{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2338 Esas<br>KARAR NO: 2024/338<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/01/2020<br>NUMARASI: 2019/364 Esas, 2020/67 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketler tarafından tapuların devredilmediği gerekçesiyle devredildiği tarihe kadar olan kira bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine karşı borçlular tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Yapı Koop. vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının, müvekkili kooperatif ile diğer davalı arasındaki sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunduğunu, davacı, sözleşmenin doğrudan tarafı olmadığından öncelikle husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerini, söz konusu sözleşme gereği, herhangi bir kira bedeli ödense dahi cezai şart alacaklısı, müvekkili kooperatif olacağından davacının hukuken korunabilir bir hakkının mevcut olmadığını, müvekkilinin, üyelerine herhangi bir para ödemesi yapmak gibi bir tüzüğünün olmadığını, bu nedenle alacak talebinin muhatabı olmayan müvekkilinin borçlu sıfatı bulunmadığından müvekkili yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı ... İnşaat Adi Ortaklığının, tüzel kişiliğinin olmaması sebebiyle taraf ehliyetinin bulunmadığı, sözleşmenin 5/D maddesinde yer alan düzenlemenin, esas itibariyle ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olduğu, buna göre inşaatın gecikmesi halinde kira ödemelerinin, sözleşmenin tarafı olan davalı kooperatife yapılacağı, bu nedenle talep hakkının da kooperatife ait olduğu, kooperatif esas sözleşmesine göre, kooperatif faaliyeti çerçevesinde elde edilecek gelirlerin veya alacakların kooperatif üyelerine dağıtılmasına ilişkin bir hüküm yer almadığı, bu nedenle kooperatifin elde ettiği her türlü gelirlerin kendisinde kalacağının aşikar olduğu, ancak kooperatifin faaliyetinin sona ermesi veya tasfiye olunması halinde kooperatif borçlarının ödenmesi sonrasında kalan aktif değerlerin tasfiye payı olarak üyelerine dağıtılabileceği, somut olayda ise, davalı kooperatifin faal durumda olduğu, davalı kooperatif yönetim kurulunun, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun tahsiline yönelik çalışma başlatmaması nedeniyle sorumlu olduğu iddiasının, yargılamanın konusunu oluşturmadığı gerekçelerine istinaden davalı ... San. İnş. Adi Ortaklığı İşletmesine yönelik açılan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden; davalı kooperatife yönelik açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde; 30 yıldır tapularını alamadıklarını ve üyelere sürekli borç yüklendiğini, Kooperatifler Kanunu uyarınca, bir üyenin, tek başına da hak arama hakkının bulunduğunu, mevcut yönetimin 2009 yılında işbaşı yaptığını, son iki müteahhitten milyon değerlerinde aldıkları hava paralarını iç ettiklerini, 2009-2012 arasında yüklenici ile yapılan sözleşmelere göre, evlerin 2011 yılında teslim edilmemesi halinde rayiç üzerinden üyelere kira ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sonradan yapılan sözleşme ile teslim tarihinin 2014 olarak değiştirildiğini, kira ile ilgili maddenin de yer aldığını,  bu sözleşmelerin incelenmesi gerektiğini, alınan kira gelirleri üyelere dağıtılması gerekirken yöneticiler tarafından iç edildiğini, sitede kaç daire, kaç işyeri olduğu ve gelirlerinin gizlendiğini, 2016 yılında Savcılığa şikayeti sonrasında dairelerinin noter eşliğinde verildiğini, ancak ikamet kaydı yapılamadığını, kredi alamadıklarını ve satamadıklarını, kooperatifin amacına uygun olan bütün anlaşmaların iptal edilerek yerine kendi çıkarları doğrultusunda anlaşmalar yapıldığını, kooperatif üyelerinin bilgi edinme ve örnek isteme haklarının ihlal edildiğini, hakkını araması sebebiyle kendisine yönelik yapılan işkence, iftira, aşağılama ve itibarsızlaştırma sebebiyle Savcılıkta 2 adet ve BAM'da 3 adet açık dava dosyasının bulunduğunu, evlerin ayıplı ve eksik teslim edildiğini, kombi ve fırın paralarını kendilerinin ödediğini, tapu paralarının kendilerinden istendiğini, kooperatif yönetimi ve müteahhitin yasaya aykırı hareket ettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin noterden yapılmaması halinde geçersiz olduğunu, 2011 yılında geçerli olarak yapılan sözleşmede, geç teslimden doğan kira alacak haklarının üyelere ödeneceği hükmü varken, 2014 yılında adi yazılı olarak yapılan sözleşme ile bu hükmün kaldırılmasının usule aykırı olduğunu, dolayısıyla 2011 yılında yapılan sözleşmeye göre dava hakkının olduğunu, kooperatif tarafından yapılan uygulamalarda iyiniyet olmadığını, haklarının gasbedildiğini, gerekli inceleme ve araştırmaların yapılarak daha fazla zarara uğratılmalarının önüne geçilerek adalete, hakka, insan haklarına ve anayasaya uygun karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/429 Esas 2019/60 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın, istinafa konu kararı veren Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.Davacının, davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 06/06/2014 tarihli sözleşme gereği 2 adet dairenin kira bedeli kayıplarına dayalı 84.