{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1805 Esas <br>KARAR NO: 2024/279 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2014/337 Esas - 2021/537 Karar <br>TARİHİ: 09/07/2021<br>DAVA: Limited Şirket Genel Kurul Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların davalı şirkette %23,34 pay sahibi olduklarını, kalan %70,82 payın şirketin yöneticisi ... ait olduğunu; şirket yöneticisinin azınlık pay sahibi olan davacılara karşı sürekli haklarını ihlal eden tutum içinde olduğunu, bu nedenle daha önce görülen davalardan; -Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/227 Esas - 2010/85 Karar sayılı hükmüyle müdür seçimini, -Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/122 Esas - 2012/288 Karar sayııl hükmüyle şirket adres değişikliğini, -Anadolu 4. Asliye ticaret Mahkemesinin 2012/330 Esas 2012/940 Karar sayılı hükmüyle şirket müdür seçiminin, -Anadolu 1. Asliye ticaret mahkemesinin 2012/985 Esas 2014/82 Karar sayılı hükmüyle pay devri oy sınırlamasıyla ilgili Genel kurul kararlarının iptalini talep ettiklerini, davalarının hep lehlerine sonuçlandığını; kararların kesinleştiğini, esasen şirket müdürünün 25/03/2009 tarihinden bu yana yetkisiz olduğunu, tasarrufları ve yönetim işlemlerinin yetkisizlik sebebiyle yok hükmünde bulunduğunu; 06/03/2012 tarihli, 09/08/2012 tarihli ve 29/04/2014 tarihli genel kurul kararları aleyhine davalar açıldığını, ana sözleşme ve kanuna aykırı aynı konuda kararların her yıl ısrarla alınmaya devam ettiğini; hakim ortak olan ...'nun gönderdiği Kartal .... Noterliğinin 06/06/2014 tarihli ve ... yevmiye nolu genel kurul çağrı ihtarnamesine karşılık %23,33 azınlık pay sahipleri olarak Kadıköy .... Noterliğinin 16/06/2014 tarihli ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile toplantı gündemine itiraz ettiklerini ve gündeme madde ilavesi talep ettiklerini, sonuçta şirket müdürünün önceden yazdırdığı 03/07/2014 tarihli genel kurul kararlarının imzalanması için dayatma yaptığını ve davacılarında muhalefet şerhi koyarak imzalamak zorunda kaldıklarını; limited şirketlerde genel kurulların  toplantıya çağrılmasında görevli organın şirket müdürü olduğunu, şirket müdürü de 25/03/2009 tarihinden bu yana yaptığı 3 müdürlük seçim kararları iptal edildiğinden yetkili müdür olmadığını; dava konusu olan 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurul gündeminde bulunan müdür seçimine ilişkin 2. Maddenin, ana sözleşmenin müdür seçimine ait 9. Maddesinin değişikliğine ilişkin 3. Maddenin, pay devriyle ilgili ana sözleşme 14. Maddesinin değişikliğine ilişkin 4. Maddesinin, oy sınırlamasıyla ilgili ana sözleşmenin 15. Maddesinin değişikliğine ilişkin 5. Maddesinin, ana sözleşmeye bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağıyla ilgili ana sözleşmenin 19. Maddenin eklenmesine ilişkin 6. Maddesine dair alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu; şirket hesapları ve ticari kayıtlarına ilişkin kendilerine bilgi verilmediğinden  şirket müdürü için talep edilen 15.000,00 TL ücret hakkında da olumsuz oy vermek zorunda kaldıklarını; şirket sözleşmesinin 1989 yılında tanzim edildiğini ve geçerliliğini bu genel kurul toplantısına kadar koruduğunu; şirket sermayesinin 8.000.000,00 TL ve itibarı oy sayısının 16.000 adet olduğunu; dava konusu müdür seçimiyle ilgili karar nisabının %50+1 olması gerektiğini, şirket ana sözleşmesinin 15. Maddesiyle bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3''ünden fazlasına sahip olamayacağı şeklinde oy sınırlamasının bulunduğunu; hakim ortak ...'nun ana sözleşmenin 15. Maddesindeki 1/3 oy sınırlamasına yok etmek amacıyla sahip olduğu hisselerden 2.720 adet hisseyi eşi ... 2014 yılının Mart ayında muvazaalı olarak devrettiğini; ... o tarihte davalı şirket ile iştigal konusu tamamen aynı olan ... Limited Şirketinin tek yetkilisi ve hakim ortağı olduğunu; akabinde 12/05/2014 tarihinde ... şirketinin müdürlüğünden istifa ettiğini ancak halen o şirketteki hakim ortaklığının devam ettiğini; TTK 213 maddesindeki ortakların rekabette bulunmasının yasaklanmış olması nedeniyle dava konusu genel kurul gündeminin 6. Maddesinde şirket sözleşmesinde olmayan \" ortakların bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı \" ile ilgili 19. Maddesinin eklenmek istendiğini; iptali istenen ortaklar kurul kararının ...'nun olumlu oylarıyla alındığını; ...'nun ortaklığının muvazaalı ve dava konusu olduğunu, mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, şirketin  25/03/2009 tarihinden bu yana organsız olduğunu;  Tüm bunlar çerçevesinde iptali istenilen 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurulda alınan 1 - 2- 3- 4- 5 ve 6 nolu kararların şirket ana sözleşmesine, eski ve yeni Ticaret Kanununa, afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu için yok hükmünde olduklarının tespitine karar verilmesini, bu olmadığı taktirde de iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, şirket ana sözleşmesinde müdür seçimine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, müdürün değiştirilmesine ilişkin hüküm bulunduğunu; TTK 620. Maddesindeki oy nisabı uyarınca müdür seçiminin 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısının 2. Maddesiyle gerçekleştiğini; kanuna uygun olduğunu, bu kararı olumlu oy kullanan ...   şirkette %36,825 ...  ise %34 olmak üzere toplam %70,825 oy yüzdelerinin bulunduğunu; davacıların genel kurul gündeminde bulunan 3 - 4- 5 ve 6. Maddedeki ana sözleşme değişikliklerine ilişkin taleplerine dayanak olarak sundukları mahkeme kararlarının eski TTK döneminde verilmiş kararlar olduğunu; bu nedenle eski TTK hükümleri gereğince kararların davacılar lehine sonuçlanmış olduğunu, iş bu davanın açılmış olduğu dönemde yeni TTK'nun yürürlükte olduğunu, bu nedenle davacıların bildirdiği kararların herhangi bir hüküm arz etmediğini; dava konusu genel kurulda alınan ana sözleşme değişikliğine ilişkin kararların ana sözleşmedeki ve 6102 sayılı TTK'nun karar nisaplarına uygun çoğunlukça alınmış kararlar olduğunu, davacıların amacının mirasla onlara gelen payı yüksek bedelle büyük pay sahibi ortaklara satmak olduğunu, bu davanın açılmasında azınlık hakları açısından davacıların tüm haklarının yasaca güvence altına alınmış olduğunu; davacıları azlık haklarına zarar veren hiç bir düzenlemenin bulunmadığını; davacıların müdür seçimiyle ilgili ileriye sürdüğü mesnetsiz çoğunluk şartının şirketin iki ortağını olumlu oy kullanmaları karşısında dayanaksız kaldığını, davacılar tarafından yapılan tüm oy hesaplamalarının maddi hata içerdiğini ve hazurun cetveline aykırı hesaplamalar olduğunu; davacıların ...  başka bir şirkette ortak olmasından bahisle bağlılık yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırılık oluştuğunu ileriye sürmelerinin ne talepleriyle ne de mevzuatın gerekli gördüğü koşullarla uyuşmadığını; davalı şirkette yetkili bir müdürün mevcut olduğunu, çağrının usulüne göre yapıldığını, dava konusu genel kurul kararıyla müdür seçimi yapıldığını, bu hususların aksi düşünülse bile Yargıtay kararlarına göre çağrıda usulsüzlük bulunmasının toplantıda alınan kararların iptaline veya yok sayılmasına sebep teşkil etmediğini zira bir şekilde davacıların genel kurul toplantısına katıldıklarını ve oy kullandıklarını; hal böyle olunca 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan tüm kararların, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve afaki iyi niyet kurallarına uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/07/2021 tarih 2014/337 Esas - 2021/537 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK 622. Maddenin atfı nedeniyle anonim şirketlere ilişkin TTK 445 vd maddeleri gereğince açılan genel kurul kararlarının butlanı ( TTK 447 ) davasıdır.  Bilindiği üzere genel kurul kararının butlan ya da iptalinin istenebilmesi için kural olarak davacı pay sahibinin genel kurul toplantısına katılması alınan kararlara olumsuz oy kullanması ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirmesi gerekir. (TTK 446/1-a ) mahkememizce öncelikle bu husus nazara alınmış, davacılarımızın pay sahibi olduğu, genel kurul toplantısına katıldıkları muhalif oy kullanıp muhalefetlerini de toplantı tutanağına şerh ettirdikleri görülmüştür.  Bilindiği üzere, iptal davaları için 3 aylık bir hak düşürücü süre de söz konusu olup, davamızda bu süre içinde açılmıştır. Mahkememizce şirketin ana sözleşmesi getirtilmiş, iptali istenen 03/07/2014 tarihli genel kurulun hazurun cetveli, alınan kararlarla ilgili tutanağı getirtilmiş; şirketin tam sicil dosyası alınmış, davacı tarafın dayandığı mahkeme kararları incelenmiş ve suretleri dosya içine alınmış; uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış, davalı tarafın sunduğu uzman görüşü incelenmiş, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Davalı şirket, ticaret siciline 261316 sicil numarasıyla kayıtlı olup, kuruluş tarihi 16/01/1990'dır. Yargılama esnasında ölen ve mirasçıları vasıtasıyla davası takip edilen ...'nun 1.750 hisse karşılığı 1.750.000,00 TL hissesinin 05/10/2006 tarihinde ... devretmiş olup sadece ... vefatı nedeniyle kendisine devreden 466 hissesinin bulunduğu, bunun TL karşılığının 466.000,00 TL olduğu; Davacı ...'nun ...  