{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/1955 - 2024/256<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1955 <br>KARAR NO\t: 2024/256<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/678 Esas 2022/596 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18/02/2019 tarihli trafik kazasında müvekkili ...'nun sakat kaldığını, kazaya kusuru ile sebebiyet veren aracın  davalı tarafından İMMS ile sigortalı olduğunu; maluliyet tazminatının ödenmesine ilişkin başvurusunun haksız olarak reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... lehine şimdilik 250,00-TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL daimi iş göremezlik, 500,00 TL bakıcı gideri tazminatı ile 100.000,00 TL manevi tazminatın, anne ve babası olan davacılar ... ve ... lehine 25.000,00'er TL manevi tazminatın, kardeşleri olan davacılar ...  ve ... lehine 15.000,00'er TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>Davacılar vekili, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen rapor doğrultusunda davacı - müvekkilin yaralanmasından doğan tazminat miktarını 360.000,00-TL olarak belirleyerek davalıdan tahsilini istemiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk aşamasında 309.110,00 TL ödeme yapılması konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, bu nedenle eldeki maddi tazminat davasının  dinlenemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, derdestlik itirazında bulunduklarını, ceza yargılamasında uzlaşma bulunması halinde davanın dinlenemeyeceğini, husumet itirazında bulunduklarını, kaza ile zarar arasında illiyet bağının tespitinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, bakıcı gideri tazminatı için yardımcı kişi tutulup tutulmadığının araştırılması gerektiğini, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, zararın hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, müvekkil şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeni ile tazminattan indirim yapılmasının gerekeceğini, birden fazla zarar gören varsa teminatın paylaştırılması gerektiğini, teminat dışındaki hususların varlığının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle kusurlu yanın kasko sigortacısı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı nezdinde düzenlenen kasko ve ZMMS sigorta poliçesi, hasar dosyası, davacının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmasına ilişkin kolluk tutanağı, davacının kaza nedeniyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin tüm evrak, davacıya kaza nedeni ile ödeme yapılmasına ilişkin SGK yazı cevabının, Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/369 esas sayılı dosyasının UYAP sisteminden dosya arasına alındığı, söz konusu davanın aynı kazaya ilişkin olarak davalıları işleten ve sürücü aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyanın birleştirme talebi ile açılması üzerine birleştirme kararı verildiği, ancak eldeki dosyada sigortanın taraf olması nedeni ile tefrik ile 2020/519 esas sayısı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın yeniden mahkeme esasına kaydedildiği; dosyada alınan kusur raporunun oluşa uygun olduğu ve maluliyet raporunun yaralanmanın niteliği de dikkate alınarak hüküm kurmaya elverişli olması nedeni ile eldeki dosyada yeniden rapor alınmasına yer olmadığına karar verilerek hükme esas alındığı; davacı tarafça sunulan ve Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 02/03/2020 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %100 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, sürekli surette işgöremez kaldığı, devamlı surette başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği; raporun kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik uyarınca düzenlendiği de gözetilerek (Yargıtay 4. HD 2021/4651 esas 2021/8345 karar) oluşa uygun görülerek karar vermeye yeterli bulunmakla mahkemece itibar edildiği; kusur oranının tespiti yönünden alınan Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 05/01/2021 tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirilmiş, davalının sigortalısının %10 kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği; raporun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkemece itibar edildiği; sigortalı araç sürücüsünün %10, davacı ...'nun %90 kusurlu olduğunun değerlendirildiği; aktüer bilirkişisi 03/01/2022 tarihli raporunda, davacının maddi zararını hesaplayarak 318.547,29 TL sürekli iş göremezlik, 376.427,25 TL bakıcı gideri tazminatı olup, bu tutarı talep edebileceği, 18 yaşından küçük olması nedeni ile  geçici  iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğinin bildirildiği, ödeme yönünden değerlendirme yapmak üzere bilirkişiden alınan 21/02/2021 tarihli ek raporda, sürekli işgöremezlik ödemesinin yeterli olduğu,  376.427,25 TL bakıcı gideri tazminatı talep edilebileceği, poliçe limitinin tedavi giderine ilişkin olarak 360.000,00 TL olduğunun bildirildiği, dosyadaki verilere uygun olmakla rapora itibar edildiği; her ne kadar taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerinde maddi tazminat yönünden anlaşma sağlanmış ise de, arabuluculuk tutanağının incelenmesinde ZMMS poliçesi kapsamında maddi tazminat yönünden anlaşma sağlandığı, poliçe limitinin üstünde kalan meblağlar için davacı yanın haklarını saklı tuttuğu, eldeki  davada ise kasko sigortası kapsamında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğunun anlaşıldığı, bu hali ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca dava yasağı bulunduğundan söz edilemeyeceği, yalnız, aktüer bilirkişi tarafından davacının sürekli maluliyet alacağına ilişkin yapılan değerlendirmede, yapılan ödeme ile ZMMS poliçe limitinin üzerinde tazminat hakkı bulunmadığından sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden talebin reddi gerektiğinin değerlendirildiği, manevi tazminata ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise, TBK'nın 56. maddesi gözetildiğinde davaya konu kazanın davacı ... ve ailesinin manevi acı ve ızdırap duymasına neden olduğu, bu hali ile davacıların manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek ve var olan durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktarının her olayın şartlarına göre değerlendirilmesinin gerekeceği; olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, ekonomik ve sosyal olgular ile olaydaki kusur durumu, davacının maluliyet oranı ve yaşı ile ömür boyu yatağa bağlı kalacak olması dikkate alındığında davacıların manevi tazminat davasının poliçe limiti de gözetilerek kabulüne karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle; \"1-Maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile, davacı ... lehine 360.000,00 TL bakıcı giderinin 19/03/2019 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... lehine 100.000,00 TL, davacı ... lehine 25.000,00 TL, davacı ... lehine 25.000,00 TL, davacı ... lehine 15.000,00 TL, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın 19/03/2019 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Hükmedilen maddi ve manevi tazminatların Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/369 esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturmaksızın tahsiline,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, arabuluculuk sürecinde varılan anlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının arabuluculuk sürecinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını; kararın 6325 Sayılı Yasanın 18. maddesine aykırı olduğunu; davayı kabul etmemekle birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından bakıcı giderine ilişkin talebin çift teminat klozundan faydalanarak karşılanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Genel Şartlara göre bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, tedavi giderinden karşılamayacağını, bu nedenle de bu yönde verilen kararın hatalı olduğunu, manevi tazminat açısından, sigortalının %10 kusurlu olmasına göre manevi tazminatın fahiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının %90 oranında kusurlu olduğunu, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini; sürücü ve işleten hakkında açılan dava olması nedeniyle söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/70 E. (Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/369 E) dosyasındaki taleplerin aynı zararlara ilişkin olduğunu, bekletici mesele yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, sigortalı aracın ticari araç olmadığını, bunun yanı sıra faizin de dava tarihinden itibaren talep edebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle, İMMS kapsamında maddi ve manevi tazminat istemidir.  Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. <br>6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…..<br>(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur.  Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin; ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tüm bunların yanında gerekçeli karardaki hüküm fıkrası ile kısa kararın  birbiri ile çelişkili olmaması gerekir. Hüküm fıkrasında hak ve borçları değiştirecek şekilde yapılacak değişiklikler maddi hata olarak görülemeyeceğinden, davanın farklı değerlendirilmesi neticesinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık yaratılmış ise bu durum çelişki oluşturacağından, mahkemece bu yönde verilen karar denetlenebilir olmayacaktır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, davacılardan ..., 18/02/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanmış, kazaya neden olduğunu iddia ettiği aracın, ZMMS ve İMMS sigortacısı olan davalı ile, ZMMS kapsamında sorumluluğuna ilişkin olarak arabuluculuk yolu ile anlaştığını belirterek, İMMS kapsamında sorumluluğuna istinaden eldeki davayı açtığını belirterek maddi ve manevi tazminat istemiştir.  <br>İlk derece mahkemesi tarafından da, davacının İMMS kapsamında oluşan zararlarını talep edebileceği karar gerekçesinde belirtilmiş iken, hükme esas alınan 21/02/2022 tarihli aktüer  bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının bakıcı giderinin 376.427,25 TL olduğu hesaplanarak, davacının ZMMS kapsamında tedavi gideri klozundan talep edebileceği miktarın 360.000,00 TL olduğu hesaplanmış, mahkemece de bu hesaplamanın uygun olduğu kabul edilerek 360.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmiştir.  360.000,00 TL'lik kısımın  ZMMS kapsamında kalıp kalmadığı, ZMMS kapsamında kalması halinde bu kısmın İMMS kapsamında talep edilip edilmeyeceği, davanın İMMS kapsamında olduğu kabul edilmişken davalının 360.000,00-TL ile neden sorumlu tutulduğu kararda gerekçelendirilmemiştir. Bu haliyle ilk derece mahkemesi kararı denetime elverişli olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>Kabule göre; davacı İMMS kapsamında işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, işletenin sorumlu olduğu miktardan daha fazlasından sorumluluğuna karar verilmeyeceğinden, davacılar tarafından Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesine, sürücü ve işleten hakkında da dava açıldığı anlaşıldığından TBK'nın 166. maddesi gereğince, davalı ancak işletenin sorumlu olduğu zarar miktarı ile ZMMS limitinin üzerindeki zarar ile sorumlu olacağından, Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası bekletici mesele yapılarak, söz konusu dosyada dava kısmi dava dahi olsa zararın tamamına yönelik bir belirleme var ise, buradaki zarar miktarını aşmamak üzere belirlenecek gerçek zarara göre (davalının ZMMS limiti üzerindeki zarardan sorumlu olacağı da gözetilerek) davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olması da isabetli görülmemiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin, kararın kamu düzenine aykırı olması nedeniyle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, davanın esası hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.    <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05/07/2022 tarihli 2020/678 Esas - 2022/596 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davalı tarafından yarıtılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"837e216c0b2e2386","SID":"20d7f40a4a663f05"}}