{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1471 - 2024/799<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1471 <br>KARAR NO\t: 2024/799<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/12/2021<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: ... ...  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: ... SİGORTA A.Ş. <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 26/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 26/03/2024<br><br> Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 23/01/2019 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, 100,00 TL maddi tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, haksız davanın esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise tazminatta indirim hallerinin uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacının maluliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin uygulanmasının tek sebebinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına yapılan atıf olduğunu, 17.07.2020 tarihli ... Esas ve ... karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile de bu dayanağın ortadan kalktığını, bu sebeple 19.04.2021 tarihli adli tıp raporunda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine tespit edilen %7 maluliyet oranının yargılamaya esas alınması gerektiğini, bu sebeplerle söz konusu raporda belirtilen maluliyet oranını kabul etmemekle birlikte dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinde de belirtildiği üzere dava konusu kaza nedeniyle zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış olup arabuluculuk faaliyetinde davalı sigorta şirketinin toplantıya katılım sağlamaması nedeniyle anlaşmamazlıkla sonuçlandığını, arabuluculuk toplantısının ilkine taraflardan birisinin katılmaması hali ise 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11’de yer aldığını, arabuluculuk görüşmesine katılmayan tarafın, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceğini ve davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini, bu nedenle yargılama sonucunda dosya kapsamındaki yargılama giderleri, vekalet ücreti ve diğer tüm giderler davalı sigorta şirketi üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden  sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K;  2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)<br>Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 26.02.2021 tarihli maluliyet raporunun 23/01/2019 kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği çerçevesinde, davacının tüm tedavi evraklarının incelenerek düzenlendiği ve maluliyetin bulunmadığının bildirildiği, davacı vekilinin rapora itiraz ederken davacıya ait farklı bir heyet raporu, sağlık tedavi evrakı, vb belge sunmadığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. <br><br>Yargılama giderine yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/8181 Esas ve 2022/1358\tKarar sayılı 01/02/2022 günlü ve yine 4.Hukuk Dairesinin  ... esas ve ...\tKarar sayılı 20/01/2022 günlü kararında ve yine 4.Hukuk Dairesinin ... esas ve ...\tKarar sayılı 29/09/2021 günlü kararında \"Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.   <br> \t6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır.\" hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.<br>Somut olayda, davacı vekilinin 04/08/2020 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketine araç hasarı ve değer kaybına ilişkin tazminat talebi için başvuruda bulunduğu, ancak davalının ödeme talebine cevap vermediği anlaşılmaktadır. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre davacı vekilinin özel dava şartı olarak düzenlenen Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartını yerine getirdiği gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile sigorta şirketine kaşı açılacak olan davalarda davadan önce ara bulucuya başvurmanın zorunlu bir dava şartı olmadığı kabul edilmektedir. <br> Buna göre, sigorta şirketi aleyhine açılacak olan tazminat davasında 6325 sayılı yasanın 18/a maddesi gereğince arabulucuya başvurulması zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. İş bu dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu değil ise de, ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurma imkanı bulunmaktadır. Davacının başvurusunun ihtiyari arabuluculuk olarak kabul edilmesi ve  yargılama giderlerinin genel dava gideri olarak davacı üzerinde bırakılması yerinde olduğundan bu öndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br><br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda oy çokluğu ile karar verildi.26/03/2024\t\t\t\t<br>\t\t\t\t<br>  <br>  Başkan                Üye                    Üye                       Katip   \t\t\t\t       (Muhalif)\t   <br><br><br>                                                           MUHALEFET ŞERHİ   <br><br>Somut uyuşmazlıkta, kararın sair yönlerine yönelik olarak heyetle aynı görüşte olmakla birlikte; sigorta şirketinin ara buluculuk ücretinden sorumlu olmadığına yönelik istinaf incelemesinde Sayın Heyetle aynı kanaate varılmamıştır. <br>Davacı tarafça eldeki davanın konusuna ilişkin olarak arabulucuya başvurulmuş ve 06.12.2019 tarihli \"Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı\" düzenlenmiştir. <br>Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, davacı vekili tarafından dava şartı arabulucuğa başvurulmasının nedeni; 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiş olması ve bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olarak kabul edilmiş olmasıdır.<br>Ancak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlemesi yer aldığından, eldeki davada sigorta şirketine karşı dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yapılan yazılı bir başvurunun bulunması ve geçerli olması nedeniyle arabulucuğun dava şartı olmayacağı kabul edilmekte ise de bu husus davanın açılması için gereken ön şartlardan olup, davadan önce bu şekilde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış olması halinde yargılama giderlerinin 18/A maddesinde belirtilen usulde yapılması gerektiği  kanaatindeyim.<br>Zira davacı tarafça sigorta şirketine davadan önce yapılan bir başvurunun bulunmaması ya da başvurunun usulüne uygun olmaması ihtimalinde dava şartı olan arabuluculuk müessesinin uygulanacağı  muhakkaktır.<br> 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11’e göre, arabuluculuk görüşmesine katılmayan tarafın, davada haklı da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği ve davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğinin düzenlenmesi karşısında davalı sigorta şirketi ara buluculuk görüşmesine katılmadığından arabuluculuk ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.26.03.2024<br>                                                                                                         Muhalif Üye<br>                                                                                                   \t\t\t    <br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d22b6eba5036737","SID":"774e7bb0c7d6cab2"}}