vefatı nedeniyle kendisine intikal eden 466 hissesi karşılığında 466.000,00 TL hissesinin bulunduğu, Davacı ...  ( ... ) yine ... vefatı nedeniyle 466 hisse karşılığının 466.000,00 TL hissesinin kayıtlı olduğu, Dava dışı ...  yine ...  vefatı nedeniyle 466 hisse karşılığının 466.000,00 TL hissesinin kayıtlı olduğu, Davacı ...'nun yine  ... vefatı nedeniyle 466 hisse karşılığının 466.000,00 TL hissesinin kayıtlı olduğu, Dava dışı Mevlüt ...  toplam 5.666 hisse karşılığı 5.666.000,00 TL'lik hissesinin bulunduğu, 21/03/2014 tarihli ve ... yevmiye nolu Üsküdar .... Noterliğinde yapılan mal paylaşımı açıklamasıyla 2.720 hisse karışığı 2.720.000,00 TL hissesini ...  devrettiğini ancak İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas 2015/966 sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/09/2019 tarihinde onaması ile ... ait 2.720 hissenin yeniden kendisine döndüğünü, bu nedenle yargılama devam ederken ... şirketteki toplam hissesinin yeniden 5.666 hisseye yükseldiği; şirkette 4 hisseninde ... miras yoluyla payların devridir açıklamasıyla ortak müşterek hisse olduğu; iptali istenen 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında ise,  ...  2.946 payına karşılık 58,920 hisse sahibi olduğu, ...  2.720 hisse karşılığında 54.400 hisse sahibi olduğu, ...nun ...'nin, ...'nun, ...'nun ve ...'nun her birinin ayrı ayrı 9.320'şer oy hakkı sahibi oldukları, artan payın ise 80 oy sahibi olduğu toplam oy hakkınında 160 olduğu belirlenmiştir. Hemen belirtelim ki, yeni TTK'da şirket müdürünün görev süresinin sona ermesi halinde yeni yönetim seçilene kadar göreve devam edeceğine dair açık bir hüküm bulunmuyor ise de; öğretide kabul edilen ve Yargıtay kararlarında da vurgulanan haliyle; şirket yöneticisinin kısıtlanmaması ya da ölmüş olmaması halinde sırf görev süresinin bitmesi şirketi organsız bırakmayıp; yenisi seçilene kadar eski yöneticinin sorumluluğu ve görevleri devam eder. Kaldı ki, çağrı usulsüz olsa dahi davacıların tamamı genel kurul toplantısına katıldığı için bu durum genel kurul kararlarının butlanını gerektirmez, iptal sebebi olamaz. İptali istenen genel kurula ...  , ... , ...,  ..., ..., ... ve ... katılmış olup, alınan kararların tamamı...'nun olumlu oylarıyla alınmış davacılarımız ise, kararların altına muhalefet şerhlerini yazdırmışlar kararlara da olumsuz oy kullanmışlardır. 03/07/2014 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısından önce çoğunluk oy sahibi ... 2.720 hissesini eşi  ... mal taksimi sözleşmesi ile devretmiş ise de, bunun söz konusu kararları alabilmek için muvazaalı bir devir olduğu davacılar tarafından ileriye sürülmüş, Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas 2015/966 Karar sayılı hükmüyle verilen kabul kararı,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/09/2019 tarihinde onandığı için kesinleşmiş olup; muvazaa sebebiyle iptal kararları geriye dönük olarak ve baştan itibaren geçersiz sayılacağı için  ... iptali talep edilen genel kurul toplantısında pay sahibi olmadığı ve kullandığı oylarında ... tarafından kullanılmış sayılacağı mahkememizce kabul olunmuştur. Bu çerçevede yapılan incelemede,Gündemin 1. Maddesinde davacıların gündeme madde eklenmesine ilişkin taleplerinin reddine ilişkin karara yönelik butlan / iptal istemlerinin yerinde olmadığı, zira limited ortaklıkta genel kurul toplanacaksa azınlığın gündeme madde eklenmesini talep edebileceği bu halde azınlığın söz konusu talebini noterden yapması gerektiği ve aynı zamanda gündeme eklenerek genel kurulda görüşülmesini istediği konuları şirket müdürüne mutlaka bildirmeleri gerektiği ( TTK 411/1 ve 3 maddeleri ) ayrıca kanun koyucu gündeme madde ekletme hakkı bakımından TTK 411/2'de bir süre ön gördüğü, buna göre çağrı ilanının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce bu istemin müdürlere ulaşması gerektiği; şayet gündeme madde konulması istemi zamanında müdürlere ulaşmazsa müdürlerin bu talebi değerlendirmek zorunda olmadığı, somut olayda 03/07/214 tarihli toplantıya ilişkin ilanın 12/06/2014 tarihli Türkiye Sicil Gazetesinde ilan edildiği, gündeme madde eklenmesine ilişkin talebin Kadıköy .... Noterliğinden ... yevmiye nolu ihtar ile bildirildiği, ihtar tarihinin 16/06/2014'de olması karşısında; sicil gazetesinde ilandan sonra ihtarın gerçekleştiği, bu nedenle davacıların genel kurul toplantısında alınan 1 nolu kararın butlanına ilişkin talebin reddi gerektiği, iptal sebebinin de bulunmadığı; Gündemin 2. Maddesinde, 15 yıl süreyle görev yapmak üzere şirket müdürlüğüne  ... 37.280 menfi oya karşılık 113.320 olumlu oy ile seçildiği, şirket müdürüne aylık 15.000 TL bürüt ücret ödenmesine, aynı oy oranları ile karar verildiği; ..., ..., ... ve ...'nun seçilen müdüre, süresine, yetkilerinin genişliğine, ücretine yapılan seçimin usul ve esasına itiraz ile 2 sayfadan oluşan bir muhalefet şerhi koydukları; mahkememizce İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2014/1261 Esas sayılı dosyasında verilen kararın zorunlu olarak bekletici mesele yapıldığı söz konusu bu kararın Yargıtay'da karar düzeltme aşamasından da geçerek 26/09/2009 tarihinde karar düzeltme talebinin reddedilmesiyle kesinleştiği; böylece ... ile eşi arasında yapılan mal sözleşmesinin muvazaalı kabul edilip 21/03/2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptal edildiği, böylece artık  ... şirketteki toplam hissesinin 5.666 olduğu nazara alınarak ortaklık sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinin gerektiği; iptali istenen genel kurul kararının tarihi itibariyle 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanununun yürürlükte olduğu; TTK 620 maddesinde \" kanun veya şirket sözleşmesinde aksi ön görülmediği taktirde seçim kararları dahil tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağının\"  kararlaştırıldığı, davalı şirketin ana sözleşmesinin 9. Maddesinde şirketin temsili durumunun düzenlendiği ve burada \" şirketi müdürler temsil eder. Şirket müdürleri şirketin unvanına havi kaşesi altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her hususta temsil ve ilzam eder. Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebilir.\" hükmünün bulunduğu; ana sözleşmenin 15. Maddesinde ise \" her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 500.000 TL'ye bir oy hakkı verilir. Ancak bir ortakbütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz, hakkında ibra karar verilecek ortak bu kararın alınmasına oy kullanamaz\" düzenlemesinin bulunduğu, dolayısıyla müdür seçimi için sözleşmesinde özel nisap aranmışken 15. Maddede şirket sözleşmesiyle oy hakkının sınırlandırılmış olduğu belirlenmiştir. Hal böyle olunca TTK 620 maddesi gereğince \" şirket sözleşmesinde aksi ön görüldüğünden \" oyların salt çoğunluğu ile müdür seçimine karar verilemez. Her ne kadar davalı tarafın sunduğu hukuki mütalaada Sn. Prof. ... şirket ana sözleşmesindeki 9. Maddenin şirket yöneticisinin seçimine değil \"değiştirilmesine\" ilişkin olduğunu; bu nedenle somut olayda görev süresi sona ermesi sebebiyle ...  