{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1791 <br>KARAR NO: 2024/424 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 03/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2018/1177 Esas - 2021/461 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin vermiş olduğu 13.12,2018 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle;Davacı ... Sistemleri A+Ş.'nitı tüm Türkiye çapulda Güneş Enerji Santrali (flGES\") kurutumunu yaptığım ve işlettiğini, davacı ... A.Ş.'nin (\"...\") ise întegreen ile aynı adreste bulunan grup şirketlerden biri olduğunu, bu kapsamda ... A.Ş/den (\"...) güneş paneli satın alımı yapılmış olup toplam tutarın 735.455 USD olduğunu,Bu panel alımı için 3 ayrı e-fatura kesildiğini, ilk faturanın 20.02.2018 tarihli ve 290.493,00 USD bedelli, ikinci fatura 02.03.2018 tarihli ve 57.637,50 USD ve üçüncü fatura ise 05.03.2018 tarihli ve 387.324,00 USD tutarlı olduğunu, ekte Sayın Mahkemenin dikkatine sunulan faturalar kesilmişse de ödemelerin bir kısmının havale bir kısmının i$e verilen çeklerle yapıldığını,Bu satın alma işlemi kapsamında davalı ... verilmiş olan 21.06.2018 ödeme tarihli, ... numaralı 1.167.956 TL tutarlı çekin davacı tarafından vadesinde ödenemeyeceği için davalı ... ile ekli Protokol akdedildiğini, işbu Protokol kapsamında, davacının 21.06.2018 tarihinde davalı ...'nun hesabına 350.000 TL havale yaptığım ve davalı ... adına 05.07.2018 tarihinde ödenmek üzere 100.000 TL'Iik, 29.07.2018 tarihinde ödenmek üzere 300.000 TL'lik, 29.08,2018 tarihinde ödenmek tizete 250.000 TL'lik, 29.09.2018 tarihinde ödenmek üzere 197,000 TL7ik 4 adet çek keşide ettiğini* ayrıca söz konusu 21,06.2018 tarihli çek’in vadesinde ödenememesi nedeniyle Protokoldün davalı ... ayrıca vade farkı adı altında 212,400 TL tutarında 10.09.2018 ödeme tarihli çek keşide ettiğini, davalı ... lehine keşide edilen tüm çek bedellerinin ödenmiş olup, Protokol'ün 3. maddesi gereği davalı ...’nun 180.000 TL +KDV tutarındaki vade farkı faturasının 30,10,2018 tarihinde kestiğini ve davacıya ilettiğini, 1.167,956 TL'Iik iade aldığı çek karşılığında, toplam 1.409.400 TL ödeyen davacının, Protokol'deki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini,Protokol’ün 4. maddesinin ise;\"Integreeriin 10-05.2018 tarihinde 15.07.2018 vadeli 150.000 USD tutarında ...'ya teslim ettiği çekin vadesini BANKA ile konuşularak 30,11.2018 olarak değiştirecektir Protokoldeki tüm TL çekler ile hesaplanmış veya hesaplanacak tüm vade farkları ödemeleri bittikten sonra bu çek işlemsiz bir şekilde frıtegreen re iade edilecektir.11 şeklinde olup, somut durumda tüm çeklerin ödendiği ve vade farkı faturası da kesilmiş olduğuna göre işbu menfi tespit davasına konu 15.07.2018 ödeme tarihli düzenlenmiş olan ancak sonradan ödeme tarihi 30,11,2018 olarak değiştirilen ... no'lu 150,000 USD tutarlı çekin işlemsiz şekilde iade edilmesinin gerektiğini,İhtiyati tedbir talebinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1513 D. İş -2018/1541 K. sayılı ilamı ile kabul edildiğini ve ... Bankası Mecidiyeköy Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli ... çek numaralı, 150.000 USD Bedelli, keşidecisi ... A.Ş. lehdan ... A.Ş. olan çekin bedelinin %15'i tutarında teminat yatırıldığında davalı ... A.Ş. ve diğer cirantalar tarafından bankaya ibrazı halinde bedelinin ödenmesinin ve icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini,İhtiyati tedbir karan sonrası huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini,Alınan ihtiyati tedbir karan akabinde, tedbir karan alınan çeke ilişkin olarak yasal süresi içinde ÜK 72 uyarınca EK-5'te belirtilen 150.000 USD bedelli, 30.11.2018 vade tarihli çekin bedelsizliği ile davacıların bu çekten borçlu olmadığının tespiti ve çekin iadesi amacıyla huzurdaki davanın İkame edildiğini,İhtiyati tedbir talebinde bulunulduğu sırada davaya konu çekin bir üçüncü kişiye ciro edilip edilmediği bilinmediğinden karşı taraf olarak yalnızca ... firmasının gösterildiğini, ancak aradan geçen süreçte, çekin takas odasına davalı ... T, A.Ş. tarafından ibraz edildiğinin görülmesinden ötürü huzurdaki davaya taraf olarak eklendiğini, burada çeki teminat olarak alan ... da protokolü ihlal ederek kötüniyetle çeki davalı bankaya ciro ettiğinin anlaşıldığını,Davalı ...'ın çeki teminat olarak almış olmasına rağmen ciranta olarak tahsil için ibraz etmesinin kötüniyetli olduğunu,Davaya konu çekin arkası incelendiğinde, davalı ... tarafından davalı ...'a ciro edildiğinin anlaşıldığını ve banka tarafından çekin 30,11.2018 tarihinde ibraz edildiğini, davalı bankanın söz konusu cironun temlik cirosu olduğu yönünde kaşe basmışssa da Yargıtay kararlan uyarınca sabit hale gelmiş olan \"bankalann müşterilerine kullandırdığı krediler sebebiyle müşterilerinden ciro yoluyla edindikleri çeklerin temlik veya tahsil cirosu olamayacağı, çünkü bankalann mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar olduklan ve kredinin teminatı olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa rehin cirosu olabileceği içtihadı\" dikkate alınarak ve hukukumuzda da çeklerde rehin cirosu yapılamayacağından davalı bankanın yetkili meşru hamil olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 2012/11833 E, 2014/2980 K, sayılı kararında da zikrolunduğu üzere çekte rehin cirosunun caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devir alan bankanın çeke dayalı haklan kullanamayacağını,Dolayısıyla işbu çeke ilişkin bedelsİzlık definin her iki davalı tarafa da ileri sürülebilecek olup, bankanın teminaten aldığı çeki kendi adma tahsil için ibrazında kötüniyetli olduğunun ortaya çıktığını,Tüm bu nedenlerle, davaya konu çeke ilişkin alınan tedbir kararının yargılamanın kesinleşmesine kadar devamı ile çekin bedelsizliği nedeniyle çekten dolayı davacıların borcu olmadığının tespiti ile çekin iadesini talep ettiklerini,Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve re’sen tespit edilecek nedenlerle, davalı ... A.Ş.'nin taraflar arasındaki 26.08.2018 tarihli Protokol'e aykırı davrandığının tespiti ile, ... Bankası Mecidiyeköy Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli ... çek numaralı, 150*000 USD Bedelli, keşidecİsi ... A.Ş. lehdan ... A,Ş> olan çekin bedelsizliği ile davacı ların bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve çekin iadesine, davaya konu çekin teminaten verildiği bilinmesine rağmen kötünıyetle tahsili için ibraz edilmiş olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedİlmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... T A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı Bankanın Kavacık Şubesi ile diğer davalı ... A Ş, arasında akdedilen Genel Kredi sözleşmesi uyarınca dava konusu çekin davalı bankaya tevdi edildiğini, davalı bankanın iyi niyetli hamil olduğunu,Davalı bankanın davacı ile diğer davalı fiıma arasındaki temel borç ilişkisinin muhatabı olmadığım, söz konusu davada davalı bankanın davalı olma sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın davalı banka yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini* ayrıca dava dilekçesinde ticari ilişkinin ve protokol sözleşmesinin diğer-davalı ...  ile akdedildiğinin anlaşıldığını, davalı bankanın söz konusu protokolün de tarafı olmayıp* davalı bankanın bu tür bir sözleşmenin tarafı olmasının da beklenemeyeceğini* bu nedenle de, davalı bankaya bu yönde bir husumetin yöneltilemeyeceğini* davanın öncelikle davalı bankaya husumet yönel ti 1 e meye ce ğind e n reddine karar verilmesini talep ettiğini,Davalı Lehtar ... TİCARET A.Ş/nin, dava konusu çeki davalı bankaya yukanda açıklanan ve cari hesap şeklinde işleyen ticari kredi borcu nedeniyle bir borç ödeme aracı olarak ciro yoluyla teslim ettiğini, davacının iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, alacağı yetkili hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ayrıca ispat etme mükellefiyetinin de olmadığını, Yargıtay içtihaüannın bu yönde olduğunu:\"Alacağı meşru hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ayrıca ispat etmek mükellefiyeti mevcut değildir,11 (Yargıtay 1LHD* 08.12*1987,6456/6904)Davalı bankanın taraflar arasındaki temel ilişkiyi ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları bilmesinin mümkün olmadığını, davalı banka bakımından asıl olanın iyi niyet olduğunu, olayda bilerek borçlu yararına hareketten söz edilemeyeceğini, zira çek metninde taraflar arasındaki ilişkiyi açıklayan, mutlak ya da nisbi defi hakkı veren bir kaydın da bulunmadığını ‘Takip alacaklısının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de sözleşme sebebiyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmakla takip alacaklısına karşı senedin teminat senedi olduğu iddiası ileri sürülemez. Senedin teminat senedi olduğu iddiasının senedi ciro yoluyla devralan yetkili hamil takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği hususu nazara alınarak istemin reddi\". (Yargıtay, 12<HD+ 12,06.2013,11839/22138)Ayrıca çekin, sebepten soyutlanmış bir ödeme vasıtası olup, ilke olarak keşidecİnin mevcut bir borcunu ifa amacıyla keşide edildiğini, ekonomik işlevleri açısından poliçe ve bononun bir kredi aracı olduğu halde, çekin bir ödeme aracı olduğunu, bunun aksini iddia eden ve çekin, borç ödemekten başka bir nedenle verildiğini, örneğin \"avans\", \"teminat\" ya da \"hamilin ileride ifa edeceği bir edime karşılık\" keşide edildiğini ileri süren davacının bu iddiasını kesin bir delille kanıtlamak külfeti altında olduğunu,Davalı banka ile borçlu arasında temel borç ilişkisi konumunda olan kredi alacağım talep bakla ile temlik cirosu sonucunda yetkili hamili olduğu çekten kaynaklanan bir kambiyo talep hakkı olduğunu, bu durumda bankanın her İki hakkı