{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1512 Esas<br>KARAR NO: 2024/520<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/04/2022<br>NUMARASI: 2019/291 Esas -  2022/258 Karar\t<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında hiç tanımadığı ve alacağı vereceği olmadığı davalı tarafından takip başlatıldığını, dava dışı kişiler tarafından davacı müvekkilin cirosunun iptal edilmeden davalıya devredilen çeklerin kötü niyetli olarak icraya konu edildiğini, icra takibine konu 26.01.2019 (değişiklik sonrası 06.08.2019) keşide tarihli 70.000,00 TL tutarlı çek ve 02.03.2019 (değişiklik sonrası 06.08.2019) keşide tarihli 70.000,00 TL tutarlı çekler ...’den alındıktan sonra müvekkil tarafından 6.11.2018 tarihinde takasa sunulduğunu, çeklerin yazdırılmaması yönündeki talep üzerine müvekkilin takastan çektiği çeklerin  karşılıklarının büyük kısmı ödenmiş ve ödenmeyen miktar için çek verildiğini, akabinde bu çeklerin de peyderpey ödendiğini, bu çeklerin ödenmesi ve kalan bedel için verilen çekin müvekkile teslim edilmesinden sonra işbu icra takibine konu çeklerin müvekkil tarafından dava dışı ... ve  ...’e bankaya iade edilmesi için teslim edildiğini, çekler teslim edilirken müvekkil tarafından kendi cirosu iptal edilmemiş olup yıllardır dava dışı kişileri tanıması sebebiyle de çeklerin teslimine ilişkin bir belge alınmadığını, dava dışı kişilere karşı icra takibi başlatmaları ile birlikte icra takibine konu çeklerin keşide tarihleri kötüniyetli değiştirilerek ve danışıklı olarak davalı ...’a devredilerek müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyandan müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 tazminatla cezalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ve takip konusu çeklerin davalı alacaklı ...un davacı ...'den alacağına karşılık aldığını, davacının dava konusu çekleri ciro ettiğini, çek asıllarının icra kasında mevcut olduğunu, çeklerin üzerinden söz konusu tahrifiyatın olmadığını, çeklerin süresinde bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, davacının borcunu ödememek ve borçtan kurtulmak için bir kısım beyan ve iddialarda bulunduğunu, davalı müvekkilin davacıyı inşaat ustası olması vesilesi ile tanıdığını, daha önce bir kısım tadilat işlerini davacının yaptığını, davacının dava konusu çek keşidecisi ... Limitet Şirketinin inşaatlarını yapmakta olduğunu, davacının davalı müvekkile karşı dava dışı ... Şirketinin çeklerini ödeyemediğini, kısmen ödediğini ve nakite çok sıkıştığını, ... Şirketinden çeklere karşı daire alabileceğini söyleyerek borç para istediğini, çekleri kontrol ettiren davalı müvekkili ...'un dava konusu iki adet çek karşılığında davacıya 140.000 TL borç para verdiğini,  davacının elindeki çeklere karşılık, ... Şirketinden daire alamayınca ... Şirketini icraya verdiğini, elindeki çek ödenmeyen, söz verilen dairesini alamayan, parasını da iade alamayan davalı müvekkilin hem davacı aleyhine hem de dava dışı ... Şirketi aleyhine icra takibi başlatmış olduğunu, davacı tarafın kendi lehine delil yaratabilme çabasında olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun maddi gerçeklere aykırı ve kötü niyetli olduğu sabit olacak olan davanın reddi  ile davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve 2019/291 Esas - 2022/258 Karar sayılı kararıyla; \"... somut olayda davalı alacaklı tarafça davacı borçlu hakkında ... Dolayova E5 İstanbul şubesine ait 06/08/2019 keşide tarihli ... seri nolu 70.000-TL, bedelli, 06/08/2019 keşide tarihli ... seri nolu 70.000-TL bedelli çeklere dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından çekler üzerinde tahribat yapılarak vade tarihinin değiştirildiği ve davacının davalıya borçlu olup olmadığı nedenleriyle menfi tespit