yeniden yönetici seçiminin \" yönetici değiştirilmesi \" sayılamayacağını, bu nedenle ana sözleşmenin 9. Maddesinin değil TTK 620. Maddesindeki salt çoğunluğun uygulanması gerekeceğini bildirmiş ise de mahkememizce bu tespit kabul edilememiştir. Zira, ana sözleşme 9. Maddede \" yönetici azli \" denilmemiş, yönetici azli düzenlenmemiştir. Hukuki mütalaada bahsedildiği türden değiştirme ancak azil durumunda söz konusu olan değiştirme olup,  o taktirde ana sözleşmede azilden bahsedilirdi. Sözleşmede bahsedilen \"değiştirme\" ise geniş anlamda bir kavram olup, içinde yönetici seçimini de barındırmaktadır. Her bir seçim, bir yerde yönetici değişikliğini gerektirmektedir, aynı yönetici seçilse dahi. Bu sebeple sözleşmenin 9. Maddesi ve 15. Maddesindeki oy sınırlaması birlikte değerlendirildiğinde; TTK 618/1 maddesine göre şirket sözleşmesiyle birden fazla paya sahip ortakların oy hakkının sınırlanabileceğinin düzenlendiği; bu nedenle sözleşmenin TTK'ya uygun olduğu; oy hakkının irade olarak sınırlandırılması anlamına gelen bu imkanın işletilmesi halinde, birden çok paya sahip olan kimselerin bütün veya belirli bazı konulardaki genel kurul toplantılarında paylarından doğan oy haklarının esas sözleşme ile tespit edilen sınırdaki kadarını kullanabilecekleri; buna göre birden çok payın malikinin sınırın üzerinde kalan oy hakları hukuken varılmasına rağmen, oy sayısının sınırlandırılmasına ilişkin hüküm esas sözleşmede yer aldığı müddetçe kullanılamayacağından, donmuş gibi değerlendirileceği; hal böyle olunca ana sözleşmede yer alan oy hakkı sınırlandırılmasına ilişkin hüküm sebebiyle gündemin 2. Maddesinde yer alan şirket müdürü seçim kararına ilişkin nisabın şirket sözleşmesinin 9. Maddesinde yer alan nisaba uygun olmadığı, zira kesinleşen muvazaadan iptale ilişkin mahkeme kararıyla iptal edilen pay devri neticesinde  ... şirkette toplam hissesinin 5.666 hisse karşılığı 5.666.000,00 TL olduğu, pay sahipliği oranının da %70,82 olduğu, ancak oy hakkı sınırlandırılan ortaklık sözleşmesi hükmüyle ancak %33 oranında oy hakkının bulunduğu; toplantıya katılan diğer pay sahiplerinin kararları olumsuz oy vermiş olmaları ve ortaklık sözleşmesindeki müdür seçimine ilişkin nisap için sermayesinin yarısından fazlasını arayan düzenleme karşısında gündemin 2. Maddesindeki müdür seçiminin yetersiz oy nisabıyla alınmış bir karar olduğu, bu nedenle yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, Yine gündemin 3 - 4 -5 ve 6. Maddelerininde, anlatılan sözleşmenin hükümleri gereğince, sermayenin 2/3'ünü temsil eden ortakların kararıyla alınması gerektiği, yani en az %66,66 şeklinde nisapların gerektiği; bu kararlarında sadece ...  ve ... oylarıyla alındığı ancak yukarıda izah edildiği şekilde  ...kşioğlu'na yapılan pay devrinin muvazaa nedeniyle iptal edilmiş olması sebebiyle ve  ... 5.666 hisse karşılığında 5.666.000,00 TL sermayeye sahip olması fakat 15. Maddedeki oy sınırlaması gereğince kullandığı oyun sadece %33,33 bir oy olabileceği sebebiyle; gündemin 3 - 4 - 5 ve 6. Maddelerinde alınan kararlarında nisaba uygun olmadığı, bu bakımdan gerekli nisapların oluşmadığı; gündemin 3 - 4 ve 5. Maddelerinde şirket sözleşmesinin 9 - 14 ve 15. Maddelerinin değiştirilmesine ve gündemin 6. Maddesi ile de şirket sözleşmesine 19. Maddenin eklenmesine ilişkin kararlar bakımından TTK 589'da aranan yeter sayıya şirket ana sözleşmesine nazaran uyulmadığı ve bu bakımdan da gerekli nisabın oluşmadığı; dolayısıyla söz konusu kararların yokluğunun söz konusu olacağı  ve iptal davalarından farklı olarak karara muhalif kalma ve bu muhalefeti şerh ettirme şartının da aranmaksızın bu durumun tespitinin gerektiği uzman bilirkişi heyeti tarafından da bildirilmiş olup; mahkememizce denetlenen bilirkişi raporundaki tespitler hesaplamalar ve hukuki gerekçeler yerinde bulunduğundan, mahkememizce aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.\"gerekçesi ile, \"DAVANIN KISMEN KABULÜNE,Davalı şirketin 03/07/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 - 3 - 4 - 5 ve 6 nolu gündem maddelerinde alınan kararların YOK HÜKMÜNDE OLDUKLARININ TESPİTİNE, 1 nolu gündem maddesiyle alınan karara yönelik talebin ise REDDİNE,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme gerekçesine katılmadıklarını, kararın  usul ve yasalara aykırı olduğunu, Yargılama boyunca; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, hükmün ''Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. (3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. (4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak red etmemişse onayını vermiş sayılır.'' şeklinde olduğunu,   ... şirkete ortak olduktan sonra 8.000.000-TL. olan şirket sermayesinin 20.000.000-TL' ye yükseltildiğini ve artırılan bu 12.000.000-TL'lik sermayenin getirdiği yeni payların hiç bir mahkeme tarafından iptal edilmediğinden bu ortağın bu paylardan dolayı hissedar olmaya  devam ettiğini,  bu yeni payların getirdiği her türlü hakkı da kullanmaya yetkili bulunduğundan oylamaya katılmasında hukuken hiç bir sakınca bulunmadığını, Ticaret odasının da payların iptalinin Ticaret Sicilinde ilanı için  ... ortak olduktan sonra 8.000.000-TL. olan şirket sermayesinin 20.000.000-TL. ye yükseltilmesi ile oluşan yeni payların yani  12.000.000-TL.lik sermayenin getirdiği yeni payların da mahkeme tarafından iptal edildiğine dair karar talep etmekte olduğunu ancak ortada böyle bir karar bulunmadığını, ( İstanbul Ticaret Sicilinin yazısı yargılama sırasından İDM ye uyap üzerinden gönderilmiş olup uyapa taralıdır.) TTK 596.maddesindeki bu yasal düzenlemeye göre esas sermaye payının, miras veya eşler arasındaki mal rejimlerine ilişkin hükümlere göre veya icra yoluyla geçmesinin bir hukukî işlemle değil kanun gereği geçtiğini; kanunen geçişte genel kurulun onayını aramanın ise emredici olmayan bir hükmü mirasın, eşler arası mal rejiminin ve icra düzeninin önüne geçirmek olacağını; bu sebeple, birinci fıkrada anılan hallerde payın, genel kurulun onayına gerek olmaksızın hak sahibine geçeceğini kabul edip, hakların kullanılmasına da izin verildiğini, düzenlemenin ikinci fıkrası uyarınca yapılacak reddin, tek başına yapılamayacağını; başka bir deyişle, şirketin sadece payı edinen kişiyi reddederek süreci sona erdiremeyeceğini; şirketin söz konusu kişiyi reddedebilmesi, yani ortak olarak kabul etmediğini bildirebilmesi için, ona payı gerçek değerinden almayı önermesi ve alacak kişiyi de göstermesi gerektiğini; ancak müvekkili şirketçe TTK 596. maddesindeki yasal düzenlemeye uygun olarak 3 aylık süre içinde bir genel kurul yapılmadığını vede böyle bir işlem gerçekleştirmediğini; dolayısıyla, ...  yapılan hisse devrinin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596/4. maddesi uyarınca şirket tarafından onaylanmış sayıldığını,  Ortak ... yapılan devir işleminin Ortaklar Pay Defterine de kayıt edildiğini ve 29/04/2014 tarihli Genel Kurul'da ... şirkete ortak olarak kabul de edildiğini; ayrıca pay defterine isminin de yazıldığını; üstelik genel kurulda kabul kararı alınmasa bile (ki gerek yoktur) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi uyarınca, şirket genel kurulunda 3 ay içerisinde ... ’nu ortak olarak onaylamayı ret kararı alınmadığı için ...  her durumda şirkette pay ve oy sahibi olduğunu; payının geçersizliğine dair tespite katılmanın mümkün olmadığını,  Hisse Devir Sözleşmesi'nin dayanağı olan Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin iptali için davacılarca açılan İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi'ndeki 2014/414 E. sayılı davanın kabul edildiğini; ancak daha sonra Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu; bozma sonrası davacılarca yapılan karar düzeltme başvurusunun da reddedildiğini 2019/72 E. sayısını alan davanın reddedildiğini; bu gün için aile mahkemesinin kararının kesinleştiğini, Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin hukuka aykırı hiçbir yönünün bulunmadığı ve tamamen hukuka uygun bir sözleşme olduğunun 5. Aile Mahkemesi kararıyla tartışmasız bir gerçek olarak ortada olduğunu; bu durumda, mal ayrılığı sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonrası için geçerli olduğu hususunun da kesinleştiğini; Limited şirket hisse devir sözleşmesinin, mal ayrılığı sözleşmesi'nden sonra yapıldığını; ortada bir muvazaa olmadığının da kesinleştiğini, Yargıtay 8. Hukuk dairesinin kararının oy birliği ile ... ve  ... lehine olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk dairesinin kararının ise 2/3 çoğunlukla yani oy çoğunluğu ile alındığını; yani 2/3 ile aleyhe olduğunu, Toplamda 10 üyenin 7'si ... ve eşinin yaptığı işlemin doğru olduğunu söylemesine karşın, 3 üyenin karşı oyu ile mağdur edildiğini, bu durumun tam bir hukuki garabet olduğunu, dosyaya alınan bilirkişi raporunda bu durum hiç yorumlanıp değerlendirilmediği gibi yerel mahkeme tarafından da hiç bir şekilde irdelenip değerlendirilmediğini,  Ortakların her evli çifte 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ile tanınan haklarını kullanarak aralarındaki yasal edinilmiş mallara katılma rejimini mal ayrılığı rejimine çevirdiklerini; bu mal ayrılığı rejiminin doğal ve hukuki bir sonucu olarak da hem bu mal rejimi sözleşmesine hem de 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na dayanarak tamamen usul ve yasalara uygun bir şekilde ve yapılması gerektiği gibi hisse devir sözleşmesi yapıldığını; TTK 596 uyarınca mal rejimi kararının alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde alınan şirket kararlarını her halükarda geçerli olduğu tartışmasız olduğundan yerel mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini;  Evlilik birliği içinde 05.10.2006 tarihinde ... , davacılardan ...'nun %35 payını devraldığını; evlilik birliği içinde yasal mal rejimi devam ederken devir ve temlik alınan bu %35'lik payın yüzde 17,5'inin zaten yasal mal rejimi uyarınca  ... ait olduğunu; yapılan sözleşmenin yalnızca bu duruma aleniyet kazandırmak için yapıldığını, Her dava açıldığı tarihteki koşullarla değerlendirilip karara bağlanır prensibi uyarınca, genel kurulun yapıldığı tarih itibari ile  ... şirketin yasal ortağı olduğunu; ortaklık paylarının toplantı tarihi itibari ile geçerli olup, oylamalarda oy kullanabilme hak ve yetkisine de sahip olduğunu; TTK 596/3 hükmünün de açık olduğunu, İstinaf ettikleri haksız ve mesnetsiz davanın TTK 596 Maddesi ve İstanbul Ticaret Odasının 18.11.2020 Sayılı yazısı göz önüne alınarak reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğundan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Bilirkişi raporunun tamamına taraflarından itiraz edilmiş olup, dosyaya alınan bilirkişi heyet raporunun eksik, denetime elverişli olmayan  dosya delileri ile ve şirket Ana sözleşmesinin 17. Maddesi ile yeni TTK'ya  özelikle de 620. Maddesi ile çeliştiğinin taraflarından belirtilerek itiraz edildiğini ve profesörlerden oluşan yeni bir heyetten yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesi taraflarından talep edilmiş olup, dava konusuna ilişkin olarak SN. Prof.Dr. ... 