{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1229 <br>KARAR NO\t\t: 2024/425<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/08/2017 (Dava) - 09/02/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2017/875 Esas - 2021/102 Karar <br>DAVA             \t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/875 Esas - 2021/102 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, sahibi olduğu gerek şahıs firmasına (...) ve gerekse de şirketlerine (... Şti) müvekkili şirketten mal aldığını, bu almış olduğu mallar karşılığında faturalar düzenlendiğini, davalının satın aldığı ürünlerin bedellerine mahsuben müvekkiline birçok çek düzenleyip verdiğini, karşılıksız çıkan İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/8604 sayılı icra takip dosyasına konu çekler nedeniyle dolandırıcılık suçundan davalı aleyhine açılmış olan İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/246 Esas sayılı ceza dosyasındaki  ifadelerinde borç ikrarları olduğunu, ayrıca karşılıksız çıkan çekler haricinde bakiye cari hesap-fatura alacakları için davalı aleyhine açılan İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/8603 sayılı takip dosyasına ilişkin görülmekte olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/152 (eski 2011/9) Esas sayılı menfi tespit davasında müvekkilinin defterleri ve çekler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ve davalı vekili tarafından verilen beyan dilekçeleri ile toplanan tüm delillerle davacı ile davalı arasında temel borç ilişkisi olduğunun ve çeklerin temel ilişkiye dayalı borca mahsuben verilip ödenmediğinin sabit olduğunu, takip zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilen İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/8604 sayılı takibine konu 3 adet çekin temel borç ilişkisi olan cari hesaba - faturalara mahsuben verilmiş olması nedeniyle takip konusu 3 adet çekin yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi ve tanıklarının dinlenmesine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin cari hesap usulü tutulduğunu, cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere davalının cari hesaba-faruralara ilişkin borçlarını ödemek amacıyla borçlarına mahsuben birçok çek verildiğini, cari borcuna-fatura borçlarına mahsuben müvekkiline vermiş olduğu 07.02.2009 keşide tarihli 4.000 TL bedelli, 21.02.2009 keşide tarihli 7.000 TL bedelli, 25.03.2009 keşide tarihli 15.000 TL bedelli keşidecisi davalı olan üç adet çek karşılıksız çıktığı için İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, İzmir 2  İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı icra takibinin takip zamanaşımı nedeniyle geri bırakılmasına dair verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/17641 E.-2017/10039 K. sayılı kararı ile onanıp kesinleşmiş olması nedeniyle alacağı kambiyo senetlerine dayalı yolla tahsil etme imkanı kalmadığı için keşidecisi davalı olan üç adet çekle ilgili olarak İİK 71/2 ve 33/A maddeleri gereği çeklerin verilme nedeni olan \"temel borç ilişkisine\" dayanılarak işbu alacak davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu (Yargıtay 11. HD 2014/12582 Esas-2014/19232 Karar), İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/246 E. sayılı ceza davasıyla sanık ...'nın 07.11.2012 tarihli duruşmasında vermiş olduğu ifadede; “iddianamedeki çeklerin tamamı tarafımdan ve ayrıca ... Şti adına verilmiş çeklerdir. Ben çeklerin tamamını ödeyeceğim, şirketleri ve çekleri dolandırıcılık yapmak için kurmuş değiliz...” dediğini, görüldüğü üzere davalının takip konusu çeklerin temel borç ilişkisine dayalı olarak verildiği ve ödenmediği için borçlu olduğu yönünde ikrar niteliği taşıyan ifadeler verdiğini, cari hesap ekstrelerini de sunduklarını, ekstrelerde görülen faturaların ve ticari defterlerin yapılacak bilirkişi incelemesinde yerinde incelenmesini talep ettiklerini belirterek, İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı takip dosyasına konu yapılan fakat takip zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olan takip konusu 07.02.2009 keşide tarihli 4.000 TL bedelli, 21.02.2009 keşide tarihli 7.000 TL bedelli, 25.03.2009 keşide tarihli 15.000 TL bedelli üç adet çekin temel borç ilişkisine (cari hesaba- faturalara-satılan ürünlere) mahsuben verilmiş olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla çek bedellerinin toplamı olan 26.0000 TL alacağın temel ilişkiye dayalı olarak çeklerin keşide tarihlerinden itibaren işleyecek  ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca icranın geri bırakılmasına karar verilen İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/8604 sayılı icra dosyasında icranın geri bırakılması kararına kadar yapmış oldukları masrafların da hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekilinin cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; takip dayanağı alacağın çeke bağlandığını, bu halde alacaklı tarafın çek nedeniyle alacağını talep edebileceğini, alacaklı tarafın çek nedeni ile açtığı takibinin yasal sürede işlem yapmadığından çeklerin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığını, burada zamanaşımı def'inin söz konusu olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, mahkemenin zamanaşımını re'sen nazara alması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> Mahkemece, \"....Her ne kadar davalı tarafça temel ilişkiye dayalı olarak alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilmiş ise de temel ilişkinin varlığının ve ayrıca borcun varlığının davalı tarafından inkar edilmemesi ve çeklerin borcun ödenmesine yönelik olarak davacı tarafa verildiğinin ve  İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/628 Esas ve 2016/292 Karar sayılı dosyasında bu çeklerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle icranın geri bırakılması kararı verildiğinden, davalının mal alım satımından kaynaklı olarak sebepsiz zenginleştiği kanaatine varılmakla çeklerin keşide edildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı yasanın 66.maddesine göre icranın geri bırakılmasına yönelik kararın kesinleşme tarihinin mevcut dava tarihi ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde alacağın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında ticari mal alım-satım ilişkisinden kaynaklı bir ilişki olduğu, bu ilişkinin 2007 tarihinden evvel başladığı ve 13/02/2009 tarihinden evvel davacı ile davalı ... (... alışveriş merkezi) arasında, bu tarihten sonra ise davacı ile dava dışı ...Ltd. Şti arasında olduğu, davacı kayıtlarına göre davalının davacıya 35.059,99 TL borçlu olduğu, yine davacı kayıtlarına göre dava dışı  ...Ltd.Şti'nin 20.892,68 TL davacıya borçlu olduğu, söz konusu ilişki sonucu olarak bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 55.592,67 TL alacaklı olduğu,  İzmir 2. İcra Dairesi'nin 2009/8604 sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak  çeklerin bu hesaplar içerisinde olduğu, davaya dayanak teşkil eden üç çekin de davalı tarafından keşide edildiği ve davacıya lehtar sıfatı ile verildiği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının mal alımına yönelik davacıya İzmir 2. İcra Dairesi'nin 2009/8604 sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak  07/02/2009 tarihli ve 4.000 TL bedelli, 25/03/2009 tarihli ve 15.000 TL bedelli ve  21/02/2009 keşide tarihli ve 7.000 TL bedelli olmak üzere toplam 26.0000 TL bedelli çekleri keşide ederek verdiği, bu çeklerin tahsili yönünde davacı tarafından bahse konu icra dosyası aracılığı ile takibe başlandığı, davalı tarafından açılan dava neticesinde İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/628 E.-2016/292 K. sayılı dosyası ile çeklerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle icranın geri bırakılması kararı verildiği ve hükmün Yargıtay onaması ile kesinleştiği, her ne kadar söz konusu çeklerin zamanaşımına uğradığı yönünde ortada kesinleşmiş bir hüküm bulunmakta ise de, davacı tarafından çeklerden dolayı temel ilişki sebebiyle alacağın tahsilinin talep edildiği ve alacağın varlığının davalı tarafça da kabul edildiği, işbu alacağın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı, bu kapsamda bahse konu 26.000,00 TL'nin davalıdan tahsili yönündeki talep bakımından davacının hukuki yararının bulunduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından söz konusu tutarın çeklerin keşide edildiği tarihten itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsili talep edilmiş ise de, davalı temerrüdünün İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/628 Esas-2016/292 Karar sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olduğu kanaatine varıldığı, ayrıca her ne kadar davacı tarafça icranın geri bırakılması kararına kadar yapılmış masrafların da tahsili talep edilip davacı vekili tarafından bu hususa yönelik istemin 550,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu icranın geri bırakılması kararına kadarki davalı taleplerinin hak arama hürriyeti kapsamında olduğu, dolayısı ile bu konuya yönelik davacının bir zararının olmayacağı anlaşılmakla bu tutarın davalıdan tahsilinin mümkün olmadığı kanaatine varılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 26.000,00 TL'nin 