{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1823 Esas <br>KARAR NO: 2024/447 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/646 Esas - 2020/489 Karar<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile asıl borçlu ...Tic.Ltd Şti arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşmede ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, imzalanan işbu sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, borçlunun borcunu ödememesi nedeniyle asıl borçlu ve kefiline hitaben Beyoğlu ... Noterliğinden 26.11.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin keşide edildiğini, sözleşmenin feshedilerek kredinin ödenmesinin istendiğini, bu ihtarnameye rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, davalının Mersin ...Noterliğinden keşide ettiği 05.12.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarname ile itiraz ettiğini, alacağın tahsilini teminen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından haciz yolu ile icra takibi yapılmış olduğunu, davalının icra takibine ve temerrüd faizine itiraz ettiğinden dolayı takibin durduğunu beyanla davalının  yaptığı itirazın iptaline ve %20 dan aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle davacı tarafın dilekçesinde usulen yazılması zorunlu olan hukuki nedenlerin dayanağını teşkil eden kanunun maddeleriyle birlikte yazılması gerekmesine rağmen davacı tarafın bu usule uymadığını, icra takip dosyasında vaki itiraz dayanaktan yoksun olmayıp mesmu bir itiraz olduğunu, zira takip dayanağı olan 2009 yılına ait kredi sözleşmesinin, araç alımına ilişkin şirket için çekilmiş bir kredi olup araç kredisine ilişkin borcun ödendiğini, icra takibi başladığında kolay ulaşılabilir ve bulunabilir birisi olduğundan 2009 yılında kullandırılan araç kredisi için imzaladığı kredi sözleşmesi kullanılarak 2012 yılında çekilen krediye ilişkin sorumluluk yüklenilmeye çalışıldığını, her ne kadar dava dilekçesinde söz konusu kredi sözleşmesinde imzasının olduğu belirtilmiş olsa bile, çekilen bu kredinin şahsi hiçbir harcamasına kullanılmadığını,   ayrıca söz konusu ticari kredi sözleşmesi 2012 yılında akdedilmiş olup, ticari krediyi kullanmış olan şirketteki hissesini 30.12.2011 tarihinde mali ve hukuki yükümlülükleriyle birlikte ... devrettiğini, davaya konu edilen ticari kredi sözleşmesinden ötürü  kendisine  husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca müşterek borçlu sıfatının yahut müteselsil kefil sıfatının oluşması için Borçlar Kanunu'nun 583/1 madde fıkrasına göre kendi el yazısıyla yazılmış  olması lazım iken, bu sıfatların kendi el yazısı ile  yazılmadığını, bu nedenle öncelikle asıl borçluyu takip etmesi gereken davacının doğrudan davayı kendisine yönelttiğini, bu işlemin  usul yasaya aykırılık teşkil ettiğini,  kaldı ki  borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkemece borçlu olduğu kanaatine varılsa bile, hisse değeri olan 5.000,00 TL'den fazla borca hükmedilmesinin limited şirketin özelliği olan malvarlığı ile sınırlı sorumluluk prensibine aykırı olacağını, yine borcu kabul etmemekle birlikte yapılan icra takibinde ve dava dilekçesinde, faiz oranının yıllık %30,24 olarak belirtildiğini ve talep edildiğini, bu faiz oranı çok yüksek olup, iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını,  ayrıca ticari faizin oranına ilişkin bir müzakere yapılmadığından ve faiz oranı davacı tarafından tek taraflı olarak belirlendiğinden bu hususun borçlar hukuku prensipleri gereğince haksız şart teşkil ettiğini beyanla davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih ve 2019/646 Esas - 2020/489 Karar sayılı kararında; \"Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı bildirilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67/1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir. Davacının; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı icra dosyası ile 3.804,54 TL 1. asıl alacak ( kredi kartı), 9.591,26 TL 2. asıl alacak ( ... nolu kredi), 410,29 TL 1. asıl alacak bakımından faiz, 360,40 TL 2. asıl alacak bakımından faiz, 38,54 TL faizin gider vergisi  olmak üzere toplam 14.205,03 TL nakdi toplam ve 2.090,00 TL gayri nakdi toplam olmak üzere toplam 16.295,03 