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davalı kooperatif adına kayıtlı İstanbul ili Sarıyer ilçesi ... Mh. ... ada ... parsel üzerine inşaat yapılması amacıyla ... Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile akdedilen Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin, İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/136 D.İş dosyası ile alınan bilirkişi raporunda tespit edilen imalat seviyesinde, 03/07/2012 tarihinde karşılıklı olarak sona erdirilmesi üzerine davalı kooperatif ile ... İnş. Ltd. Şti. ve ... Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti.'nin oluşturduğu ... - ... İnşaat Adi Ortaklığı İşletmesi arasında 06//06/2014 tarihli sözleşme akdedilmiş olup belirlenen imalat seviyesinden sonra inşaatın yapılıp tamamlanması sözleşmenin konusunu oluşturmaktadır. Sözleşmenin 5/D maddesi uyarınca, mücbir sebepler dışında inşaatın gecikmesi halinde yüklenici, gecikilen her ay için kooperatife daire başı rayiç kira bedelleri esas alınarak belirlenecek aylık kira miktarı kadar kira ödemesi yapacaktır. Somut olayda, davacı taraf, sözleşmenin 5/D maddesine dayalı olarak, 1+1 ve 2+1 2 adet dairesinin, taahhüt edilen tarihte anahtar tesliminin yapılmamasından dolayı bu iki daire için kira alacağı sebebiyle davalılar aleyhine icra takibi başlatmış olup itiraz üzerine ise işbu davayı açmıştır. Uyuşmazlık, davacının, sözleşmenin bu maddesine dayalı davalılardan bir talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. HMK 114/1-d maddesine göre tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır. Taraf ehliyeti, medenî hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Tüzel kişiler kanuna göre kuruluş işlemlerinin tamamlanması ile hak ehliyetini kazanırlar. Dava ehliyeti ise medenî hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Fiil ehliyeti kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme ehliyetidir. Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. \"Sıfat ise, dava konusu sübjektif hak ( dava hakkı ) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir... Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatıda o hakkın sahibine aittir... Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir ( davalı sıfatı, pasif husumet )\".(Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, 22 baskı, sh 234 ve 235). Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü, sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. \"...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır...\" (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2020/3014 Esas 2021/2851 Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, davacının, icra takibi ve davasının dayanağı olan sözleşme, davalı kooperatif ile ... İnş. Ltd. Şti. ve ... İnş. Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti.'nin oluşturduğu ... - ... İnşaat Adi Ortaklığı İşletmesi arasında akdedilmiştir. Sözleşmenin 5/D maddesi uyarınca, geç teslim halinde kira bedelini talep hakkı davalı kooperatife aittir. Esasen bu husus, davacının da kabulünde olsa da, davacı, kooperatif yönetim kurulunun, üyeleri lehine bir faaliyette bulunmadığından ve diğer davalı ile birlikte hareket ettiğinden bahisle hak kaybına uğramamak adına kira bedellerinin talep edilmesi zorunluluğu doğduğunu ileri sürmektedir. Ancak kooperatif yöneticilerinin sorumluluğu kapsamında açılacak bir davada ileri sürülebilecek mahiyette olan bu iddianın, işbu dava kapsamında tartışılıp değerlendirilmesi söz konusu olamaz. Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince, sözleşme, ancak tarafları arasında hak ve borç doğuracağından, sözleşmeden doğan talep hakkının da, sözleşmenin tarafı olan kişi veya kişilerce yine sözleşmenin tarafı olan kişi veya kişilere karşı ileri sürülmesi gerekir. O halde davacı, talebe dayanak sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince, davanın, aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın, aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/364 Esas, 2020/67 Karar ve 27/01/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davacı tarafından açılan davanın, aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.014,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 586,91‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın, kararın kaldırılma sebebi de gözetilerek, davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, kararın kaldırılma sebebi de gözetilerek, kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfd72edcd1ac6bc2","SID":"2c1180f973afd8a9"}}