{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/90 <br>KARAR NO: 2024/238<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07.12.2023 tarihli ara karar.<br>NUMARASI: 2023/874 E.<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirketin Feshi İstemli<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6.ATM'NİN 2023/1024 E SAYILI DOSYASINDA<br>DAVA: Ticari şirketin feshi <br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 7.ATM'NİN 2023/1026 E SAYILI DOSYASINDA<br>DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu) <br>Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tazminata ilişkin derdest dava dosyasında, davacılar tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince teminatsız olarak kabulüne dair verilen karara yönelik itirazın reddi kararına karşı, davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi tarafından kurulan davalı şirketlerin ortakları arasında çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle yönetiminin imkansız hale geldiğini, hiç kimsenin bir ticari  ilişkiyi devam ettirmeye zorlanamayacağını, TTK'nın 636/3. maddesinde de her bir ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshini talep edebileceğinin düzenlendiğini, mahkemece şirketin feshi gerekli görülmezse davacı ortağın hissesine isabet eden gerçek değerin ödenerek davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilebileceğini, bu taleplerin terditli olmayıp tek talep olması nedeniyle arabuluculuğun dava şartı olmadığını, müvekkiller ile diğer ortaklar arasında, hatta diğer ortaklar arasında, şirketin işlerinin yürütülmesine ilişkin derin uyuşmazlıklar bulunduğundan feshe karar verilmesi gerektiğini, şirketin ticari defterlerinin usulüne aykırı ve çift kayıtla tutulduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiğini, şirketin vergi borçlarının ödenmediğini, bir kısım ortakların faydalandığı inşaat ve arsa işlerine şirket kaynaklarının aktarıldığını, diğer ortakların menfaati düşünülmeksizin şirketten para çekildiğini, şirketin yapmış olduğu imalat grubu işlerinin özel formüllere ve devamlı iş takibine muhtaç olmasına rağmen ortak ve müdürlerden hiç kimsenin şirket işleri ile ilgilenmediğini, davalı ... Hizmetleri ve tesisleri A.Ş'nin yıllardır davalı ... Ltd. Şti.'ne ait arsa ve binayı kullanmasına rağmen kira ödemediğin ve kar payı da dağıtmadığını, ortaklardan bir kısmı tarafından kapalı devre sistemiyle yönetilen şirketin işleyişi ile ilgili diğer ortaklara bilgi verilmediğini, her yıl zarar ettiği belirtilen ... A.Ş.'nin mevcut ticari yapısı içerisinde zarar etmesinin imkansız olduğunu, bu şirketin sadece öğrencilerden alınan bedellerle değil ... Ltd. Şti.'ye ait bir kısım alanları da kiraya vererek kira geliri elde ettiğini, şirketin ticari hayatının devam etmesi için gerekli kaynakların sadece müvekkillerince sağlandığını, şirketin işleri ile ilgilenmeyen diğer ortakların ise sadece şirketten para talep ettiklerini, bu hususların örnek olarak sayıldığını ve bunun dışında şirketin yönetiminde bir çok sorun bulunduğunu, ortaklığın devamının çekilmez hale geldiğini ileri sürerek, şirketin feshine, olmadığı takdirde pay bedeli ödenerek müvekkillerinin çıkmasına izin verilmesine, yargılama sırasında tedbiren idari ve yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece delillerin toplandıktan sonra ihtiyati tedbirin değerlendirilmesine 15.09.2023 tarihli tensip zaptı ile karar verilmiştir. Davalı ... AŞ. vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalı arasında dava arkadaşlığı bulunmadığını farklı bir tüzel kişiliğe ve ortaklık yapısına sahip şirketler hakkındaki davaların birlikte görülemeyeceğini, vasi ...'nin gerekli izinleri almadan ... adına dava açma yetkisinin bulunmadığını, anonim şirketin feshi için TTK'nın 531.maddesinde belirlenen nisabın gerçekleşmediğini, şirketin mali tablolarının yasaya uygun şekilde düzenlenerek genel kurullardan önce pay sahiplerinin onayına sunulduğunu, kar dağıtımının anonim şirket genel kurulunun devredilemez yetkisi olduğunu, davaya dayanak işlemlerin ...'nin yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin olmasına rağmen bu iddialarla dava açılmasının TMK'nın 2.maddesine aykırı olduğunu, şirketin sahip olduğu mal varlığıyla ana sözleşmesinde yer alan amaçların gerçekleştirebilecek durumda olduğunu, şirketin yönetim kurulunda altı kişinin bulunduğunu ve bu yöneticilerin şirket faaliyetlerini sürdürdüklerini, kayyım atanması halinde şirketin