TL'nin  tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, davalının süresinde itiraz ettiği ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak  suretiyle sonuçlandırılmıştır.29/05/2016 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı bankanın dava dosyasına sunduğu banka kayıtları ve hesap ekstreleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı yanın kullanmış bulunduğu ticari krediden dolayı, davacı bankanın davalıdan olan alacak miktarı hesaplanmış olup, davalı  ... asıl borçlunun imzaladığı kredi kartı sözleşmesinde kefalet imzası bulunmadığı için kredi kartına ilişkin borçtan dolayı sorumluluğu bulunmadığını, asıl borçlu .... Tic.Ltd.Şti'nin alacaklı bankadan kullandığı kredi için Davalı ... yönetici ortağı veya büyük pay sahibi sıfatıyla kendi isteği ile el yazısı ile kefil olduğundan dolayı ticari krediden dolayı sorumlu olduğu mütalaa olunduğu beyanında bulunulmuştur. 26/12/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı bankanın asıl borçluya kullandırmış bulunduğu kredili mevduat hesabı ile kredi kartından mütevellid alacak miktarı icra takip tarihine kadar işlemiş ticari kredi faizi ve gider vergisi ile birlikte hesaplandığını, yapılan hesaplamaya göre davalının asıl borçlunun bankaya olan borcu nedeniyle davalı ...  ....Tic.Ltd.Şti'ne olan kefalet imzasından dolayı sorumlu olduğunu beyan etmişlerdir.Bilirkişi raporu  ve ek raporu gerekçeli  ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır. Bu itibarla toplanan deliller, bilhassa kaldırma ilamından sonra dosyaya davacı tarafından sunulan kredi evraklarının aslı  mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu ve ek raporu, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ... Bankası A.Ş Çağlayan Şubesi ile ...   Limited Şirketi arasında 25.05.2009 tarihli 50.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletin kredi evraklarının asıllarından anlaşıldığı üzere geçerli olduğu ve hüküm ifade ettiği, davalının asıl borçlu şirketin pay sahibi olarak kefil olduğu, sözleşmenin 29. Maddesine göre şirkete kredi kartı verilmesi halinde de bu genel kredi sözleşmesinin uygulanabileceği, davacının takip tarihi itibariyle  davalıdan 3.804.54 TL asıl alacak, ( kredi kartı ) 9.591.26 TL asıl alacak ( kredili mevduat hesabı ) 410.29 TL temerrüt faizi  262.63 TL temerrüt faizi  33.66 TL BSMV olmak üzere toplam 14.102.36 TL alacağı bulunduğu mahkememizce kabul edilmiş, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu da göz önüne alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. \"gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/2848 E. - 2019/2380 K. sayılı ilamı ile önceki karar kaldırılmış olmasına rağmen, kaldırma kararına aykırı hüküm kurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında; \"...Davacı tarafça sunulan kredi sözleşmesi fotokopisinde ; davalıya atfen isim ve imzanın ayrı bir sayfada bulunduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece bankadan tüm sözleşme asıllarının celp edilerek kefaletin sözleşme ile bir bütün olup olmadığının değerlendirilmesi, keza davalı sadece 2009 yılında araç alımı için kullanılan krediye ilişkin bir kredi çekildiğini ve borcun ödendiğini iddia ettiğinden bu savunmanın yerinde olup olmadığının araştırılarak delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliyken davanın kısmen kabulüne kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.\" denildiğini, Mahkemenin davacı banka tarafından dosyaya sonradan sunulan sözleşmeye ilişkin itirazlarını ve taleplerini dikkate almadan eski hükmünü yinelediğini, Mahkemenin, kaldırma kararı sonrası davacı bankaya tüm sözleşme ve kefalet sözleşme asıllarını sunması için süre verdiğini, banka tarafından sunulan sözleşmelerin incelendiğini, Mahkemeye beyan ve itirazlarının arzedilerek  imza itirazında bulunulduğunu ancak mahkemenin yazı ve imza incelemesi yapmadan davacı banka lehine hüküm kurduğunu; Davacı tarafça dosyaya sunulan belgelerin bir kısmında müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile müvekkilinin kardeşi olan ...'