07.06.2021 günü alınan hukuki mütalaanın taraflarından yerel mahkemeye sunulduğunu, Uzman görüşünün bir bölümünü aşağıya almış bulunduklarını, ıslak imzalı bulunan tamamınıda dilekçeleri ekinde uyapa taranmak sureti ile İDM'ye sunulduğunu, iş bu mütalaada: \"2.Genel Kurulun Müdür Seçimine İlişkin Kararı ... Ltd.Şt sözleşmesinin 9.maddesinde: “Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararı ile değiştirilebilir.” hükmü yer almaktadır.Genel kurulun 13.07.2014 tarihli toplantısında yaptığı müdür seçimi kararının yetersayı açısından geçerli olup olmadığının saptanması şirket sözleşmesinin 9.maddesindeki bu hükmün yorumlanmasına bağıdır.a) Hükmün Kapsamı  Şirket sözleşmesinin 9.maddesi hükmün açık ifadesi,bu maddenin müdür seçimini kapsamadığını göstermektedir.Nitekim maddede müdür seçiminin değil, müdürün “değiştirilmesini” düzenlendiği görülmektedir. Bu düzenlemeden ortakların amacının yönetimde istikrarı sağlamak ve korumak olduğu anlaşılıyor. Amaç şirketin yönetim organından yoksun kalmamasıdır. Bu nedenle seçimi kararı kolaylaştırılmış; buna karşılık müdürün azli (değiştirilmesi) zorlaştırılmıştır. Şu halde sözleşmenin 9.maddesindeki  yetersayı sadece müdürün azli için öngörülen özel bir hükümdür. Maddedeki “değiştirilebilir” sözcüğünün geniş yorumlanarak “seçimi” de kapsadığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu yoldaki bir görüş, bilimsel yorum kurallarına aykırı düşen zorlama bir yorum olur. Şu halde şirket sözleşmesinin 9.maddesi müdür seçimine ilişkin bir hüküm içermemektedir; bu konuda genel kurulun yapıldığı 2014 yılında yürürlükte olan 6102 sa.Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacaktır. Yasada limited ortaklıklarda müdür seçimine ilişkin özel bir hüküm yoktur; müdür seçimi TK 620.maddedeki  olağan karar yetersayısına tâbidir. Maddeye göre : “ Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dahil, tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır”.03.07.2014 tarihli genel kurulun katılanlar cetveline ve toplantı tutanağına göre, şirketin toplam sermayesi 8.000.000,-TL , toplam pay adedi 8.000 ve toplam oy sayısı 160.000’dir. Toplantıda 7534 pay temsil edilmiştir; katılanların toplam oy sayısı 150.600’dür. Gündemin 2.maddesindeki müdür seçimine ilişkin oylamada ... toplam 37.280 olumsuz oya karşı 113.320 olumlu oyla müdür seçilmiştir. Bu sonuç kararın her hal ve koşulda geçerli olduğunu göstermektedir. Şirket sözleşmesinin 15.maddesindeki “bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3’ündene fazlasına sahip olamaz” hükmünün geçerli olup olmadığının tartışmasına girmeksizin, ...’nun oylarının toplamı 160.000 oyun 1/3’ünü oluşturan 53.333,33 oyla sınırlı olduğunu kabul etsek dahi, bu oran TK 620.maddedeki karar yetersayısını karşılamaktadır. Yani karar 37.280 olumsuz oya karşılık 53.333 olumlu oyla alınmıştır.b) Şirket Sözleşmesindeki Nisap Hükmünün NiteliğiBir an için davacılar vekillerinin iddia ettiği ve Bilirkişi Kurulunun da benimsediği gibi, şirket sözleşmesinin 9.maddesinin “müdür seçimi” de kapsadığı varsayılsa dahi, bu hükmün bilimsel analizi yapılmadan, alınan müdür seçimi kararının geçersiz olduğu sonucuna varılması mümkün değildir. Zira, 9.madde hükmü yoruma muhtaçtır. Hüküm aynen : “Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararı ile değiştirilebilir” şeklindedir. Öncelikle bu hükmün toplantı nisabını mı, karar nisabını mı düzenlediği saptanmalıdır. Şirket genel kurullarında toplantı nisabı o genel kurulun ilgili gündem maddesindeki karar alma erkini ifade eder. Anonim ortaklık gibi yeni TK sisteminde bir sermaye şirketi olan limited ortaklıklarda da toplantı yetersayıları sermayeye göre belirlenir. Buna karşılık karar yetersayıları ise kural olarak    ( yani aksi açık olarak ifade edilmemişse) oy sayısı bazlı olarak belirlenir. Kısaca bir hükümde eğer sermaye çoğunluğundan söz ediliyorsa bu hükmün toplantı nisabı olarak yorumlanması kuraldır; karar nisabı olarak yorumlanması için açık hükme ihtiyaç vardır. Bu nedenle 9.maddenin toplantı yetersayısını düzenlediği; karar yetersayısı hakkında ise hüküm içermediği görülmektedir. Bu koşulda karar yetersayısı toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğudur.Toplantıda sermayenin toplam 8.000 payın 7534’ü temsil edilmiştir; toplantı nisabı oluşmuştur. Oylama da (...’nun 1/3 oy sınırlamasına tâbi olduğu kabul edilse bile) davacıların 37.820 olumsuz oyuna karşı 53.333 olumlu oy kullanılmıştır. Görüldüğü gibi (sözleşmenin 9.maddesinin açık lafzına rağmen bu hükmün seçimi de içerdiği varsayılsa dahi) maddenin öngördüğü karar yetersayısı koşulu gerçekleşmiştir. Diğer bir anlatımla bu karar 9.madde anlamında sermayenin en az yarısından fazlasını temsil eden ortakların sahip oldukları  bir genel kurulda oyların çoğunluğu ile alınmış geçerli bir karardır.Bu nedenle Bilirkişi Heyetinin sorunu tartışmadan 9.maddenin seçimi de kapsadığı ve bu hüküm karar yetersayısına ilişkin olduğu görüşünü paylaşma olanağı yoktur.<br>V. SONUÇ Açıklanan gerekçelerle; 1.03.07.2014 tarihli genel kurulun çağrı ve gündemi açısından yasaya aykırı bir yönünün bulunmadığı; 2.03.07.2014 tarihli genel kurulun 2 numaralı gündeminde alınan müdür seçimi kararının yasa ve şirket sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu;  sonuçlara ulaştığımı saygı ile bilginize sunarım. Prof.Dr. ...\"  şeklinde görüş bildirildiğini ancak İDM'nin gerekçeli kararında bu mütalaadan neden ayrıldığını veya hükme esas alınmadığına dair bir gerekçenin bulunmadığını, Dosyaya sundukları 07.06.2021 tarihli mütalaa ile iş bu istinaf dilekçeleri ekinde sundukları 26.07.2021 tarihli mütalaanın da istinaf dilekçelerinin kapsamı içinde olduğunun kabulü ile istinaf incelemesinde irdelenip değerlendirilmesine ve de bu uzman görüşü doğrultusunda gündemin 2. Maddesindeki müdür şeçimine ilişkin olarak alınan şirket genel kurulunun ilk derece mahkemesi tarafından \"yok hükmünde olduğunun\" tespitine ilişkin kararının kaldırılarak gündemin bu maddesi yönünden davanın ayrıca ve de açıkça reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel Mahkemeye İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1031 E. sayılı dosyasından alınan ve Yargıtay denetiminden geçerek bugün için kesinleşen bilirkişi raporlarının yargılama sırasında uyap üzerinden gönderilmiş olup uyapa taralı olduğunu; söz konusu bilirkişi raporlarında şirket müdürünün seçimine ilişkin ayrıntılı değerlendirmelere yer verildiğini; raporlarda eski TTK hükümlerine göre bir neticeye varılmışsa da yeni TTK hükümlerinin uygulanması durumunda müdürlük seçiminin nisaplara ve yasalara uygun olacağına kanaat bildirildiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1031 E. sayılı dosyasından alınan ve Prf.Dr....tarafından hazırlanan 19.07.2013 tarihli kök raporun sonuç bölümünün ( 1,2,3 ). Maddelerinde \"1.Davalı şirketin ana sözleşmesinde müdür seçimine ilişkin toplantı ve karar nisabı konusunda özel bir düzenleme olmayıp 6772 sayıl TTK genel bir atıf vardır.2. Davaıl şirket toplantı nisabı konusundaki madde numaralı ( m.16) atıf ile kanuna yapılan genel atıf ( m.17) 6103 sayılı uygulama kanunun 26. Maddesine göre değiştirmemiştir.3.. bu durumda yeni TTK’nın yürürlüğe girmesinden sonra bu kanunun nisaba ilişkin 620.madde hükmü uygulanacaktır.\" şeklindeki tespitinin davalarındaki savunmalarını desteklediğini,Bu hususun 19.07.2013 tarihli Bilirkişi Raporu'nun 7. paragrafında, 17.02.2014 tarihli Bilirkişi Ek Raporu'nun 11. paragrafında ve 09.06.2014 tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu'nun 6. paragrafında aynen; ''Ne var ki, davalı şirket müdür seçimine ilişkin toplantıyı 09.08.2012 tarihinde icra etmiştir. 