da kullanmakta serbest olduğunu,\"Takip konusu çekin arka yüzünde \" iş bu çek alacağının B,K+ 162-170. Maddeleri uyarınca tediye makamına kaim olmak üzere ... TAŞ. Küçükesat şubesinde devir ve temlik edildiği\" görülmektedir. B.K. 162, 170, Maddelerine uygun olarak bu çekin ibrazdan önce ... Küçükesat şubesine temlik edildiği tartışmasızdır.Temlik cirosu ile çeki iktisap eden ... Küçükesat şubesinin, alacaklı sıfatıyla TTK.'nin 599/son maddesine göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır/* (Yargıtay 12, HD* 14.05,2009,2619/10710)Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı bankanın iyi niyetli, yetkili hamil konumunda olduğunu, çeki temlik cirosuyla devraldığım ve hiçbir şekilde borçlunun zararına hareket etmediğini, lehtar ve yetkili hamil banka arasındaki kambiyo ilişkisi nedeniyle de davalı bankaya atfı kabil bir kusurun bulunmadığım, dikkat edilecek olursa, davacının dilekçesinde ya da ekte sunmuş olduğu belgelerde ve delillerinde \"bilerek borçlunun zararına hareket\" olgusunu izah edecek bir unsur olmadığını, temel ilişki sebebiyle bedelsizlik iddiasının biran olsun kanıtlandığı düşünülse bile, davalı bankanın bile bile borçlunun zararına hareket etmediği ortada olduğundan işbu davanın reddinin gerekeceğini, yine bu gerekçe de dikkate alınarak 23/11/2018 tarihinde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini,Davacının öncelikle temel ilişkiden kaynaklanan bedelsizlik defini kesin delille ispatlamak zorunda olduğu gibi davalı bankanın da bedelsiz çeki bile bile kendisinin zararına iktisap ettiğini de İspat etmek zorunda olduğunu,Davacının dava dilekçesinde, öğretide ve uygulamada yerleşmiş tanımıyla bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmaması yanı \"bedelsizlik\" olgusuna dayandığını, bedelsizlik iddiasının Türk Ticaret Kanunu'nun Defiler başlıklı 687. maddesi anlamında \"kişisel bir defi\" olduğunu, bu nedenle kural olarak keşıdeci tarafından yalnızca lehtara karşı ileri sürülebileceğini, davacının ancak, hamil bankanın çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispat etmek şartıyla bedelsizlik defini hamil davalıya karşı da ileri sürebileceğini,Davacının öncelikle, hem temel ilişkiyi, yani çekin kendisi ve davalı lehtar arasındaki düzenlenme sebebini, hem de temel ilişkide neyin bedelsizliğe sebep olduğunu tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispat edeceğini, bilahare hamile karşı da bedelsiz çekin bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap edildiğini kanıtlayacağını, yani davacıyı iki aşamalı bir ispat külfetinin beklediğini, bedelsizlik iddiasının senet hükmündeki çeke ve hukuki işlemlere karşı dermeyan edildiğinden HMK. m+ 200 gereği bu iddianın ancak senetle ispat edilebileceğıni,Ayrıca çekin bedelsizliği iddiasının hamilin açık muvafakati dışında tanıkla ispatının caiz olmadığını, ticari teamüllere göre de çekle ödeme halinde malın teslim edildiğinin kabulünün gerektiğini, çeke karşılık kendisine malın teslim edilmediği iddiasını davacının yazılı delille ispatının gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının bu yönde olduğunu,Aynca, davacı keşidecilerin, yetkili hamillere yönelttikleri davalarda TTK gereğince temel ilişkiden kaynaklanan derilerin hamile karşı da ileri sürütebilmesinin \"bilerek borçlunun zararına hareket\" gibi çok zor bir şarta bağlandığından davacının davayı kaybetmesi ve alacaklı aleyhine zarar doğması ihtimalinin her zaman daha yüksek olduğunu, yine bu zararının teminattan karşılanacağı gözetildiğinde teminat oranının % 20'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ettiklerini,Yukarıda izah edilen gerekçelerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, davanın esastan reddi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, davalı bankanın % 20'den az olamamak üzere hesaplanacak zararının öncelikle teminattan alınmak üzere tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve 2018/1177 Esas - 2021/461 Karar sayılı kararı ile; \" Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, İstanbul 3.ATM 'nin 2018/1513 D.İş sayılı dosyası celp edilmiştir. Çeke dayalı alacağın varlığı ve miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır.18/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda \" Dava konusu çekin davalılardan ... Şirketi1 ne teminat olarak verildiği, çek bedelinin tamamen Ödendiği dolayısıyla çekin bedelsiz hale geldiği, bu nedenle davacının davalılardan ... Şirketi'ne karşı dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin yerinde olduğu,Davalı bankanın, dava konusu çeki, müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla iktisap etmiş olduğu, bu nedenle meşru ve yetkili hamil olarak kabul edilmesi gerektiği, Kambiyo senetlerinde, taraflar arasındaki ilişkilerden doğan defılerin kişisel defiler olduğu,Temel ilişkiden kaynaklanan kişisel delilerin hamile karşı İleri sürütebilmesinin tek istisnasının, hamilin senedi iktisap ederken “bile bile borçlunun zararına hareket etmiş\" yanı kötüniyetli olarak hareket etmiş olması hali olduğu,Davacının dava konusu çekin bedelsiz kaldığı, bu çekin teminat olarak verildiği yönündeki iddialarının kişisel bir defi oluşturduğu, temel ilişkinin tarafı olmayan davalı bankaya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı,Somut olay açısından davalı bankanın dava konusu çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu, yine davalı bankaya yapılan cironun rehin cirosu niteliğinde olduğu yönünde herhangi büveti ye rastlanmadığı, bu bakımdan davalı bankanın iyiniyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiği \" görüşü bildirilmiştir. Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmış 07/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda \"Davacının dava konusu çekin bedelsiz kaldığı, bu çekin karşılığının ödendiği veya teminat amacıyla verildiği yönündeki iddiaları, kişisel defi niteliğinde olup, bu defilerin temel ilişkinin tarafı olmayan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Bu iddiaların davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesi için TTK. m. 680 ve 687 hükümlerinde öngörüldüğü üzere, davalı bankanın çekleri iktisab ederken bilerek davalının zararına hareket etmiş olması gerekir. Somut olayda, davalı banka ile diğer davalı ... Şirketi arasında bir kredi sözleşmesi bulunmuş olması, bu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun davalı ... Şirketi tarafından ödendiğine ilişkin bir delil bulunmaması, dava konusu çekin ... Şirketi tarafından kredi borcuna istinaden davalı bankaya ciro edilmiş olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında; davalı bankanın dava konusu çekleri kötüniyetle iktisap etmiş olduğu sonucuna varılamaz. Bu durumda, davacının çeklerin teminat amacıyla verildiği yönündeki iddiasının davalı bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.Rehin cirosuna ilişkin TTK. m. 689 hükmüne göre: “(1) Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun”. Sözkonusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, rehin cirosunun varlığının kabul edilebilmesi için bu hususun açıkça ciroda belirtilmesi gerekir. Dava konusu çekte bu yönde bir nitelendirme bulunmadığından davalı bankaya yapılan cironun gizli veya açık bir rehin cirosu olarak kabul edilebilmesi de mümkün olmamaktadır \" görüşü bildirilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; açılan dava icra takibinden önce açılan Menfi Tespit davasıdır. Davacı taraf, ... Bankası Mecidiyeköy Şubesi'ne ait 30/11/2018 vade tarihli ... çek no'lu 150.000-USD bedelli keşidecisi davacı ... A.Ş. Lehdarı yine davacı ... A.Ş. Olan çekin bedelsizliği nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemektedir. Taraflardan davacılar ile davalı ... arasında güneş paneli alım-satım işi nedeniyle ticari ilişki olduğu, davacıların ödemeleri havale ve çek verilmesi yoluyla yaptıkları, 1.167,956-TL bedelli çek vadesinde ödenemeyeceği anlaşıldığından taraflar arasında 25/06/2018 tarihli protokol akdedildiği, protokl'ün 4.mad'de \"İntegreen 'in 10/05/2018 tarihinde 15/07/2018 vadeli 150.000-USD bedelli ... teslim ettiği çekin vadesini banka ile konuşularak 30/11/2018 olarak değiştirilecektir. Protokoldeki tüm TL çekler ile hesaplanmış veya hesaplanacak tüm vade farkları ödemeleri bittikten sonra bu çek işlemsiz bir şekilde İntegreen'e iade edilecektir \" hükmüne yer verildiği, bu hükmün şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde mahkememizce yaptırılan defter incelemesi sonucunda davacının 1.167.956,00-TL tutarında iade alınan çek bedeli karşılığında protokole göre ödenmesi gereken KDV dahil 212.400,00-TL vade farkı bedeline ilişkin tutar dahil toplam 1.409.400,00-TL ödeme yaptığı, protokol 4.mad koşulları tamamlandığı, 150.000-USD tutarındaki çekin bedelsiz kaldığı, bu definin ticari ilişkinin tarafın olan ... Tic.A.Ş. 'ne ileri sürülebileceğinden bu davalı yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği, diğer davalı ... yönünden somut davanın esası incelenecek olursa davalı bankanın çeki müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla teslim aldığı, TTK 790 mad.hükmü doğrultusunda yetkili ve meşru hamil olduğu, çekin protokol hükümleri doğrultusunda bedelsiz kaldığı defi temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defi olup TTK 818 mad.yollamasıyla TTK 687 mad.hükmüne göre temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri başvuran hamile karşı ileri süremez bunun tek istisnası çekin iktisap edilirken hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi yani kötüniyetli davranması durumudur. Somut davada davaya konu çek üzerinde \" bedeli teminattır \" \"bedeli rehindir \" vb.bir şerhin bulunmadığı gibi yapılan cironun rehin cirosu olduğuna dair yazılı hiçbir delil bulunmamaktadır. Çekin teminat çeki olduğu yazılı delille ispatlanması gereken bir durum olup ayrıca davacı bankanın çeki iktisap ederken kötüniyetle davrandığı hususu da ispata muhtaçtır. İspatlanamayan konular nedeniyle şahsi definin davalı ... karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ayrıca davalıların kötüniyetle hareket ettikleri ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" A)Davalı .... hakkında açılan davanın esastan REDDİNE,  B)Davalı ... A.