{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1775 Esas<br>KARAR NO: 2024/367<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/04/2018<br>NUMARASI: 2015/202 Esas -  2018/154 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Dairemizin 21/05/2021 tarih 2018/2614 Esas-2021/1036 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/05/2023 tarih 2021/5165 Esas-2023/2569 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin Kırım bölgesinde yetişen “... ” adlı siyah üzümden elde edilen ve konsantre gıda takviyesi olarak kullanılan “...” 90 lı yılların sonu itibarı ile seri üretime geçilerek Ukrayna, Rusya, Azerbaycan gibi ülkelere ihraç edilmeye başlandığını, davacının ... (KİRİL alfabesinde yazıldığı şekliyle ... ya da  ... ) markasını, 23/01/2001 tarihinde Ukrayna ve Rusya da adına tescil ettirdiğini, 15/06/2005 tarihinden itibaren WIPO nezdinde marka olarak tescil ettirdiğini, 2001-2002 yıllarından itibaren Türkiye’ye ihraç edildiğini, ihraç edilen ürünün şişe ve kutularında Latince ... yazıldığını, Ürünün onkoloji dalında çalışan doktor ve tüm eczane depolarında tanındığını, davalı tarafından da 2003 tarihinden beri aralıklarla bu ürünün davacıdan ya da ürünü sattıkları ... isimli Ukrayna şirketinden veya diğer şirketlerden satın alınarak ithal edildiğini , 2013 yılından itibaren ürünün Türkiye’den ithali için herhangi bir sipariş olmaması üzerine durumu araştıran davacının ; davalı tarafından kötü niyetli olarak ... markalarını TPE nezdinde adına tescil ettirdiğini öğrendiklerini,ancak davacının uzun yıllar yaptığı reklam , makale , haber .konferanslarla Türkiye de ve dünyada tanınır hale getirdiği ve gıda takviyesi konusunda son derece etkili bu ürünü davacının hak sahibi olduğunu bilerek ve emek sarfetmeden tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, söz konusu markanın Rusya, Azerbaycan ve Ukrayna gibi kuzey ülkeleri başta olmak üzere uluslararası düzeyde tanınmışlığa sahip olduğunu, davacının bu markaların gerçek hak sahibi olduğunu bu nedenle söz konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı şirket ortağının ... markalı üzüm ekstresini 2001 yılında Kırım Özerk Cumhuriyetinde tanıdığını, ürünün Türkiye’ye getirilmesi için davacıya mümessillik teklif ettiğini, davalının Ukrayna da yerleşik ... Ltd. ile anlaşarak ürünü bu firmadan ithal etmeye başladığını, Türkiye mümessili olan davalının 2002 yılı içinde 10 kişilik bir çalışma grubu oluşturup ürünü Türkiye çapında tanıtım için çalışmalara başladıklarını,  markayı Türkiye çapında tanıttıklarını, davacının ilk ihracatını davalıya yaptığını, geçen bunca yıl içinde Azerbaycan ve Rusya dışında hiçbir ülkeye satış yapmadıklarını halen yurt dışında faaliyetlerinin olmadığını, küçük ölçekli bir firma olduğunu, markayı tescil ettirildiğinin davacıya bildirdiklerini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını,  davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/04/2018 tarihli 2015/202 E. - 2018/154 K. sayılı kararıyla; \"... davalı şirketin, davacı şirkete  aidiyetini bildiği ... ürününü Türk Patent Enstitüsü'ne tescil başvurusu yapmadan önce ithal ettiğinin ispatlandığı, uygulamada markanın aidiyetinin başka bir şirkete ait olduğunu bilerek kendi adına tescil yaptırmanın başlı başına kötüniyetin varlığına işaret etttiği, öte yandan ... ürününün Kril alfabesinde yazılış tarzı olan ... ya da ... şekillerini de marka olarak 2013 yılında davalının kendi adına tescil ettirmiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davalının tescilde iyiniyetli olmadığı, bu açıdan davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasında bulunamayacağı,.. Somut olayda toplanan delillere göre davalının davacıya ait markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiği dolayısıyla sessiz kalma yolu ile hak kaybı savunmasında bulunamayacağı,  açılan davaların süresinde olduğu,..  