{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/250 <br>KARAR NO: 2024/316<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2018<br>NUMARASI: 2016/72 2018/234<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki  satım sözleşmesinde müvekkilinin alıcı, davalının satıcı olduğunu, müvekkilinin satın aldığı emtia karşılığı  düzenlenen faturaların ticari defterlere işlendiğini, davalı şirketin en son 15.11.2012 tarihinde satım faturası gönderdiğini ve müvekkilinin bu tarihten sonra davalı ile ticari ilişkide bulunmadığını, dava konusu alacağın muhasebecinin yaptığı inceleme ile belirlendiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla  Kocaeli ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, şimdilik 16.683,88 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu oluşan cari hesabın niteliğinin dava dilekçesinde tam olarak açıklanmadığını, davacının emtia satın alması halinde borçlu olması gerektiğini, emtia satın alan davacının ne şekilde alacaklı olduğunun açıklanmadığını,  her iki tarafın ticari defterleri incelendiğinde davacının alacaklı olmadığının ortaya çıkacağını, davacının düzenlediği iade faturasından sonra müvekkilinden emtia almaya devam ettiğini, 2012 yılında son bulan bir ticari ilişkideki hesap bakiyesinin 3 yıl sonra farkedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Kocaeli ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 20.03.2012 tarih ... sıra ... seri nolu faturanın gönderildiğini, uyuşmazlığın bu iade faturasına dayandığını, davacının alacaklı olmadığının 2012 yılı ticari defterlerinin incelenmesi ile dahi ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...aralarındaki ticari ilişki nedeni ile tarafların edimlerinin eksiksiz olarak yerine getirip getirmedikleri, bakiye bir borcun kalıp kalmadığı, kalan kısımda kimin ne miktarda sorumlu olduğu noktalarında toplandığı ve davanın alacak davası olduğu anlaşıldı.Celp edilen icra dosyasının incelenmesinde davacı alacaklı tarafından faturaya dayalı ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrine karşı davalı borçlunun süresinde itiraz ettiği ve davacının davasını kanunda belirtilen bir yıllık süre içerisinde usule uygun olarak açtığı görülmüştür.Taraflara bilirkişi incelemesine esas alınmak üzere ticari defter ve kayıtların incelenerek SMMM ... tarafından hazırlanan 21/04/2017 havale tarihli raporda, 2012 yılı içinde davacı tarafın ticari defterlerinin delil kudretine haiz iken davalı taraf ticari defterlerinden yevmiye defterlerinin kapanış tasdikine sahip olmasına rağmen diğer ticari defterlerinin incelemeye ibraz edilmemiş olması sebebiyle defterler arasında uygunluk denetiminin yapılamadığı, 11/11/2012 tarih  ... seri numaralı 2.025,37 TL bedelli faturanın davacı taraf ticari defterlerine işlenmediği, taraflar arasında yapılan ticari ilişki neticesinde ödenen tutarların davalı taraf ticari defterlerine işlenmemiş olduğu, davacı tarafın ticari defterlerine göre 2012 yılı sonunda davalı tarafın davacı tarafa 16.683,88 TL borcu bulunduğu ancak 11/11/2012 tarih ve ... numaralı 2.025,37 TL tutarlı faturanın davacı şirket ticari defterlerinde işlenmemiş olması sebebiyle ve ilgili fatura tutarının 16.683,88 TL den mahsup edilerek davacı tarafın davalı taraftan 14.658,51 TL alacaklı bulunduğunu tespit ettiği anlaşılmıştır. Ticari defter ve kayıtların incelenmesi akabinde sunulan bilirkişi raporu davalının aleyhine görüldüğünden davalıya yemin teklifi hatırlatılmış, davalı da yemini icra edeceklerini belirtmiş, bunun üzerine usuli işlemler yerine getirilerek yemin metnine göre davacı tarafça yemin yaptırılmıştır. Netice olarak bilirkişi raporu ve yemin delilleri doğrultusunda..\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.683,88 TL alacağın 04.02.2016 tarihinden itibaren işletilecek %11,5 ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tarafların tüm ticari kayıt ve defterleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, uyuşmazlığın da doğru tespit edilmediğini, davacının iade faturasına dayalı olarak takip başlattığını, takibin 20.03.2012 tarihli 38.291,88 TL tutarlı iade faturasına dayandığını, bu nedenle davanın itirazın iptali davası olması ve iade faturası ile sınırlı olması gerekirken, davacı taraf kötüniyetli davranarak alacak davası açtığını, davanın itirazın iptali davası olarak incelenmesi halinde iade faturasına yönelik kayıtlar incelenerek karar verileceğini, zira davacının iade faturasından sonra mal almaya devam ettiğini ve iade faturası karşılığı mahsuplaşma yapıldığını, bu nedenle cari hesap ilişkisinin tüm dönem için incelenerek borç alacak durumunun saptanması gerektiğini, ticari ilişki 2009 yılında başlamış olup yıldan yıla devreden cari hesap oluşturulmasına rağmen sadece 2011 ve 2012 yılı kayıtlarının incelenmesinin eksik olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesi kapsamında davacının iade faturası nedeniyle oluşan alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı alıcı, davalı ise satıcıdır. Sözleşme ilişkisinin 