Ş. Hakkında açılan davanın KABULÜNE, Davacıların ... Bankası Mecidiyeköy Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli, ... çek no'lu 150.000 USD bedelli çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, Kötü niyet tazminatının reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ... A.Ş. ile ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davaya konu 30.11.2018 tarihli ve 50.000 USD bedelli çekin bedelsizliği talepli huzurdaki davada çekin lehdarı davalı ... A.Ş. bakımından davanın kabulüne, çekin cirantası davalı ... T. A.Ş. bakımından ise davanın reddine karar verildiğini, davalı .... A.Ş. bakımından mahkemenin kararı doğru ise de davalı ... T. A.Ş. bakımından dosyada mübrez deliller hatalı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme ilamının reddedilen kısımları bakımından istinaf yoluna başvurulma gereği hasıl olduğunu, gerekçeli kararın tebliği akabinde adli tatil nedeniyle uzayan yasal süre içinde istinaf yoluna başvurduklarını, USULE İLİŞKİN OLARAK; Bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve esasa alınacak nitelikte olmadığını, Yerel mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporlarının, tek yanlı, objektif olmayan ve dosyadaki tüm delilleri incelemeden üstün körü hazırlandığını, bunun en bariz örneğinin kök raporda davalı bankadan gelen müzekkere yanıtlarının, dosyaya sunulan davalı banka müdürü ile yapılan yazışmalar ile davalı tarafla yapılan yazışmalara yer verilmemesi olduğunu, Nitekim, kök rapora itiraz dilekçeleri sonrasında hazırlanan ek raporda bu eksiklikler giderilmişse de, davalı bankanın davaya konu çeki gizli rehin cirosuyla aldığı yönündeki hukuki itirazlar noktasında sundukları yüksek mahkeme kararları hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin bilirkişinin kök rapordaki sonucuna varmasının, davanın esasına ilişkin itirazlarının değerlendirilmemesine yol açtığını ve davalı banka bakımından da hatalı sonuçlara ulaşılmasına sebep olduğunu, Dosyada mübrez Uzman Görüşü'nün 15. sayfası ve devamında da belirtildiği üzere davalı bankanın kayıtlarını ibraz etmeyerek bilirkişinin gereken incelemeyi yapamadığı, bu haliyle bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayandığı ve denetime elverişli olmadığı hususlarının tespit edildiğini, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi'nin 11. HD., E. 2018/1697 K. 2020/306 T. 6.3.2020 ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki bilgi ve belgelerin, ticari defterlerin incelenerek gerçekte teminat amacıyla gizli rehin cirosu şeklinde bir cironun yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiği hususunun içtihat edildiğini, ancak somut olayda gerekli inceleme yapılmadığı gibi, dosyada mübrez delillerin gerçekteki işlemin gizli rehin cirosu olup olamayacağının dahi değerlendirilmediğini, Kök rapora itirazları ve davalı bankaya yapılan cironun gizli rehin cirosu olduğu yönündeki somut olaya birebir emsal teşkil eden Yargıtay kararlarının bilirkişi heyeti tarafından görmezlikten gelinmesi nedeniyle yerel mahkemenin hatalı karar verdiğini, Tanzim edilen ek raporun itirazlarını kapsamadığı hususunun sabit olup, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Hukuki mütalaa (uzman görüşü) ile bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu halde yeni bir heyetten rapor alınmadan  davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinin ve uzman görüşündeki tespitlere niçin itibar edilmediğinin gerekçeli kararda yazılmamış olmasının hatalı olduğunu,Yerel mahkemece atanan bilirkişi heyetindeki hukukçu bilirkişinin tespitlerinin yerinde olmadığına dair bilirkişi raporuna ayrıntılı olarak itiraz edilmişse de, mahkemece ek rapor alınması sonucunda bilirkişinin yine itirazlarını değerlendirmeksizin kök rapordaki aynı sonucu kopyala yapıştır yöntemiyle ek raporun da sonucuna taşıdığını, Bilirkişi ek raporuna da ayrıntılı olarak itiraz etmiş iseler de haklı oldukları halde bilirkişinin tespitlerinin yerel mahkeme üzerinde oluşturacağı hatalı kanaati ortadan kaldırabilmek ve maddi gerçeği ortaya çıkarabilmek adına dosyada mübrez 15.02.2021 tarihli beyan dilekçeleri ekinde İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD öğretim üyesi Doç. Dr. ... tarafından HMK m. 293 uyarınca tanzim edilen uzman görüşünün sunulduğunu, ekte bir kez daha sunduklarını, (EK-1: Uzman Görüşü). Ancak Yerel mahkemece dosyada mübrez bilirkişi kök ve raporunda davalı ... sorumluluğu bakımından yapılmış olan hatalı tespitlere karşı işbu Uzman Görüşü'ndeki tespitler dikkate alınmadan, mahkemenin gerekçeli kararında uzman görüşündeki tespitlere neden itibar edilmediği tartışılmadan yerel mahkemece karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Nitekim, Yargıtay 15. H.D.'nin E. 2017/1083 K. - 2017/3122 ve 25.9.2017 tarihli ilamında da da belirtildiği üzere özel ve teknik bilgi gerektiren konularda tarafın sunduğu uzman görüşünün mahkemece mutlaka dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerekirken, uzman görüşündeki tespitler ile bilirkişi raporlarındaki tespitlerin ciddi çelişkiler içermesi halinde dosyanın yeni bir bilirkişi  heyetine tevdi edilmesi zaruri olduğu halde bu yapılmaksızın, uzman görüşündeki tespitlere de gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi bölümünde değinilmemiş olmasının hatalı olup bu bakımdan eksik inceleme ile hatalı sonuca varıldığından adil hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak verilmiş bu kararın kaldırılması gerektiğini, Davalı ... ticari defter ve kayıtlarını bilirkişiye ibraz etmemiş olduğundan HMK M.222/5 uyarınca iddialarının ispat edilmiş kabul edilmesi gerekirken mahkemece bu yönde de herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunun 10. sayfasında davalı ... T. A.Ş.' nin inceleme için ticari defter kayıt ve belge ibraz etmediğinin tespit edildiğini, (EK-2). Dava dilekçelerinin 5. sayfasında deliller kısmında görüleceği üzere, hem tüm tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, hem de özellikle ... ile ... arasındaki çek tevdi bordrosu ve kullanılan krediye ilişkin bilgi ve belgelerin celbinin talep edildiğini, davalı bankadan gelen müzekkere cevabında alınan çeklerin teminatlar hesabında tutulduğunun da görüldüğünü, Ancak davalı banka tarafından ticari kayıtlar ibraz edilmediğinden, davalı ...'nun davalı ...'a ticari ilişki içerisinde kaç adet hangi tutarda çek verdiği, çekleri nerede tuttuğu, çekilen kredilerin ödenip ödenmediği, krediye ilişkin alınan çek tevdi bordrosunda yer alan çeklerin ne olduğu, davaya konu çekin verildiği tarihte davalı ..'nun davalı bankaya karşı muaccel bir borcu olup olmadığı hususlarının tespit edilemediğini, yerel mahkemenin normal koşullarda bu hususları bilirkişiler vasıtasıyla inceletmesi gerektiğini, ancak davalı banka ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından artık mahkemece araştırma yapılmasına gerek bulunmadığını, Yine mahkemece 21.11.2019 tarihli duruşmada oluşturulan 3 nolu ara kararda tüm tarafların ticari defterlerinin incelemeye hazır edilmesi gerektiği aksi durumda HMK m. 222 uyarınca defter ibrazından kaçınmış sayılacağı hususlarının ihtar edildiğini, HMK MADDE 222 (5):  Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Dolayısıyla, dayandıkları delile istinaden, ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmayan davalı bankaya karşı çeklerin teminat amacıyla alındığı yönündeki müvekkilin iddiasının ispat edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, Bilirkişilerce davalı banka defterlerinde özel bir inceleme yapmaksızın dahi davalı bankadan gelen kredi belgelerinde davaya konu çekin teminat hesabında izlendiğinin görülmekte olduğunu, somut olayda da bankadan gelen müzekkere cevabında yer alan kayıtların incelenmesiyle bankanın yaptığı cironun gizli rehin cirosu olduğunun ortaya çıktığını, HMK m. 222/5 uyarınca yerel mahkemenin daha fazla inceleme yapmasına gerek olmayıp iddialarının ispat edilmiş sayılması gerekirken bu hususta mahkemenin herhangi bir değerlendirme yapmayıp davanın esasını etkileyen bu usuli işlemi dikkate almamış olmasının hatalı olduğunu, Tanık deliline dayanılmış omasına rağmen mahkemece tanık dinlenmesi taleplerinin reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, 13.06.2019 tarihli delil listelerinde tanıklarının ve hangi hususta tanıklık edeceklerinin bildirilmiş olup, tanıklarının davaya konu çekin teminat amacıyla verildiği, davalı ... verilmiş çeklerin ... tarafından kredi kullanılmak üzere davalı bankaya verildiği, daha önce de protokole konu alım satım işleminde çekin bankadan iade alındığı ve protokol uyarınca yeni çek verildiği, davalı bankanın taraflar arasındaki ilişkiyi bildiği, kötü niyetle teminaten aldığı çeki tahsile koyduğu hususunda tanıklık yapacakken, yerel mahkemenin 21.11.2019 tarihli duruşmada 1 nolu ara kararla \"davanın mahiyeti gereği teminat senedinin sadece yazılı delille ispatlanması gerektiğinden tanık dinlettirme talebinin reddine\" karar verdiğini, HMK'nun 202. maddesinin; \"(1) Senette ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte söz konusu işlemi hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.