6103 sayılı Uygulama Kanunun 26. Maddesinin 1. Fıkrası hükmü \"Aksi halde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanunun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır. Sadece bu altı ay içinde yapılan genel kurullarda 6762 sayılı Kanun genel kurulların toplantı ve karar nisapları hakkındaki hükümleri uygulanır.\" kuralını getirdiği için, davalı şirketin 01.07.2012 - 31.12.2012 tarihleri arasındaki altı aylık süre içerisinde gerçekleştirdiği ortaklar kurulu toplantısında, nisaba ilişkin olmak üzere 6762 sayılı TTK m.536 hükmü geçerli olacaktır.'' şeklinde belirtildiğini,  Söz konusu raporlardaki müdürlük seçimine ilişkin değerlendirmeler ile Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen Mütalaa birlikte değerlendirildiğinde davaya konu müdürlük seçimine ilişkin genel kurul kararının nisaplara, şirket sözleşmesine ve yasalara uygun olduğunun açıkça anlaşıldığını, Şirket ana sözleşmesinde oy hakkının sınırlanmasına ilişkin hüküm mevcut olmakla beraber kararların hangi oy oranı ile alınacağına dair bir düzenleme bulunmaması, müvekkili şirkette A, B, C vb. gibi pay gruplarının olmaması ve şirket ana sözleşmesiyle de oy sınırlaması yapılmamış olması, TTK 618. maddesinin uygulamanmasının dolayısı ile oy sınırlanmasının yeni TTK nın yürürlüğe girmesinden sonra uygulama alanın kalmaması şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinin kadük hale gelmesi, şirket ana sözleşmesinin 17. maddesine göre şirket ana sözleşmesinde düzenleme olmayan hallerde Türk Ticaret Kanunu'nun uygulanacağını düzenlemiş olması, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7., 22. ve 26. maddelerindeki düzenlemeler ışığında somut olay bakımından geçerli hükümlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin olması gerekmesi, ...'nun şirketin yasal ortağı olduğunun gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi uyarınca, şirket genel kurulunda 3 ay içerisinde ...’nu ortak olarak onaylamayı red kararı alınmaması gerek İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi'nin 2019/82 E. (Eski 2014/414 E.) sayılı dosyasından verilen davanın reddine dair red kararının kesinleşmiş olması gerekse de ...'nun 14.04.2014 tarihinde şirkete ortak olup pay defterine kayıt edilmesi ve iptale konu huzurdaki genel kurul kararlarının 03.07.2014 tarihinde yani ...'nun TTK 596/3. maddesi uyarınca ortak olduğu tarihten itibaren 3 ay içinde oy kullandığı genel kurul kararlarının her halükarda geçerli olması, yasal ortak ve payları olan ve de oy kullanma tarihi itibari ile ...'nun şirket genel kurulunda alınan kararlar için yapılan oylamalarda oy kullanmasının önünde yasal bir engelin bulunmuyor oluşu, müvekkili şirket müdürünün hisse devrinden önce de sahip olduğu oy miktarı sebebiyle tek başına TTK 620. maddesi uyarınca (Bu maddenin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak) şirketle ilgili kararlar alabiliyor oluşu, azınlık haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmemiş olması ve ihlale ilişkin davacılarca ortaya koyulmuş tek bir somut delil bulunmuyor oluşu, TTK da azınlık haklarının bir çok madde ile güvence altına alınmış olması, dava konusu edilen gündemin 1. maddesine ilişkin olarak davacıların gündeme madde ekletme taleplerini yasanın aradığı süre içinde yapmamış olmaları, ana Sözleşme'nin 9. maddesindeki düzenlemenin müdürün baştan kuruluş aşamasında vede seçilmiş görevin başında olan müdürün  azline ilişkin olup, müdürün seçimine, atanmasına ilişkin olmayışı burada görev süresini henüz tamamlamamış olan yani halen görevde olan bir müdürün genel kurul kararıyla görevden alınıp, yerine yeni bir müdürün getirilmesini düzenlemiş olması, müdürlük seçimi bakımından şirketin ana sözleşmesinde herhangi bir düzenleme bulunmaması sebebiyle müdürlük seçimine ilişkin geçerli düzenlemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 620. maddesi olduğu, şirket anasözleşmesinin 17. maddesininde buna dayanak oluşturması, ana sözleşme değişikliğine ilişkin dava konusu edilen 3., 4., 5. ve 6. gündem kararları TTK 596/3 ve ana sözleşmedeki ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun'daki karar nisaplarına uygun çoğunlukta alınmış kararlar olması, davacıların peşinen muhalet şerhi hazırlayarak toplantıya gelmiş olmaları ve peşinen muhalefet şerhi verilmesi kanunun iptal davası açılabilmesi için gereken şartı sağlamaması, Şirket Sözleşmesinin 15. Maddesindeki 1/3 oranındaki kısıtlamanın oy oranı ile ilgili olup, şirketteki olumlu oy veren ortağın sermayesinin kısıtlanmasına ilişkin bir düzenlemenin ne TTK da ne de Şirket anasözleşmesinde bulunmaması, zira bunun fikizen vede hukuken de mümkün olmaması ile dosya kapsamında yaptığıkları tüm savunmalar, yasa hükümleri, Yargıtay uygulaması, dosyaya sundukları Hukuki Mütalaa ve bilirkişi raporları ile dosya kapsamında toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu; hal böyle iken, davaya sundukları vede uyapa taralı bulunan özel mütalaanın taraflar arasında konulara ilişkin olarak Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bulunan İST.AND.1 ATM. 2012/1031 ES. sayılı dosyasından alınan ve  PRF.DR. ... tarafından hazırlanan iş bu dosyadan alınan kök, ek ve 2. ek raporlarda gözönüne alınarak   mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini gerekirken kabulü hukuka aykırı olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Davalarının müdürlük seçimi ile ilgili olan bölümünü de aşağıya aldıklarını ve de bu gün için Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen emsal nitelikteki  İstanbul Anadolu 1. Asliye ticaret mahkemesinin 2012/1031 E. 2014/694 K. Sayılı ilamı doğrultusunda mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğundan İDM kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettikleirni,  \"Davalı şirket, nisaplar konusunda 6762 sayılı TTK'ya madde numarası belirterek (madde 16) ve genel atıf yaparak (madde 17) düzenlediği ana sözleşme hükümlerini, 6103 sayılı Uygulama Kanunun 26. maddesi hükümlerine uyarak değiştirmemiştir. Bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihinden altı ay sonra müdür seçimine ilişkin nisaplar, 6102 sayılı TTK m. 620 hükmüne tabi olacak ve toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunlu ile müdür seçimi gerçekleştirilebilecektir.Ne var ki, davalı şirket müdür seçimine ilişkin toplantıyı 09.08.2012 tarihinde icra etmiştir. 6103 sayılı Uygulama Kanunun 26. maddesinin 1. fıkrası hükmü \"Aksi halde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanununun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır. Sadece bu altı ay içinde yapılan genel kurallarda 6762 sayılı Kanun genel kurulların toplantı ve karar nisapları hakkındaki hükümleri uygulanır\" Kuralını getirdiği için, davalı şirketin 1.07.2012- 31.12.2012 tarihleri arasındaki altı aylık süre içerisinde gerçekleştirdiği ortaklar kurulu toplantısında, nisaba ilişkin olmak üzere 6762 sayılı TTK m. 536 hükmü geçerli olacaktır.\" Dava 7. Ticaret yerine 1. Ticaret mahkemesine düşmüş olsaydı tam tersi bir karar olacağını yani lehlerine karar verilerek davanın reddine karar verileceğini, bu durumun dahi istinaf taleplerini haklı kıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 620. maddesinin; ''Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.'' şeklinde düzenlendiğini; görüleceği üzere, anılan maddede ana sözleşmede aksine bir düzenleme olmadığı takdirde seçim kararlarını yani müdürlük seçimine ilişkin kararları da toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağını düzenlediğini; müvekkili şirketin ana sözleşmesinde müdür seçimine dair herhangi bir düzenleme yapılmadığını, Davanın başından sonuna kadar yerel mahkeme tarafından ortakların sahip oldukları sermaye ile ortakların oy sınırlamasının tamamen bir birine karıştırılarak yerel mahkeme tarafından yanlış değerlendirme ve yanlış sonuçlara varılarak reddi gereken davanın kabul edildiğini, aynı karışıklığın hükme esas alınan ancak denetime elverişli olmayan bilirkişi kurul raporunda da mevcut olduğunu; bu karışıklığın da müvekkili şirketin hukukunu etkilediğini,  Şirket ana sözleşmesinin 9. maddesinin '': “Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararı ile değiştirilebilir” şeklinde olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesindeki 1/3 oranındaki kısıtlamanın ise  oy oranı ile ilgili olduğunu, sermayeye yapılan bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı gibi bu durumun madden/fiziken. hukuken ve de ticareten olanaksız bir durum olduğunu,  keza donmuş bulunan ve de mülkiyeti genel kurulda olumlu oy veren ortağa ait olan \"donmuş\"  2/3 pay sahibi lehine kullanılmayacak ise hangi hukuki,iktisadi,ticari kurala göre sahibi aleyhine kullanılmakta