{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1803 Esas<br>KARAR NO: 2024/310 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/341 Esas - 2021/615 Karar<br>TARİHİ: 28/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında aracılık hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin davalı şirketlerin pay sahibi oldukları projelerde yer alan satışa arz halinde üretilmiş ve/veya üretilecek yapıların Türk vatandaşları ve farklı ülke vatandaşlarına satışlarının yapılabilmesi için ön tanıtım ve pazarlamasının yapılmasını üstlendiğini, iş bu sözleşme ile hizmet verenin müşteri bulması durumunda yapılacak olan satıştan hizmet alanların hesabına yatırıldığı tarihten itibaren 15 gün geçmesi halinde hizmet bedeli için hizmet alanlar adına aracılık hizmet faturasının düzenleneceğini, hizmet alanların fatura tarihinden itibaren sonraki 30 gün içinde hizmet bedelini satılan taşınmazın %7 si + KDV olarak ödemeyi taahhüt ettiklerini, satış aşamasında müvekkili şirketin bulduğu müşteri ile davalılar arasında tapu ücreti, elektrik ve gaz sayacı açılış ücreti ve diğer masrafları aldıklarını gösteren banka dekontunu müvekkili şirkete  e posta ile gönderdiklerini, ön hazırlık işlemlerinden sonra tapu bedelinin tamamının davalıların hesabına yatırıldığını ve tapunun müvekkili şirketin bulduğu müşteri adına tescil edildiğini, müvekkilinin satıştan belirli bir pay alabilmek için satıştan 15 gün sonra aracılık hizmet faturası düzenlediğini ve bu faturayı davalılara teslim ettiğini, müvekkiline ödeme yapılmadığını ve bunun üzerine icra takibine başlandığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeni ile davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili olan ... A.Ş.'ye herhangi bir hizmet verilmediğini ve düzenlenen herhangi bir fatura bulunmadığını, bu nedenle bu müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili Keleşoğlu yönünden davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafça müvekkillerinden ... A.Ş. adına  ... Aracılık Hizmet Bedeli açıklamalı fatura düzenlendiğini, bu faturanın USD üzerinden düzenlendiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödeme emrine yapılan itirazın haklı olduğunu, davacının usulüne  uygun fatura düzenleme imkanı ve yükümlülüğü varken buna direnmesinin kamu düzeninden olan kanuna riayetsizlik olduğunu ve faturanın hükümsüz olduğunu beyanla davanın reddine, icra inkar taleplerinin reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarih ve 2020/341 Esas - 2021/615 Karar  sayılı kararında; \"Dava; davacının davalılardan alacaklı olduğundan bahisle başlattığı icra takibine vaki itirazlar üzerine İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ... AŞ'nin pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı ve davacı tarafça bu davalıya hizmet verilip verilmediği, davalı ... AŞ yönünden ise faturanın döviz olarak düzenlenmiş olması nedeniyle davacının hizmet bedeli talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7.1.1 nolu maddesinde, yabancılara yapılan satışlarda davacının peşin satış değeri üzerinden % 7 + KDV almaya hak kazanacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı tarafça davalılardan ... AŞ'ye düzenlenen ... nolu 28/02/2019 tarihli faturanın incelenmesinde; ... Konakları ... Aracılık Hizmeti bedeli olarak KDV dahil 25.673,73 talep edildiği, davalı tarafça davacıya gönderilen Büyükçekmece ....Noterliğinin 16/05/2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı ... AŞ'nin faturayı iade ettiği görülmüştür. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... Blok ... giriş kat no:... nolu bağımsız bölüm numaralı dairenin davalı ... AŞ adına kayıtlı iken  08/02/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı tapu resmi satış işlemi ile ... isimli şahsa satılarak devredildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde bulunan e-posta yazışması altında görülen ... bankasının havale dekontundan, ... isimli şahıs tarafından davalı ... AŞ'nin hesabına 310.820,00 USD gönderildiği, bu paranın bahsi geçen taşınmazın satış bedeli olduğu anlaşılmıştır. Büyükçekmece ... Noterliğinin 21/05/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı tarafın davalılardan 25.673,73 USD'yi 7 gün içerisinde ödenmelerini talep ettiği, Noterliğe yazılan müzekkereye verilen cevaba göre bu ihtarnamenin davalılara 27/05/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin bildirildiği, dolayısıyla temerrüt tarihinin 03/06/2019 tarihi olduğu saptanmıştır.  