12/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....Kararın alacağa işletilecek ticari temerrüt faizinin başlangıç tarihi yönünden ve icra takip masrafları yönünden kurulan hükümleri kanuna aykırı olup bu hüküm kısımlarının kaldırılmasını talep ettiklerini, temerrüt tarihinin tespiti açısından 6102 sayılı TTK ile getirilen yeni temerrüt hükümlerinin uygulaması gerektiğini,  TTK’nın 1530.maddesi 4.fıkrasında; 'Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a)faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda' denildiğini, buna rağmen aksi kabulle davalı temerrüdünün İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/628 Esas - 2016/292 Karar sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olan 12.08.2017 olduğuna karar verilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, alacaklının dilerse kambiyo senedi ilişkisine dayalı olarak, dilerse temel ilişkiye dayalı olarak alacağını talep etme olanağına sahip olduğunu, temel borç ilişkisine dayalı olarak ifa yerine kaim olarak verilen çekin karşılıksız çıkması ile temel borç ilişkisine dayalı borcun da temerrüde düşürüldüğünü, verilen çeklerin takip zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olmasının, temel ilişkiye dayalı borcun, 6102 sayılı TTK'nun 1530/4-a fıkrası gereği tespit edilecek tarih itibariyle temerrüde düşülmüş olmasını ortadan kaldırmayacağını, dayanak yapılan çeklerin davalı keşideci tarafından müvekkiline keşide edilip verildiğini, yani davacının lehtar olduğunu, dolayısıyla davalarında hem sebepsiz zenginleşme hükümlerinin hem de temel borç ilişkisi hükümlerinin uygulanabileceğini, mahkemenin gerekçesinin HMK’nın 190. ve 202. maddesine, TBK’nın 117/2. maddesine, TBK’nın 1 ila 11. maddeleri arasında yer verilen genel hükümlere,  HMK’nın 205/1. maddesine, HMK’nın 205/1. maddesine, 6102 Sayılı TTK'nın 1530/4-a fıkrasına aykırı olduğunu, şöyle ki; davalarında 'sebepsiz zenginleşme' hükümlerinin uygulanmış olması halinde; yerel mahkemenin gerekçeli kararında 'davalının mal alım satımından kaynaklı olarak sebepsiz zenginleştiği kanaatine varılmakla' demekle, sebepsiz zenginleşmenin mal alım satımından meydana geldiği, dolayısıyla buna karşılık verilen çeklerin keşide edildiği-karşılıksız çıktığı tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, davalarında 'temel borç ilişkisi' hükümlerinin uygulanmış olması halinde; dava konusu çekler zamanaşımına uğradığı için delil başlangıcı sayılan yazılı belgedeki 'belirli bir günü' içeren vadenin, aksi ispatlanmadığı ve HMK’nın 202. maddesi hükmünün doğal bir sonucu olarak diğer takdiri deliller ile de (davalının ifadeleri vb.) doğrulanması halinde, TBK’nın 117/2. maddesindeki 'borcun ifa gününün birlikte belirlenmesi' kavramına dayalı olarak borçlunun temerrüdüne esas alınması gerektiğini, temel borç ilişkisinden kaynaklanan para borcunun ita gününün ifa uğruna düzenlenen senet üzerine derç edilmek suretiyle borç ilişkisinin taraflarınca birlikte kararlaştırıldığının kabulü ile diğer takdiri deliller ile de doğrulanması halinde, borçlunun ayrıca ihtar çekilmesini gerektirmeyecek biçimde çek keşide tarihinin temerrüde düştüğü tarih olarak kabulü gerekeceği kanaatinde olduklarını, borcun ifa gününün birlikte ve kesin olarak belirlendiğinin kabulünün hukuka uygun olacağını düşündüğünü, zamanaşımına uğramış bononun 'delil başlangıcı' niteliğinde yasal bir delil olduğu ve bu belgenin temel ilişki kapsamında borçlu tarafından imzalanarak davacıya verilen bir belge olduğuna göre, borçlunun ödeme tarihi konusunda açık taahhüdü ve alacaklının da bu belgeyi alıp kabul etmesi nedeniyle TBK 117/2. maddesinde aranan 'ifa gününün birlikte belirlenmesi' koşulunun oluştuğu, taraflar arasındaki temel ilişkinin varlığının tartışmasız, uyuşmazlık konusu bono bedeli kadar mal alındığı tartışmasız olup, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu, aksi kabulle, senet (çek) üzerindeki keşide tarihini yok saymanın 'senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükümlülüğü davalıya aittir' kuralı ile açık bir çelişki oluşturduğunu,, çek üzerindeki tarihîn kesin vade tarihi olduğunu kabul etmek gerektiğini, dolayısıyla zamanaşımına uğramış bono üzerindeki vade tarihinin temel ilişkiye dayalı alacak davalarında da aksi ispat edilinceye kadar ve karineten kesin vade tarihi olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta zamanaşımına uğrayan çekin kambiyo senedi niteliğini yitirdiğini, dolayısıyla dava konusu uyuşmazlığın çözümünde artık 6102 TTK hükümleri bir yana bırakılarak temel ilişki bakımından 6098 sayılı TBK, ispat hukuku bakımından da 