olduğunu anlayamadıklarını; bu durumun tamamen hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, 1/3 kuralına göre donmuş olan 2/3 oyun sahibinin de genel kurulda alınan kararlara olumlu oy veren ... olduğunu; lehe kullanılmayan bu oyların aleyhe kullanılmasının kesinlikle mümkün olmadığını ve de  imkansız olduğunu, Bu durumu örnek ile anlatmak gerektiğinde ise ; Şirketin bütünü (oy oranını) yüzde yüzü 100 olarak kabul edildiğinde ; ...'nun şirkette %70,825 sermaye payına ve 70,825 oya sahip olduğunu; bunun yuvarlak olarak 70 oy olarak kabul edildiğinde; Şirket sözleşmesinin 15.madesindeki 1/3 kuralı uyarınca 70 oy değil bütünün %33 olan 33 oy kullanabileceğini, O zaman da 70 oy ( tüm oy hakkı)  - 33 oy ( sözleşme uyarınca kullanabileceği oy hakkı) = 37 kullanamayacağı donmuş oy hakkı,  100 adet oy kullanıldığında bu oylardan 37'si donmuş durumda ise 100 - 37 = 63  donmamış oy üzerinden hesap yapılması gerektiğini, bu noktadada 63'ün yarısının 31,5 yapacağını, dolayısıyla da bu sistem içerisinde % 33 a sahip olan kişi TTK'nın 620 maddesi uyarınca yani nitelikli çoğunluk gerektirmeyen ve salt çoğunlukla alınabilecek bütün kararları alabilir demekte olduğunu, Genel kurul kararlarına olumlu oy veren ....'nun donmuş bulunan 37 oyunun hiç bir şekilde oylama hesabına  katılmaması gerekeceğini, yani sahibi lehine kullanılmayan oyların sahibi aleyhine kullanılmasının vede hesaplamada aleyhe dahil edilmesinin ahlaki, vicdani,ticari vede hukuki hiç bir temelinin olmadığını, Bu durumun yani aleyhe kullanılmasının, her şeyden önce Anayasa'nın 35. Maddesindeki mülkiyet 36.deki Hak arama hürriyetine ve 13. maddesindeki ölçülülük ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, bu hali ilede yerel mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olup kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,  Önemli kararlara ilişkin nisapları düzenleyen aynı kanunun 621. maddesinde ise ayrıca müdürlük seçimine ilişkin bir düzenleme yapılmadığından müdürlük seçimine ilişkin uygulanması gereken maddenin her halükarda 620. madde olduğunu; müdür seçiminin davacıların iddiasının aksine bir sözleşme değişikliği değil bir seçim kararı olduğunu, Davacıların ise müdürlük seçimine ilişkin şirket ana sözleşmesinde bir hüküm bulunduğunu bu sebeple de yapılan müdürlük seçiminin yok hükmünde olduğunu iddia ettiklerini; yerel mahkemenin de bu iddiayı benimseyerek karar verdiğini ancak  Ana Sözleşme'nin 9. maddesine dikkatli şekilde bakıldığında söz konusu bu maddenin müdürün baştan itibaren seçimini düzenlemediğini; seçimden değil değişimden bahsedildiğini; burada düzenlenen hususun görev süresini henüz tamamlamamış olan yani halen görevde olan bir müdürün genel kurul kararıyla görevden alınıp, yerine yeni bir müdürün getirilmesini düzenlemekte olduğunu, amacın da müdürün sudan sebeplerde değiştirilmemesi şirkette devamlılık ve düzenin sağlanması sureti ile müdürün verimli çalışmasını sağlamak olduğunu, Şirket Ana Sözleşmesi'nin 8. maddesiyle kuruluşla birlikte 5 yıllığına ..., ... ve ... müdürlüğüne atandıklarını; eğer müvekkili şirket, 5 yıllık görev süreleri dolmadan müdürlerin değişikliğini sağlamak isteseydi Ana Sözleşme'nin 9. maddesine göre bu değişikliği yapabileceklerini; değişikliğe ilişkin bu madde ana sözleşmede yer almasaydı da bu defa o dönem yürürlükte olan olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 513. maddesine göre müdür değişikliği yapılabileceğini, Özetle, mülga Ticaret Kanunun yürürlükte olduğu dönemde müdürlerin ana sözleşme ile atandığını ve görev süresi de henüz dolmamışsa, genel kurul şirket ana sözleşmesinin müdürlere ilişkin maddesini, yani müdürleri, ana sözleşmesinin 9. maddesindeki nisapla değiştirebileceğini; görev sürelerinin dolmasında sonra ise müdür değişikliği yapılmayacak olup, yeni müdür seçimi yapılacağını ve bu seçimin ise mülga Ticaret Kanunu'nun 536/3. maddesine göre yapılacağını,  Ana Sözleşmede yer alan 9. maddenin müdürlerin görevden alınmaları yani azli hakkında olduğunu, maddedeki ''Müdürler (...) değiştirilebilir.'' ibaresinden azil keyfiyeti net bir şekilde anlaşılabildiğini, ana sözleşme azil kararı için nisabı ''ödenmiş sermayenin yarıdan fazlası'' şeklinde tespit ederek bir anlamda ağırlaştırılmış nisap kabul ettiğini ve müdürleri koruduğunu,  söz konusu maddenin müdürlerin seçimine uygulanamayacağını; çünkü seçimin azilden bağımsız olarak alınan bir karar olduğunu; seçimin azil ile birlikte yapılmasına gerek olmadığını; süresi dolan, istifa veya vefat eden müdürün yerine seçilen müdürün azil işlemi olmaksızın seçilebileceğini; müdürün azli ve onun yerine müdür seçiminin istisnai bir durum olduğunu, normal olanın müdür seçimi olduğunu; müvekkili şirketin ana sözleşmesinde müdürlerin seçimine ilişkin karar nisabını düzenleyen bir hüküm olmadığını; bu sebeple müdürlerin seçimine 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinin uygulanacağını, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinin; ''Bu Kanunun ve Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesiyle, 6762 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan veya değiştirilen maddelerine diğer mevzuat tarafından yapılmış bulunan yollamalar, Türk Ticaret Kanununda o maddeleri karşılayan hükümler varsa onlara yapılmış sayılır. Aksi hâlde, hâkim 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1 inci maddesini uygular. Birinci cümle hükmü, esas sözleşmeler dahil, her çeşit sözleşme, taahhütname, beyan ve benzeri metinlerdeki eski hukuka yapılmış olan yollamalar için de geçerlidir.'' şeklinde olduğunu, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22. maddesinin; ''Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren oniki ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' şeklinde olduğunu, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 26. maddesinin; ''Bir anonim şirketin esas sözleşmesinde veya bir limited şirketin şirket sözleşmesinde genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına, madde numarası belirtilerek veya belirtilmeksizin 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüşse, bu şirketler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren oniki ay içinde anonim şirketlerde esas sözleşmelerini ve limited şirketlerde şirket sözleşmesini değiştirerek, anılan Kanuna uygun düzenleme yaparlar. Aksi hâlde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanununun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır.'' şeklinde olduğunu,  Kararları davaya konu edilen genel kurul toplantısının 03.07.2014 tarihinde yapıldığını; yukarıda yer verdikleri madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, somut olaylarında ne mülga Ticaret Kanunu'nun ne de Ana Sözleşme'nin 9. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını; uygulanması mümkün ve hukuka uygun olan tek düzenlemenin şirket ana sözleşmesinin 17.maddesi uyarınca halihazırda yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 620. maddesi olduğunu,   03.07.2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda olumlu oy kullanan ortaklardan ... 2946 hisse payı karşılığı 58.920 oy hakkının bulunduğunu ve oy oranının 36,825 olduğunu; olumlu oy kullanan diğer ortak ...'nun 2720 hisse payı karşılığı 54.440 oy hakkı bulunmakta olduğunu ve oy oranının 34,00 olduğunu; yani olumlu oyların toplam oranının 70,825 olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 620. maddesinde düzenlenen nisaba uygun bir şekilde karar alındığını; davacıların bunun aksi yöndeki iddialarının hukuka açıkça aykırı olup, bu iddialarının reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hukuka aykırılık oluşturduğunu,Görülen davaya konu genel kurula ilişkin uyuşmazlıkta uygulanması gereken mevzuatın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu olduğunu; bu bakımdan ana sözleşme değişikliğine ilişkin dava konusu edilen 3., 4., 5. ve 6. gündem kararları ana sözleşmedeki ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun'daki karar nisaplarına uygun çoğunlukta alınmış kararlar olduğunu, ( TTK 596. madde ışığında hisse devrinin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde alınan kararlar olduğundan)  Müvekkili şirket ortaklarından ... ve ...’nun, yukarıda belirttikleri gibi toplam oy oranlarının %70,825 olduğunu; bunun haricinde artan payların oy hakkı olan 70 oyu da ....'nun kullanmaya yetkili olduğunu; ortakların oy oranları ve hisse miktarlarının Hazirun Cetveli'nde açıkça gösterildiğini ve ortaklarca da ihtirazi kayıt konmaksızın imzalandığını,  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 621. maddesinde önemli kararların  temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceğinin düzenlendiğini; müvekkili şirketin söz konusu genel