\" şeklinde olduğunu, Sundukları protokolün, müvekkil şirket yetkilisinin davalı bankanın davalı ... firmasına kredi veren şube müdürü ile yaptığı yazışmalar, daha önce bankaya verildiği halde iade alınan çekin fotokopisi, dosyada mübrez banka müzekkere cevabında geçen kredi başvurusunun ekinde çekin koyulması, davaya konu çekin teminaten alındığı hususunda delil başlangıcı sayılmakta olduğunu, dolayısıyla bu hususlarda tanık dinletme hakları bulunması gerektiğini, tanık ifadeleri ile bankanın kötü niyeti ve çekin alınış amacının kesin olarak delillendirilmiş olacağını, Borcun varlığı/ yokluğu gibi davanın esası noktasında senetle ispat kuralı var ise de buradaki tanıklığın, hakimin davayı aydınlatma ödevi bağlamında zorunlu olduğunu, yoksa borç olup olmadığı ve tutarının zaten ticari kayıtlar ile tanığa gerek olmaksızın belli olduğunu, Tanıklarının dinlenmesi gerekirken dinlenmemiş olmasının hatalı olup kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini, <br>ESASA İLİŞKİN OLARAK; Esasa ilişkin itirazlarının aynı zamanda daha önce kök ve ek rapora itiraz dilekçelerindeki sebeplerle benzerlik göstermekte olup, yerel mahkemece raporlara itiraz dilekçelerinde belirtilen hususlar yeteri kadar irdelenmediği için bazı hususların tekrar beyan edileceğini, Davalılar arasındaki cironun, muvazaalı olduğundan geçersiz olup bu ciro ile davalı bankanın yetkili hamil sayılamayacağını, Yargıtay kararları uyarınca davalılarca yapılan cironun gizli rehin cirosu olduğunu, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında; \"... yönünden somut davanın esası incelenecek olursa davalı bankanın çeki müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla teslim aldığı, TTK 790 mad.hükmü doğrultusunda yetkili ve meşru hamil olduğu, çekin protokol hükümleri doğrultusunda bedelsiz kaldığı defi temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defi olup TTK 818 mad.yollamasıyla TTK 687 mad.hükmüne göre temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri başvuran hamile karşı ileri süremez bunun tek istisnası çekin iktisap edilirken hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi yani kötüniyetli davranması durumudur. Somut davada davaya konu çek üzerinde \" bedeli teminattır \" \"bedeli rehindir \" vb.bir şerhin bulunmadığı gibi yapılan cironun rehin cirosu olduğuna dair yazılı hiçbir delil bulunmamaktadır.\" şeklinde belirtilerek, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülemeyeceği, davalı bankanın çekin yetkili ve meşru hamili olduğu, bankanın bile bile müvekkilin zararına hareket ettiğinin ispata muhtaç olduğu, çekteki cironun rehin cirosu olduğu yönünde çekin üzerinde herhangi bir ibare bulunmadığı belirtilerek davanın davalı banka bakımından reddine karar verdiğini, Ancak buradaki en büyük eksikliğin ciro işlemine şeklen bakılması olup, Yargıtay'ın müstakar içtihatlarında da belirtildiği üzere, çekin lehdarının bankadan kredi kullanmak amacıyla temlik cirosu yoluyla çeki bankaya devrettiği durumların \"GİZLİ REHİN CİROSU\" olarak kabul edildiği hususunun hiç değerlendirilmemesi olduğunu, Kök rapora itirazlarında ifade ettikleri üzere davalılar arasındaki ciro işlemi geçersiz olduğu için davalı bankanın yetkili hamil sayılamayacağını ve bedelsizlik def'inin davalı bankaya karşı da ileri sürülebileceğini, şöyle ki; Uyuşmazlık konusu çek üzerinde rehin cirosu veya bu anlama gelen bir kayıt bulunmadığı gerekçesinin kabul edilebilir olmadığını, TTK'da çekler için rehin cirosunun zaten öngörülmemiş olup, rehin cirosu olsa dahi geçersiz olacağını, somut olayda davalı bankanın bu çeki borca karşılık temlik almış olmayıp, bu yönde de herhangi bir delil sunmuş olmadığını, davalı bankanın cirodaki asıl amacının kullandırılan kredinin tahsil edilememe riskine karşı teminat almak istemesi olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nda çekler bakımından rehin cirosu öngörülmediği için davalıların kanuna karşı hile teşkil eden muvazaalı bir işlemle çeki ciro ettiklerini, ancak görünürdeki işlem olan temlik cirosu, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından muvazaa nedeniyle gizli işlem olan rehin cirosunun ise TTK' da çekler için rehin cirosu öngörülmediği için şekil şartı eksikliği sebebiyle geçersiz olduğunu,Davalı ... çeki teminat amacıyla davalı bankaya ciro etmiş olup sözde temlik cirosunun, teminat amaçlı olduğundan muvazaalı olup geçersiz olduğunu, Dava konusu çekin, davalı ... T.A.Ş.'nin diğer davalı ... A.Ş.'ye kullandırdığı kredi karşılığını teminat altına almak amacıyla ciro edildiğini, ancak davalı bankanın bunun temlik cirosu olduğunu iddia etmekte olduğunu, - Dosyaya CD olarak celbedilen davalı ... kayıtlarından çekin iktisabında teminat amacının bulunduğu hususunun çok açık olduğunu, bu kayıtların incelenmesi için ek rapor talep edilmişse e bilirkişi ek raporunda bu kayıtlara yalnızca yer verildiğini, kayıtların içeriğinin incelenmediğini, zira bu kayıtlar incelendiğinde (EK-3: İlgili belgeler); - Davalı ... 02.02.2018 tarihinde İşlek Kredi Talep Formu doldurduğu ve 3.000.000TL limitli ve 02.02.2019 tarihinde vadesi gelecek şekilde işlek kredi talep ettiği, - Kredi talebini ekinde dava konusu 150.000 USD tutarlı 15.07.2018 vade tarihli çeki teslim ettiği, - Davalı bankanın da bu çeki; teminat amacıyla alınan çekler hesabında tuttuğu, - Çekin tutulduğu bu hesabın ... kredi talep ettiği 02.02.2018 tarihinde açıldığı, çekin ... no'lu USD hesabında \"Ticari Kredi\" olarak \"YP Kredi Teminatı İçin Alınan Çekler/Senetler-YP\" açıklamasıyla tutulduğu hususlarının anlaşılmış olduğunu, Bizzat davalı banka tarafından sunulan kayıtlarda, çekin \"kredi teminatı için alınan çekler\" hesabında tutulduğu ve bu hesabın da davalı ... kredi talep ettiği tarihte açıldığı dikkate alındığında tarafların ciro amacının teminat olduğu hususunun aşikar olduğunu, - Kredi kuruluşu olan davalı bankanın temlik cirosu yapmakta hukuken korunabilir bir menfaati bulunmadığını, zira davalı bankanın temlik maktadır. Zira davalı banka temlik cirosunu gerektirecek mal veya emtia satmamakta olduğunu, kredi kuruluşu bankanın vereceği kredi sebebiyle müşterilerinden ciro yoluyla edindikleri çeklerin temlik veya tahsil cirosu olamayacağı, olsa olsa rehin cirosu olabileceği hususlarının Yargıtay kararlarında da açıkça ifade edilmekte olduğunu, Yargıtay 11. HD 2012/11833 E. 2014/2980 K. 20.02.2014 T. (EK-4) \"bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler sebebiyle müşterilerinden ciro yoluyla edindikleri çeklerin temlik veya tahsil cirosu olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar oldukları ve kredinin teminatı olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa rehin cirosu olabileceği \" Çekin üzerinde her ne kadar \"bedeli teminattır.\" \"bedeli rehindir.\" veya rehin anlamına gelen herhangi bir kayıt bulunmasa da cironun arkasındaki belgelerle teminat amacı ortaya çıkıyor ise yani banka kayıtlarından çekin teminat olarak verildiğinin anlaşılması durumunda davalı bankanın çekin yetkili hamili olmayacağının belirtilmiş olduğunu: <br>Yargıtay 11. HD.  2016/5207 E.  2017/7266 K. 14.12.2017 T. (EK-5) \"...BU DURUMDA MAHKEMECE DAVALI BANKA KAYITLARI İNCELENEREK, DAVA KONUSU ÇEKİN DAVALI BANKAYA TEMİNAT OLARAK VERİLMİŞ OLDUĞUNUN BANKA KAYITLARINDAN ANLAŞILMASI DURUMUNDA, çekin gizli rehin cirosu ile davalı bankanın elinde bulunduğu ve davalı bankanın dava konusu çekin yetkili hamili olamayacağı gözetilerek BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, DAVALI BANKA KAYITLARI ÜZERİNDE İNCELEME YAPILMAKSIZIN yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından... mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir...\" Yargıtay 11. HD., E. 2016/7396 K. 2017/4744 T. 26.9.2017 (EK-6) \"...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin dava dışı ... Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı bankaya teslim edilirken teminat başlığı altında verildiği, banka tarafından çekin bloke edilen çek senet hesabına giriş yapıldığı ve yine tevdi bordrosunun alt kısmında çekin rehin olarak alındığının belirtildiği, bu durumda dava konusu ÇEKİN DAVA DIŞI LEHTAR TARAFINDAN DAVALI BANKADAN KULLANMIŞ OLDUĞU KREDİLERİN TEMİNATI KARŞILIĞINDA REHİN AMAÇLI GİZLİ CİRO OLARAK VERİLDİĞİNİN KABULÜ GEREKTİĞİ GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜ İLE DAVACININ DAVA KONUSU ÇEK NEDENİ İLE DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE ve 40.000,00 TL'nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir...Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, \" İstanbul BAM, 16. HD., E. 2017/3727 K. 2020/149 T. 24.1.2020 (EK-7) \"..Yargılama sırasında banka kayıtları üzerinde de inceleme yapan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; dava konusu çeklerin davalı bankaya davalı ... Ltd. Şti tarafından teminat olarak teslim edildiği, banka kayıtlarında da 22/09/2015 tarihinde \"teminat çek masrafı\" adı altında kayıt bulunduğu ve aynı gün davalı ... Ltd. Şti'nin verilen çek tutarları kadar davalı bankadan peşin iskontolu kredi kullandığı, çeklerin peşin iskontolu kredi kullanıldığı durumda %100 risk oranıyla teminata alındığı, rotatif kredi kullandırıldığı durumda ise %120 risk oranıyla teminata alındığı, ayrıca 28/01/2016 keşide tarihli davacıya ait çekin davalı ... Ltd. Şti tarafından kredi nakit ödenerek iade alındığının tespit edildiği, buna göre çeklerin kredi kullanımında teminat olarak verildiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla DAVA KONUSU ÇEKLER DAVALI BANKAYA DAVALI ... LTD. ŞTİ TARAFINDAN KULLANDIĞI KREDİNİN TEMİNATI OLARAK VERİLMİŞTİR. BU DURUMDA DAVALI BANKANIN DAVALI ... LTD. ŞTİ'NDEN KULLANDIRDIĞI KREDİ NEDENİYLE TAHSİL ETTİĞİ ÇEK TUTARLARI KADAR ALACAKLI OLDUĞUNU İSPATLAMASI GEREKİR. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davalı banka hakkındaki davanın reddi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davalı bankanın dava konusu çeki tahsil ettiği tarih itibariyle diğer davalı ... Ltd. Şti'nden kullandırdığı krediler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne miktar alacaklı olduğu hususlarında banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bankacı bir bilirkişiden istinaf denetimine elverişli bir rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir...\"   İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/987, K. 2018/449, T. 8.5.2018 (EK-8) \"...Somut olayda bankanın temlik cirosu ile aldığı iddiasına karşın, davalının tahsil cirosu ile alındığı iddiası karşılaştırıldığında, dava dışı......’ın bankaya verdiği 31/07/2014 tarihli “çekin takastan çekilmesini talep ediyorum” şeklindeki dilekçesi bu uyuşmazlığı çözmektedir. Çekin takastan geri çekilmesini istediğine göre dava dışı ... bu çeki bankaya, tahsil amacıyla vermiş demektir. Nitekim dava dışı lehdarın bu dilekçeyi 31/07/2017 tarihinde verdiği, davalı ......’ün de çek bedelinin ilk taksidini 31/07/2014 ‘te ödediği; kalan kısımlarını da 04/08/2014 ve 07/08/2014 tarihlerinde ödediği düşünülürse, ...’ın çekin kısmen tahsil edilmesi ile çeki artık takasa sunmaktan vazgeçtiği anlaşılır. Banka, bu dilekçeye rağmen çeki iade etmemiş, kredi verdiği kişinin kredi borcuna karşılık usulsüz olarak elinde tutmuştur. Bu durumda davalı keşidecinin lehdara yaptığı “çek bedelini ödedim” defisi şeklen son hamil görünen bankaya karşı da ileri sürülebilir. Zira gerçekte banka son hamil değil, çeki sadece lehdardan tahsil amacıyla almış kişidir ve sadece lehdarın sahip olduğu haklara sahip olabilecektir. Keşideci çek bedelini ödediğini tereddüde yer vermeyecek şekilde sunduğu dekontlarla ispat etmiş, sebepsiz zenginleşme söz konusu olmamıştır...\" Çekin bankaya teminat olarak verilmiş olduğunun banka kayıtlarıyla ispat edilmiş olmasının, banka yönünden çekteki cironun gizli rehin cirosu olarak kabul edilmesi için yeterli görüldüğünü, Dosyada mübrez Uzman Görüşü'nün (Hukuki Mütalaa'nın) 17. sayfasında (EK-1); \"...Kaldı ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ve Sayın Mahkemece davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında sunulan veriler ile dahi yeterli değerlendirme yapmak mümkündür. Şöyle ki, somut olayda davalı ...’nun, ticari ilişki çerçevesinde  davacı ...’den ciro yoluyla devir almış olduğu dava konusu 15.07.2018 tarih 150.000 USD bedelli (... ve ... arasında daha sonra yapılan protokol uyarınca tarihi 30.11.2018 olarak değiştirilmesi ve borç ödendiğinde davacı senet borçlusuna iadesi kararlaştırılan) çeki bir dizi genel kredi sözleşmesinin (“GKS”) imzalanması sırasında kullanıldığı, davalı ...’nun davalı ...’tan 02.02.2019 vadeli ve %17,5 faiz oranı ile işlek kredi kullanmayı talep ettiği, dilekçe ekinde davaya konu 15.07.2018 tarih ... nolu ve 150.000 USD bedelli çek fotokopisinin bulunduğu bu müzekkere cevabında sunulan belgelere dayalı olarak bilirkişi raporu mali değerlendirme kısmı ile dahi tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle davalı ..., diğer davalı ... ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesini teminen davacıdan almış olduğu 15.07.2018 tarih 150.000 USD bedelli (... ve ... arasında daha sonra yapılan protokol uyarınca tarihi 30.11.2018 olarak değiştirilmesi ve borç ödendiğinde davacı senet borçlusuna iadesi kararlaştırılan çeki kullanmıştır. KREDİ BAŞVURUSUNUN TARİHİ, ÇEKİN DÜZENLENME TARİHİ, ÇEKİN BANKAYA VERİLİŞ TARİHİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE DAVALI ...’IN SAVUNMASININ AKSİNE ÇEKİN KREDİ BORCUNUN ÖDENMESİ İÇİN DEĞİL KREDİ BORCUNU TEMİNEN DAVALI BANKAYA CİRO EDİLDİĞİ AÇIKÇA ORTAYA ÇIKMAKTADIR.\"...SOMUT OLAYDA İSE, DAVALILAR, REHİN CİROSUNUN GEÇERSİZLİĞİ SEBEBİYLE AÇIK BİR ŞEKİLDE REHİN CİROSU YAPMAK YERİNE ÖRTÜLÜ REHİN CİROSU İŞLEMİ YAPMIŞ GÖZÜKMEKTEDİR. Burada tekrardan, bilirkişi raporunda belirtilen rehin cirosunun varlığının kabul edilebilmesi için bu hususun açıkça ciroda belirtilmesi gerektiği, dava konusu çekte bu yönde bir nitelendirme bulunmadığından davalı bankaya yapılan cironun gizli veya açık bir rehin cirosu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı görüşüne katılmanın mümkün olmadığını ifade etmeliyim. Zira bu ifade her şeyden önce kendisiyle çelişmekte, açıkça ciroda belirtilmeyen rehin cirosu kaydından hareketle hem açık hem de gizli rehin cirosunun bulunmadığını dile getirmektedir. HERHALDE GİZLİ REHİN CİROSUNU AÇIK BİR ŞEKİLDE CİRO İŞLEMİ ÜZERİNDE BELİRTMEK BEKLENMEYECEĞİNDEN, GİZLİ REHİN CİROSUNU ARAŞTIRIRKEN CİRO İŞLEMİ ÜZERİNDE AÇIKÇA “BEDELİ REHİN İÇİNDİR” GİBİ BİR KAYDI ARAMAK DA MANTIĞA UYGUN DEĞİLDİR. Türk Ticaret Kanunu’nun 689’uncu maddesi maddesine göre, bedeli teminattır, bedeli rehindir ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir şerh ile rehin alana ciro yapılması ve senet zilyetliğinin devri halinde halihazırda açık (alenî) rehin cirosu söz konusu olur. ANCAK CİRO ŞERHİNDE, REHNE İLİŞKİN HERHANGİ BİR KAYDIN BULUNMADIĞI, CİRO LEHTARI LEHİNE KAMBİYO SENEDİ ÜZERİNDE BİR REHİN HAKKI KURMAK İÇİN YALNIZ TARAFLAR ARASINDA KALAN BİR REHİN ANLAŞMASINA UYGUN OLARAK YAPILAN CİROYA GİZLİ (ÖRTÜLÜ) REHİN CİROSU DENİR. Gizli (örtülü) rehin cirosunda, temlik cirosunun ilgililer arasındaki anlaşma neticesinde itimada müstenit olarak teminat amacıyla kullanılması söz konusudur (ÖZTAN, Kıymetli Evrak, s. 631). Ancak dış görünüş itibariyle temlik cirosu şeklinde bir cironun yapılması hasebiyle bilirkişi raporundaki tespitin aksine ciro üzerinde bedeli teminat için şeklinde bir ibare olması mümkün değildir. Gizli rehin cirosunun tek farkı, teminat maksatlı (rehin cirosu ile) senedi devralanın senedi devretmesi halinde bu durumun iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi olacaktır (ÖZTAN, Kıymetli Evrak, s. 632) ; yoksa teminat maksatlı devralan (olayda davalı banka) açısından iyi niyetin bir fonksiyonu bulunmamaktadır.  Burada da somut olayda davalı taraflar ... ve ... arasında geçerli, kredi alınmasını teminen bir örtülü anlaşma, örtülü rehin cirosu olduğu görülmektedir. TÜM DOSYA KAPSAMI, MEVCUT VERİLER, HAYATIN OLAĞAN AKIŞI VE BİZZAT BANKANIN SUNMUŞ OLDUĞU BELGELER, KREDİ İÇİN ÇEK SENET TEMİNAT ALINDIĞINA DAİR KAYITLAR, DAVALI BANKANIN BİR KREDİ KURULUŞU OLMASI HUSUSLARI BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE, DAVALI BANKANIN DİĞER DAVALI ...’DAN CİRO YOLUYLA DEVRALDIĞI ÇEKİN KREDİNİN TEMİNATI İÇİN ALINDIĞINI VE DAVALI BANKAYA YAPILAN CİRONUN REHİN CİROSU OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR. Mütalaadaki bu tespit ile; gizli rehin cirosunda dahi \"bedeli teminattır\" ibaresi arayan dosyada atanan bilirkişi heyetinin vardığı çekteki cironun rehin cirosu olmadığı yönündeki tespitin hukuka ve mantığa aykırı olduğunun belirtildiğini ve somut dosya kapsamındaki tüm verilerin davaya konu çekteki cironun rehin cirosu olduğunu ve kredinin teminatı olarak alındığını tespit etmiş olduğunu, \"...Şu halde çekin açık yahut somut olaydaki gibi banka kayıtlarından, davalılar arasındaki hukuki ilişkiden ve dosya üzerinden anlaşılan örtülü rehin cirosu ile davalı bankaya ciro edilmiş olması hukuken geçerli bir işlem olmadığından, davalı bankayı da geçerli bir temlik alan üçüncü kişi olarak görmek mümkün değildir ve salt bu sebeple dahi senette meşru hamil olmayan davalı bankaya karşı senet geçerli bir alacak hakkı içermediği (borç doğurmadığı) ve iadesi gerektiği gibi, bedelsizlik iddiası meşru hamil durumunda olmadan senedi elinde bulunduran bankaya karşı da doğal olarak ileri sürülebilir. Ancak belirttiğimiz gibi burada davalı bankaya karşı defilerin ileri sürülmesinden ziyade, BANKANIN MEŞRU HAMİL OLMAMASI SEBEBİYLE KENDİSİNİN ESASEN SENET ÜZERİNDE GEÇERLİ BİR ALACAKLI SIFATI VE ALACAK HAKKI DA BULUNMAMAKTADIR. Bu bakımdan bankanın senedi hak sahiplerine iadesi gerekmektedir. \" Davaya konu çekteki cironun gizli rehin cirosu olduğu durumda böyle bir ciro mevzuatımızda olmadığından geçerli olmayacağı ve bunun sonucunda da çeki bu yolla teslim alan davalı bankanın yetkili hamil olamayacağının belirtildiğini, Bir ciro herhangi bir kayıt içermediği takdirde, karine olarak temlik cirosu teşkil etmekte olduğunu, yani bir cironun temlik cirosu teşkil etmesi için ciro eden ve edilenin aktif davranışına gerek olmadığını, söz konusu karinenin aksinin kanunun rehin cirosu için aradığı teminat kaydının davalı bankanın kayıtlarında bulunması ile ispatlanmış olduğunu, Ayrıca davalı bankanın çeki teminat olarak aldığı hususunun 13.06.2019 tarihli delil dilekçelerinin 1 nolu ekindeki yazışmalar ile sabit olduğunu, yazışmaların ekran görüntülerinden görüleceği üzere davalı Bankanın Kavacık Şube Müdürü ... Bey ile olan yazışmalarda çeklerin vade tarihlerinin ertelenmesinin konuşulduğunu ve yapılan ödemeler nedeniyle çeklerin iadesi hususunun belirtildiğini, ancak bu delil dilekçelerindeki yazışmalar rapora eklenmişse de değerlendirme yapılmadığını, Tüm bu gerekçelerle davalı bankanın çeki ciro etmekteki amacının kullandırdığı kredi karşılığını rehnedilen çekin paraya çevrilmesi suretiyle teminat altına almak olduğu hususunun ortaya çıktığını, Gizli işlem olan rehin cirosu TTK'de çekler için öngörülmediğinden şekil şartı eksikliği sebebiyle geçersiz olduğunu, TTK m. 818'de poliçeye ait hangi hükümlerin çekler için uygulama alanı bulacağının belirtilmiş olup bu kanun hükmünde rehin cirosunun düzenlendiği 689. maddeye atıf yapılmadığı için rehin cirosunun çek için uygulanmamakta olduğunu, nitekim 6762 Sayılı Mülga Ticaret Kanunu'nda da hükmün aynı şekilde düzenlenmiş olduğunu, Kanunun çekler için  izin vermediği rehin cirosu, geçersiz bir işlem niteliğinde olduğundan davalı bankanın bu işleme dayanarak yetkili hamil olmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin istikrarlı uygulamasının da bu yönde olduğunu, (Y. 11. H.D. 07.02.2018 gün 2016/13040 esas, 2018/828 karar, Y. 11. H.D. 07.11.2018 gün 2017/1263 esas, 2018/6862 karar, Y. 11. H.D. 6.01.2017 gün ve 2015/12305 esas, 2017/283 karar vd. sayılı kararları) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin huzurdaki davaya birebir emsal nitelikteki 2012/11833 E, 2014/2980 K. Sayılı ve 20.02.2014 tarihli kararında (EK-9) \"...Davaya konu çeklerin davalı şirketin davacı bankadan kullandığı kredinin teminatını oluşturmak amacıyla ciro yolu ile davacı bankaya geçtiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Poliçeye ait olup, çek hakkında da uygulanması mümkün hükümleri düzenleyen TTK’nın 730. