{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/1545 - 2024/167<br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2021/1545 \t\t                                         ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/167 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2017/103 E 2021/394 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:   <br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak    <br>KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/03/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 22/05/2015 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin sözleşme kapsamında yıllık satış taahhüdü verdiğini, diğer davalının ise taahhüde kefil olduğunu, bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının mal alımı yapmaması nedeniyle EPDK lisansının iptal edildiğini, lisansın iptal edilme tarihi ile sözleşmenin düzenlendiği tarih arasında davalının belirtilen miktarda alım yapmamasından dolayı müvekkili şirketin zarara  uğradığını, davalının sözleşmenin parçası olan taahhütname ile  yıllık asgari 1.000 m3 (840 Ton) Beyaz Ürün, 96 Ton LPG satın alma taahhüdünde bulunduğunu, eksik satılan her bir ton ürün için TCMB Döviz Satış kuru üzerinden 150,00 USD karşılığı TL müvekkili şirketin uğradığı kar kaybını ödemeyi kabul ve taahhüt  ettiğini, bayilik sözleşmesi ve ekleri gereği 5 yıl için toplam asgari 5.000 m3 (4.200 Ton) beyaz  ürün. 480 Ton LPG alım taahhüdü bulunmasına karşın davalı tarafından sözleşmenin imzalandığı tarihten lisansın iptal edildiği tarihe kadar 236,34 Ton Beyaz Ürün, 11,964 Ton LPG alımında bulunulduğunu, bu sebeple davalının eksik 3.963,66 Ton beyaz ürün nedeniyle 594.549,00  USD, eksik 468,036 Ton LPG yönünden 70.205,40 USD kar kaybının bulunduğunu, diğer taraftan taahhütnamenin 1. maddesi kapsamında bayilik sözleşmesinin kısmen veya tamamen ihlal edilmesi halinde veya müvekkili şirketten başka kaynaklardan petrol ürünleri alındığının tespiti halinde 50.000 USD veya ödeme tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden TL karşılığının cezai şart olarak kabul edildiğini, yine sözleşmenin 3. Maddesinde şirketin akaryakıt istasyonunu terk etmek zorunda kalması ya da  sözleşmenin devamının müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle imkansız hale gelmesi halinde 100.000,00  USD ödeme tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden TL karşılığının cezai şartın kabul edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kar  mahrumiyeti talebine karşılık şimdilik 5.000,00 TL ve cezai şart bedeli olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 10.000,00 TL'nin davalılardan kefalet limitleri gözetilerek müştereken ve müteselsil olmak üzere ihtarın tebliğ alındığı tarihten itibaren işletilecek avans faizi  ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 30/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile kar mahrumiyeti talebi fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydıyla toplam 139.581,72 TL'ye yükseltilmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 20/04/2015 tarihinde protokol ve 22/05/2015 tarihli akaryakıt bayilik  sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalının da kefalet limiti kadar müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, davacı şirkete protokolde öngörülen nakit ve çekle ödemelerin yapıldığını, müvekkilinin dava dışı bayinin 910.000,00 TL borcunu bayilik sözleşmesi ile üstlendiğini, borcun davacı şirketin uhdesinde bulunan gayrimenkullerin müvekkili vasıtasıyla yapılacak satışından karşılanacağını, davacının taşınmazların hukuki durumu ile ilgili yanlış ve yanıltıcı bilgiler  verdiğini, müvekkilinin taşınmazların satış işlemlerine giriştiğinde taşınmazların ruhsatının bulunmadığı ve tapuda riskli yapı şerhlerinin bulunduğunu öğrendiğini, taşınmazların sıkıntılı olması nedeniyle öngörülen süreden sonra satılması nedeniyle davacının