davası açıldığı, dosya arasında alınan 5 İHM 2019/485 ESAS 2020/324 karar sayılı dosyasında grafoloji uzman bilirkişiden alınan 17/02/2020 tarihli denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapora göre çeklerin keşide tarihinde yapılan düzeltmelere ilişkin imzalar ile çeklerin sağ alt bölümlerinde keşideci şirkete atfen atılmış keşideci imzalarının aynı el ürünü olduğu tespit edildiği, buna göre takibe konu çeklerde tahribat bulunmayıp usulüne uygun şekilde keşideciler tarafından yapılmış düzeltme bulunduğu, yine çekin diğer zorunlu unsurları da tam olup kambiyo vasfı taşıdığı, ciro zincirinden herhangi bir kopukluk bulunmadığı, davacının çeklerin diğer borçlular tarafından cirosu iptal edilmeden müvekkilinden alındığı yönündeki iddiasının ise yemin delili ile aksi ispat edildiği anlaşıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; \"Dosyadaki somut deliller, davalının savcılıktaki çelişkili ifadeleri, tanıklarımızı hazır etmemize rağmen ara karardan rücu edilerek dinlenmemesi ile ispat külfetine dair hususların hiçbiri gerekçeli kararda değerlendirilmemiş olup, yemine dayalı hatalı ve gerekçesiz karar verildiğini,İşbu davaya konu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü takibinin, müvekkilin keşideci şirket yetkililerinden olan haklı alacağı için İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü takibini başlatmamız sonrasında açılması ve çeklerin değişen keşide tarihlerinin bu tarihten sonra olması hususları gerekçeli kararda yer almadığını, Son olarak 4.11.2021 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı gereğince tanıklarımızın isim ve adreslerinin bildirilmesine ve bildirildiğinde tanıklarımıza duruşma günü davetiyesi çıkarılmasına karar verilmesine rağmen, 27.1.2022 tarihli celsede tanıklarımızın eksiksiz hazır olmasına rağmen dinlenmesinden vazgeçildiğini, bu ara karardan neden sarfınazar edildiğinin gerekçeli kararda izah edilmediğini,İspat külfeti karşı tarafta olup, davalı tarafın alacak iddiasını ispat edememesi sebebiyle haklı davamızın kabul edilmesi gerektiğini,Davalı cevap dilekçesinde müvekkilin keşideci şirketten alacaklı olduğunu ve alacağına binaen daire alacağını, paraya sıkışık olduğu için de çeklere karşılık olarak 140.000,00 TL verdiğini beyan ettiğini, fakat 22.10.2019 tarihli savcılık ifadesinde ise \"...Pendik'te bulunan ... İnşaatta yer alan bir daireyi alma konusunda davacı ile ön anlaşma yaptım. Bu kapsamda henüz bitmemiş daire için bir kısım peşinat olarak 140.000 TL parayı nakit olarak elden verdim. Verdiğim paranın karşılığı olarak dairenin tapusunu henüz almamış olduğumdan teminat amacıyla kendisinden dosyaya konu olan 2 adet 70.000 TL'lik toplamda 140.000'lik senet aldım...\" dediğini,Savcılık ifadesinde çekleri teminat senedi olarak aldığını açıkça beyan eden davalının, kambiyo vasfına haiz olmayan çeklere ilişkin olarak alacağını ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafın  alacağının varlığına dair hiçbir bilgi, belge ve gerçeğe dair olgu bulunmadığını, çelişkili ifadeleri ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları sebebiyle davalı tarafın alacağını ispat etmesi gerektiğini,Davalı tarafın cevap dilekçesindekinden farklı olarak çekleri başka bir sebepten aldığı beyanı bağlantısız bileşik ikrar mahiyetinde olduğundan bu hukuki ilişkinin davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, Açıkladığımız üzere, dosyadaki deliller ile davalının savcılıktaki çeklerin alınma sebebini değiştirir, teminat olduğunu ifade eden çelişkili beyanları incelendiğinde ispat külfetinin tarafımızda olmadığı, tarafımızda olsa dahi yer değiştirdiğini, bu sebeple ispat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yeminin hukuki sonuç doğurmayacağını,Davalının