Davacı tarafça icra takip dosyasında davalılardan 25.673,73 USD asıl alacak ve 1.601,62 USD işlemiş yasal faiz ile 568,00 TL fatura alacağının talep edildiği, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının talep edildiği görülmüştür. Talep edilen alacağın yabancı para cinsinden talep edilmesi nedeni ile, 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere, kamu bankaları olan ... Bankası ve ... ayrı ayrı müzekkere yazılarak Şubat-Kasım 2019 dönemi için bir yıllık USD mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranını bildirilmesi talep edilmiş, verilen cevaplara göre en yüksek faiz oranının % 4,50 olduğu anlaşılmıştır. Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; davacı şirketin davalılar için, dava dışı yabancı uyruklu şahsa taşınmaz satışında aracılık ettiği, bunun sonucunda sözleşmenin  7.1.1 nolu maddesi uyarınca satış bedeli olan  yabancılara yapılan satışlarda davacının peşin satış değeri üzerinden % 7 + KDV almaya hak kazanacağının, bu doğrultuda  310.820,00 USD satış bedeli üzerinden 21.757,40 USD asıl alacak ve % 18 KDV 3.916,33 USD olmak üzere toplam 25.673,73 USD alacağa hak kazandığı, davalılardan ... AŞ tarafından her ne kadar faturanın diğer davalı adına düzenlendiği ve kendilerine bir hizmet verilmediğini savunmuş iseler de, sözleşmede her iki davalının da imzasının bulunduğu, bu nedenle bu davalının da sözleşmelerin bağlayıcılığı ve ahde vefa ilkesi gereğince borçtan sorumlu bulundukları, bu davalı adlarına fatura düzenlenmemesinin sonuca etkili olmayacağı, davalı ... AŞ tarafından her ne kadar faturanın döviz olarak düzenlenmesi nedeni ile hükümsüz olduğu ileri sürülmüş ise de, sözleşme hükümleri ve davacı tarafça davalılara söz konusu hizmetin verildiğinin sabit olması karşısında  faturanın usulsüzlüğünün sonuca etkili olmayacak bir husus olduğu, tüm bu nedenlerle davacının davalılardan icra takibinde talep ettiği  25.673,73 USD  asıl alacak kadar alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın bu yönden kabulüne kadar vermek gerekmiştir. İcra takibi ile talep edilen işlemiş faiz yönünden; temerrüt tarihinin yukarıda belirtildiği gibi 03/06/2019 olup takip tarihi olan 08/11/2019 tarihi ile arada 158 gün geçmiş olduğu, 25.673,73 USD asıl alacağa kamu bankalarından gelen cevaplara göre bu dönemde 1 yıllık USD mevduatlarına uygulanan en yüksek faiz oranı olduğu anlaşılan yıllık % 4,50 faiz oranı uygulandığında temerrüt tarihi ile takip tarihine kadar 500,11 USD işlemiş faiz talep edileceği anlaşılmakla işlemiş faiz talebinin bu meblağ yönünden kabulünün fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Takip tarihinden itibaren işleyecek faiz yönünden ise; takip talebinde % 9 yasal faiz talep edildiği, ancak yabancı para alacaklarına 3095 sayılı kanunu 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının 1 yıl vadeli hesaplarına uyguladıkları en yüksek faiz oranını talep edilebileceği, ancak taleple bağlı kalınması gerekeceğinden bu oranın % 9 oranını geçemeyeceği kanaatine varılarak bu yönde hüküm kurulmuştur. Takip talebi ile istenilen 568,00 TL fatura alacağının dayanağının sunulmadığı ve bildirilmediği bu alacağın davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla davanın bu yönden de reddine karar vermek gerekmiş ve netice itibariyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile; ... A.Ş yönünden; müvekkili ... A.Ş.'nin husumet itirazında bulunduğunu, çünkü her ne kadar imzalanmış bir sözleşme var ise de, sözleşme gereğince ticari ilişkinin ...  A.Ş. ile hasıl olduğunu, ayrıca bu sözleşme kapsamında şirketlerin birbirine kefil olduğuna veya müşterek müteselsil sorumluluk ihdasına ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını, davacı tarafın da tacir olduğunu ve ticari ilişkinin ... ile kurulduğunu, bu ticari ilişki gereğince ... A.Ş.'ye fatura düzenlediğini, diğer müvekkili olan ... A.Ş.'ye herhangi bir hizmet vermediğini ve düzenlenen herhangi bir faturanın da olmadığını, bu müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin ... A.Ş. olarak davacıya borçları olmadığına ilişki itirazlarını dikkate almayarak delilleri değerlendirmediğini, dosyaya sundukları dilekçelerinde davacı tarafından müvekkiline verilmiş hiçbir hizmet olmadığı, müvekkilinin ne sebeple olursa olsun davacıya ödenmesi gereken hiçbir borcunun olmadığı hususlarının dile getirildiğini ancak bu itirazlarının hukuka aykırı olarak reddedildiğini; ... A.Ş yönünden; davacı tarafça müvekkillerinden ...  A.Ş. adına “... Konakları ... Aracılık Hizmet Bedeli” açıklamalı toplam 25.673,73.USD tutarlı 28/02/2019 tarihli fatura düzenlendiğini ancak bu faturanın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenle Mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, dava konusu faturanın döviz olarak düzenlenemeyeceğine ve bu haliyle kanuna aykırı olduğuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, bu bakımdan, Vergi Usul Kanununa ve hukuka aykırı faturaya dayalı olan davacı talebinin haklı bulunmasının da kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, faturanın düzenleme tarihi olan 28/02/2019 tarihinden önce; 12.09.