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun'un 601. maddesine yapılmış bir atıf bulunmamaktadır. Bu durumda çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz. SOMUT OLAYDA DAVACI BANKA DAVAYA KONU ÇEKİ TEMİNAT AMACIYLA ALMIŞ OLUP, AÇIKLANAN YASA MADDESİ UYARINCA ÇEKİN REHİN AMACIYLA CİROSU GEÇERLİ OLMADIĞINDAN DAVACI BANKA YETKİLİ HAMİL OLARAK KABUL EDİLEMEZ... Bu nedenle kararın BOZULMASINA\" Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bir diğer yeni tarihli emsal nitelikteki 2016/5207 E. - 2017/7266 K. Sayılı ve 14.12.2017 tarihli ilamında da (EK-10); \" Dava, lehtar tarafından ciro sureti ile çeke hamil olan davalı banka aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Poliçeye ait olup çek hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun'un 689. maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz değildir. REHİN VEYA BUNUN SONUCUNU ELDE ETMEYE YÖNELİK OLARAK TEMİNAT AMACIYLA ÇEKİN CİRO İLE ELDE EDİLMESİ HALİNDE ÇEKİ DEVİR ALAN KİŞİ YETKİLİ HAMİL OLMAYIP, ÇEKE DAYALI HAKLARI KULLANAMAZ. Somut uyuşmazlıkta ispat yükü kendisine düşen davacı, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında dava konusu çekin, lehtar dava dışı... tarafından kullanılan krediye teminat olarak davalı bankaya verildiğini ileri sürmüş, iddiasını ispat etmek için de davalı banka kayıtlarına dayanmıştır. BU DURUMDA MAHKEMECE DAVALI BANKA KAYITLARI İNCELENEREK, DAVA KONUSU ÇEKİN DAVALI BANKAYA TEMİNAT OLARAK VERİLMİŞ OLDUĞUNUN BANKA KAYITLARINDAN ANLAŞILMASI DURUMUNDA, ÇEKİN GİZLİ REHİN CİROSU İLE DAVALI BANKANIN ELİNDE BULUNDUĞU VE DAVALI BANKANIN DAVA KONUSU ÇEKİN YETKİLİ HAMİLİ OLAMAYACAĞI GÖZETİLEREK BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından... mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.\"  TTK m. 689'da poliçedeki rehin cirosu düzenlemesine yer verilmiş olup, bu düzenlemenin TTK m. 818'de belirtilen çek için uygulanacak poliçe hükümleri arasında yer almamakta olduğunu, çeklerde rehin cirosu kanun gereği mümkün olmadığından, tarafların kanunun izin vermediği işlemi aynı amaca hizmet edecek şekilde rehin kaydı koymaksızın yaptıklarını, ancak bu eylemin açıkça kanuna karşı hile teşkil etmekte olduğunu, Dosyada mübrez Hukuki Mütalaa'nın 21. sayfasında; ...Davalı bankaya yapılan ciro işleminin geçersiz olmasının bir diğer sebebi ise kanaatimce emredici hükümlere aykırılıktır. Şöyle ki, somut olayda esasen uygulamada bir nevi “çek kırdırma” olarak adlandırılan işlem benzeri bir işlem yapılmakta, bu konuda yetkilendirilmiş olan faktöring şirketlerinin işlemlerini düzenleyen emredici nitelikte faktöring mevzuatı da dolanılmış olarak davalı bankanın diğer davalı ... şirketinden olan kredi alacağını tahsil edebilmesi için çek bedelini kendi adına tahsil etmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle davalı ... alacak hakkı içermeyen ve akdetmiş olduğu protokol hükümleri uyarınca iade etmesi gereken senedi bankaya ciro etmesi sayesinde görünüşte yapılan bu temlik cirosu ile kambiyo senedinin davacı yandan tahsil edilmesini sağlamaktadır. Netice itibariyle, alacak hakkı içermeyen bir senedin iade edilmesi gerekirken bir güven kurumu olan ve basiretli davranmakla yükümlü olan banka tarafından emredici mevzuata ve YARGITAY İÇTİHADINA AYKIRI BİR ŞEKİLDE KULLANILARAK DAVALI ...’YA KREDİ VE FİNANSMAN YARATILMASI, KANAATİMCE TBK 27 ÇERÇEVESİNDE GEÇERSİZ BİR İŞLEMDİR. Bu bakımdan, kanaatimce olayda geçerli bir cirodan ve devirden söz etmek mümkün değildir...BU BAKIMDAN SOMUT OLAYDA YALNIZ GENEL KAİDEYİ ORTAYA KOYARAK SOMUT OLAYDAKİ DELİLLERİ VE DOSYANIN MEVCUT DURUMUNU DEĞERLENDİRMEKSİZİN VARILAN SAYIN BİLİRKİŞİ HEYETİ GÖRÜŞÜNÜ VE EKSİK İNCELEMEYLE TANZİM EDİLMİŞ RAPORDAKİ KANAATLERİ KABUL ETMEK VE BUNA GÖRE HÜKÜM KURMANIN MÜMKÜN OLMADIĞI KANAATİNDEYİZ. Davalı bankanın teminaten aldığı çeki tahsil etmesinin bir nevi çek kırdırma işlemi olduğu ve bu işlemi de yapacak finansal kurumun yalnızca faktöring şirketleri olduğu hususlarının, davalı bankanın bu şekilde kredi kullandırmanın teminatı olarak çek almasının emredici hükümlere aykırı olduğunun ve TBK m. 27 uyarınca bu işlemin geçersiz kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmiş olduğunu, Dolayısıyla, 24.06.2019 tarihinde dosyaya sunulan bu belgelerle davalı ...'ın davaya konu çeki vereceği kredinin teminatı olarak teslim aldığı hususunun ortaya çıktığını, ancak burada ...'ın çeki rehin cirosu ile almayıp beyaz ciro ile alacağın temliki şeklinde teslim almasının Yargıtay'ın dava ve cevaba cevap dilekçelerinde belirttikleri içtihatları ile hukuka aykırı olup çekte yetkili meşru hamil olmadığı ve bu nedenle çek bedelini müvekkilden tahsil yoluna gidemeyeceğinin sabit olduğunu, Davalı bankanın yetkili hamil olması ihtimalinde dahi davalı banka kötü niyetli olduğundan bedelsizlik def'inin ileri sürülebileceğini, davalı bankanın taraflar arasındaki 26.06.2018 tarihli protokolü bildiği halde çeki tahsil etmekten geri durmadığını, Yerel mahkeme ve  ilama esas alınan bilirkişi ek raporunda \"kredi sözleşmesine istinaden çekin ciro edilmesi\"nin davalı bankanın kötü niyetli olduğunu göstermediğinin ifade edildiğini, Ancak bedelsizlik def'inin davalı bankaya karşı ileri sürülebileceği hususunun; öncelikle yapılan cironun gizli rehin cirosu olması sebebiyle geçersiz olması, bu işlemle davalı bankanın yetkili hamil olamayacağına velev ki yetkili hamil olması halinde dahi kötü niyetle iktisap etmesi sebebine dayanmakta olduğunu, Öncelikle davalı bankanın dava konusu çeki teminat olarak aldığı ve çekin ödeme tarihinin değiştirilmesine onay verdiği hususlarının kuşkusuz olduğunu, bankadan gelen müzekkere cevabında alınan çekin görüntüsünde keşide tarihinin 15.07.2018 olarak gösterildiğini (EK-11), ancak davalı banka tarafından konulan icra takibinde çekin ödeme tarihinin 30.11.2018 olarak değiştirildiğini ve paraflandığını (EK-12), Banka bu çeki davalı ... borcunun tahsili amacıyla Almış ise, niçin vadesi geldiği halde (15.07.2018) borcunu tahsil etmeyip çekin tarihinin 30.11.2018 olarak değiştirilmesini kabul ettiğinin anlaşılamadığını, Yine davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, davalı ... davalı bankadan kredi kullanmak amacıyla yaptığı başvuru dilekçesi ekinde davaya konu çeki bankaya ibraz ettiğinin anlaşılmakta olduğunu, yine bankada bu çeklerin teminatlar hesabında tutulduğunun ispatlanmış olduğunu, Ek raporda, davalı bankanın yetkilisiyle yapılan yazışmaların da sunulmuş olup, davalı bankanın müvekkil şirket ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bildiği ve protokol doğrultusunda çekin ödeme tarihini değiştirmeyi de kabul ettiği çok açıkken her nedense bilirkişinin bu delilleri belirtmesine rağmen bu hususta yorum yapmaktan kaçındığını, bu ilişkide davalı bankanın iyi niyetli ve konuyu bilmeyen üçüncü kişi olarak kabul edilme ihtimalinin bulunmamakta olup, teminaten aldığı çeki kredi borcuna istinaden tahsil etmesinin apaçık kötü niyeti göstermekte olduğunu, Bilirkişi ek raporunun 8. sayfasında bankadan gelen müzekkere cevabında davalı ... \"...Bankanızdan 02/02/2019 vadeli olacak şekilde 3.000.000 TL limit dahilinde %17,50 faiz oranı ile işlek kredi kullanmayı talep ediyoruz\" şeklinde dilekçe sunduğu ve kaşe ve imzalandığı ve ekinde davaya konu 15.07.2018 vade tarihli, 8561622 çek no'lu 150.000,00 USD bedelli çekin sunulduğunun görüldüğünü, böylece davalı bankanın davalı ...'ya kullandırdığı 3.000.000 TL kredinin ödeme vadesinin 02.02.2019 olmasına rağmen henüz muaccel olmayan borç için teminaten aldığı çeki tahsil ettiği hususunun ortaya çıktığını, bunu yapan bankanın iyi niyetli olduğu sonucuna varmak için taraflı olmak gerektiğini, Yukarıda da izah edildiği üzere, davalı bankanın 26.06.2018 tarihli protokol'ü bilmekte ve bu protokol kapsamında kendi uhdesinde bulunan 21.06.2018 ödeme tarihli, 1024385 numaralı 1.167.956 TL'lik çeki yasal süresi içinde bankaya ibraz etmeksizin müvekkile iade etmiş olduğunu (EK-13: Protokol kapsamında davalı bankanın müvekkile iade ettiği çekin fotokopisi), bu protokol kapsamında davalı ...'ya verildiği belirtilen çekin tarihinin 15.07.2018'den 31.11.2018 tarihi olarak değiştirilmesine davalı bankanın izin verdiğini ve bu çekin de Protokoldeki tüm TL çekler (bnkz .dava dilekçesi 4 no'lu eki) ile hesaplanmış veya hesaplanacak tüm vade farkları ödemeleri (bknz dava dilekçesi 6 no'lu eki) bittikten sonra işlemsiz olarak müvekkile iade edileceğini bilmekte olduğunu, ancak buna rağmen teminaten aldığı bu çekin tahsili yoluna gitmesinin müvekkilin zararına hareket ettiğini ve kötü niyetini göstermekte olduğunu, bu hususun da bilirkişilerce incelenmemiş olduğunu, Konuya ilişkin olarak alınan Uzman Görüşünün (EK-1) 14. Sayfasında belirtildiği üzere BÖYLE BİR İBRAZ SÖZ KONUSU