yalan yemin etmesi ve yargı düzeni ile alay edercesine yalan yere yemin etmesi sebebiyle kendisi hakkında şikayetçi olunmuş olup, soruşturmanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/91343 dosyasından yürütüldüğünü, Aynı zamanda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcığı'nın 2019/153858 Soruşturma numaralı dosyası ile davalı ve dava dışı kişiler (... ve ...) hakkındaki nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından yürütülen soruşturma neticesinde haksız bir biçimde takipsizlik kararı verilmiş, karara itirazımız da soruşturma gibi yüzeysel olarak matbu gerekçeler ile reddedilmiş ve takipsizlik kararı kesinleşmiştir. Akabinde tarafımızca kesinleşen bu kararın kaldırılması adına kanun yararına bozma istemli başvuru yapılmış olup, incelemenin devam ettiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.\t<br>GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın Reddine, -Kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine.\"  karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, takibe konu çeklerin haricen tahsil edildiğini ve dava dışı lehtara iade edilirken cironun iptal edilmesinin unutulduğunu, çekleri daha sonra devralan davalı ile ticari ilişkilerinin bulunmadığını ve çekten dolayı borcunun bulunmadığını, ayrıca çeklerin keşide tarihlerinde de tahrifat yapılarak takibe konduğunu beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacının davada dayandığı ilk sebep, \"Çeklerin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve çeklerin bu nedenle geçersiz olduğu\" iddiasıdır. Çeklerdeki keşide tarihinin keşideci tarafından değiştirildiği ve bu değişikliklerin keşideci imzası ile onandığı hususu İstanbul Anadolu 5.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/495 Esas - 2020/324 Karar sayılı dosyası ile sabittir. Buna göre, keşide tarihindeki değişikliğin davacının cirosundan sonra gerçekleştiği ihtimalinde, çeklerde yeni bir imzası olmayan davacının TTK 748.maddesi gereğince \"Değişiklikten önceki metinden sorumlu\" olacağı; ancak davacının bu iddiasını ispata yarar herhangi bir kayıt sunamamış olması karşısında, keşide tarihindeki değişikliğin çeklerin keşide edildiği (veya her halükarda  davacı cirosundan önce) gerçekleştirildiği ve davacının da yeni metinden sorumlu olacağı anlaşıldığından, mahkemece davacının sahtelik iddiasının kabul edilmemesi yerindedir. Davacı takibe konu edilen çekleri dava dışı lehtardan  aldığını, lehtarın istemi üzerine çeklerin bankaya ibraz edilmeyerek bedelinin haricen tahsil edildiğini, ödemenin tamamlanması akabinde çekleri lehtara iade ettiğini, ancak iade ederken çekteki ciroyu iptal etmeyi unuttuğunu, çeki daha sonra devralan davalı hamil ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle de borcunun bulunmadığını da iddia etmiştir. Çekteki cirosunu iptal etmeyen davacının, çekteki ciro silsilesine uygun olarak çeki iktisap etmiş olan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam edecektir. Hemen bütün doktrinin birleştiği ve Yargıtay uygulamasında da kararlılık ile kabul edilen ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Buna göre davacı tarafın, \"Çeklerin bedelini haricen tahsil ettikten sonra çeklerdeki cirosunu iptal etmeden lehtara iade ettiğini\" ispat etmesi gerekecektir. Davacının bu hususta ispata yarar delil sunamadığı anlaşıldığından; çeklerin hamili olan davalının çekleri alacağına karşılık aldığı savunmasının aksinin ispat edilememesi karşısında, şeklen ciro silsilesinde bir bozukluk bulunmayan çekleri devralan davalının meşru hamil olduğu ve buna göre davacının davalıya karşı sorumluluğu devam ettiğinden; mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ca596fdb520a61b","SID":"1b740405e7b55099"}}