{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1970 Esas <br>KARAR NO: 2024/492 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/571 Esas -  2021/524 Karar <br>TARİHİ: 01/07/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili banka ile dava dışı ... Sanayi Ticaret A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmeyi ... ve ...'ın müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, imzalanan bu sözleşmeye istinaden dava dışı borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine, vadesinde ödenmeyen taksitlerin belirtilen sürede faiz ve ferileriyle ödenmesi; aksi takdirde tüm kredinin muaccel olacağına ilişkin ihtarnameler keşide edildiğini, ancak borçlu davalıların bu ihtara rağmen borcu ödemediğini ve ihtarnamelere de herhangi bir itirazda bulunmadığını, akabinde kredi alacağı için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ancak davalılarca takibe ve yetkiye itiraz edildiğini, ve bu itirazla yetkili icra müdürlüklerinin Beykoz icra müdürlükleri olduğunu beyan ettiklerini, ancak sözleşmede yetkili icra müdürlüklerinin İstanbul icra müdürlükleri olarak düzenlendiğini, davalıların imzaya itirazı olmamakla birlikte sözleşmeden kaynaklı krediye ilişkin borçtan, faiz oranından ve miktarından sorumlu olduğunu, müvekkili banka tarafından borca, sözleşmede belirtilen oranlara uygun olarak faiz işletildiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle,  davalıların kefalet limitinin 550.000,00-TL olduğunu, davacı bankanın talebinin haksız olduğunu faiz miktarı hesaplanırken 1 yılın 365 gün olarak hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/07/2021 tarih 2019/571 Esas -  2021/524 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacı banka ile dava dışı ... Sanayi Ticaret A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine dayalı ticari kredi kullandırılması sonucunda müşterek ve müteselsil kefil davalılar ve borçlu dava dışı şirketin temerrüde düşmeleri nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin bulunmaktadır.  Mahkememizceİstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, davacı banka tarafından dava dışı ... Sanayi Ticaret A.Ş.'ye kullandırılan kredilere ilişkin kredi sözleşmeleri ve ekleri, limit artırım sözleşmesi, yapılan ödemelere ilişkin bilgi ve belgeler dosyamız arasına alınmış, bilirkişiden 06/03/2020 tarihli rapor ile 02/11/2020 ve 17/03/2021 tarihli ek rapor temin edilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davalılar hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, taksitli ticari kredi alacağı dayanak gösterilmek suretiyle 546.256,08-TL asıl alacak, 28.363,62-TL işlemiş faiz, 2.448,57-TL BSMV ve 782,46-TL yapılandırma komisyonu olmak üzere toplam 577.850,73-TL alacağın tamamının, takip tarihinden itibaren asıl alacağa  işleyecek yıllık %32.50 oranında ve B.K. 100'e göre hesaplanmak üzere temerrüt faizi, işleyecek temerrüt faizinin %5'i oranında BSMV, icra harç ve masrafları, vekalet ücreti ve icra masraf ve vekalet ücretine takip tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizinin tahsili talep edilmiş, ödeme emrinin davalılara 08/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekili tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre;  davacı banka tarafından dava dışı ...Ticaret A.Ş.'ye kredi sözleşmeleri gereğince kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesini ... ve ...'ın müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından 27/11/2018 tarihi itibariyle hesabın kat edildiği ve davalılara Beykoz ... Noterliği'nin 27/11/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderilerek borcun ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin asıl ve borçlu ve kefillere 29/11/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediği, bunun üzerine davacı banka tarafından müteselsil kefiller olan davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borçluların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlular tarafından icra takibine karşı davacı bankaya herhangi bir borçları bulunmadığı gerekçesiyle itiraz edilmişse de, dosya kapsamında bilirkişi ...'ten temim edilen rapor ve ek raporlar ile davalıların davacı bankaya borçlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Davalılar tarafından  kefalet limitinin 550.000,00-TL olduğu ileri sürülmüşse de, davalıların 18/10/2017 tarihli \"Kredi Sözleşmesinin Limitinin Artırılması\" sözleşmesini imzaladıkları ve kefalet limitinin 660.000,00-TL'yü yükseltildiği anlaşıldığından bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yine davalılar tarafından 1 yılın 365 gün olarak kabul edilmek suretiyle faiz hesaplanması  gerektiği belirtilmişse de, bankacılık uygulamasına göre kredi sözleşmelerinde 1 yılın 360 