zararından protokol hükümleri gereğince müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin taşınmazlardaki sorunlar yüzünden satıştan 130.000,00 TL zarar etmesine rağmen davacı tarafından akaryakıt verileceği umudu ile hareket ettiğini, davacının sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren sürekli olarak dava dışı borçlu bayinin borcu nedeniyle taahhüt edilen bedelin  ödenmemesini gerekçe göstererek akaryakıt vermediğini, müvekkilin bulduğu alıcı tarafından bedel davacı şirket hesaplarına havale edilmesine rağmen davacının bu sefer de cezai şart ve o tarihe kadar müvekkil tarafından alınması gereken akaryakıt bedellerini gerekçe göstererek ve sözleşme gereğince bu bedeller ödenmediği sürece akaryakıt satışı yapılmayacağını beyan ederek müvekkile herhangi bir mal satışı yapmadan sözleşme hükümlerine dayanarak müvekkilden 3.500.000,00 TL talepte bulunduğunu, davacının satışı fiilen neredeyse imkansız olan taşınmazları müvekkilinin 2 ay gibi kısa bir sürede satamayacağını önceden bildiğinden bunu kullanarak mal vermeden para kazanma amacında olduğunu, davacı tarafından 2 yıl süresince müvekkiline mal satılmadığını, davacının bu tutumu nedeniyle istasyonun faaliyete geçemediğini,  tüm  görüşmelere rağmen mal alınamadığını ve lisansının iptal edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, kar mahrumiyeti yönünden borcun tazmininin sözleşmenin feshi şartına bağlanmadığı, davacı şirketin sözleşmeyi feshetmeden de kar mahrumiyetini talep edebileceği, ancak taahhüt sözleşmenin devam ettiği süre için yıllık olarak verildiğinden sözleşmenin feshi halinde, sözleşmenin feshinden sonra ki dönem için TBK'nun 112 ve sözleşmenin feshi hükümleri çerçevesinde cezai şart hükümleri çerçevesinde talepte bulunabileceği, ayrıca sözleşmenin devam ettiği her bir yıl içinde ayrı ayrı kar mahrumiyeti talep hakkının dava tarihinde ispatlanması halinde dönemin tamamı için kar mahrumiyeti talep edebileceği, tahhütnamenin 3. Maddesinde yukarındaki tazminatları kastederek \"ilaveten\" demek suretiyle \"Mezkur sözleşmenin 13. Maddesine müsteniden, Şirketinizin Akaryakıt İstasyonuna her ne sebep ve suretle olursa olsun terk etmek zorunda kalır ya da sözleşmenin devamı şirketinizin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle çok zor ya da imkansız hale gelir ya da şirketiniz sözleşmeyi haklı sebep ile tek taraflı olarak feshetmek durumunda kalır ise, şirketinizin bu yüzden uğrayacağı tüm zararı tazmin mükellefiyetimizin yanı sıra Şirketinize 100.000 USD veya ödeme tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığını cezai şart olarak ödemeyi... Gayri kabili rücu surette kabul ve beyan ederiz\" denilmiş olup, burada  sözleşmenin 13. Maddesine atıfta bulunulmakla bu maddede de sözleşmenin feshi düzenlenmiş olmakla sözleşmenin feshi halinde cezai şart öngörülmekle birlikte, dosya içerisindeki ihtarnamenin incelenmesinde sözleşmelerin feshedilmemiş olduğu, bayilik lisanslarının EPDK tarafından sonlandırıldığı, bu hususun taraflar arasındaki sözleşmenin 13. Maddesine aykırılık teşkil ettiği, bilirkişi raporuna göre sözleşme dönemlerinde davacı tarafın isteyebileceği kar kaybının, sözleşmenin yürürlükle bulunduğu/ ticari ilişkinin devam ettiği süre ve talepte bulunduğu tutar (Ton başına 150 $) ile sınırlı kalmak kaydıyla, uğramış olduğu kar kaybının 38.122,50 USD olduğu, bu tutarın ödeme tarihi itibariyle TL karşılığının 139.581,72 TL’ye tekabül ettiği, söz konusu dönemde alınan yakıt miktarı sözleşmede taahhüt edilenden az olduğundan eksik alım söz konusu olup davalının taahhüt edilen miktarda yakıt almadığı halde davacı tarafından gönderilen ihtar ile eksik alım nedeniyle kar mahrumiyetine ilişkin bulunduğundan  davacı kar mahrumiyetine ilişkin zararını talep edebileceği, kefil yönünden ise müşterek ve müteselsil olarak davalının borçlarına kefil olup, her türlü borç ve taahhüdü ile sınırlı olarak