{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2339 Esas<br>KARAR NO: 2024/346<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/12/2019<br>NUMARASI: 2017/934 Esas, 2019/1342 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İhraç kararının iptali<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı kooperatifin 1992 yılından beri üyesi olduğunu, Kooperatifler Kanununun 16. maddesi uyarınca, ana sözleşmede çıkarılma sebeplerinin mevcut olması halinde yönetim kurulunun, üyenin çıkarılması için genel kurula teklifte bulunması gerektiğini, bu nedenle yönetim kurulunca alınan çıkarma kararının kanuna aykırı olduğunu, ayrıca Kanunun 16. maddesine göre, genel kurul tarafından alınan çıkarma kararının 10 gün içerisinde noter vasıtası ile müvekkiline tebliğ edilmediğini, ihraç kararında müvekkilinin ne miktar aidatı ödemediği (kooperatife ne miktar borcu olduğu) için bu kararın alındığının belirtilmediğini, kooperatifin aciz halinde olduğunu, aciz halindeki kooperatifin aidat toplanmasında üyelerin hukuki yararının bulunmadığını, ihraç kararına gerekçe gösterilen aidat tespitinin hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğunu, ihraç kararının iyiniyet kurallarına, eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek kooperatif yönetim kurulunun 05.04.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararına konu olan ve kooperatif genel kurulunun 10.06.2017 tarihli toplantısında onaylanan müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yönetim kurulunun çıkarma kararına itiraz ettiğini, bu itirazın 10.06.2017 tarihli genel kurulda görüşüldüğünü ve oy çokluğu ile itirazın reddedildiğini, davacının genel kurul kararına karşı 30 gün geçtikten sonra açtığı işbu davanın davacının yıllardır aidat ve parasal yükümlülüklerini ödemediğinden üyelikten çıkartıldığını, çıkarma gerekçelerini ortadan kaldıracak hiçbir adım atmadığını ve bugüne kadar borcun miktarı ve niteliği konusunda kooperatife hiçbir şekilde başvuru ve itirazda bulunmadığını, davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Geçerli bir ihraç kararından söz edilebilmesi için kanunda iki ihtarname olması, borcun hangi aylara ait olduğunun açıkça belirtilmesi ve muaccel ayların borçlarının istenmesi gerektiği, ayrıntı içermeyen ihtarnamelerin usulsüz olduğu ve sonuç doğurmayacağı (Y, 23 HD, 2016/4164 E, 2018/5262K) Yine birinci ve ikinci ihtarnamelerde istenen tutarın aynı olması, ihtarnameler arasında 30 günlük süre bulunması gerektiği ve istenen tutarların genel kurul kararları ile uyumlu olması, genel kurulda karara bağlanmayan bir tutarın istenmemiş olması gerektiği, (Y, 11 HD, 2003/11235 E, 8667 K) ihtarnameler incelendiğinde, iki ihtarnamede aynı tutarın istenmediği, yine, borçlarının hangi tarihten hangi tarihe kadar olduğu hususunun belirtilmediği, aidat ve gecikme faizi ay ve yıl olarak detaylı gösterilmediği, iki ihtarname arasında 30 gün değil 13 gün olduğu, istenin tutarların da toplam borç miktarını göstermekle yetinildiği, bu durumda usulüne uygun olmayan ihtarnamelere dayanarak davacı hakkında alınan ihraç kararının yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının dava dilekçesinde ihtarnamelerin tebliğine ve sürelere ilişkin iddia ve itirazı olmadığı halde yargılamanın ihtarname sürelerine dayalı olarak yapıldığını, davacının davasını eşitlik ilkesinin ihlaline dayalı olarak açtığı ve bilirkişi tarafından eşitlik ilkesinin ihlal edilmediğinin tespit edildiği halde davanın kabulüne karar verildiğini, davacının borçlu olduğu miktarı depo etmeksizin tekrar üye olarak kabul edilmesinin esas itibariyle kooperatif üyeleri arasında eşitlik ilkesine aykırılık sonucunu doğurduğunu, davacının yönetim kurulunun çıkarma işlemine karşı seçimlik hakkını kullanarak genel kurula müracaat ettiğini, davacının genel kurul sonrası geriye yönelik olarak yönetim kurulu kararını dava etmesinin mümkün olmadığını, genel kurul çıkarma işlemi yapmadığından kararın şeklen incelenebileceğini, davacıya keşide edilen ihtarnamelerin yönetim kurulu işlemi olması nedeniyle yargıya taşınmadığından tekrar inceleme konusu yapılamayacağını, davacı, borcunu ödeme konusunda hiç bir girişimde bulunmadığı gibi ödemeyeceğini beyan etmiş olduğundan genel kurulun davacının kötüniyetli olduğuna kanaat getirerek talebini reddettiğini, davacıya gönderilecek ihtarnamede verilecek sürenin kooperatif ana sözleşmesi gereği 30 gün olduğunu, 1 aylık sürenin ana sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca 1 aylık sürede dahi davacının borçlarını ödemediğini, davacının ne genel kurulda ne de dava dilekçesinde ihtarda verilen sürelere itirazının olmadığını, ihtarnamelerde borç miktarının aynı olduğunu, aidat ve gecikme faizinin ay ve yıl olarak detaylı belirtilmesi zorunluluğunun kanun ve ana sözleşmede bulunmadığını, davacının kooperatifle ilişkisini fiilen kesmesi nedeniyle TMK 2. Maddesi gereğince dava hakkı bulunmadığını belirterek kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin şartların oluşup oluşmadığı ve bunun sonucuna göre alınan genel kurulu kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz usulü 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Ancak ana sözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Somut olayda davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar, davalı