ın isim ve imzasının bulunduğunu, söz konusu sözleşmede yer alan yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, belge içeriklerine, belgelerdeki yazı ve imzalara en geniş kapsamı ile itiraz edilmiş olup, Mahkemenin itirazları dikkate almadığını, davacı tarafından dosyaya yeni bir sözleşme sunulduğunu, daha önce sunulan sözleşme numaralarının farklı olduğunu, davacının davasını ve taleplerini genişletmesine ve değiştirmesine muvaffakatleri bulunmadığının bildirildiğini ancak Mahkemenin icra takibine ve iş bu davaya konu edilmeyen davanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak sunulan sözleşmeye dayanarak karar verdiğini, dosyaya sunulan ... nolui önyüzünde 25.05.2009 tarihi ve 50.000 TL tutarlı olduğu belirtilen sözleşmenin de hiçbir sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkili adına imza içeren sayfanın hangi sözleşmeye ait olduğunun da belli olmadığını, işbu dava itirazın iptali davası olup davacının işbu davada icra takibine konu ettiği sözleşme ile bağlı olduğunu;Müvekkilinin icra takibine konu edilen kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman asıl borçlu şirketin imzaladığı genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalamadığını, sadece ve sadece araç rehni için düzenlenen sözleşmeye kefil sıfatı ile imza attığını, davacı tarafça dosyaya sunulan genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfalarında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzası bulunan sayfada imzanın hangi tarihte atıldığının, hangi sözleşmeye ilişkin olarak verildiğinin de yazılı olmadığını, davacı bankanın başka asıl borçlu firmanın başka bir sözleşmesi için imzalanan belgeyi işbu dosyaya ibraz ettiğini, müvekkilinin imzası bulunan sayfalara dayanılarak takibe konu edilen borçtan kefil sıfatı ile sorumlu olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, basiretli tacir sıfatına sahip olan ve kusursuz sorumluluğu bulunan bankanın genel kredi sözleşmesi imzalanırken müvekkilinin söz konusu kredi borcuna kefil olması halinde ilgili sözleşmenin tüm sayfalarına ve kefil sıfatı ile imzalatılan sayfada hangi sözleşme için imzalandığının açıklanmasına ve imza tarihinin belirtilmesine dikkat edeceğinin ve bu hususları muhakkak belirteceğinin aşikar olduğunu;Dosya içerisindeki sözleşmeler tek tek incelendiğinde, sözleşmelerin asıl borçlu için dahi hüküm ifade edemeyeceğinin görüleceğini, sözleşmenin sorumuluk doğuran sayfalarında borçlunun dahi imzasının bulunmadığını, söz konusu sayfalarda hangi kredi sözleşmesine ait olduğunu belirten numaranın olmadığını, borçlu imzaları bulunan son sayfaların hangi sözleşmeye ait olduğunun anlaşılamadığını, bu durumda bankaca tek taraflı olarak tanzim edilmiş ve davalı ve hatta asıl borçluya ait imzaları taşımayan hangi kredi sözleşmesine ait olduğu belli olmayan belgeler sebebiyle davacı bankanın alacaklı olduğundan bahsetmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin dosyaya yeni sunulan sözleşmeleri dikkate alarak yeniden alacak borç hesabı yaptırmadığını, kaldırma kararı öncesi hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulduğunu, kaldırma kararı öncesi hazırlanan bilirkişi raporunun hiçbir ispat kabiliyeti bulunmadığını, kaldırma kararı öncesi hazırlanan rapordaki tespitlerin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporunda, dosyada olmayan ve sözleşme içeriğinde geçmeyen hususları anlaşılamaz bir şekilde davacı bankaya hak kazandırabilmek için rapor içeriğine geçirdiğini ve bu tavrını ek rapor ile de yinelediğini; Müvekkilinin dosya içerisindeki hiçbir belgede kendi el yazısı ile 50.000 TL tutarındaki sözleşmeye kefil olduğuna dair beyan ve imzasının bulunmadığını, kendi isteği ve el yazısı ile kefil olduğunu ve bu kredinin kefalet sayesinde gerçekleştiğini bilirkişinin nasıl ve hangi belgeye istinaden tespit edebildiğini anlayamadıklarını,bu tespitte bulunan bilirkişinin kredi sözleşmesine ait son sayfa dışında hiçbir belgede müvekkilinin imzası olmadığını ısrarla gözardı ettiğini, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan tarihsiz 45 sayfalık ... Bankası A.Ş. Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin hiçbir sayfasında müvekkilinin imzası bulunmadığını, söz konusu sözleşme hükümlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu sözleşmenin hangi tarihte imzalandığının dahi belli olmadığını, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan 33 sayfalık ... Bankası A.