Bilirkişi raporundan davacı markasının tanınmış marka olmadığının anlaşıldığı, davalının davacının faaliyet göstermediği sınıflarda marka tescilinde bulunabileceği... dosyada toplanan tüm deliller ,hükme dayanak alınan son bilirkişi raporu ile birlikte incelendiğinde davacının üzerinde gerçek hak sahibi olduğu ancak tanınmış olmayan markası yönünden belirli sınıflar yönünden hükümsüzlük isteminin kabülünün gerektiği, diğer sınıflar yönünden ise davacı markası tanınmış olmadığından davacının faaliyette bulunmadığı alanlar yönünden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle; \" davanın kısmen kabulüne kısmen  reddine- Davalı adına  TPE nezdinde tescilli  davalı adına ... no ile tescilli ... markasının 05. Sınıfta yer alan TÜM emtialar için HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN REDDİNE -Davalı adına TPE nezdinde... no ile tescilli olan   ... markasının,  ...  no ile tescilli olan  ...  markasının ,... no ile tescilli olan ... MARKASININ  29, Sınıfta yer alan  “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri; et mamülleri, et hülasaları, et suları, bulyonlar; işlenmiş su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelenmiş, dondurulmuş et ürünleri... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler yemek pişirmek için sebze suları,. Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya ... Hazır çorbalar ve hazır yemekler... Zeytinler, turşular.,, Süt ve süt ürünleri: Her türlü süt, beyaz peynirler, kaşar peynirler, yoğurt, ayran, kaymak; krema, krem şanti, süttozu, kefir, süt oranı fazla sütlü içecekler, meyveli sütler, meyveli yoğurtlar, kımız, süt ve süt ürünlerinden (süt oranı fazla ) tatlılar... Yenilebilir sıvı ve katı  yağlar, margarinler, tereyağlar” kapsamındaki Emtialar yönünden  hükümsüzlük isteminin REDDİNE, bunlar dışında kalan diğer emtia sınıfları yönünden MARKALARIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,Karar kesinleştiğinde kesinleşen kararın TPE’ye bildirilmesine, karar verilmiştir<br>İSTİNAF BAŞVURULARI; Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği  istinaf dilekçesinde; kötüniyetli tescilin söz konusu olmadığını, Yargıtay uygulamasında \"aynı sektörde bulunan tacirlerin, tanınmış markaları kendi adlarına tescil ettirmesi halinde\" kötü niyet karinesinin varlığının kabul edildiğini, müvekkilinin bu ürünü - henüz daha davacı ... şirketinin varlığından dahi haberdar değilken ve henüz kurulmamışken, resmi bir kurum olan ... (...) Enstitüsü’nce üretildiği sıralarda ve adı geçen Enstitü tarafından ihracat işlemlerinin nasıl yapılacağı dahi bilinmediğinden, bir başka Türk şirketi olan ... şirketi vasıtasıyla ülkemize ithalini gerçekleştirdiğini ve yatırım yaptığını, hiçbir şekilde davalı şirketin adı ve unvanı ürün üzerinde kullanılmadığını,  davacının markasının tanınmış olmadığı gibi, markayı ülkemizde tanıtan ve uzun yıllardır emek ve para harcayan tarafın müvekkili olduğunu, -davacı ile müvekkil arasında hiçbir zaman bir distribütörlük veya ticari mümessillik veya vekillik sözleşmesi bulunmadığını,müvekkilinin, markanın kullanılmaya başlandığı tarihlerde davacının “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olup olmadığını bilmediğini, bilmesinin de mümkün bulunmadığını, kaldı ki salt başka bir markanın varlığından haberdar olmanın da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli olmadığını,-mahkemece verilen kararın ülkesellik prensibine aykırı olduğunu, ülkesellik prensibinin hiçbir istisnasının huzurdaki davada uygulanamayacağını, - ... ibaresinin davacı adına herhangi bir ülkede tescilli olmadığını, dava dosyasına ibraz edilen belgelerin incelenmesinde 23 Ocak 2001 rüçhan tarihli Rusya Federasyonu’ndan alınmış marka tescil belgesinde markanın ... olarak değil “...” olarak ... no ile tescil edildiğini,WIPO nezdinde yapılan başvuru ile İngiltere seçilmek suretiyle 15 Haziran 2005 tarihinde tescil edilen markanında “...” olduğunu, ... olarak tescil edilmediğini, -  ... sayılı ... ile ... sayılı ... ibareli markalar bakımından henüz zamanaşımı süresi dolmamış ise de, ... tescil sayılı ... markasının tescili üzerinden yaklaşık 10 yıllık bir süre geçmekle, bu marka bakımından zamanaşımı süresi dolduğunu, - Sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerçekleştiğini, müvekkilinin ... markasının 11.11.2003 tarihinde başvurulmak suretiyle 5.sınıfta adına tescil ettirdiğini, 10 yıl müddetle yoğun bir şekilde kullandığını, 2006 yılında bu kez 05, 29 ve 32.sınıflarda yine ... kelime markası için tescil başvurusunda bulunduğunu ve ilk tescil edilen... sayılı markayı bahsi geçen ikinci başvuru nedeniyle süresi dolduktan sonra yenilemediğini, mahkemece müddet olan bu marka hakkında hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, ancak  2003 yılından itibaren dava tarihine kadar yaklaşık 13 yıl boyunca markayı fiilen kullandığını ve tanıtımı için de yatırım yaptığını, davacının dava dilekçesinde 2013, cevaba cevap dilekçesinde ise 2015 yılında öğrendiğini bildirdiği markaların varlığından, bundan çok daha önce haberdar olması gerektiğini, davacının müvekkilin markaları gibi, tescilli alan adlarından da haberi olmadığını ileri sürmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımından farklı bir hukuki kavram olan sessiz kalma yoluyla hak kaybının, tüm markalar bakımından gerçekleşmesine rağmen, mahkemece bu savunmanın da reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kabul edilen kısmının bozularak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; mahkemeye sundukları son dilekçe ve 17/05/2016 tarihinde dosyaya sunulan görsellerde, davalının dava açıldıktan sonra kurduğu \"....com\" sitesinden alınan görsellerde, davalının ihraç ettiği ürün kutu ve şişelerinde ... ve Kiril alfabesiyle yazılı şeklinin ve müvekkili şirketin adının yazıldığını, beyanlarından sonra siteden apar topar kaldırıldığını, davalının kendi ürettiği şişe görselini sanki 2003 yılından beri müvekkilinden ithal ettiği ürünmüş gibi sunma gayretinde olduğunu,-mahkemenin davalının kötüniyetli olduğunu tespit ettikten sonra tüm sınıflarda  ve tüm markaların hükümsüzlüğüne karar vermesi gerektiğini beyanla kararın kabul edilen kısmının onanmasını, red edilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER; Davacı tarafça sunulan belgelerden; 23/01/2001 tarihinde yapılan başvuru ile  Rusya Federasyonu Fikri Mülkiyet Federal Kurumu'nda \"...\" markasının (Kiril alfabesinde yazıldığı şekliyle ... ya da ...) markasının davacı ... Ltd. Şti.'adına tescilli olduğu, davacı şirketin 15/06/2005 tarihinden itibaren Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde ürünün Uluslararası Marka hakkını tescil ettirmiş olduğu anlaşılmıştır. TPE kayıtlarından; davalı adına 05. sınıfta tescilli ... sayılı ... markasının 06/05/2005 tarihinde, 05/29/32. Sınıflarda tescilli ... sayılı ... markasının 31/10/2007 tarihinde,05/29/32. Sınıflarda tescilli ... sayılı ...  markasının 13/08/2014 tarihinde ve ... sayılı ...  markasının 12/09/2014 tarihinde tescil edildiği, TPE'nin 21/10/2015 tarihli yazı cevabından ... sayılı ... markasının koruma süresi içerisinde yenileme yapılmadığından sahibi adına geçerliliğini korumadığı anlaşılmıştır.  Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan 2004/2016 tarihli raporda; davalı şirketin ... Ltd. Şti.'den ilk ithalat tarihinin 30/05/2003 tarihi olduğu, 24/03/2002 ve 26/03/2014 tarihlerinde 5.440,00 TL bedelli el ilanı, afiş ve stand tanıtım malzemesi harcaması yapıldığı beyan edilmiştir.  Mahkemece Marka vekili, Gıda Mühendisi ve Finans Uzmanı bilirkişilerden alınan 10/03/2017 tarihli raporda; açılan hükümsüzlük davasının, davaya konu marka tescillerinin kötü niyetle yapılmış olması nedeniyle süreye bağlı olmadığı, davalının davaya konu markanın davacıya ait olduğunu bilmesine rağmen TPE nezdinde marka tescili yaptırmamış olmasından da faydalanarak, davacı markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini kendi adına tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu ve bu bakımdan tescil edildiği tüm sınıflar açısından hükümsüzlüğüne karar verilebileceğini ,markalarının sektöründe tanınmış olup olmadığı hususunda kanaat oluşturabilmek için heyete onkoloji alanında uzman doktor ve eczacının eklenmesinin uygun olacağını bildirdikleri anlaşılmıştır.  Mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda;  Davalı adına  TPE nezdinde tescilli ... no ile tescilli ... markasının 05. Sınıfta yer alan tüm emtialar için hükümsüzlük istemini reddine, karar verilmesi gerektiğini,Davalı adına TPE nezdinde ... no ile tescilli olan   ... markasının  29, Sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri; et mamülleri, et hülasaları, et suları, bulyonlar; işlenmiş su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelenmiş, dondurulmuş et ürünleri... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler yemek pişirmek için sebze suları,. Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya ... Hazır çorbalar ve hazır yemekler... Zeytinler, turşular.,, Süt ve süt ürünleri: Her türlü süt, beyaz peynirler, kaşar peynirler, yoğurt, ayran, kaymak; krema, krem şanti, süttozu, kefir, süt oranı fazla sütlü içecekler, meyveli sütler, meyveli yoğurtlar, kımız, süt ve süt ürünlerinden (süt oranı fazla ) tatlılar... Yenilebilir sıvı ve katı  yağlar, margarinler, tereyağlar” kapsamındaki emtialar  yönünden  hükümsüzlük isteminin reddine, bunlar dışında kalan diğer emtia sınıfları yönünden markanın hükümsüzlüğü isteminin kabulüne keza, Davalı adına TPE nezdinde  2013/81802  no ile tescilli olan ... markasının  29, Sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri; et mamülleri, et hülasaları, et suları, bulyonlar; işlenmiş su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelenmiş, dondurulmuş et ürünleri... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler yemek pişirmek için sebze suları,. Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya ... Hazır çorbalar ve hazır yemekler... Zeytinler, turşular.,, Süt ve süt ürünleri: Her türlü süt, beyaz peynirler, kaşar peynirler, yoğurt, ayran, kaymak; krema, krem şanti, süttozu, kefir, süt oranı fazla sütlü içecekler, meyveli sütler, meyveli yoğurtlar, kımız, süt ve süt ürünlerinden (süt oranı fazla ) tatlılar... Yenilebilir sıvı ve katı  yağlar, margarinler, tereyağlar” kapsamındaki emtialar yönünden  hükümsüzlük isteminin reddine, bunlar dışında kalan diğer emtia sınıfları yönünden markanın hükümsüzlüğüne, davalı adına TPE nezdinde  ...  no ile tescilli olan ... markasının  29, Sınıfta yer alan  “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri; et mamülleri, et hülasaları, et suları, bulyonlar; işlenmiş su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelenmiş, dondurulmuş et ürünleri... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler yemek pişirmek için sebze suları,. Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya ... Hazır çorbalar ve hazır yemekler... Zeytinler, turşular.,, Süt ve süt ürünleri: Her türlü süt, beyaz peynirler, kaşar peynirler, yoğurt, ayran, kaymak; krema, krem şanti, süttozu, kefir, süt oranı fazla sütlü içecekler, meyveli sütler, meyveli yoğurtlar, kımız, süt ve süt ürünlerinden (süt oranı fazla ) tatlılar... Yenilebilir sıvı ve katı  yağlar, margarinler, tereyağlar” kapsamındaki emtialar yönünden  hükümsüzlük isteminin reddine, bunlar dışında kalan diğer emtia sınıfları ... markanın hükümsüzlüğüne, karar verilebileceğini bildirdikleri anlaşılmıştır.DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 2018/2614 sayılı kararı ile; \"Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli ... sayılı ..., ... sayılı ..., ... sayılı ...  