gün olarak dikkate alınıp hesaplama yapılması nedeniyle davalı tarafın bu yöndeki itirazı uygun bulunmamıştır. Bu itibarla bilirkişi ... tarafından düzenlenen ve kredi hesabında 1 yılın 360 gün olarak kabul edilerek hesaplama yapılan 02/11/2020 tarihli ek rapor dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği kabul edilmiştir. Bilirkişi tarafından davalıların kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya  raporda belirtilen miktarda borcu bulunduğu tespit edilmesine rağmen davalılar tarafından, söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle bilirkişinin 02/11/2020 tarihli ek raporunda yapılan tespitler ve hesaplamalar dikkate alınmak suretiyle davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı  İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye  göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı tarafından kredi sözleşmesi ve  ihtarnameye dayalı alacak isteminde bulunulmuş, icra takibi başlatılmadan önce de davalılara noter aracılığıyla borcun ödenmesi için ihtarname gönderilmiştir. Bu durumda davalı/borçlular alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın  icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçluların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının 527.522,03-TL asıl alacak, 27.621,64-TL işlemiş faiz, 1.381,07-TL gider vergisi olmak üzere toplam 556.524,75-TL bakımından İPTALİNE, takibin 527.522,03-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32,50 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden DEVAMINA, 2-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3- 2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında belirlenen 111.304,95-TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kararına dayanak yapılan alacak hesabının doğru yapılmadığını ve bu nedenle davanın kısmen kabul, kısmen redine karar verildiğini; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Raporda akdi ve temerrüt faiz oranlarının hatalı ve düşük belirtildiği ve alacak miktarlarının eksik hesaplandığını, Raporda belirtildiği gibi ihtarname tarihindeki akdi faizin %32,5 olduğunu; temerrüt faizinin, ihtarname tarihinde akdi faiz oranının %32,5 olması nedeniyle, Genel Kredi Sözleşmesine göre  temerrüt faizinin her ne kadar akdi faizin % 100 fazlası olarak hesaplanacağı şeklinde sözleşmede hüküm varsa ve yasal olarak bunu talep hakları varsa da, bankanın iç yönergesi olarak sunulan Kurumsal Kredilerdeki Temerrüt Faiz Oranının Hesaplanması Kararına göre; bu oranın % 100 fazlası olarak değil, % 30 fazlası olarak uygulanarak hesaplandığında temerrüt faizi oranının, (32,5+(32,5x30/100)=41,6) %42,25  olduğunu; bu bakımdan takip tarihine kadar temerrüt faizinin % 42,25 oranı üzerinden hesaplanması gerektiğini, Takip talebinde akdi faizi %32,5 olarak talep etmemi önceki faiz oranlarını etkileyen bir husus olmadığını, faizin değişken olduğunu; bu nedenle itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle bilirkişi rapordaki hesaplamaların hatalı olduğuna dair itirazlarının göz önüne alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup,  dairemizce bilirkişi heyeti tayini ile alacaklarının takip tarihi itibarıyla hasaplanmasına bunun sonucuna göre itirazın iptaline karar verilmesi talebinde bulunulması zorunluluğunun doğduğunu,  İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve dairemizce re'sen gözönüne alınacak nedenlerden ötürü;   resen seçilecek bilirkişi heyeti tayini ile hesaplamaların yeniden yapılmasına, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul yönündeki kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılmasına, davanın kısmen değil tamamının kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıların inkar tazminatına mahkum edilmelerine, masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  Dayanak takip dosyası kapsamından, davacının davalılar aleyhine 546.256,08-TL asıl alacak, 28.363,62-TL işlemiş faiz, 2.448,57-TL BSMV, 782,46-TL komisyon alacağı toplamı 577.850,73-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takipten itibaren asıl alacağa yıllık %32,50 oranında temerrüt faizi işletilmesinin, takip tarihinden sonra ise temerrüt faizi oranı arttığı takdirde artan oranlara göre hesaplama yapılmasının talep edildiği, ayrıca 6.830,00-TL gayrınakit alacağın deposunun talep edildiği, davalıların takibe itirazı üzerine, eldeki itirazın iptali davasının, yalnızca 577.850,73-TL nakdi alacak bakımından yapılan itirazın iptali talebi ile açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, dayanak genel kredi ve kefalet sözleşmeleri, kat ihtarı ve tebliğ şerhi, dava dışı kredi lehdarı şirketin davacı banka nezdindeki hesap ekstresi, ödeme planları ve kredi kullandırım talimatları dosya arasına alınmış, bankacı bilirkişi marifetiyle davacı defterleri ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak önce kök rapor alınmış, kök raporda bilirkişi tarafından akdi faiz oranının yıllık %16,25, temerrüt faiz oranının ise genel kredi sözleşmesinin 4-c bendine göre akdi faiz oranına %100 ilave ile yıllık  %32,50 olduğunun, ancak davalıların kefalet limitlerinin 550.