Ş. Genel Kredi Sözleşmesi başlıklı ... nolu sözleşmenin ön yüzünde 19.09.2006 tarihi ve 30.000 YTL tutarlı olduğu belirtilen sözleşmenin de hiçbir sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını; Sözleşmenin ilk sayfası boşluklar doldurulmak suretiyle hazırlanmış olup asıl borçlunun dahi imzasını taşımadığını, bu sözleşmenin imza taşımayan başlığında ve içindekilerin açıklandığı devamı ikinci sayfasında sözleşme numarası yazılı olup, ilgili sözleşme hükümlerinin düzenlendiği hiçbir sayfada sözleşme numarası ve asıl borçlu imzasının dahi mevcut olmadığını, davacı banka tarafından sunulan ... numaralı sözleşmenin devamı olduğu iddia edilen ve hangi sözleşmeye ait olduğu belli olmayan, asıl borçlunun dahi imzasını taşımayan sözleşme hükümlerine dayanılarak davacı banka lehine alacak hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca ilgili sözleşmenin son sayfası olduğu iddiası ile dosyaya sunulan 30 nolu sayfada müşteri olarak ....Ltd. Şti. ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile ... adına imzalanmış sayfanın mevcut olduğunu, bu sayfada dahi müvekkilinin imzasının bulunmadığını, söz konusu sayfada ne tarih, ne de hangi kredi sözleşmesine ait olduğuna dair hiçbir açıklama olmadığını, davacı bankanın başka sözleşmeler için aldığı imzayı dilediği sözleşmenin son sayfası olarak kullanarak hak elde etmeye çalıştığını, bu sözleşme sebebi ile davacı bankanın müvekkilinden hak ve alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, hiçbir imza taşımayan sözleşme sayfalarındaki banka tarafından tek taraflı olarak hazırlanan hükümlere istinaden davacı lehine hesap yapılmasının da kabul edilemez bir durum olduğunu; Bilirkişi kök raporu ekinde sunulan 11 sayfalık 03.12.2010 tarihli ... Bankası A.Ş. üye işyeri sözleşmesinin hiçbir sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan 10 sayfalık 2004 tarihli üye işyeri başvuru formunda da  müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan 13 sayfalık bila tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinin hiçbir sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan bila tarihli şirket kredi kartı başvuru formu ve sözleşmesinin hiçbir sayfasında da müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi kök raporu ekinde sunulan 4 sayfalık 16.04.2009 tarihli ... Bankası A.Ş. Çek Taahhütnamesi'nin hiçbir sayfasında da müvekkilinin imzasının bulunmadığını; Davacının davasını dayandırdığı ve delil listesi ekinde dosyaya sunduğu 25.05.2009 tarihli 50.000 TL bedelli, ... nolu Genel Kredi Sözleşmesinin hiçbir sayfasında müvekkiline ait imza bulunmadığını, bu sözleşmenin icra takibine konu edilmediğini, icra takibine konu edilen sözleşmenin ... nolu kredi sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin ilk sayfası boşluklar doldurulmak suretiyle hazırlanmış olup asıl borçlunun dahi imzasını taşımadığını, bu sözleşmenin imza taşımayan başlığında ve içindekilerin açıklandığı devamı ikinci sayfasında sözleşme numarası yazılı olup, ilgili sözleşme hükümlerinin düzenlendiği hiçbir sayfada sözleşme numarası ve asıl borçlu imzasının dahi mevcut olmadığını, davacı banka tarafından sunulan 25.05.2009 tarihli, ... numaralı sözleşmenin devamı olduğu iddia edilen ve hangi sözleşmeye ait olduğu belli olmayan, asıl borçlunun dahi imzasını taşımayan sözleşme hükümlerine dayanılarak davacı banka lehine alacak hesabı yapılmasının ve bu sözleşme hükümlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacı delil listesi ekinde sunulu olan sözleşmenin 28. 30. 