OLMADIKÇA YETERLİ VERİ BULUNMADIĞINDAN HAREKETLE DAVALI ...’I TEMLİK CİROSU İLE SENEDİ DEVRALAN İYİ NİYETLİ ÜÇÜNCÜ ŞAHIS OLARAK DEĞERLENDİRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR. \" denilmiş olduğunu, Uzman Görüşü'nün 23. sayfasında; \"...Her ne kadar kural olarak şahsi defiler senedi devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de,  TTK m. 687/1 hükmü uyarınca hamil senedin bedelsiz olduğunu bilerek ve borçlunun zararına hareket ederek senedi devralmış ise bedelsizlik iddiası senedi ciro yolu ile devralan hamile karşı da ileri sürülebilir. Benzer şekilde TTK 686/2’de ise kötü niyet ve ağır kusurdan söz edilmektedir (Bkz. Mehmet HELVACI (Hüseyin ÜLGEN/Abuzer KENDİGELEN/ Arslan KAYA) Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2018, N. 218 vd). İspat yükümlülüğü açısından bilerek borçlunun zararına hareketin davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Bu konuda tanık da dahil her türlü delilden yararlanmak mümkündür, zira “maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötüniyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı isbat şeklinden sözetmediği cihetle şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir ” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2003/7662, K. 2003/7762, T. 19.6.2003). Acaba kötü niyet yahut bilerek borçlunun zararına hareketten kasıt nedir? Kanunda bu husus açık olmamakla birlikte öğreti ve yargı kararlarına dayanarak burada bir sonuca ulaşılabilir. Şöyle ki; ortaklık, iş ilişkisi, yakın akrabalık ilişkisi (Yarg. 11. Hukuk Dairesi, E. 1990/750, K. 1990/8124, T. 17.12.1990), hatta bu yöndeki tanık beyanları, bilerek borçlunun zararına hareket yönünde kanaat verici olabilir. Zira bilerek borçlunun zararına hareketin ispatını katı koşullara tabi tutmak, maddenin senet borçlularına tanıdığı korumayı neredeyse ortadan kaldıracaktır. BURADA KASTIN YAHUT HİLELİ ANLAŞMANIN VARLIĞININ İSPATI ÇOĞU KEZ İMKÂNSIZDIR. BUNUN YERİNE BEDELSİZLİK DURUMUNU BİLEBİLECEK DURUMDA OLMAYI ARAMAK YETERLİDİR. Nitekim TTK 687/1 de bile bile devralmadan söz etmiş, Yüksek Mahkeme de bazı hallerde hükmün uygulanması bakımından kolaylıklar sağlamıştır. Örneğin senet lehdarı bedelsiz bir senedin tahsilini kolaylaştırmak ve şahsi defilerin ileri sürülmesini engellemek amacıyla senedi eşine veya yakın akrabasına yahut iş ortağına ciro ile devir etmiş ise bu durumda devir alanın bu hususu bildiği ve buna rağmen senedi kötü niyetle iktisap ettiğine (iyi niyetli olmadığına) karine saymaktadır (ERTEKİN/KARATAŞ, Uygulamada Ticari Senetler, s. 652). Buradaki aranacak iyiniyet esasen bir hukuki işlemde mevcut aksaklığı (senedin bedelsizliğini) bilmemek yahut bilebilecek durumda olmamaktır. Ancak bu halde iyi niyetli iktisaptan söz edilebilecek ve iyi niyetli üçüncü kişi müktesipler korunarak kendilerine karşı şahsi defilerin ileri sürülememesi imkanından faydalanabileceklerdir. Somut olayda  da, davalı banka diğer davalı ...’ya karşı senedin bedensizliğinin ileri sürülebilmesine karşılık yukarıda da değindiğimiz şekilde bu savunmaları etkisizleştirecek şekilde senedi görünüşte temlik cirosu ile devralmış, böylece borçlu davacılar keşideci ve cirantanın şahsi defiler savunmasına takılarak ödeme yapabilecek durumda kalmasına ve dolayısıyla zararına sebep olmuş durumdadır. DAVALI BANKA, GEÇERSİZ BİR İŞLEM OLAN TEMİNAT MAKSATLI ÇEK CİRO ALMASI İŞLEMİ YANINDA KENDİ UHDESİNDE TUTTUĞU DAVA KONUSU ÇEKLE İLGİLİ OLARAK DAVALI ... VE DAVACI ... ARASINDA, 26.06.2018 TARİHLİ PROTOKOLÜN 4. MADDESİNDE KARARLAŞTIRILDIĞI ŞEKİLDE ÇEKİN TARİHİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNE MÜSAADE ETMİŞ GÖZÜKMEKTE; DAVA KONUSU MUHATABI ... BANKASI MECİDİYEKÖY ŞUBESİNE AİT ... ÇEK NUMARALI, 150.000 USD BEDELLİ, KEŞİDECİSİ ... A.Ş., LEHDARI ... SİSTEMLERİ A.Ş. OLAN ÇEKİN ÖN YÜZÜNDE, KEŞİDE TARİHİ 11.07.2018 İKEN BU TARİHİN ÜSTÜ ÇİZİLEREK 30.11.2018 OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞ, DEĞİŞİKLİK İMZA VE PARAF EDİLEREK ONAYLANMIŞ VE YİNE PROTOKOLDE KARARLAŞTIRILDIĞI ÜZERE DAVACI TARAFINDAN ...’YA VERİLEN VE YİNE DAVALI BANKA UHDESİNDE BULUNAN 21.06.2018 TARİHLİ ... NUMARALI VE 1.167.956 TL BEDELLİ ÇEK DE DAVALI DAVACIYA İADE EDİLMİŞ DURUMDADIR. Şu halde almış olduğu teminat çeki hakkında protokol hükümleri dairesinde hareket edilmesine izin veren, alacak hakkının düşmesine sebebiyet vererek dava konusu çekin iadesine yol açan protokol hükümlerini uygulayan bankanın bedelsizlik durumunu bilmediğinden bahsetmek hayatın olağan akışına aykırıdır. NİTEKİM BANKA KAYITLARINDA KREDİ BAŞVURUSUNDA ÇEKİN, TARAFLAR ARASINDAKİ PROTOKOL HÜKÜMLERİ ÇERÇEVESİNDE TARİHİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMAZDAN ÖNCEKİ ORİJİNAL HALİNİN YER ALMASI DA, DAVALI BANKANIN PROTOKOL HÜKÜMLERİNİ BİLDİĞİ, BİLEBİLECEK DURUMDA OLDUĞU YÖNÜNDE AÇIK BİR GÖSTERGEDİR. \" denilmiş olduğunu, Borçlunun zararına hareket etmenin ispatında katı koşullar uygulanması durumunda hükmün uygulamasının ortadan kalkacağını, bu nedenle somut olayda bedelsizlik durumunu bankanın bilmesinin borçlunun zararına hareket edildiğinin ispatı için yeterli olduğu ve bu kötü niyetin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğinin tespit edildiğini, somut olayda da davalı bankanın hem uhdesinde bulundurduğu 15.07.2018 tarihli çekin düzenleme tarihinin davacı ile davalı ... arasındaki protokole uygun olarak 30.11.2018 tarihi olarak değiştirilmesine muvafakat ettiğini, hem de protokolde bahsi geçen 21.06.2018 tarihli 1.167.956 TL bedelli çekin davacı müvekkillere iadesini sağladığını, Protokol'de bahsi geçen bu iki hususu yerine getiren davalı bankanın taraflar arasındaki protokolden haberdar olmamasının mümkün olmayıp, söz konusu çekin teminaten verildiğini bildiği hususunun açık olduğunu, Davacı iddialarının tespiti için davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılması gerektiği ancak davalı bankanın bu kayıtları sunmayarak davacı iddialarının ispatını güçleştirmesinin iyi niyetli sayılamayacağı, ayrıca protokolde bahsi geçen 21.06.2018 tarih ... no.lu 1.167.956.000 TL tutarlı çeki davalı bankanın neden ve hangi saikle iade ettiği hususunun araştırılmamış olmasının (EK-13), davalı bankadan gelen müzekkere cevabında çek görüntüsünün 15.07.2018 olmasına karşın davalı banka tarafından icraya konulan çekin 30.11.2018 tarihli olması dikkate alındığında davalı bankanın bu tahsil amacıyla aldığını iddia ettiği davaya konu çekin tarihinin değiştirilmesine nasıl razı olduğu ve protokolde bahsi geçen çeki nasıl davalı ... iade ettiği hususunun incelenerek davalı bankanın davacılar ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bilip bilmediği hususunun ortaya koyulması gerekliliğinin ... tarafından haklılıkla belirtildiğini, davalı bankanın ticari kayıtlarını incelemeden varılacak her sonucun eksik olacağının belirtildiğini ve bu hali ile davalı bankanın somut olaydaki ilişkide iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinin belirtildiğini, ancak bu hususlar bilirkişi heyetince ve yerel mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığından hatalı karar verildiğini, Nitekim, davaya konu çekin düzenleme tarihinin değişmesinde bankanın muvafakati ve işlemin nerede yapıldığına ilişkin müvekkil şirket yetkililerinin isticvabı da mümkünken, isticvap deliline dayanılmasına karşın gerekli delilleri toplamayan mahkemenin, dosyada mübrez delilleri görmezden gelerek somut olayın özellikleri göz önüne alınmaksızın davalı bankanın iyi niyetli kabul edilmesinin hukuka aykırı olacağını, Davalı ... tarafından başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibinin ivedilikle işbu yargılamanın kesinleşmesine kadar ilave teminat alınmaksızın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Huzurdaki dava açılmadan önce davaya konu çekin icraya konulmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı alındığını, ancak dava açıldıktan sonra davalı ...'ın tedbirin kaldırılmasına ilişkin istinaf başvurusunun kabul edilmiş olup davalı ... bakımından çekin icraya konulmasına yönelik tedbirin kaldırıldığını ve davalı banka tarafından ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilin borcu olmadığı halde tüm malvarlığına haciz konulduğunu, Davalı bankadan ... kredi kullanımına dair gelen müzekkere yanıtları akabinde, çekin teminaten verildiği belirtilerek, yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, Ancak yerel mahkemenin 21/11/2019 tarih 2018/1177 Esas sayılı ara kararı ile \"Mahkememiz heyetince 23/10/2019 tarihli ara kararla belirtilen gerekçeler doğrultusunda banka kayıtları üzerinde gerekli incelemelerin yapılması gerekmesi ve davanın mahiyeti gereği yargılamaya muhtaç olması nedeniyle...\" gerekçesi ile tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin bu kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunu ve istinaf mahkemesinin de \"Somut olayda, davaya konu çekin bedelsiz kaldığı, davalı ... söz konusu çeki rehin cirosu ile teminat olarak aldığı hususları yargılamayı gerektirmekte olup, davacının dosyaya sunduğu deliller yaklaşık ispata yeterli değildir.\" şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurularının reddine karar vermiş olduğunu, İşbu istinaf başvuru yapıldığında, huzurdaki davada henüz bilirkişi raporu alınmasına karar verilmemiş olduğunu, yargılama sonucunda çekin bedelsiz kaldığının ortaya çıktığını ve ...'