6100 sayılı HMK hükümleri esas alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, diğer yandan, kanun koyucunun zamanaşımına uğrayan bonolarda zamanaşımına uğramış olmasına rağmen bu bonoya bir değer atfederek TTK’nın 818 maddesi atfıyla TTK’nın 732. maddesinin bonolarda da uygulanacağını kabul ettiğini, bu maddeye göre zamanaşımı sebebiyle bonodan kaynaklanan kambiyo hukukundan kaynaklı hakların düştüğünü, bir başka deyişle yitirilmiş olsa dahi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hamilin keşideciye karşı başvurabileceğinin kabul edildiğini, zamanaşımına uğramış çek keşide tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerektiğini, yasalarımızda, borçlunun, icra takibi veya dava açılması ile de temerrüde düşürüldüğünün kabul edildiğini, nitekim dava konusu çekler İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı icra takibine konu edilmiş olup dolayısıyla davalının işbu icra takibinin açılmasıyla temerrüde düşürülmüş olduğunu, dolayısıyla faizin çeklerin keşide tarihinden itibaren işletilmesi taleplerine ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı icra takip tarihinden itibaren faizin işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan çeşitli sebeplerle yıllarca borcunu ödememiş borçlunun, sabit bir ödeme gününün varlığına rağmen, bir de faiz yükünden kurtarılmasının, alacaklının da bu kanuni hakkından mahrum bırakılmasının hakkaniyetle bağdaşır yönü bulunmadığını, ayrıca, icranın geri bırakılmasına karar verilen İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2009/8604 sayılı icra takibindeki takip masraflarının, maddi zarar olarak davalıdan tahsili talepleri ile ilgili olarak; temel ilişkiye veya sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın tahsiline yönelik olarak yapılan her türlü masrafın, davacı alacaklı için bir zarar olarak TBK 41. maddesi gereği davalıdan tahsili gerektiğini, mahkemenin taleplerinin hukuki sebebini değerlendirmede yanılgıya düşerek reddine karar vermiş olmasının yasaya aykırı olduğunu....\" beyanla mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, ticari alışveriş nedeniyle cari hesaba ve faturalara dayalı temel alacağın tahsili ve zamanaşımı nedeniyle icrası geri bırakılan takibe dayalı masrafların tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı tarafça, işbu alacak davasından önce davalı aleyhine İzmir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2009/8604 sayılı icra dosyası üzerinden kambiyo yoluyla icra takibi yapıldığı, sözkonusu takibin dayanağı; davalının keşidecisi, davacının ise lehtarı olduğu 3 adet çek olmakla, bu çeklerin de, 4.000-TL bedelli ve 07.02.2009 keşide tarihli, 7.000-TL bedelli ve 21.02.2009 keşide tarihli, 15.000-TL bedelli ve 25.03.2009 keşide tarihli çekler olduğu, bahse konu icra takibinin işlemsiz bırakılmış olması nedeniyle İzmir 7.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/628 E. sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda takip zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12.HD tarafından da onandığı ve karar düzeltme yoluna gidilmeksizin 12.08.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça bu defa bahse konu çeklerin davalıdan alınma nedeni olan temel ilişkiye dayalı olarak, yani davalıya mal teslim etmesi nedeniyle faturalara ve aralarındaki cari hesap alacağına dayalı olarak işbu alacak davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece bilirkişilerden kök ve ek raporlar alındığı, taraf defter ve kayıtları da gözetilerek, davacının bahse konu 3 çekin tutarına karşılık gelen temel ilişkiye dayalı alacağının varlığının belirlendiği, kaldı ki davalı ile davacı arasında ceza dosyası da olduğu ve davalı tarafça gerek bu ceza dosyası içeriğinde ve gerekse diğer dilekçelerindeki beyanlarında, davacı ile alışverişini ve borçlu olduğunu, borçlarına karşılık çekler verdiğini, işbu davaya konu çeklerin de dahil olduğu sözkonusu çek bedellerini ödemeye çalışacağını beyan ettiği görülmekle, çeklerin dayandığı davaya konu temel alacağın sübuta erdiği  anlaşılmaktadır.<br>Davalı taraf her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi, kaldı ki temel alacağa dayalı işbu davaya konu istem bakımından 10 yıllık  zamanaşımının dolmadığı da anlaşılmakla, mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazlarında ileri sürdüğü; hüküm altına alınan alacağa dair temerrüt tarihi, yani faiz başlangıç tarihine dair itirazının ise yerinde olduğu anlaşılmaktadır.  