34. sayfalarının bulunmadığını, aynı sözleşmenin bilirkişi kök raporu ekinde de dosyaya sunulduğunu, kök rapor ekindeki sözleşmede ise 28. ve 29. sayfalar eksik olup en son sayfa numarasının 33 olduğunu; Müvekkilinin imzasını taşıyan, davaya ve icra takibine dayanak olarak gösterilen sözleşmenin 30. sayfası olduğu iddia edilen sayfa incelendiğinde bu sayfanın hangi tarihli  ve  hangi sözleşme için imzalandığının, imzanın neleri teyit ettiğinin belli olmadığını, söz konusu sayfanın dilekçe ekinde mahkemenin dikkatine sunulmak için dosyaya ibraz edildiğini, davacı bankanın delilleri arasında sunduğu sözleşmede bu sayfayı ibraz etmediğini, bu sayfa bilirkişi kök raporu ekinde sunulmuş olup ilgili sayfanın inceleme sırasında ibraz edildiğinin anlaşıldığını, ilgili sözleşmenin 31. sayfası olarak sunulan rehin sözleşmesi başlıklı metinde ise müvekkilinin imzasının kefil sıfatı ile yer almadığını, söz konusu sayfada kefalete ilişkin hiçbir beyan ve açıklama bulunmadığını, söz konusu rehnin neye ilişkin olduğunun belli olmadığını, bu sayfanın da mahkemenin dikkatine sunulmak üzere dilekçe ekinde yer aldığını, yine ilgili sözleşmenin 32. sayfası olduğu iddiası ile sunulan genel kredi sözleşmesi limitinin arttırılması başlıklı sayfada hangi kredi sözleşmesinden bahsedildiği, limitin ne kadar arttırıldığı belli olmayıp bu hususa ilişkin bilgilerin boş bırakıldığının görüldüğünü, bu durumun dahi bankanın ne kadar haksız ve kötü niyetli olarak davrandığının açık ve net ispatı olduğunu, bankaca ileride kendi yararına delil ikame edebilmek amacı ile boşlukları doldurulmak kaydı ile haksız ve kötü niyetli hukuka aykırı işlemler yapıldığının görüldüğünü; İcra takibinde 1. asıl alacak olarak kredi kartı açıklaması ile talepte bulunulduğunu, bu alacaktan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kredi kartı ile ilgili sözleşmelerin hiçbirinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman asıl borçlu olduğu iddia edilen firmanın genel kredi ve kredi kartı borçlarına müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı  ile taraf olmadığını, davacı bankaya taahhütte bulunmadığını, icra takibinde 2. asıl alacak kalemi olarak ... nolu kredi açıklaması ile talepte bulunulduğunu ancak 6296623 nolu krediye ilişkin dosyada hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi, davacının dava dilekçesinde ve delillerinde bu sözleşmeden bahsetmediğini, bu sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, işbu dava itirazın iptali davası olup davacının takipteki talepleri ile bağlı olduğunu, davacının takip talebinde taleplerini başka bir sözleşmeye davada ise başka bir sözleşmeye dayandırdığını;Davacı bankaya iade edilmeyen hiçbir çek bulunmadığını, davacı bankanın hiçbir çek için teminat ödemesi yapmadığını, bu alacak kalemlerine ilişkin olarak da müvekkilinden hak ve alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, çek taahhütnamelerine ilişkin sözleşmelerde de müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davacı bankanın ekte sunulu yazıları ile de davacıya teslim edilmeyen hiçbir çek kalmadığının sabit olduğunu, davacı bankanın hiçbir çek teminatı ödemeden doğmamış bir hak ve alacağı talep ettiğini, davacı bankanın çeklere ilişkin hiçbir riski kalmadığının sabit olduğunu, ayrıca müvekkiline tebliğ edilen örnek 7 ödeme emrinde;\" çek taahhütnamesinden kaynaklanan banka alacaklarından sadece kredi borçlusu ....LTD. ŞTİ. sorumludur\" denilerek koyu harfle açıklama yapıldığını, bu durumda çek taahhütnameleri ve çek karnesi ile ilgili müvekkilinden hak ve alacak talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı bankanın borcun dayanağı olan kredi ödemesini 2013 yılında yaptığının banka kayıtlarından tespit edildiğini, bu durumda şayet bir kefalet sözleşmesi var ise bankanın ilgili şirkete kredi ödemesi yapılırken kefalet sözleşmelerini de yeni TBK hükümleri uyarınca geçerli hale getirmesinin mecburi olduğunu; Müvekkilinin 2013 yılında icra dosyasının asıl borçlusu olan ...Ltd. Şti.'nde ortak ve hissedar olmadığını, bu hususa ilişkin olarak müvekkili tarafından sunulan beyan ve itirazlarını tekrara düşmemek adına aynen tekrar ettiklerini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müvekkilinden işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, müvekkiline tebliğ edilen ihtarnamede hangi kredi sözleşmesinden kaynaklı hak ve alacak talebinde bulunulduğunun açıklanmadığını, hesap özetlerinin ayrıntılı olarak bildirilmediğini, ayrıca müvekkilinin söz konusu ihtarnameye itiraz ettiğini, bu durumda müvekkilinin temerrüde düşürüldüğünden bahsedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme dayanak yapılan kök rapor ve ek rapor ile yapılan tespit ve hesaplamalar arasında çelişki