kurulda yapılan değişikliklere ilişkin verilen olumlu oyların oranının %70,825 + 70 (artan pay sahibi) olduğunu; bu oranın 621. maddenin aradığı 2/3, yani %66,666 miktarının fazlasıyla üzerinde bir miktar olduğunu ve tüm bu kararların ana sözleşmeye, kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına uygun olduğunun açık, net ve tartışmasız olduğunu,  Alınan tüm bu kararların azınlık ortakların hak ve yetkilerine hiçbir olumsuz etkisi olmadığının da aşikar olduğunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda azınlık haklarının açık ve yoruma yer vermeyecek bir şekilde sıralandığını; davacıların ise azınlık haklarına zarar geleceğinden bahsetmekteyse de somut ve anlaşılır biçimde bu haklarına nasıl ve ne şekilde zarar geleceğini anlatmamakta olduklarını ve bu yönde yazılı bir delil dahi sunamadıklarını; dava konusu ana sözleşme değişikliklerine ilişkin genel kurul kararları kanuni nisaplara uygun çoğunluklarla ve iyi niyet kurallarına uygun şekilde ortak haklarının kullanımıyla alındığını,  Davacıların müvekkili şirket ortağı ...'nun muvazaalı bir ortak olduğu ve bu sebeplede kullandığı oyun muvazaalı olduğuna ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmamakta olup, tamamen hukuka aykırı olduğunu; 03.07.2014 tarihli Genel Kurul toplantısından önce 29.04.2014 tarihli Genel Kurul'da ...'nun şirkete ortak olarak kabul de edildiğini; ayrıca pay defterine isminin de yazıldığını; üstelik genel kurulda kabul kararı alınmasa bile (ki gerek yoktur) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesi uyarınca, şirket genel kurulunda 3 ay içerisinde ...’nu ortak olarak onaylamayı ret kararı alınmadığı için ...'nun her durumda şirkette pay ve oy sahibi olduğunu; Davacılar her ne kadar söz konusu bu Hisse Devir Sözleşmesi'nin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1261 E. sayılı dosyasından verilen kararla geçersizliğine karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onandığını ileri sürmüşlerse de işbu Hisse Devir Sözleşmesi'nin dayanağı olan Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin iptali için davacılarca açılan İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi'ndeki 2014/414 E. sayılı dava kabul edildiğini; ancak daha sonra Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu; bozma sonrası davacılarca yapılan karar düzeltme başvurusunun da reddedildiğini 2019/72 E. sayısını alan davanın reddedildiğini; bu gün için aile mahkemesinin kararınında kesinleştiğini; ortada bir hukuk garabeti yaşandığının aşikar olduğunu,  Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin hukuka aykırı hiçbir yönünün bulunmadığı ve tamamen hukuka uygun bir sözleşme olduğunun 5. Aile Mahkemesi kararıyla tartışmasız bir gerçek olarak ortada olduğunu; bu durumda, mal ayrılığı sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonrası için geçerli olduğu hususunun da kesinleştiğini; Limited şirket hisse devir sözleşmesinin, mal ayrılığı sözleşmesi'nden sonra yapıldığını; ortada bir muvazaa olmadığının da kesinleştiğini, Davacılar ..., ..., ... ve ...'nun ise öncelikle Üsküdar ... Noterliği'nin 21.03.2014 tarihli ve ... yevmiye no'lu Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin iptali için İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi'nin 2014/414 E. sayılı dosyası ile bir dava açtıklarını; İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi her ne kadar 17.12.2015 tarihli kararı ile davacıların davalarının kabulüne karar vermişse de müvekkillerince yapılan temyiz başvurusu sonunda işbu kararın bozulduğunu,  Yargıtay bozma ilamına karşı davacıların bu kere karar düzeltme kanun yoluna başvurduklarını ve bu başvuruları Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 04.12.2018 tarihli ve 2017/15272 E., 2018/19632 K. sayılı kararı ile; ''Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE...'' karar verildiğini; karar düzeltme başvurusunun reddi üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi'ne gönderildiğini ve mahkemenin 07.05.2019 tarihli ve 2019/72 E., 2019/461 K. sayılı kararıyla davacıların davalarının reddine karar verdiğini, Bu karar ile Üsküdar .... Noterliği'nin 21.03.2014 tarihli ve ... yevmiye no'lu Mal Ayrılığı Rejimi Sözleşmesi'nin hukuka aykırı hiçbir yönünün bulunmadığı ve tamamen hukuka uygun bir sözleşme olduğunun tartışmasız bir gerçek olduğunu; bu durumda, mal ayrılığı sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonrası için geçerli olduğu hususunun da kesinleştiğini; limited şirket hisse devir sözleşmesinin, mal ayrılığı sözleşmesi'nden sonra yapıldığını; ortada bir muvazaa olmadığının da kesinleştiğini,  Davacılar İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi nezdinde açtıkları davada söz konusu hisse devir sözleşmesinin muvazaaya dayalı olarak yapıldığını ileri sürdüklerini ancak eşler arasında yapılan mal rejimine ilişkin sözleşmelere karşı muvazaa iddiasının ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını,  Muvazaa yasal mevzuatlarında, öğretide ve yerleşik içtihatlarda, tarafların gerçekte yapmak istemedikleri bir sözleşmeyi 3. kişileri aldatmak amacıyla yapmış gibi görünmelerinin, aralarında sözleşmenin gerçekte hüküm ifade etmeyeceği hususunda anlaşmaları olduğunu; yani, bir sözleşmenin 3. kişileri zor duruma sokmak, onlara karşı bazı haklar kazanmak aleyhlerine olan bazı durumları aşabilmek amacıyla yapılmış olabileceğini ancak yapanların, bu işlemin gerçekten sonuç doğurmasını, hüküm ifade etmesini istemişler ise ortada muvazaanın olmadığını, Muvazaa, ancak ve ancak tarafların geçerli olmamak üzere yapılması, kendi aralarında hüküm ifade etmeyeceğini kararlaştırmaları halinde olduğunu ve bu hususun ispat edilmesi gerektiğini; ancak dosyada muvazaaya ilişkin davacıların soyut beyan ve iddialarından başka hiçbir yazılı ve kesin delilin olmadığını,   Evlilik birliği içinde 05.10.2006 tarihinde ..., davacılardan ...'nun %35 payını devraldığını; evlilik birliği içinde yasal mal rejimi devam ederken temlik alınan bu %35'lik payın yüzde 17,5'inin zaten yasal mal rejimi uyarınca ... ait olduğunu; yapılan sözleşmenin yalnızca bu duruma aleniyet kazandırmak için yapıldığını; yasal düzenlemeyle devredilen dava konusu %35 payın %17,5'nin geçerli diğer %17,5'nin geçersiz olduğunu ileri sürmenin hukuken kabul edilebilir bir yanının da olduğunu; dolayısıyla, ortada ne muvazaalı bir ortak ne de muvazaalı bir şekilde kullanılan oy olduğunu; genel kurul tarihi itibari ile ... TTK 596. maddesi uyarınca ortak olduğunu ve her dava açıldığı tarihteki koşul ve kurallara göre görülerek karara bağlandığını,   Sonuç olarak, davaya konu Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararların hukuka aykırı hiçbir yönünün bulunmadığını; alınan kararların hepsi kanunda düzenlenen nisaplara uygun olduğunu; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, şirket ana sözleşmesi ( TTK 620 ve TTK 596/3 teki 3 ay içinde alınan kararlar geçerlidir açık düzenlemesine karşı)  ve hazirun cetveli doğrultusunda, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların usul ve yasalara uygun olduklarının aşikar olduğunu, Keza bekletici mesele yapılan İst.3 ATM.nin 2014/1261 e. Sayılı dosyası ile iptal edilen paylardan sonra,  sermaye artışı yapıldığını ve bu sermaye artışından dolayı ... edindiği yeni paylar nedeni ile ortaklığının devam ettiğine dair ticaret sicili yazısı göz önüne alınarak istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırlarak davanın reddine,  davanın esası hakkında hüküm kurulmayacaksa yeniden bir hüküm kurulmak üzere dosyanın İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 03/07/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti, aksi durumda iptallerine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, toplantıda alınan 2,3,4,5,6 nolu kararların yoklukla malul olduklarının tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen; dava konusu genel kurul toplantısında oy kullanan ... paylarının, pay devrinin dayanağı hisse devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle dava dışı  ... döndüğünün kabulünün ve karar nisabının buna göre tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira anılan hisse devir sözleşmesinin,   ... arasındaki mal ayrılığı sözleşmesine dayandığı,  her ne kadar hisse devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti için açılan ticaret mahkemesinde açılan dava kabul edilip kesinleşmiş ise de, mal ayrılığı sözleşmesinin  geçersizliğinin tespiti için aile mahkemesinde açılan davanın önce kabul edildiği, ancak Yargıtay tarafından verilen bozma kararı üzerine reddedilerek kesinleştiği, kaldı ki ...  