Zira, davacının eldeki davası, dava dilekçesinde de açıkça vurguladığı üzere çeklerin dayandığı temel ilişkiye dayalı bulunmakta olup, zamanaşımına uğramış çeklerin keşide tarihinin işbu davada esas alınması mümkün bulunmamaktadır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/1 E. - 2019/8 K. ve 25.12.2019 tarihli kararı,    Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2019/3146 E.-2019/5242 K.,   Yargıtay 11. HD 2020/4299 E.-2021/4915 K). Bilindiği üzere muacceliyet ve temerrüt kavramları farklı olup, daha öncesinde davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında ihtar vs. bir delil bulunmadığından, somut uyuşmazlıkta davacının davalıya yönelttiği icra takibinde (icranın geri bırakılmasına karar verilen) takip nedeniyle borçluya çıkarılan ödeme emrinin borçluya tebliğini izleyen ödeme süresi sonunu takip eden günde (25.04.2009) davalı temerrüde düşmüş olacağından ve bu takibin sonradan icra hukuk mahkemesince iptal edilmiş olması ya da icrasının geri bırakılması davalının temerrüt olgusunu ortadan kaldırmayacağından (benzer yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2018/2331 E.-2018/6301 K), mahkemece davadışı icra hukuk mahkemesi kararının kesinleşme tarihinin (12.08.2017) temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki, mahkemece hükmedilen temerrüt faiz başlangıç tarihinin, eldeki davanın tarihinden (07.08.2017) dahi sonraki bir tarih olmasının kabulü de mümkün değildir. Bununla birlikte, sözkonusu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının kaldırılarak karardaki temerrüt tarihi başlangıcı \"25.04.2009\" olacak şekilde Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. Ayrıca, dava dilekçesinde ticari temerrüt faizi denildiği ve mahkemece de bu yönde hüküm tesis edildiği görülmekle birlikte, infazda tereddüt oluşmaması bakımından, hükme faiz türü olarak \"avans faizi\" ibaresinin de eklenmesi gerekmiştir.  <br>Davacı vekilinin diğer istinaf itirazı olan; zamanaşımı nedeniyle icrası geri bırakılan takibe dayalı masrafların davalıdan tahsili gerektiğine dair istinaf itirazının ise kabulü mümkün görülmemiştir. Şöyle ki; bahse konu çeklere dayalı kambiyo yoluyla icra takibinin davacı tarafın takibi işlemsiz bırakması nedeniyle çek zamanaşımı olan 6 ay boyunca işlem yapılmamış olmasından dolayı icrasının geri bırakıldığı hususu dosya kapsamı ve Yargıtay onama kararı ile sabit olmakla, davacının işlemsiz bıraktığı bir icra takibi nedeniyle mahkemece verilen kararlarla takibin durdurulmasının sonucunun davalıya yüklenemeyeceği açık olup, davacının bahse konu icra takibine dayalı masrafları davalıdan talep etmesi yerinde görülmemiş, yerel mahkeme kararında bu yön itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılıp düzeltilerek Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/875 Esas - 2021/102 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"a- Davanın KISMEN KABULÜ ile, 26.000,00 TL'nin 25/04/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>b- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 1.776,06 TL karar ve ilam harcından evvel alınan 452,82 TL  (444,02 TL peşin harç ile 8,80 TL tamamlama harcından oluşan) harcın mahsubu ile Hazineye irad kaydına, bakiye 1.323,24 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili Hazineye irad kaydına, <br>c- Davacı tarafından yatırılan 483,60 TL (444,02 TL peşin harç, 8,80 TL tamamlama harcı ile 31,40 TL başvuru harcından oluşan) harç ile gider avansından kullanılan 1.181,50 TL (tebligat ücreti, posta masrafı ve bilirkişi ücretinden oluşan) yargılama giderinden oluşan toplam 1.665,10 TL'nin ret kabul oranına göre hesaplanan 1.630,60 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>d- Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan 82,80 TL'nin 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince davacı tarafa iadesine,<br>e- Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan 33,00 TL'nin ret kabul oranına göre hesaplanan 0,68 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan 67,00 TL'nin 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince davalı tarafa iadesine,<br>f- Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince kabul oranı üzerinden hesaplanan 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>g- Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince ret oranı üzerinden hesaplanan 550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine<br>h- HMK'nun 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine\",<br> ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacıdan alınan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13/03/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2be9a16b943d11d6","SID":"bbeec3bdd64e5fb6"}}