bulunduğunu, Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin alanında uzman, objektif tespit ve hesaplama yapabilecek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle giderilmesi gerektiğini, davacı banka lehine kurulan yargılama gideri ile vekalet ücretinin yüksek ve hatalı tespit edildiğini, davalı müvekkilİ lehine reddedilen kısım yönünden yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu;Reddedilen kısım üzerinden müvekkili lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin mecburi olduğunu, müvekkilinin dosyaya gider avansı ve harç ödemeleri, vekalet pulu, vekalet harcı ödemeleri yaptığını, istinaf masraf ve harçlarının ödendiğini, müvekkilinin yargılama gideri yapmadığından bahisle kurulan hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, icra takibine konu alacağın müvekkili yönünden likit bir alacak olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinden kefil sıfatı ile alacak talep edildiğini, kefalet ilişkisini ve borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile; müvekkilinin asıl borçlunun davacıya ne kadar borcu kaldığını bilmesinin mümkün olmadığını, şayet ortada likit bir alacak varsa huzurdaki davanın niçin Mahkemece 7 yıldır bitirilmediğini, bu durumun da ayrıca irdelenmesi gerektiğini, takibe konu sözleşme ile dosyaya sunulan sözleşmelerin birbirinden farklı olduğunu, önceki beyanlarının tümü dikkate alındığında dava konusu alacağın varlığının tespiti için yargılamanın mecburi olduğunun ve likit bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceğinin muhakkak olduğunu beyanla tehiri icra taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2020 tarihli, 2019/646 E ve 2020/489 K sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davacının dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı tarafça, davalı ve asıl borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 14.205,03 TL nakdi alacağın tahsili ve 2.090 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebi (yalnızca asıl borçlu yönünden) ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının bu dava ile davalıya karşı takipte talep ettiği nakdi alacak yönünden yapılan itirazın iptalini talep ettiği, Mahkemece 09.02.2017 tarih, 2014/147 Esas ve 2017/144 Karar sayılı karar ile; davanın 14.102,36 TL nakdi alacak yönünden kısmen ve gayrinakdi alacak yönünden kabulüne karar verildiği, verilen kararın İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/2848 Esas ve 2019/2380 Karar sayılı kararı ile; \"....Dava konusu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında; davacı alacaklı sıfatıyla 14.205,03 TL nakit toplamı, 2.000,00 TL gayrinakit toplamı olmak üzere toplam 16.205,03 TL'nin tahsili isteminde bulunmuştur. Takip talebinde; \"..çek taahhüdünden kaynaklanan banka alacaklarından sadece asıl kredi borçlusu .....Ltd Şti sorumludur\" şeklinde açıklama yer almaktadır.  İtiraz üzerine açılan iş bu davada harca esas değer olarak asıl alacak miktarı (14.205,03TL) gösterilmiş bu miktar üzerinden peşin harç yatırılmıştır. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup Mahkeme, taleple bağlıdır. Açıklanan nedenle işbu davada davalı yönünden dava konusu edilmemiş olan gayrinakdi alacak talebi yönünden davanın kabulü ile depo kararı verilmesi yerinde değildir. Kabule göre de; davalı aşamalarda takip konusu kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığını iddia etmiş olup dosyada mevcut sözleşme fotokopileri Dairemizce incelenmiştir. Davacı tarafça sunulan kredi sözleşmesi fotokopisinde; davalıya atfen isim ve imzanın ayrı bir sayfada bulunduğu görülmektedir. Bu durumda; mahkemece bankadan tüm sözleşme asıllarının celp edilerek kefaletin sözleşme ile bir bütün olup olmadığının değerlendirilmesi, keza davalı sadece 2009 yılında araç alımı için kullanılan krediye ilişkin bir kredi çekildiğini ve borcun ödendiğini iddia ettiğinden bu savunmanın yerinde olup olmadığının araştırılarak delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliyken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir\" gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra Mahkemece devam edilen yargılamada genel kredi sözleşmesi aslının celp edildiği ve yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından; davacı banka tarafından başlatılan ilamsız icra takip talebinde alacağın dayanağının gösterilmediği ancak takip talebine 26.11.2013 tarihli kat ihtarnamesinin, hesap özetinin, 30.000 TL ve 50.000 TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesinin ön yüzü ile kefil imzalarını içerir son sayfalarının, kredi kartı üyelik sözleşmesinin eklendiği, dosyaya sureti sunulan 19.09.2006 tarihli ve 30.