üstlendiğinden imzaladığı kefaletname kendisini bağlayacağından, davalı kefil kefalet miktarı ile sınırlı olmak üzere ve taleple bağlı kalınarak tazminat taleplerinin haklı görüldüğü, taahhüdün 3.maddesi gereğince cezai şart yönünden ise, talep sözleşmenin fesih şartına bağlı tutulduğundan fakat sözleşme feshedilmediğinden cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kar mahrumiyeti talebinin kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taahhütnamenin 1.maddesinde bayilik sözleşmesinin herhangi bir hükmünün kısmen veya tamamen ihlal edildiğinde 50.000 Amerikan dolarının cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taahhütnamenin 3.maddesinde ise sözleşmenin devamının müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle çok zor yada imkansız hale gelmesi halinde 100.000 00 Amerikan Dolarının cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşme ve taahhütname ile belirlenen asgari alım taahhüdünü yerine getirmemekle haksız olduğunu, davalı şirketin lisansının iptal edilmesi sonucunda sözleşmenin devamının müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle çok zor ya da imkansız hale geldiğini, müvekkilinin kar mahrumiyeti yanında cezai şart talebinin de yerinde olduğunu, ıslah dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kar mahrumiyeti talebinin arttırıldığını,  müvekkilinin sözleşme süresi içinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle ihtarname göndererek ihtirazı kayıt öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, sözleşme süresinin tamamının dikkate alınması gerekirken sadece sözleşmenin ayakta kaldığı döneme ilişkin hesaplama yapılmasının hatalı ve eksik olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. \t<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davacının hangi dönem için kar mahrumiyeti talep edebileceği ve cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, bayilik sözleşmesine dayalı kar mahrumiyeti ve cezai şart istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br> Davacı ve davalı şirket arasında 20/04/2015 tarihli protokol, 22/05/2015 tarihli Akaryakıt Bayilik sözleşmesi imzalanmış ve aynı tarihli davalı şirket tarafından imzalanan taahhütname  düzenlenmiştir. <br>Davalı şirket tarafından imzalanan taahhütnamenin 1.maddesinde; \"Bayilik sözleşmesinin herhangi bir hükmün kısmen veya tamamen ihlal ettiğimiz veya şirketinizden başka kaynaklardan petrol aldığımızın tespiti halinde ilk yazılı talebiniz üzerine şirketinize derhal 50.000 USD veya TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığını cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ederiz\" hükmü,<br> 2.maddesinde; \"İlaveten mezkur sözleşme konusu Akaryakıt İstasyonunda fiilen otogaz satışına geçtiğimiz tarih başlangıç alınmak üzere, şirketinizden yılda 1000 ton beyaz ürün satın almayı, bu miktarların, akaryakıt istasyonunun satışları için taahhüt dışı alımlarınızı ve toptan satışlarımızı da kapsaması nedeniyle akaryakıt istasyonunun taahhüt miktarları kadar satış yapmadığı itirazında bulunmamayı  bu taahhütlerin altında kalmamız halinde Şirketinize beher eksik ton başına, ödeme tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden olmak üzere 150 USD karşılığı Türk Lirası ......kar mahrumiyeti ödemeyi, iş bu meblağın teminatlarımızdan mahsup edilebileceğini, aksi takdirde ilk talep anında ödeneceğini\" hükmü, <br> 3.maddesinde; \"ilaveten mezkur  sözleşmenin 13. Maddesine müsteniden şirketimiz akaryakıt istasyonunu her ne sebeple olursa olsun terketmek zorunda kalır ya da sözleşmenin devamı şirketinizin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle çok zor ya da imkansız hale gelir ya da şirketiniz sözleşmeyi haklı sebeple ve tek taraflı olarak feshetmek durumunda kalırsa şirketinizin bu yüzden uğrayacağı tüm zararı  tazmin mükellefiyetimizin yanı sıra 100.000 Amerikan dolarını veya ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığını cezai şart olarak  ödemeyi gayrikabili rücu surette kabul beyan ve taahhüt ederiz.