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, davacının rapora kefalet limitinin 660.000,00-TL olduğundan bahisle itiraz ettiği, tespit edilen faiz oranlarına itiraz etmediği, davalıların takipten önce yapılan ödemelerin mahsubuna ve faiz hesabında bir yılın 365 gün esas alınması gerektiğine yönelik itirazda bulunduklarını, bunun üzerine mahkemece birinci  birinci ek raporun alındığı, davalıların faiz hesabının bir yıl 365 gün kabul edilerek yapılması gerektiği yönündeki itirazları kapsamında ikinci ek raporun alındığı, birinci ve ikinci ek raporlarda da bilirkişi tarafından tespit edilen akdi ve temerrüt faiz oranının aynı olduğu,  bilirkişinin bu tespitlerine davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ek raporlara yönelik ise hiçbir itiraz ileri sürülmediği,  mahkemece ikinci ek raporun alınmasından sonra tahkikat bitirilerek, faiz hesabında bir yıl 360 gün esas alınarak hesaplama yapılan birinci ek bilirkişi raporuna doğrultusunda; 527.522,03-TL asıl alacak, 27.621,64-TL işlemiş faiz, 1.381,07-TL gider vergisi olmak üzere toplam 556.524,75-TL alacak üzerinden davanın kısmen kabul edildiği, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32,50 oranında temerrüt faizi işletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.  Dava konusu genel kredi sözleşmesinin 4/c bendinde; müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanacağının, temerrüt faizinin akdi faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edileceğinin, ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından fazla ise cari faiz oranına azami  %100'ü ilave edilmek suretiyle temerrüt faizinin tespit edileceği kararlaştırılmıştır. Bilirkişi raporunda dava dışı kredi lehdarı şirkete kullandırılan taksitli kredilerin yıllık %16,25, nakit kredilerin yıllık %15,90 akdi faiz oranı ile kullandırıldırıldıkları tespit edildikten sonra, davacı bankanın o dönemde TL cinsi krediler için TCMB'ye bildirdiği azami akdi faiz oranının yıllık %16,25 olduğu belirtilerek, bu orana %100 ilave ile temerrüt oranı faizi yıllık %32,50 olarak belirlenmiş, temerrüt faizi tutarı bu oran esas alınarak yapılmıştır.  Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; bilirkişi raporlarında akdi ve temerrüt faiz oranının düşük ve hatalı tespit edildiği, akdi faiz oranının yıllık %32,50 olduğu, temerrüt faiz oranının da yıllık %42,25 olması gerektiği, her ne kadar takip talebinde yıllık %32,50 oranında temerrüt faizi talep edilmiş ise de; bu hususun davacıyı bağlamayacağı, zira faiz oranlarının değişken olduğu, yeniden rapor alınması gerektiği yönündedir. Yukarıda belirtildiği üzere davacının akdi faiz oranının temerrüt tarihinde yıllık %32,50 olduğu yönündeki itirazı, ne bilirkişi raporundaki tespitler ne de rapor ekindeki ödeme planları ile uyumlu değildir. Öte yandan 6100 Sayılı HMK'nun 357/1 fıkrası uyarınca, istinaf aşamasında re'sen göz önünde bulundurulacaklar haricinde, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar dinlenemeyeceğinden ve yeni deliller sunulmayacağından, davacı yanın bilirkişi tarafından tespit edilen ve ilk derece yargılamasında itiraz edilmeyen akdi ve temerrüt faiz oranları ile bu oranlara göre yapılan faiz hesabı yönünden ileri sürülen istinaf sebebi, kamu düzenine ilişkin olmadığından, istinaf aşamasında değerlendirilemez. Kaldı ki mahkemece hükme esas alınan birinci ek raporun taraflara tebliğ akabinde davalıların rapora yazılı itiraz ettikleri, 17/12/2020 tarihli celsede, bu itiraz dilekçesinin zapta geçirildiği, davacı vekilinin, anılan celsede rapora karşı herhangi bir itiraz ileri sürmediği gibi, ek rapora gerek olmadığına, davanın kabulünü talep ettiklerine yönelik beyanda bulunduğu, bu haliyle davacı yanın itirazına uğramayan  ve hükme de esas alınan rapordaki tespitlerin davalılar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmış olup, mahkemece, talep aşılarak, takipte talep edilen temerrüt faiz oranından fazlasına hükmedilmesine imkan da bulunmadığından, davacı yanın istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı banka harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar harcının alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların talep halinde iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,  5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95472ef8664a0a25","SID":"ec3c27c259d39bdf"}}