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesine, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı Kararın 1 inci maddesiyle eklenen, (g) bendi; \"Türkiye'de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, HİZMET ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.\" hükmünü amir olup, söz konusu hükmün kapsamının ise 06/10/2018 tarih ve 30557 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) ile 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı mülga 8 inci maddesinin yeniden düzenlenmek suretiyle belirlendiğini; Buna göre, mezkûr tebliğde öngörülen istisnai durumlar haricinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olmayan işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek faturaların, yabancı para birimi kullanılmak suretiyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte, söz konusu istisnai durumlarda ise, faturanın Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla (yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen faturalarda Türk parası karşılığı gösterilmeden), yabancı para birimine göre düzenlenebileceğinin tabii olduğunu, nitekim 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında; \"2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz...\" hükmüne yer verildiğini, bundan hareketle müvekkilinin davacı tarafça düzenlenen 28/02/2019 tarih, ... numaralı, toplam 25.673,73 USD bedelli faturanın sözleşme hükümlerine, Türk Parasını Koruma Kanunu ve ilgili yasal mevzuat hükümlerine aykırı olarak döviz cinsinden düzenlendiğini ifade ederek, usul ve yasaya aykırı yapılan işlemin düzeltilmesini ve  sözleşme ile kanuna uygun olarak Türk Lirası üzerinden faturanın düzenlenmesini teminen faturayı davacıya iade ettiğini ancak davacı tarafın söz konusu 28/02/2019 tarihli 25.673,73.USD tutarlı faturaya istinaden dava konusu Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasıyla icra takibini başlattığını, bütün bunların sonucunda davacı taraf ile müvekkili arasında mutabakatsızlığın ortaya çıktığını; Usulüne uygun olarak düzenlenmiş fatura olmadığından bahisle müvekkilinin davacıya ödemesi gereken bir borcu olmadığını, bu nedenle ödeme emrine müvekkilince haklı olarak itiraz edildiğini ancak Yerel mahkemenin Vergi Usul Kanununa olan aykırılığı ve itirazları hiçbir surette dikkate almadığını, bu bakımdan kararın kaldırılması gerektiğini, sonuç olarak ödeme emrine yaptıkları itirazın haklı olduğunu, bütün sözlü ve yazılı ihtarına rağmen davacı tarafın döviz faturalarıyla ilgili düzenlemeleri dikkate almadığını ve döviz cinsinden Türk Lirası karşılığını göstermeden düzenlediği dava konusu faturayı düzeltmediğini ve müvekkiline yönelik dava konusu icra takibini başlattığını, bunun sonucunda müvekkili şirketin söz konusu takip gereği tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmek zorunda kaldığını, bu bakımdan davacının kanunu aykırı işlem yaptığını, müvekkilinin de bu işlemi kabul etmesi konusunda direnç gösterdiğini, bunun neticesinde davacının müvekkilini ödeme emrine itiraz etmek zorunda bıraktığını, usul ve yasaya aykırı düzenlenmiş hükümsüz faturaya dayalı olan dava konusu alacak iddiasının likit olmadığını, bu alacak iddiası için icra takibine başvurulmayacağını, buna rağmen icra takibine başvurulması halinde yapılacak itiraz sonucunda itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketlerin haksız ve mesnetsiz icra takibine itiraz etmek zorunda kaldıklarını, davacının icra takibi yoluna başvurmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu beyanla Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/341 E. ve 2021/615 K. sayılı ve 28/06/2021 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, sözleşme ve faturaya dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirketler ile imzalamış olduğu aracılık hizmet sözleşmesi ile davalıların proje sahibi oldukları satışa arz edilmiş veya edilecek yapılarla ilgili ön tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürütmeyi üstlendiğini, yapmış olduğu tanıtım ve pazarlama faaliyeti sonucunda davalı tarafın projesinde yer alan bir taşınmazın yabancı bir kişiye satışının yapıldığını, satış bedelinin de USD üzerinden ödendiğini, sözleşme uyarınca bu bedel üzerinden %7 + KDV hizmet bedeline hak kazandığını ve bu bedel üzerinden fatura düzenlediğini, hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ...., davacının kendisi ile bir ticari ilişkinin olmadığını, adına fatura düzenlenmediğini beyan ederek, diğer davalı ise faturanın yasal mevzuata aykırı şekilde USD üzerinden düzenlendiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı ... .. A.