kooperatif yönetim kurulunca alınmıştır. Cevap dilekçesinde, davacının, yönetim kurulunun işbu kararına itiraz etmesi sebebiyle itirazın genel kurulda görüşülerek reddedildiği belirtilmiştir. Söz konusu genel kurul toplantısı ise, 10.06.2017 tarihinde yapılmış olup davacının, hakkındaki çıkarılma kararına karşı yasal 3 aylık süre içerisinde 28.08.2017 tarihinde eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davanın yasal süresinde açıldığı tespitinden sonra davacı, iki ihtara rağmen borcunu ödemediğinden bahisle üyelikten çıkarıldığından öncelikle ihtarların ana sözleşme ve kanuna uygun olup olmadığı, uygun olması halinde ise ihtarnamelere konu borcun gerçek olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Kooperatifler Kanunun 27. maddesi uyarınca sermaye veya sair ödemelerle yükümlü ortakların, ödemelerini geciktirmesini takiben yapılacak iki çağrının da sonuçsuz kalması halinde ortaklığın kendiliğinden düşeceği hüküm altına alınmıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği bu durumda kooperatifin bir karar alması gerekmektedir. Davalı kooperatif anasözleşmenin 14. maddesinin parasal yükümlülükler ile ilgili ihraç prosedürüne ilişkin 2. fıkrasında ise, ihraç kararı verilmeden önce parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortakların noter aracılığıyla yapılacak ihtarı takip eden 10 gün içinde bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde ikinci kez ihtar edileceği, ikinci ihtarı takip eden 30 içerisinde yükümlülükleri yerine getirmeyenlerin ihraç edileceği düzenlenmiştir. \"...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 14. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda bir aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir...\" (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/7425 Esas, 2016/4644 Karar sayılı ilamı). \"...1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 27. maddesi gereğince mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklara 10 günlük ve 1 aylık sürelerde borcunu yerine getirmesi için ihtarnameler gönderilmesi gerekir. Ortağa gönderilen ikinci ihtarnamede 1 ay süre verilmelidir. Somut olayda davacıya ikinci ihtarname ile 30 gün süre verilmiştir. Bu ihtarname 29.05.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiğine göre davacıya ödeme için 1 gün eksik süre verildiği anlaşılmaktadır. Kooperatifler Kanununa aykırı olarak ihtarname gönderilerek ihraç kararı verilemez. Bu durumda ihraç kararının bu gerekçeler ile iptali gerekirken yazılı gerekçe ile iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, ancak sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiştir...\" (Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 2018/1679 Esas 2020/4407 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davalı kooperatif tarafından davacıya keşide edilen Üsküdar ... Noterliğinin 03.02.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile, 30.05.2015 tarihli genel kurulda alınan karar gereği gecikme faizi ile birlikte 7.800,00 TL borcun 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, akabinde yine aynı Noterliğin 26.02.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, gecikme faizi ile birlikte 7.800,00-TL ve noter masrafı 150.00-TLx2=300,00-TL olmak üzere toplam 8.100,00-TL borcun 30 gün içerisinde ödenmesinin davalı tarafından davacıya ihtar edildiği, davalı kooperatif yönetim kurulunun 05.04.2016 tarihli toplantısında, davacı da dahil olmak üzere iki ihtara rağmen borcunu ödemeyen karara konu kişilerin oybirliği ile üyelikten çıkarılmasına karar verildiği, davalı kooperatifin 10.06.2017 tarihli genel kurul toplantısında ise, davacının ortaklıktan çıkarılmasının genel kurulun onayına sunulması neticesinde, oyçokluğu ile (17 kabul, 10 ret oyu) ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta,davalı kooperatif tarafından davacıya keşide edilen ihtarnamelerde, ödenmesi istenen borcun neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olmadığı, ikinci ihtarda ihtarname giderinin de eklendiği ve iki ihtarnamede miktar bakımından fark oluştuğu, yine ikinci ihtarda 1163 Sayılı Yasa'nın 27. maddesine aykırı olarak davacı aleyhine bir ay yerine 30 günlük süre verildiği, bu nedenle usule ve yasaya uygun olmayan ihtarnamelere dayanılarak verilen ihraç kararının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı vekili, müvekkili kooperatifin ana sözleşmesinde ikinci ihtar ile verilecek sürenin 30 gün olarak belirlendiği ileri sürülmüş ise de, sözleşme, kanuna aykırı olamayacağından bu iddialara itibar edilmemiştir. Ayrıca genel kurulda itiraza konu edilen davacı hakkındaki yönetim kurulu kararının dayanağı, ihtarlara rağmen borcun ödenmemesi olduğundan, ihtarların usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetimi zorunluluk arzettiğinden davalı vekilinin, davacının sadece eşitlik ilkesine aykırılık sebebiyle iptal talebinde bulunduğu iddiası ile yine üyelikten çıkarma kararına yönelik işbu itiraz davasının niteliği dikkate alındığında davalı vekilinin genel kurul kararının ancak şeklen incelenebileceğine yönelik iddiası da yerinde değildir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/934 Esas, 2019/1342 Karar sayılı ve 11/12/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"84a0bfdec4bb1aa0","SID":"da9cd637d8b5db5b"}}