarihinde davanın geri alınması ve davalı vekili tarafından geri alınmanın kabul edilmesi üzerine Mahkemece HMK 123/1 maddesi uyarınca 12/03/2020 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, esas hakkında bir hüküm tesisine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. İş bu itirazın iptali davası 22/01/2018 tarihinde açılmış ve yargılama sonucunda 29/04/2021 tarihinde karara bağlanmıştır. Davanın açılmamış sayılması kararı ile dava açılması ile meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar. Mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı henüz kesinleşmemiş olsa bile derdestlik durumu son bulur. Davanın açılmamış sayılması kararı temyizi kabil bir karar ise de, derdestlik yönünden kararın kesinleşmesini aramaya gerek yoktur. Davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların doğumu ile dava kendiliğinden ortadan kalkar ve derdest olmaktan çıkar. Bunun yanında Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  04.11.2014 tarih, 2014/9435 esas ve 2014/11846 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere icra hukuk mahkemesinin incelediği talepler bir dava olmadığı gibi, icra hukuk mahkemesinin bu talepler hakkında verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. İcra hukuk mahkemesinin esasa ilişkin olmayıp, sadece takip hukuku bakımından yaptığı inceleme sırasında davacı alacaklının takip isteğinden vazgeçerek genel mahkemeye başvurmasını engelleyecek bir yasa hükmü olmadığından, davacı alacaklı iki hakkı bir arada kullanabilir. Ancak icra hukuk mahkemesinin kesinleşen kararı ile mahkemeden talep ettiği hakkı alan davacı kararı infaz ettirmeyerek yeniden dava açmasında ya da açılmış davayı yürütmesinde hukuki yararı olmadığından davanın reddi gerekse de, dava konusu olayda böyle bir durum söz konusu olmayıp, İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/609 esas ve 2020/262 karar sayılı dosyasında açılan dava geri alındığından ve geri almaya davalı vekili tarafından rıza gösterildiğinden HMK'nın 123/1 maddesi uyarınca dava açılmamış sayılmıştır ve iş bu dava yönünden derdestlik söz konusu değildir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Temlik eden banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 08/07/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarı borçlu ve kefillere gönderilmiş ve borcun bir gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Borçlu adına çıkarılan kat ihtarı borçlunun sözleşmede belirtilen adresine gönderilmiş ve bila tebliğ iade edilmiştir. Bu durumda, borçlu şirketin İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğü kabul edilmelidir. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da bu tarih dikkate alınarak hesaplama yapılmış olup, davalı vekilinin aksi yöndeki ve gerçek ve tüzel kişiler açısından bir ayrıma tabi olmaksızın uygulanması gereken Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması usul ve yasaya uygun olup, bu madde hükmüne göre tebligat yapılamayacağına ilişkin istinaf sebebi ve temerrüt tarihine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından kredi taksitlerinin vadesinde ödendiği, kredi hesabının haksız kat edildiği ileri sürülmüştür. Ancak banka tarafından davalıya kullandırılan 5 yıl vadeli, yıllık % 11 faizli ve % 1 komisyonlu tarımsal amaçlı yatırım kredisinin 23/07/2015 vade tarihli taksitinin 17/08/2015 tarihinde gecikme faizi ile birlikte ödendiği, kredili mevduat hesabından en son 01/05/2016 tarihinde ödenmesi gereken asgari tutarın 23/05/2016 tarihinde, sonraki tarihlerde de kısmi ödeme yapıldığı, 01/07/2016 tarihi itibariyle borç bakiyesi verdiği, ödemelerde aksama olduğu, banka tarafından tarımsal amaçlı yatırım kredisinin ikinci taksit vadesi gelmeden hesabın 08/07/2016 tarihinde kat edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 24. maddesi \"Kredi geri ödemeleri için bir vade tarihi veyh ödeme planının belirlendiği durumlarda, vade/ödemetarihinde Banka alacakları muaccel hale gelir. ...Kredi hesaplarından birisine Bankaca muacceliyet verilmesi halinde, vadesi gelmemiş olsa dahi, muacceliyete sebebiyet veren temerrüt halinin, Bankanın diğer kredilerini de muaccel hale getireceğini kabul ve taahhüt ederler.\" hükmü uyannca tarımsal kredi taksitlerinin vadesi gelmemiş olmakla birlikte KMH.nın muaccel hâle gelmesiyle bu kredinin de muaccel hale geldiği ve bankaca hesabın davalının da kabul ettiği sözleşme maddesine uygun olarak kat edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından genel kredi sözleşmesinin genel işlem şartı niteliğinde olduğu, bu sebeple geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanan genel kredi sözleşmesi bakımından dosyaya getirtilen belgeler incelendiğinde; davalı asıl borçlu ve kefiller tarafından müşteri bilgilendirme formunun sözleşme imzalanması öncesi alınıp imzalanmış olduğu, davacı banka tarafından sözleşme içeriğinde bulunan hükümler hakkında davalı borçlu ve dava dışı kefillerin bilgilendirildiği ve  sözleşmenin teslim alınarak incelendiğinin ve anlaşılmayan hususlarda bilgilendirildiklerinin kabul edildiği ve imzalarının alındığı, davalı asıl borçlu şirket tacir olduğundan, kredi kullanmadan önce çeşitli bankalar ile kredi şartlarında görüşme yapma ve kendisine en uygun şartlarda kredi imkanını sunan banka ile kredi sözleşmesi yapma konusunda seçim hakkına sahip olduğu, dolayısıyla kredi sözleşmesini serbest iradesi ile ve sözleşmede öngörülen şartları inceleyerek kabul ettiği, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan davalının kullandığı kredinin hükümlerini bilmediğini iddia etmesinin mümkün olmadığı, Bankanın yaptığı işlemin sözleşmeye, usul ve yasaya aykırılık oluşturmadığı ve genel işlem şartının söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 183/1 maddesi