ticari itibarının sarsılacağını,  birden çok yetkilinin birlikte imza atması suretiyle şirketin zarar uğratılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen Bakırköy 6.ATM'nin 2023/1024 Esas sayılı dosyasında, davacı ... vekili aynı iddialarla her iki şirkete karşı dava açmış ve asıl davada ...'nin adının davacı olarak yazılmasını unutulduğunu belirterek asıl davadaki iddialar aynı tekrarla her iki şirketin feshi ile şirketlere kayyım atanmasını talep edilmiştir. Talep üzerine mahkemece her iki dosya birleştirilmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 21.11.2023 tarihli ara kararında;\"... Somut olayda; dosyada mübrez olan ortaklar arasında  ciddi anlamda uyuşmazlık çıktığını göstermektedir. Dolayısıyla şirketin dava süresince bu şekilde yönetilmesi davacılar açısından önemli zararlara  sebebiyet verileceği endişesi yarattığından, tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Ortaklar arasındaki karşılıklı güvenin zedelendiği konusunda tereddüt bulunmadığından, şirketin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için  şartların bulunduğu kanaati oluşmuştur. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Halihazırdaki temsil yetkisine sahip şirket yöneticilerinin temsil yetkisinin  tedbiren  tamamen kaldırılması halinde, şirket yönetimindeki süreklilik aksayacak, şirketin menfaatlerinin tam anlamıyla sağlanması güçleşecektir. Çoğun içinde az vardır kuralı gereği, halihazırdaki yöneticilerin temsil ve ilzam yetkisi muhafaza edilmek suretiyle, temsil ve ilzam yetkisinin kullanılmasının mahkememizce atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanmak suretiyle gerekli hukuki korumanın sağlanabileceği kanaatine varılmıştır. Atanan kayyumun denetim ve onay kayyumu olduğu, şirketin mevcut yönetimi el çektirilmediğinden ve dosya kapsamı da dikkate alınarak, HMK'nın  392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına gerek görülmemiştir... \"gerekçesiyle davacıların tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı ...'ne  denetim ve onay kayyımı atanmasına, karar verilmiştir. Davacılar vekili 28.11.2023 tarihli talep dilekçesinde özetle; hir iki şirkete kayyım atanmasının talep edildiğini, mahkemece sehven sadece ... Tesisleri Tic A.Ş. yönünden denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, diğer davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden herhangi bir karar verilmediği belirtilerek, bu şirket yönünden de ara karar oluşturularak kayyım atanması istenmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 29.11.2023 tarihli ara kararında; \".. davacılar vekilinin davalılar ...A.Ş. İle davalı ...Ltd. Şti.'ye kayyum atanmasını talep ettiğinin mahkememizce sadece davalılardan ...A.Ş.'ye kayyum atandığı, diğer davalı yönünden sehven ara karar tesis edilmediği anlaşılmakla, mahkememizin 21/11/2023 tarihli ara kararının aynen devamı ile ek olarak davalı ...'ne de denetçi ve onay kayyumu atanmasına...\" gerekçesiyle mahkemenin 21.11.2023 tarihli ara kararına ek olarak davalı ...'ne de denetim ve onay kayyımı atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı şirketlerin vekillerince ayrı ayrı süresinde itiraz edilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili, itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iç denetim yapılması, şirketin mal varlığının tespiti ve önceki dönemde herhangi bir denetim yapılmadığından önceki müdürlerin sorumluluğunun tespiti için 24.11.2023 tarihinde ... Müşavirlik A.Ş ile sözleşme imzaladığını, denetim şirketinin davacı ... ve oğlu tarafından şirkete alınmadığını ve tehdit edildiğini,  mahkemece atanan denetim kayyımına itiraz edilmediğini, ancak kayyımın sadece denetim kayyımlığı yapması gerektiğini belirterek, onay kayyımı olarak görevlendirmeye ilişkin ara kararın kaldırılmasını istemiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden Davalı ... vekili,  itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbire dayanak yapılan iddiaların müvekkili şirkete değil diğer davalıya yönelik olduğunu, davacıların, müvekkil şirkete yönelik iddialarının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığını, ortaklar arasında karşılıklı güvenin zedelendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ileri sürülen iddiaların büyük kısmının davacılardan ...'nin yönetim kurulu başkanı olduğu döneme ilişkin olduğunu, diğer davacı ...'nin hali hazırda şirketin yöneticisi olduğunu, kayyım atanmasına yönelik karar