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, kaldırma kararından sonra Mahkemece talep edilmesi üzerine davalı banka tarafından dosyaya davalının sorumluluğuna esas olarak 25.05.2009 tarihli ve 50.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi aslının ibraz edildiği, bu sözleşme aslının incelenmesi ile 30. sayfasında davalının kefalet imzasının bulunduğu ve imzasının bulunduğu sayfanın bir önceki sayfa ile bütünlük taşıdığı, dolayısıyla davalının takip talebine eklenen 25.05.2009 tarihli sözleşmede, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı TBK uyarınca geçerli kefaletinin bulunduğu, davacı banka tarafından bu sözleşme uyarınca dava dışı asıl borçluya kullandırılan nakdi kredilerden sorumlu olduğu, davacı banka tarafından davalıya takipten önce 26.11.2013 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği, dolayısıyla davalının takipten önce temerrüde düşürülmüş olduğu, sonuç olarak bilirkişi raporunda nakdi kredi alacağı yönünden yapılan hesaplamaya göre davacının 9.591,26 TL asıl alacak, 262,63 TL işlemiş faiz ve 13,13 TL bsmv'yi davalıdan talep edebileceği, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesinde davalının imzasının bulunmadığı, her ne kadar Mahkemece kredi kartının genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı ve davalının kredi kartı kullanımından doğan borçtan sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, kredi kartı üyelik sözleşmesinin tarihinin 19.09.2006 olduğu, bu sözleşmenin genel kredi sözleşmesi kapsamında imzalandığı ve genel kredi sözleşmesinin eki olduğu kabul edilebilirse de (madde 29), dayanağı genel kredi sözleşmesinin davalının kefaletinin bulunmadığı 19.09.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, dolayısıyla davalının kefaletinin kredi kartının kullanımından doğan borcu kapsamadığı, bu minvalde Mahkemece davanın yalnızca nakdi kredi alacağı yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, kredi kartı alacağı yönünden de kabul kararı verilmesinin ve reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Alacak her iki taraf için de muayyen ve itiraz haksız olduğundan kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasında ise bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu kısmen haklıdır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih ve 2019/646 Esas  2020/489 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına itirazının kredili mevduat hesabından kaynaklanan 9.591,26 TL asıl alacak, 262,63 TL işlemiş faiz ve 13,13 TL bsmv yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek % 31.80 oranında faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacının alacağı likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı olan 1.918,25 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 674,01 TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 242,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 431,41 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 242,60 TL peşin harç, 25,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 267,8‬0 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 841,2‬0 TL posta/tebligat gideri 1.800,00 TL bilirkişi ücreti (600,00 TL+600,00 TL+300,00 TL+300,00 TL) olmak üzere toplam 2.641,20 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına (%69) göre hesaplanan 1.822,42 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesap edilen 9.867,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 4.338,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 60,50 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı, 70,00 TL posta/müzekkere gideri olmak üzere toplam; 292,6‬0 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9600d44c89b547fc","SID":"9394dda771cc40af"}}