uyarınca Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. TBK'nın 184/1 maddesine göre alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Davacı temlik alan ve dava dışı temlik eden banka arasında alacağın temliki sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olup geçerlidir ve davalı vekilinin savunmasının aksine alacağın temlik sözleşmesi borçlunun rızasına bağlı değildir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Temlik eden banka ve davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 4. maddesi \"Bu sözleşmenin 1.maddesinde limiti belirlenen kredilerde, Kredi Kullandırım Talep Formunda taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, müşterinin temerrüte düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanır. Temerrüt faizi, akdi faiz oranına azami % 100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir. Ancak cari faiz oranı, akdi faiz oranından daha yüksek ise, temerrüt faizi, cari faiz oranına azami % 100 oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir.\" hükmünü içerdiği, kredinin kat edilerek takip yapıldığı 2016 yılında, Bankaca kredilere uygulanan Cari Faiz Oranı yıllık % 16 olduğundan temerrüt faiz oranı % 32 olarak tespit edilmiş ve bilirkişiler tarafından hesaplama bu orana göre yapılmıştır. Uygulanan faiz oranı taraflar arasındaki sözleşme hükmüne uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Temlik eden banka ve davalı arasında akdedilen ipotek sözleşmesinde dava konusu edilen tüm alacakların ipotek ile teminat altında alındığından ve bu alacaklar da kat edilerek takip başlatıldığından  kredili mevduat hesabı borcu ve BSMV'nin icra takibinin konusu olmadığına dair davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu alacak genel kredi sözleşmesi, ödeme planı, kat ihtarı ile likit olduğundan icra inkar tazminatı koşulları oluşmuş ve bu hususta değerlendirme yapma yetki ve görevi bilirkişiye değil Mahkemeye ait olduğundan, Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Mahkemece bilirkişi kök raporuna taraflarca itiraz edilmesi üzerine ek rapor alınmış, birinci ek raporda davalının ödeme yaptığını savunması üzerine ödeme savunmasına göre birinci ek rapor düzenlenmiş, ancak davalının yaptığı ödemelerin banka tarafından zaten mahsup edilmiş olması sebebiyle ikinci ek rapor alınmış, birinci ek raporda kat ihtar tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki akdi faiz hesaplanmayıp, ikinci ek raporda hesaplanmıştır. Bilirkişi raporları arasındaki farklılık bunlardan kaynaklandığından ve Mahkemece itirazlar, kat ihtarı ve banka kayıtları dikkate alınarak düzenlenen hüküm kurmaya ve denetime elverişli ikinci rapora göre hüküm kurulduğundan başka bir heyetten rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. 2004 Sayılı İİK'nın 68/b-2 maddesi; \"Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.\" hükmünü içermektedir. Maddede belirtilen borçlunun hesap özetine bir ay içinde itiraz etmemesi halinde hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşecektir. Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar İİK'nın 68/1. maddesinde belirtilen belgelerden sayılırlar.Borçlu, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemede açacağı bir dava ile ileri sürülebilecektir. Borçlunun hesap özetine itiraz etmemesi halinde ancak hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşir. İtirazın iptali davasında ise davacı alacaklı alacağını ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür. Bu sebeple davacı vekilinin kat ihtarında belirtilen alacağın kesinleştiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından nakdi ve gayri nakdi kredi alacağı ayrımı yapılmaksızın ipotek alacağı adı altında icra takip talebinde ve ödeme emrinde gösterilmiştir. Ancak gayri nakdi alacağın tahsili değil ancak depo edilmesi talep edilebilecektir. Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere davalıda olup bankaya iade edilmeyen çekler yönünden çek taahhüt riski banka ve davalının sorumluluğunda olup, nitekim takipten sonra karşılıksız çıkan çek bedellerinin bankanın sorumluluk tutarı davalı hesabından ödenmiştir. Davacı tarafından gayri nakdi alacağın tahsili talep edilmeyeceğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Mahkemece en son alınan bilirkişi 2. ek raporuna göre hüküm kurulmuş olup, söz konusu ikinci ek rapora karşı davacı vekili beyan ve itirazında; çek taahhüt bedelinin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, kat ihtarına itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleştiğini, ikinci ek raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunu, çek taahhüt bedelleri yönünden itirazlarının Mahkemece değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda itiraz edilmeyen hususlarda ikinci ek rapor davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmuştur. Bunun yanında ek raporda akdi cari faiz oranı % 11 olarak gösterilmiş, sözleşmeye göre temerrüt faiz oranı hesaplanırken cari faiz oranı % 16 olarak alınmıştır. Mahkemece ikinci ek rapor hükme esas alınmak suretiyle hükmedilen miktarlara davacı tarafından itiraz edilmediğinden ve davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.   Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60TL maktu istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 31.138,48 TL nispi istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 7.785,00 TL harcın  mahsubu ile bakiye 23.353,48‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,  7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının istinafı yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak, davalının istinafı yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 07/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e300d52bcc343941","SID":"dca2cdb34f08de0c"}}