sonucunda şirket itibarına verilen zararın telafisi oldukça güç olduğunu belirterek, müvekkili şirkete kayyım atanmasına yönelik kararın kaldırılmasını, aksi halde teminat alınmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 07.12.2023 tarihli ara kararında; \".. dosyada mübrez olan Küçükçekmece 2. SHM 2020/1142 sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporuna göre ... Ticaret Ltd. Şti.'nin 2018-2019-2020 yıllarına ait tutulması zorunlu defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, mevcut defterlerde usul ve esasa uymayan kalıtların bulunduğu,şirketin ortağı olan ...'nin izin almaksızın faaliyet konusu aynı olan başka şirketin de ortağı olduğu, mahkememiz 2023/14 E sayılı dosyası ile dava dışı hissedaralar tarafından ... için 2019-2020-2021 yılları Olağan Genel Kurulu toplanması amacıyla dava açıldığı, belirlenen ilk  Olağan Genel Kurulu toplantısının taraflar arasındaki ihtilaf sebebi ile ertelenmek zorunda kalındığı, mahkememiz 2023/14 E sayılı dosyasına sunulan kayyım raporundan  Olağan Genel Kurul Toplantısının kolluk kuvvetleri nezaretinde yapılmak zorunda kalındığının anlaşıldığı, şirket ortakları ve yönetiminde yer alan taraflar arasında ceza soruşturmalarının mevcut olması, şirkete ait Genel Kurul Karar Defteri'nin savcılıkta bulunması gibi tespit edilen hususların davacılar açısından TTK 630. Maddesinde  belirtilen haklı neden teşkil edeceği, ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İle  ... arasında ortaklık ve yönetim benzerliği bulunması ile ortakların hak ve menfaat dengesi hususları birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispatın  mevcut olduğu ve devam ettiği anlaşıldığından tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Davalının teminata itirazı yönünden ise  atanan kayyumun denetim ve onay kayyumu olduğu, şirketin mevcut yönetiminin el çektirilmediği ve dosya kapsamı da dikkate alınardığında, muhtemel zarar bulunmadığından HMK'nın  392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekmediğinden..\" gerekçesiyle ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine, karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ...  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece, şirkette yönetim boşluğu nedeniyle işçilerin maaşlarının ödenemediğini, üretim yapılamadığını, kamu borçlarının ödenemediğini, ortaklar arasında ciddi anlamda uyuşmazlık oluştuğunu, şirketin dava süresince bu şekilde yönetilmesinin davacılar açısından da önemli zararlara sebebiyet vereceğinden davacıların menfaatlerinin korunması amacıyla müvekkil şirkete denetim ve onay kayyumu atanmasına karar verildiğini, oysa ihtiyati tedbire, esas bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması halinde karar verilebileceğini, davadaki nedenlerin müvekkiline ilişkin olmayıp, diğer davalıya ilişkin olduğunu, bu iddiaların dava dilekçesiyle ileri sürülmemesi nedeniyle basit yargılamaya tabi bu davada esas alınamayacağını, davacının 08.11.2023 tarihli beyan dilekçesi ile ''şirkette yönetim boşluğu nedeniyle işçilerin maaşlarının ödenemediği, üretim yapılamadığı, kamu borçlarının ödenemediği, ortaklar arasında ciddi anlamda uyuşmazlık çıktığı'' iddiaları incelendiğinde muhatabın müvekkil şirket değil diğer davalı ... İnş. Ltd. Şti. Olduğunun anlaşılacağını, her iki şirketin farklı tüzel kişiler olduğunu, bu nedenle diğer davalıya ilişkin iddialar ile müvekkiline de kayyım atanmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili şirket yönünden kar payı dağıtılmaması ve şirketin yönetiminin şeffaf olmaması, ortaklara bilgi verilmemesi olarak açıklandığını, dilekçede bilgi alma hakkının engellendiği, kâr dağıtımı yapılmadığı ve bir kısım ortakların şirketten para isteyerek çalışma düzenini bozduğunun iddia edildiğini, davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/142 sayılı D.İş dosyası ile alınan bilirkişi raporunda iddiaların genişletilemeyeceğini, bir kısım iddiaların davacının önetimi döneminde oluşmasına rağmen bu iddialara dayanarak talepte bulunulmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, müvekkili şirkette davacıların payları  %10 oranında dahi olmadığını, azınlığın talebi ile şirketin işlemez hale getirildiğini, ortaklar arasındaki güvenin zedelendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kayyım atanması ile şirketin uzun yıllardır sağladığı ticari itibarının zedelendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin reddine karar  verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın  531 ve 638/2. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, dava içinde şirketlere yönetim ve denetim kayyımı atanmasını talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı ... AŞ vekilinin itiraz başvurusu reddedilmiş; anılan davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar asıl ve birleşen davada her iki şirketin haklı nedenlerle feshini talep etmişlerdir. İstinaf başvurusunda bulunan ... Hiz. Tis. AŞ. türü itibariyle   anonim şirket olup feshi TTK'nın 534 vd. maddelerine göre incelenecektir. Diğer davalı ... İnş. Ltd. Şti. ise  limited şirket olup bu şirketin haklı nedenle feshi TTK'nın 636.maddesi hükümlerine göre incelenmelidir. Davacıların her iki şirkete yönelik birlikte açtıkları davaları birlikte görülüp görülemeyeceği mahkemece HMK'nın birleştirme ve ayırma hükümlerine göre değerlendirilecek olup, bu Kanun'un 168. maddesi uyarınca, davaların ayrılmamış olması başlı başına hükmün kaldırılması nedeni değildir. Fesih davaları dışında bu davayla birleştirilen Bakırköy 7.ATM'nin 2023/1026 E. Sayılı dosyasında, davalılar ..., ..., ... mirasçıları, ..., ... mirasçıları, ..., ... ve ... Ltd. Şti. aleyhine sorumluluk davası açılarak, yöneticilerin bu şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla, zararın tespiti ile davalı şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Belirtilen dosyada herhangi bir tedbir talebi bulunmamakla birlikte birleştirme kararı nedeniyle dosyadan söz edilme gereği duyulmamıştır. İstinaf başvurusunda bulunan şirket yönünden dava dilekçesinde, ortaklığın devamının çekilmez hale geldiği örnek kabilinden açıklanmıştır. Dilekçede genel olarak şirketin ortakları arasında geçimsizlik, kar payı dağıtılmaması, bir kısım ortakların şirketlere mali dengesini bozacak şekilde para çekmeleri, kira ödemesi yapmamasına rağmen kar payı ödenmemesi ortaklığın çekilmesine örnek olarak sayılmıştır. Dilekçede ayrıca bu hususların örnekleme olarak sayıldığı ve güveni kötüye kullanma, şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmiştir. Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kısıtlı ... yönünden alınan raporda dava açma hakkına ilişkin olarak bir takım tespitler yapılmış olup, davalı ... İnş. Ltd. Şti. Yönünden tespitler yapılmış ve ortaklar arasındaki bir kısım geçimsizlikler tespit edilmiştir. Her iki şirketin ortaklık yapısının benzer olduğu ve dosya kapsamındaki delillerden genel olarak ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 531. maddesi gereğince istinaf başvurusunda bulunan şirket yönünden dava açma koşullarının ve fesih sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği yapılacak yargılamada değerlendirilecektir. Limited şirketler yönünden TTK'nın  636 ve 638. maddelerinde özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği halde, anonim şirketler yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, tedbiren denetim kayyımı  atanması  talebi hakkında genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \". Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Ticaret şirketlerinin kendi seçtikleri organlar aracılığıyla yönetilmesi esastır. Dava konusu şirketlerde herhangi bir organ boşluğu bulunmamaktadır. Ancak benzer ortaklık yapısı olan şirket ortakları arasında bir kısmı suç duyurusu yapılmasına varan geçimsizlikler bulunduğu, şirketin işleyişi ve mali yapısı hakkında somut iddialar ileri sürüldüğü, mahkemece yapılan değerlendirmeye göre iddiaların yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığının takdir edildiği, dosyadaki delilere göre mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece tespit edilen olguların bir kısmının istinaf eden şirkete bir kısmının ise her iki şirkete ait olduğu, ancak bu durumun varılan sonucu değiştirmediği sonucuna varılmıştır. Davacıların şirketteki payları dikkate alındığında, denetim ve onay kayyımı atanması nedeniyle teminat alınmaması yerinde olup, atanan kayyımın görev sınırları dikkate alındığında, şirketin iş ve işleyişi ile ticari itibarına bir zarar geldiğinin kanıtlanmadığını, yargılama aşamasında koşulların değişmesi ve yeni delillerin elde edilmesi halinde mahkemece verilen tedbir talebinin her zaman gözden geçirilebileceği anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 157,75 TL istinaf peşin karar harcının bu davalıdan tahsiline, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c2a5441fce67ad2","SID":"74a789a80f39c5cf"}}