ın çeki gizli rehin cirosu ile teminat olarak aldığı hususunun ortaya çıktığını, her ne kadar davalı ... sorumluluğu bakımından yerel mahkemece hatalı karar verilmişse de dosyada mübrez delillerin doğru olarak değerlendirilmesi halinde davalı banka tarafından icraya konulan davaya konu çeke ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibinin işbu yargılamanın kesinleşmesine kadar ilave teminat alınmaksızın (İstanbul 3. ATM'nin 2018/1513 D. İş sayılı dosyasında teminat yatırılmış olduğundan) tedbiren durdurulması yönünde karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - Öncelikle ve ivedilikle, davalı ... tarafından başlatılan  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibinin işbu yargılamanın kesinleşmesine kadar ilave teminat alınmaksızın (İstanbul 3. Atm'nin 2018/1513 D. İş sayılı dosyasında teminat yatırılmış olduğundan) tedbiren durdurulmasına, - İstinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1177 E. - 2021/461 K. sayılı ilamının müvekkilin aleyhine olan kısımlar yönünden kaldırılmasına ve öncelikle usuli eksikliklerin giderilerek davanın tüm taraflar bakımından kabulüne, - İstinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, - Yerel mahkeme ilamının icraya konulması halinde istinaf incelemesinin sonu ile temyiz yoluna başvurulmasına kadar tehir-i icrasına, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu çekin davacı  ... Anonim Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi kapsamında teminat çeki olarak verildiği ve panel satın alım sözleşmesi kapsamındaki edimlerin ifa edilmesi sebebiyle çekin iade edilmesi gerektiği ve bedelsiz kaldığı iddiası ile davacıların dava konusu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacılar tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı ... T.A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından tüm davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili, davacı  ... Anonim Şirketi ile davalı  ... A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davacının satın alınan paneller için düzenlenen faturalar karşılığında davalıya 1.167.956 TL bedelli çek verdiğini, ancak çekin vadesinde ödenememesi sebebiyle davalı ile aralarında 26.06.2018 tarihli protokol akdedildiğini, söz konusu protokol uyarınca ödenemeyen çekin protokolde belirtilen çekler ve nakit ödeme ile değiştirildiğini, vadesinde ödenmeyen çek için vade farkı çeki verileceğini ve davalının vade farkı faturası düzenleyeceğini, ayrıca davalıya verilen dava konusu çekin vadesinin 30/11/2018 tarihi olarak değiştirileceği ve protokol kapsamındaki tüm çekler ve vade farkı ödemeleri yapıldıktan sonra davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığını, protokol kapsamındaki tüm çek ödemelerinin ve vade farkı ödemesinin yapıldığını, ancak davalı tarafından teminat olarak verilen dava konusu çekin iade edilmediğini, iade edilmediği gibi bankaya kullanılan krediler karşılığında rehin cirosu olarak verildiğini, çekte rehin cirosu yapılamayacağını, davalıların hepsinin dava konusu çekin teminat çeki olduğunu bildiğini, bu sebeple bedelsiz kalan dava konusu çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... T.A.Ş. vekili, dava konusu çekin diğer davalının banka nezdinde kullandığı kredi borcu nediyle ödeme aracı olarak temlik cirosu ile alındığını, davalı bankanın iyi niyetli yetkili hamili olduğunu, davacıların temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defileri kendisine karşı ileri süremeyeceğini, dava konusu çekin ödeme aracı olduğunu, bunun aksinin yani avans, teminat veya ileride ifa edilecek edime karşılık verildiğinin davacı tarafından kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davanın reddine ve davacılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  Dava konusu ... Bankasına ait çekin keşidecisinin davacı ... A.Ş., lehtarının davacı   ... Anonim Şirketi, ilk cirantanın davacı lehtar, sonraki cirantanın davalı  ... A.Ş., olduğu, davalı Endopa'dan dava konusu çekin temlik cirosu ile alındığına dair  davalı ... T.A.Ş.'nin kaşesinin bulunduğu, çekin 15/07/2018 tarihi olan keşide tarihinin 30/11/2018 tarihi olarak düzeltildiği ve paraflandığı, çek bedelinin 150.000 USD olduğu, çek hakkında tedbir kararı bulunması sebebiyle herhangi bir işlem yapılamadığına ilişkin şerh düşüldüğü ve bu haliyle çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta; davacı  ... Anonim Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi akdedilmiş, bu sözleşme kapsamında davacıya teslim edilen ürünlere karşı davalı tarafından üç adet fatura düzenlenmiş ve davacı tarafından davalıya 1.167.956 TL bedelli çek verilmiştir. Davacının bu çeki vadesinde ödeyememesi üzerine davacı ve davalı arasında söz konusu çekin nakit para ve çekler ile değiştirilmesi ve vade farkı çeki verilmesine ilişkin 26.06.2018 tarihli protokol akdedilmiştir. Söz konusu protokole göre ayrıca dava konusu çekin keşide tarihinin değiştirileceği ve protokol kapsamındaki ödemelerin davacı tarafından yapılması üzerine çekin davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından sunulan çek örnekleri ve banka dekontlarından protokol kapsamında davalıya nakit ödemenin ve verilen çeklerin bedelleri ile vade farkı çek bedelinin ödendiği görülmüştür. Davacı yetkilisi ve davalı çalışanı arasında yapılan yazışmalarda davacı yetkilisinin dava konusu çekin iadesini talep ettiği, davalı çalışanının çekin iadesi için işlemlerin başlatıldığı belirtilttiği, ancak çekin iadesine ilişkin diğer taleplere cevap vermediği, nitekim çekin davalı bankaya ciro edildiği ve davacıya iade edilmediği görülmüştür. Mahkemece  davacı  ... Anonim Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasındaki sözleşme kapsamında çekin davalıya verildiği ve davacının protokol kapsamındaki borcunu ödemesi sebebiyle bu davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, ancak davalı bankaya karşı açılan davanın  \"...davalı bankanın çeki müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla teslim aldığı, TTK 790 mad.hükmü doğrultusunda yetkili ve meşru hamil olduğu, çekin protokol hükümleri doğrultusunda bedelsiz kaldığı defi temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defi olup TTK 818 mad.yollamasıyla TTK 687 mad.hükmüne göre temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri başvuran hamile karşı ileri süremez bunun tek istisnası çekin iktisap edilirken hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi yani kötüniyetli davranması durumudur. Somut davada davaya konu çek üzerinde \" bedeli teminattır \" \"bedeli rehindir \" vb.bir şerhin bulunmadığı gibi yapılan cironun rehin cirosu olduğuna dair yazılı hiçbir delil bulunmamaktadır. Çekin teminat çeki olduğu yazılı delille ispatlanması gereken bir durum olup ayrıca davacı bankanın çeki iktisap ederken kötüniyetle davrandığı hususu da ispata muhtaçtır....\" gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 689. maddesinde “Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir.” hükmü yer almaktadır. Rehin cirosu, esasen bono veya poliçenin içerdiği alacak üzerinde rehin hakkı kurmak için yapılmaktadır. Bono veya poliçeyi rehin cirosu ile devir alan hamil bono/poliçeden doğan tüm hakları kullanabilmektedir. Rehin cirosunda kişisel defiler bakımından ise 6102 sayılı TTK'nın 689/2 maddesinde; \"Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" hükmü düzenlemiş olup, genel ilkenin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre rehin cirosu yapan cirantaya karşı mevcut olan kişisel defiler hamile karşı ileri sürülemez ancak, hamil poliçe/bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hali ayrık tutulmuştur. Ancak çek hakkında uygulanacak poliçe hükümleri arasında 6102 sayılı TTK'nın 689. madde hükmüne yer verilmediği görülmekte olup, Yargıtay yerleşik içtihatlarında ve doktrinde hakim görüş tarafından çekte rehin cirosuna cevaz verilmediği ve çeki rehin cirosu ile elinde bulunduran hamilin yetkili hamil olmayacağı kabul edilmiştir. Çekte rehin cirosu yapabilmek yolunun kapatılmasının sebebi, çekin, bir ödeme vasıtası olmasıdır. Kısa süre içinde ödenmesi şart bulunan bir senedin, teminat kabilinden ciro edilmesi uygun görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2018 tarihli, 2016/15070 esas ve 2018/2588 karra sayılı ilamı,  26.09.2017 tarihli, 2016/7396 esas ve 2017/4744 karar sayılı ilamı, 12.07.2023 tarihli,  2022/2060 esas ve 2023/4423 karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlık Yargıtay içtihatları ışığında incelendiğinde; davacı, dava konusu çekin davalı ... A.Ş. tarafından davalı bankaya kullandığı krediler için teminat olarak verildiğini iddia etmiştir. Çekte rehin cirosu olamayacağından davacının bu iddiası doğrultusunda davalı şirket ile diğer davalı banka arasında kredi kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler, banka kayıtları, çek tevdi bordroları bankacı bilirkişi marifetiyle yerinde incelenerek; dava konusu çekin hangi kredi sözleşmesine istinaden verildiği, kredi sözleşmesine istinaden kredinin hangi tarihte kullanıldığı, çekin hangi tarihte bankaya verildiği, çek bedelinin tahsil edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte edildiği, çekin banka tarafından defter ve kayıtlarında ne şekilde kayıt altına alındığı ve takip edildiği, dava konusu çekin davalı bankaya (rehin) teminat olarak verilip verilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aralarında bankacı bilirkişinin olmadığı bilirkişi heyeti tarafından sadece genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğinin belirtildiği, ancak sözleşmelere, kullandırılan kredilere ve çeke ve uyuşmazlık noktasına ilişkin herhangi bir irdelemenin yapılmadığı, hakim tarafından yapılması gereken hukuki değerlendirme yapan ve hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olmayan bilirkişi kök ve ek raporuna göre davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  03/06/2021 tarih ve 2018/1177 Esas - 2021/461 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6835112e38c26f7","SID":"ddf1b322dcf28f87"}}