2012 yılında sona erdiği ve sözleşme kapsamında davalının emtia teslimi ile yapılan ödemeler hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık satılan emtia, yapılan ödeme ve davacı tarafından düzenlenen iade faturası dikkate alındığında, davacının bakiye bir alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı, 25.01.2016 tarihinde Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, ... seri numaralı 20.03.2012 tarihli ve 38.291,88 TL bedelli iade faturasına dayalı olarak 16.683,88 TL asıl alacak ve 8.637,11 TL işlemiş faiz olmak üzere 25.320,99 TL alacağın tahsili için takip başlatmış, davalının itirazı sonucu takip durmuştur. Davacı itirazın iptali davası açmamış ve cari hesapta görünen asıl alacak miktarı olan 16.683,88 TL alacağın tahsili için  alacak davası açmıştır. Bir kişinin birden fazla yolla  bir hakkına kavuşması imkanı bulunması halinde, bu yollardan herhangi birisini tercih etme hakkı bulunmaktadır.  Davacının  duran takibini harekete geçirmek için itirazın iptali davası açma hakkı olduğu gibi, var olduğunu düşündüğü alacağının tahsili için alacak davası açması da mümkündür. Takip başlatın bir davacının, takibi bırakarak talebini alacak davası şeklide ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değildir. Bu nedenle davacının takip başlatmasına rağmen alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davanın alacak davasının ilkelerine göre incelenmesi gerekmektedir. Eldeki davada davacı, belli bir fatura alacağını talep etmemiş, bu faturanın açık hesap ilişkisinde değerlendirmesi ile oluşan cari hesap farkını talep etmiştir. Takip talebine fatura eklenmesine rağmen, fatura bedelinin tamamı değil, bu faturanın açık hesapta mahsubu ile artan kısmı talep edilmiştir. Fatura, iade faturası olup bu faturaya konu emtianın usulüne uygun şekilde iade edildiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak, davalı vekili tüm aşamalarda faturanın teslim alındığını ve bu faturadan sonra taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiğini, davacının bundan sonraki alım faturaların mahsubu ile borcun mahsuplaşarak ödendiğini savunduğundan, faturanın davalı yönünden bağlayıcı olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve tarafların ibraz ettiği 2011-2012 yıllarına ait ticari defterleri  üzerinde inceleme yapılmıştır. Bilirkişi incelemesine göre davalının yapmış olduğu tahsilatların ticari defterlerine kayıt etmediği, 2012 yılında alınan iki adet iade faturası bedeli olan 43.358,07 TL'nin mahsubu sonrası davalının kendi defterine göre 196.692,24 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Oysa davalı savunmasına göre, yansıtma faturası, cari hesap içerisinde eritilmiş ve borç alacak ilişkisinin sona ermiştir. Davacı defterlerinde 2011  yılı alım faturalarının davalı ile örtüştüğü, 2012 yılında davacının 12  fatura karşılığı 95.258,60 TL  kayıt yapmasına rağmen davalının 13 fatura karşılığı 97.283,92 TL  kayıt yaptığı belirlenmiş, 2012 yılında iki adet davacı faturası karşılığı 43.358,07 TL'nin davacı defterinde de kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 2011 yılında davacı tarafından  yapılan ve davalı kayıtlarında bulunmayan ödemelerin mahsubu sonrası davacının cari hesapta 16.683,88 TL alacaklı  hale geldiği belirlenmiştir. 11.11.2012 tarihli 2.025,37 TL bedelli faturanın davacı kayıtlarında bulunmadığı, bu haliyle 2012 yılından 12 fatura kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Davacının cari hesabında 20.03.2012 tarihli iade faturası kayıtlı olup, bu fatura dikkate alındığında 16.683,88 TL alacak bulunduğu belirlenmiştir. Mahkemece alınan ek raporda da aynı hususlar değerlendirilmiş ve iade faturası sonrası cari hesap değerlendirilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Cari hesabın birikimli olarak devam edip sonraki yıla aktarılması nedeniyle, mahkemece 2011- 2012 yılı ticari defterlerinin incelenmesi yeterlidir. Hiçbir ödeme kaydı ihtiva etmeyen davalı defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlenmediği görülmüştür. Davalı tarafından satılarak teslim edilen emtia bakımından tarafların ticari defterleri 11.11.2012 tarihli 2.025,37 TL bedelli bir adet fatura dışında uyuşmaktadır. Bu fatura davacı defterlerinde kayıtlı olmadığından fatura içeriği emtianın davacıya teslimini davalının kanıtlaması gerekir. Davalının belirtilen şekilde bir kanıt sunmadığı ve davalı tarafından teklif edilen yeminin eda edilmesi nedeniyle bu fatura konusu emtianın davacıya teslim edilmediği belirlenmiştir. Yansıtma faturasının da davalının kabulünde olduğu dikkate alındığında, davalı savunması gibi bu faturanın cari hesap içerisinde mahsupla eritildiğinin usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekir. Davalı, iade faturasından sonra ticari ilişkinin devam etmesine rağmen cari hesaptaki davacı alacağının sıfırlandığını kanıtlayamadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 850,27 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a35080b16902ec8","SID":"b6aa9e3ef3b2d849"}}