\" hükmü bulunmaktadır.  <br>Mahkemece 2 kişilik bilirkişi heyetinden alınan kök raporda özetle; her nekadar davacının 1.000 m3 beyaz ürün 480 ton LPG alım taahhüdünde bulunulduğunu belirtmiş ise de taahhütname içeriğinde sadece 1.000 m3 beyan ürün alım taahhüdünün bulunduğu, LPG ürün alımına ilişkin bir taahhüdün bulunmadığı, davacının 12/10/2015 tarihli ihtarla sözleşme gereği ürün alım taahhüdünün yerine getirilmediği, protokol gereği dava dışı önceki bayinin borçlarının üstlenilmesine rağmen ödenmediği, 3 gün içinde bu hususların yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini beyan eden ihtar gönderdiği, davalının 04/11/2015 tarihli ihtar ile iradelerinin fesada uğratıldığı, taşınmazların satımının imkansız hale geldiğini belirttiği, tarafların EPDK lisansının iptal edildiğini beyan ettikleri, lisansın 05/10/2016 tarihinde iptali ile sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin kalmadığı, sözleşmenin fesih başlıklı 13.maddesinde sadece davacı tarafından fesih koşullarının düzenlendiği, davalı yönünden düzenlenmediği, bu nedenle davalı tarafından gerçekleştirilen feshin hakkaniyet ölçüsünde gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, cezai şartın TBK 179 maddesi uyarınca sözleşmenin ayakta olduğu dönemde talep edilebileceği, lisansın 05/10/2016 tarihinde iptal edilmekle sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı, davacının lisans iptali öncesinde gönderilen 12/10/2015 tarihli ihtarname içeriğinde cezai şart talebini saklı tutmadığı, 31/01/2017 tarihli ihtarname ile davacı her nekadar cezai şart talep etmiş ise de talep tarihi itibariyle sözleşmenin ayakta bulunmadığı, bu nedenle cezai şart isteminin yerinde olmadığının düşünüldüğü, takdirin mahkemeye ait olduğu, mahkemece lisansın davalının eylemleri nedeniyle iptal edildiği ve bu durumun cezai şart talebi bakımından etki doğurduğu kanaati olursa taraflar arasında bu hususa ilişkin yazışma ve EPDK lisans iptaline ilişkin kararların celbi gerektiği, davacı kayıtlarına göre 22/05/2015-22/02/2016 arası satış tutarının ve miktarının faturaya göre toplam 235,85 ton beyaz ürün alımı yaptığı, davalının almayı taahhüt ettiği asgari alım miktarına uygun alım yapmayarak sözleşmenin eki taahhütnameye aykırı davrandığı sonucuna varılmakla takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının her yıl 1.000 m3 (840 ton) beyaz ürün almayı aksi halde eksik her ton başına 150 USD kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiği, kar mahrumiyeti ve cezai şart değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ticari kayıtlara göre 30/05/2015-05/01/2016 tarihleri arasında 7 ay sürdüğü, davacının kar mahrumiyetini ancak sözleşmenin yürürlükte kaldığı ticari ilişkinin devam ettiği dönem için talep edebileceği, 7 ay için taahhüt edilen beyaz ürün miktarının 490 ton olduğu, davalının 235,85 ton alım yaptığın, 7 aylık süre için eksiğin 254,15 ton olduğu, eksik ton için 150 USD üzerinden 38.122,50 USD olduğunu, ihtarname ile verilen 7 gün sonunda 14/02/2017 tarihindeki TL karşılığının 139.581,72 TL olduğu, cezai şart yönünden,  sözleşme ve taahhütnamede yer alan cezai şartın, davalının davacıya ait akaryakıt istasyonunu her ne sebeple ve suretle olursa olsun terk etmek zorunda kalması halinde talep edebileceğinin düzenlendiği, ifaya ekli cezai şartın ancak sözleşmenin ayakta bulunduğu dönemde talep edilebileceği, aksi halde talep edilemeyeceği mevzuatta belirgin olup cezai şart talep edilebileceği kanaatine varılması halinde taahhütnamede yazılı 100.000 USD nin ihtarname ile verilen 7 günlük ödeme süresi sonunda 14/02/2017 tarihi itibariyle TL karşılığının 366.140,00 TL olduğu, meblağın yüksek olması nedeniyle davalının ekonomik mahvına neden olabileceği, hakkaniyet indirimi yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. <br>Rapora tarafların itirazı üzerine alınan ek raporda özetle; davacı itirazları yönünden, cezai şart isteminin TBK 179.maddesi uyarınca sözleşmenin ayakta olduğu dönemde talep edilebileceği, lisansın 05/01/2016  tarihinde iptal edilmekle sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı, davacının lisans iptalinden önce 12/10/2015 tarihli ihtarnamesinde cezai şart talep etme hakkını saklı tutmadığı, 31/01/2017 tarihil ihtarmesinde her nekadar cezai şart talep etmiş ise de talep tarihi tibariyle sözleşmenin ayakta olmadığı, cezai şart talep edilemeyeceği, davalının lisansının haklı ve mücbir sebep dışında bayilik faaliyetinin 6 aydan uzun süreli yapılamaması hali nedeniyle iptal edildiği, davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu irdelendiğinde taşınmazın satışından kaynaklı faaliyete başlama sürecinin uzadığının anlaşılmakta olduğu, davacının kayıtlarına göre 22/05/2015-22/02/2016 arası satış tutarının beyaz üründe 235,85 ton olduğu, davalının asgari alım taahhüdüne uygun alım yapmayarak taahhütnameye aykırı davrandığı, taraflara arasındaki ticari ilişkinin kayıtlarına göre 30/05/2015-05/01/2016 tarihleri arasında 7 ay sürdüğü, davacının kar mahrumiyetini ancak sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönem için talep edebileceği, kök rapora karış itiraz edildiğini, hukuki dayanağa rastlanmadığı, önceki görüşü değiştirir nitelikte olmadığı, sözleşme ve taahhütte yer alan cezai şartın davacının akaryakıt istasyonunun her ne sebep ve suretle olursa olsun terk etmek zorunda kalması halinde talep edebileceği hükme bağlanmakla ifaya ekli cezai şartın ancak sözleşmenin ayakta bulunduğu dönemde talep edilebileceği, aksi halde talep edilemeyeceği mevzuaata belirgin olduğu, bu nedenle cezai şart isteminin kabul edilemeyeceği, aksi kanaat halinde taahhütnamede yer alan 100.000 USD nin ihtarnamede verilen süre ile birlikte 14/02/2017 tarihindeki TL karşılığının 366.140,00 TL olduğunu belirtilmiştir. <br>Davacı, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan tahhütnamenin 1 ve 3.maddesi uyarınca cezai şart, 2.maddesi uyarınca eksik alım taahhüdü nedeniyle tazminat talep etmiştir. <br><br>Taraflar arasında 20/04/2015 tarihli protokol, 22/05/2015 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve cezai şart ve asgari alım taahhüdüne ilişkin taahhütname imzalandığı, davalı şirketin 6 ay boyunca bayilik faaliyetini yerine getirmemesi nedeniyle 05/10/2016 tarihi itibariyle lisansının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin bayilik lisansının iptal edilmesi nedeniyle sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin kalmaması nedeniyle 05/10/2016 tarihine kadar asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesinden kaynaklı cezai şart hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda 05/10/2016 tarihi yerine 05/01/2016 tarihinin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının cezai şart talebine konu taahhütnamenin 3.maddesindeki düzenlemede sözleşmenin feshi dışında başkaca sebeplerin de öngörüldüğü, bu sebepler ve taahhütnamenin 1.maddesinde yazılı cezai şart yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı da anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle hesaplanacak cezai şart miktarının tespitinde 05/10/2016 tarihi dikkate alınmak suretiyle yeniden hesaplama yapılması ve davacının taahhütnamenin 1 ve 3.maddesindeki cezai şart talebinin de değerlendirilmesi bakımından mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/103 Esas, 2021/394 Karar ve 17/06/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA, <br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>    e-imzalıdır<br>Üye <br>    e-imzalıdır<br>Üye <br>    e-imzalıdır<br>Katip <br>   e-imzalıdır <br>  <br>     <br>      <br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eaec198306f0a1b6","SID":"fcf702d60b5c3eb1"}}