Ş. ile davacı arasında ticari ilişki kurulmadığı, davalı adına fatura düzenlenmediği, dolayısıyla adı geçen davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, diğer davalı ... yönünden ise faturanın Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Tebliğ'e aykırı olarak USD üzerinden düzenlendiği, bu nedenle faturanın ve bu faturaya dayalı başlatılan takibin geçersiz olduğu, icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceği, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında, davalı .... adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı, ... blok, ... Kat, ... nolu bağımsız bölüm vasıflı taşınmazın, davacının yerine getirdiği tanıtım ve pazarlama (aracılık) hizmeti neticesinde dava dışı ...'ya satılarak devredildiği, satış bedelinin 310.820 USD olduğu ve bu bedelin 29.01.2019 tarihinde davalı ....'ye ödendiği konusunda bir ihtilaf olmadığı, davacının alacağına dayanak olarak sunduğu ve davalılarca itiraza uğramayan 28.02.2018 tarihli Aracılık Hizmet Sözleşmesi'nde hizmet alan taraf olarak davalı .... ile davalı ....'nin gösterildiği ve sözleşmenin 1.1. maddesinde hizmet alan olarak her iki şirketin birlikte \"...\" olarak kabul edildiği, sözleşmesinin konusu başlıklı 3. maddesinde, davalı şirketler yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın \"... sahibi olduğu projelerde yer alan yapılardan bahsedildiği, yine 7.1. maddesinde, hizmet veren tarafından yukarıda belirtilen hizmetlerin ifa edilmesi karşılığında \"...\" tarafından hizmet bedelinin ödeneceğinin kabul edildiği, sözleşmenin açıklanan maddeleri ve bütününde hizmet alan tarafında her iki şirketin birlikte yer aldığı, hizmetin, projenin veya taşınmazın hangi şirkete ait olduğu farketmeksizin davalılara birlikte verildiği ve bu nedenle hizmet bedelinin de davalı iki şirket tarafından birlikte ödenmesi gerektiği anlaşıldığından davalılar vekilinin davalı ....'ye husumet yöneltilemeyeceğine dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 7.1.1. maddesinde yabancılara yapılan satışlarda KDV hariç peşin satış değeri üzerinden %7 + KDV hizmet bedeli ödeneceğinin kabul edildiği, sözleşmenin 7.4. maddesinin; \"Dövize endeksli satışlarda hizmet bedeline ait ödemeler TL üzerinden ve peşinat ödemesinin yatırıldığı güne ait Merkez Bankası Efektif Satış Kuru esas alınarak hesaplanarak yapılacaktır\" şeklinde, 7.5. maddesinin ise; \"yukarıda belirtilen şartlarda tahakkuk edecek hizmet bedeli karşılığında, yine yukarıda belirtilen vadelerde hizmet veren fatura tanzim edecektir.\" şeklinde olduğu, buna göre sözleşme ile tarafların yabancı para üzerinden yapılan satışlar için hizmet bedelinin Türk Lirası olarak ödeneceğini ve Türk Lirası üzerinden fatura düzenleneceğini kabul ettikleri, her ne kadar taraflar arasında gerçekleşen 28.01.2019 tarihli mail yazışmasında satışın USD üzerinden yapılması ve satış bedelinin USD üzerinden ödenmesi halinde fatura ödemesinin USD olarak alınabileceği bildirilmiş ve tarafların bu yeni anlaşması ile sözleşmenin 7.4. maddesi tadil edilmiş ise de, tadil tarihi itibariyle yürürlükte olan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8/7. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının hak etmiş olduğu hizmet bedelini sözleşmesinin tadil edilmemiş 7.4. maddesine göre Türk Lirası cinsinden belirlemesi ve sözleşmenin 7.5. maddesine göre Türk Lirası ile fatura düzenleyerek icra takibini başlatması gerektiği, düzenlenen fatura ve yapılan icra takibinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı ve usulsüz olduğu, bu minvalde Mahkemece davanın usulden reddine ve davanın esasına yönelik bir karar verilmediği ve takip kötü niyetli olarak başlatılmadığından davalı tarafın şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır. Davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarih ve 2020/341 Esas 2021/615 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; 2-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 3-Davalı tarafın şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 4-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.894,43 TL harçtan mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.466,83‬ TL harcın talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,9-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 11-Davalılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 43,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş-dönüş gideri olmak üzere toplam 205,10‬ TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 12-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddb34fd57efd8ba6","SID":"efb6e70cd9328c80"}}