şirketin sermaye artışına katılmak suretiyle de pay sahibi olduğu yönündeki istinaf sebebi değerlendirildiğinde;  ... ile ... arasında Üsküdar ....Noterliğinin 21/03/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı mal ayrılığı sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye dayalı olarak yine Üsküdar .... Noterliği 21/03/2014 tarih ...  yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile ...'ın bir kısım hissesini ... devrettiği çekişme konusu olmayıp,  mal ayrılığı sözleşmesinin geçersizliğine dair İstanbul Anadolu 5 Aile Mahkemesi'nin geçersizliğine dair verilen İstanbul Anadolu 5  Aile Mahkemesi'nin  2014/414 esas,  2015/953 karar sayılı kararının, Yargıtay 8 Hukuk Dairesi 2016/10565 esas, 2017/8506 karar sayılı kararı ile bozulma gerekçesinin, mal ayrılığı sözleşmesinin ileriye etkili sonuç doğurması nedeniyle davacıların dava açmakta hukuki yararlarının bulunmaması olduğu, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak davanın reddine karar verdiği, bu kararın kesinleştiği, ancak mal ayrılığı sözleşmesine dayalı olarak yapılan hisse devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersizliği davasının İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1261 esas sayılı dosyasında ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturduğu, bu davanın 2015/966 karar sayılı kararla kabul edildiği,  Üsküdar ....Noterliğinin 21/03/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı mal ayrılığı sözleşmesine dayalı olarak yapılan Üsküdar .... Noterliği 21/03/2014 tarih ...  yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersizliğine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2016/2393 esas, 2017/6009 karar sayılı kararı ile onandığı, karar düzeltme isteminin 2018/627 esas, 2019/5867 karar sayılı kararı ile reddedildiği, böylece kararın  26/09/2019 tarihinde kesinleştiği, aile mahkemesinde verilen kararın mal ayrılığı sözleşmesine, ticaret mahkemesinde verilen kararın ise hisse devir sözleşmesine ilişkin olduğu, muvazaa bir kesin hükümsüzlük hali olduğundan, hisse devir sözleşmesinin baştan itibaren hükümsüz olduğu, bu nedenle mahkemece ...'nun paylarının, pay devrinin dayanağı hisse devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle dava dışı ...'na döndüğünün kabulünde ve karar nisabının buna göre tespit edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, TTK'nun 596 maddesinin somut olayda uygulama alanı bulamayacağı, öte yandan davalının şirket sermayesinin 8.000.000,00-TL'den 20.000.000,00-TL'ye çıkartılması nedeniyle ...'in pay sahibi olduğu yönündeki savunmasının, iddia olunan sermaye artışı kararının dava konusu genel kurul toplantı tarihinden sonra 2015 yılında alınmış olması karşısında yerinde olmadığı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haklı olmadığı anlaşılmıştır. Şirket ana sözleşmesinin 15 maddesinde, \"her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 500.000 TL'ye bir oy hakkı verilir. Ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz, hakkında ibra karar verilecek ortak bu kararın alınmasına oy kullanamaz\" hükmü yer almakta olup, ...  yapılan pay devrinin baştan itibaren geçersiz olması nedeniyle toplantı tarihi itibariyle 8.000.000,00-TL   esas sermayeyi temsil eden 8.000 adet payın payların durumunun;  ..., 5.666 adet,  ...nun 466 adet, ... , 466 adet, 466 adet,  ...'nun, 466 adet, ...'nun 466 adet,  ...'nun 466 adet ve artan payın ise 4 adet olduğu, her 500.000,00-TL'ye bir oy hakkı verildiğinden, ortakların oy sayılarının sırayla ... için, 11,332,  ...nun 0,932, ...  için 0,932,   ... için 0,932,  ... için 0,932,  ... için 0,932 ve artan pay için ise 0,008 olduğu, buna göre toplam oyun 16 olduğu,  öte yandan  ana sözleşmenin 15 maddesi uyarınca  bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısı üç de birinden fazla hükmü uyarınca  ... oy sayısının 16/3=5,33 ile sınırlandırılmış bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin genel kurulda alınan müdür seçimine ilişkin kararda, toplantı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nun 620 maddesi uyarınca gerekli, toplantıya katılanların salt çoğunluğunun olumlu oy vermesi nisabının sağlandığı, Şirket ana sözleşmesinin dokuzuncu maddesinin müdürün seçimine değil değiştirilmesine ilişkin olduğu, bu konuda dosyaya sunulan hukuki mütalaanın mahkemece değerlendirilmediği yönündeki istinaf sebebi değerlendirildiğinde; şirketin ana sözleşmesinin 9. Maddesinin \" şirketi müdürler temsil eder. Şirket müdürleri şirketin unvanına havi kaşesi altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her hususta temsil ve ilzam eder. Müdürler şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebilir.\" düzenlemesini içerdiği, dava dışı ...'nun görev süresi devam etmekle birlikte,  anılan ana sözleşme maddesinde mülga 6762 Sayılı Kanuna yollama yapılmayıp, doğrudan müdür seçimine ilişkin nisap düzenlendiğinden, Türk Ticaret Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 26 maddesinin bu sözleşme hükmü açısından uygulanamayacağı, ana sözleşme hükümünün uygulanması gerektiği, sözleşme hükmündeki \"değiştirme\" ibaresinin mahkemenin kabul ettiği üzere \"seçimi\" de kapsadığı, değiştirmenin her halde yeni birinin seçimi anlamına geleceği, kaldı ki müdürün görev süresi sona ermekle birlikte, şirketin organsız kalmaması için yenisi seçilene dek görevi devam edeceğinden, esasen  dava konusu toplantıda alınan müdür seçimi kararının, bir değiştirme kararı da olduğu, bu nedenle ana sözleşmedeki nisabın sağlanmasının zorunlu olduğu, müdür seçimine ilişkin ve 2 nolu kararın, tüm ortakların asaleten ve vekleten temsil edildikleri toplantıda ... ve ... olumlu oyları ile alındığı, ancak ... toplantı tarihi itibariyle oy hakkı bulunmadığı kesinlemiş mahkeme ilamı ile sabit olduğundan, onun oy hakkının esasen ... ait olduğu, ...'ın oy sayısı 11,332 olmasına rağmen, yine ana sözleşmenin 15 maddesi uyarınca oy sayısının 5,33 ile sınırlandırıldığı, esas sermayeyi temsil eden toplam oy sayısının 16 olduğu,  buna göre müdür seçimi için, en az 8,1 olumlu oy kullanılmasının zorunlu olduğu, oysa olumlu oy sayısının  yalnızca ... tarafından kullanılan 5,33 oy olduğu, bu saptamalar karşısında müdür seçimi için ana sözleşmenin 9 maddesinde öngörülen karar nisabının sağlanamadığı ve iki nolu kararın yok hükmünde olduğu, mahkemenin bu yöndeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı yanın, genel kurulda alınan ve esas sözleşmenin 13, 14, ve 15 maddelerinin değiştirilmesi ile esas sözleşmeye organların bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağına ilişkin madde eklenmesine ynelik 3, 4, 5, 6 nolu kararların alınmasında gerekli nisabın sağlandığı, öncelikle ana sözleşmenin 15 maddesindeki oy sınırlamasının yeni TTK düzenlemeleri karşısında uygulanamayacağı, kararların yeterli nisapla alındığı, aksi kabul edilse dahi dava dışı ...'ın oy hakkı sınırı nedeniyle, oy sayısına bağlanamayan sermaye payının hesaplamada esas alınmaması gerektiği, bu durumda yine nisabın sağlandığı yönündeki istinaf sebebi değerlendirildiğinde; 6102 Sayılı TTK'nun 618 maddesinde de, ana sözleşmede birden fazla paya sahip ortakların oy haklarının sınırlandırılabileceğinin düzenlenmiş olması karşısında, ana  sözleşmenin  15 maddesindeki oy hakkı sınırlamasının esas alınacağı, şirket ana sözleşmesinin 16 maddesinde, sözleşme değişikliğinin 6762 Sayılı TTK'nun 513 maddesine göre yapılacağının düzenlendiği, 6102 Sayılı TTK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 26 maddesi uyarınca, ana sözleşmede doğrudan eski TTK'ya atıf yapıldığından, toplantı tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı Kanun'da 6762 Sayılı Kanunun 513 maddesinin karşılığı olan TTK'nun 589 maddesinin uygulanacağı, anılan hükme göre limited şirketlerde esas sözleşme değişikliklerinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği, gündemin 3,4,5,6 nolu esas sermaye değişikliğine ilişkin kararlarının da tüm ortakların asaleten ve vekleten temsil edildikleri toplantıda ... ve ... olumlu oyları ile alındığı, ancak ... toplantı tarihi itibariyle oy hakkı bulunmadığı kesinlemiş mahkeme ilamı ile sabit olduğundan, onun oy hakkının esasen ... ait olduğu, ... oy sayısı 11,332 olmasına rağmen, yine ana sözleşmenin 15 maddesi uyarınca oy sayısının 5,33 ile sınırlandırıldığı, esas sermayeyi temsil eden toplam oy sayısının 16 olduğu,  buna göre esas sözleşme değişikliği için  en az 10,67 olumlu oy kullanılmasının zorunlu olduğu, oysa olumlu oy sayısının  yalnızca ... tarafından kullanılan 5,33 oy olduğu, bu saptamalar karşısında esas sözleşme değişikliği için 6102 Sayılı TTK'nun 589/1 maddesinde düzenlenen karar nisabının sağlanamadığı,  anılan kararların yok hükmünde oldukları, mahkemenin bu yöndeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"072c374dad21f6c1","SID":"fa8b09e9af1fba04"}}