ve ... sayılı ... markalarının kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, mahkemece markaların kötüniyetli tescil edildiğinin tespit edildiğini, davaya konu markaların, tüm sınıflar  yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili de istinaf dilekçesinde; kötüniyetli tescilin söz konusu olmadığını, kararın ülkesellik prensibine aykırı olduğunu, istisnaların söz konusu olmadığını, hükümsüzlük taleplerinin 5 yıllık süre içerisinde ileri sürülmediğini, sessiz kalma suretiyle hak kaybı gerçekleştiğini ileri sürmüştür.Davaya konu, davalı adına 05. Sınıfta tescilli ... sayılı ... markasının koruma süresi içerisinde yenileme işlemi yapılmadığından müddet olduğu ve konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu markaya ilişkin yargılama giderleri yönünden davacının haklılık durumu incelenmiştir.Davalı adına tescilli ... sayılı ... markasının 06/05/2005 tarihinde, ... sayılı ... markasının 31/10/2007 tarihinde, ... sayılı ...  markasının 13/08/2014 tarihinde ve ... sayılı ...  markasının 12/09/2014 tarihinde tescil edildiği, 01/10/2015 dava tarihi itibarıyla ... sayılı ve ... sayılı ... markaları yönünden, hükümsüzlük davası açmak için 556 Sayılı KHK 42/1-a maddesinde öngörülen  5 yıllık sürenin dolduğu, diğer markalar yönünden ise sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalının markaları kötüniyetle tescil ettirildiği ve KHK 42/1-a maddesi gereğince hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadığı ileri sürülmüştür. Davalı vekili ise yargılamada ve istinaf dilekçesinde kötüniyetli tescil iddiasının yerinde olmadığını savunmuştur.Dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 Sayılı KHK 42. Maddesinde kötüniyetli  tescil hükümsüzlük nedeni olarak sayılmamış, ancak yerel mahkemenin direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 16.07.2008 tarihli 2018/11-501 E- 2008/507 K sayılı kararda; \"...Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği.. gerek öğretide ileri sürülen görüşler, gerekse mukayeseli hukuk ve mehaz Avrupa Birliği mevzuatında yer alan hükümler itibariyle; markalar hukukundaki ülkesellik ve başvuru ve tescilde öncelik ilkelerinin yanında başvuru ve tescilde kötü niyetin himaye edilmemesine ilişkin temel ilkenin de aynen korunduğu anlaşılmaktadır.  556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nin amacına uygun olduğu\" açıklanarak, somut olayda şartları bulunması halinde kötüniyetli tescilin hükümsüzlük nedeni sayılacağı kabul edilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.03.2021 tarihli,  2020/1842 Esas- 2021/1878 Karar sayılı emsal kararında;  \" marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle markadan doğan hakların kötüye kullanılması amacıyla yapılan marka tescili, kötü niyetli marka tescili olarak kabul edilmektedir. Hangi şekilde yapılan marka başvurularının kötü niyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmayıp, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edilmektedir...  tescilli marka sadece tescilli olduğu ülkede koruma altında bulunmakta olup her ne kadar davacının yurtdışında tescilli markaları davalının Türkiye’de tescilli markasıyla aynı ibare ve aynı sınıf hizmetleri taşısa da “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği davalının dava konusu markayı Türkiye’de tescil ettirmesine engel değildir. Davalının dava konusu markayı tescilde yukarıda anılan ve kötüniyetli tescil konusunda karine olabilecek davranışlarda bulunduğuna dair dosya kapsamında birbelirleme de yapılamadığına göre davalının 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi uyarınca kötüniyetli marka başvurusunda bulunduğundan bahisle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır \"  gerekçesiyle, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Davacı tarafın Türkiye'de tescilli markası bulunmamaktadır. ... markası 15/01/2003 tarihinden itibaren 05/35 ve 41. Sınıflarda yer alan mallar için Rusya'da ve 15/06/2005 tarihinden itibaren WIPO nezdinde tescil edilmiştir. Davacı markasının tanınmış marka olduğu ispatlanamamış, mahkemece de tanınmış olmadığı tespiti yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde 2001-2002 yılından itibaren müvekkilinin ürününün Türkiye'ye ihraç edilerek satıldığını, davalının da müvekkilinden yada müvekkilinin ürününü satan şirketlerden temin ederek Türkiye'de ürünü sattığını ileri sürmüş ancak markasını taşıyan ürünleri 2001-2002 yıllarında Türkiye'ye ihraç ettiği ve sattığına dair fatura, ihraç belgelerini sunmamıştır . Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, ... markalı üzüm ekstresini 2001 yılında Kırım Özerk Cumhuriyetinde resmi bir kurum olan ... (...) Enstitüsü’nce yapılan Konferansta tanıdığını, mümessillik almak için davacıya başvurduğunu, davacının ise ihracat yapmayı bilmediklerinden Yalta/Kırım'da teslim edebileceklerini söylediğini, kendilerinin de Ukrayna'da yerleşik ... Ltd. Şti.'den bu ürünü almaya başladıklarını beyan etmiş ve faturalar ile ithalat beyannameleri sunmuştur. Davacı vekili de dilekçelerinde, davalının 2003 yılından itibaren Ukrayna menşeili ...  Şirketinden ürün temin ettiğini  kabul etmiş ancak ürünü ... şirketine kendisinin sattığını beyan etmişse de, dosya kapsamına bu yönde delil sunulmamış, dava dilekçe ekinde sunulan 10/10/2003 tarihli gümrük belgesinde davacının unvanının yazılı olmadığı, ... şirketi ve davalının adının yazılı olduğu anlaşılmıştır.Markanın ülkeselliği prensibi gereğince, davacı tarafça markanın Türkiye'de davalının tescil tarihlerinden önce ilk defa fiilen kullanılarak hak sahibi olunduğu ispatlanamadığından,  davacı tarafın kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkının bulunmadığı, davalı tarafın tescilden ve kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın dilekçelerindeki beyanlarından, marka tescil tarihleri itibarıyla, davacının üzüm ekstresi üzerinde ... markasının, Kiril alfabesi ile yazılı şeklinin kullanıldığını bildiği anlaşılıyorsa da, taraflar arasında, ticari mümessillik, distrübütörlük gibi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, ... markasının ilk olarak tescil başvurusunun yapıldığı tarihte de davacı markası tanınmış marka da değildir. Somut olayda, sırf başkasına ait yurt dışında tescilli markanın aynısı yada çok benzerinin aynı sınıf mal ve hizmetlerde tescil edilmesi, Yargıtay'ın emsal kararlarında da açıklandığı üzere, davalının kötü niyetli olduğunu göstermez.Davalının bu markaları kötüniyetli tescil ettirdiğini gösteren somut veriler bulunmamasına rağmen, mahkemenin davalının kötüniyetli olduğunun tespiti kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalının markanın tescilinden itibaren tanıtım faaliyetlerine giriştiği, fuarlara katıldığı, markayı bilfiil ve aralıksız olarak (2007-2010 yıllarında kurucu ortakları ... olan dava dışı ... Ltd.Şti. Tarafından olmak üzere) ithal ettiği ürünler üzerinde kullandığı anlaşılmakla, markayı yedekleme, davacının Türkiye'de markasını tescil ettirmesi yada kullanmasını önleme, şantaj yapma gibi amaçlarla tescil ettirmediğinin anlaşıldığı, kötüniyet koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, davacının  ... sayılı ... markası ile ... sayılı ... markası yönünden, 5 yıllık dava açma süresini geçirdiği kanaatine varılmıştır. Davacı adına tescilli  ... sayılı ... markasının 05/29/32. Sınıflarda tescilli olduğu hükümsüzlüğe konu... sayılı ... markası ve ... sayılı ... markasının, aynı sınıf ve alt sınıflarda ve ... ibaresinin KİRİL Alfabesiyle yazılması sureti ile elde edildiği anlaşılmakla, davalı tarafça markanın ayırt edici unsurlarının değiştirilmeksizin seri markalar oluşturulmak istendiği kanaatine varılmış, davalı aynı sınıflarda tescilli ... sayılı ... markasından kaynaklanan müktesep hakkından faydalanacağından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, ... sayılı ... markası müddet olduğundan bu marka hakkında konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu diğer markaların hükümsüzlük talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. \" gerekçesiyle;  \"Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Kısmen kabul/kısmen reddine\" karar verilmiştir.Dairemiz kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.HD'nin 02/05/2023 2021/5165 Esas 2023/2569 Karar sayılı  ilamıyla; \"Bölge Adliye Mahkemesince, davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğu, kötü niyetin varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmayacağı ve kötü niyetin bölünemeyeceği, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile  ticari vekil veya temsilcisinin marka sahibinin izni olmaksızın markayı adına tescil ettirmesinin bir nispi ret ve hükümsüzlük sebebi olarak öngörüldüğü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. \"açıklanarak kararın bozulmasına karar vermiştir. Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ile Dairemizin kararında direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava,  davalı adına tescilli ... sayılı ..., ... sayılı ..., ... sayılı ...  ve ... sayılı ... markalarının kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, mahkemece markaların kötüniyetli tescil edildiğinin tespit edildiğini, davaya konu markaların, tüm sınıflar  yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili de istinaf dilekçesinde; kötüniyetli tescilin söz konusu olmadığını, kararın ülkesellik prensibine aykırı olduğunu, istisnaların söz konusu olmadığını, hükümsüzlük taleplerinin 5 yıllık süre içerisinde ileri sürülmediğini, sessiz kalma suretiyle hak kaybı gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Yargıtay bozma ilamında da açıklandığı üzere, davalı yan, cevap dilekçesinde,\"...\" isimli marmanın davacıya ait olduğunu bildiğini hatta davacının Türkiye memessili olmak istediğini ikrar ettiği,  somut olayda davalının davaya konu markanın davacıya ait olduğunu bildiği hatta davacının Türkiye\"de ticari mümessilliğini yapmak amacıyal \"...\" markasını taşıyan ürünleri dava dışı ... şirketi aracılığıyla davacıdan dolaylı olarak ithal edip sattığı kendi ikrarı ile sabit olup; davalı, \"...\" ibaresini bu ibarenin gerek latin, Alfabesi gerekse de kril alfabesindeki yazım şeklleriyle adına tescil  ettirmiş olduğu (dava konusu ...sayılı marka davacı adına yurt dışında tescilli olan\" ...\"ibaresini aynen içermekte ve münhasıran bu ibareden oluşmaktadır) davaya konu ...  sayılı marka, süresinde yenilenmeyip müddet hale geldiği bunun yanında, davalı her ne kadar davacının marka tescilinden haberdar olduğunu ve bu hususa muvafakat ettiğini savunmuşsa da davacının bu iddiayı yalanladığı,davalı yanın bu savunmanın aksini kanıtlayacak delil ibraz etmediği, davalının başkasına ait olduğunu bildiği markayı gerçekte kullanma amacı olmaksızın kendi adına mal etmek, davacının bu markayla Türkiye\"de ticaretini yapmasını engellemek ve yedekleme amacıyla daına marka olarak tescil ettirdiği, ve tescilde kötüniyetli olduğu, kötüniyetin varlığı halinde  sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olmayacağı ve kötüniyetin bölünemeyeceği, 556 sayılı KHK\"nın 8. Maddesinin ikinci fıkrası ve aynı KHK\"nın 42. Maddesinin 1. Fıkrasının  (b) bendi uyarınca ticari vekil veya temsilcinin marka sahibinin izni olmaksızın markayı adına tescil ettirmesinin bir nispi ret ve hükümsüzlük sebebi olarak öngörüldüğü göz önüne alındığında davanın kabulüne davalı vekilinin  istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddine  karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,3-İstanbul 1. FSHHM'nin 12/04/2018 tarihli 2015/202 Esas, 2018/154 Karar sayılı kararının  6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,4-Davanın kısmen KABULÜNE,5-Davaya konu ... sayılı ... markası müddet olduğundan bu marka hakkında konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı adına ... sayılı ... markasının, ... sayılı ... markasının  ve ... sayılı ...  markasının tescilli oldukları tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,İlk derece yargılaması yönünden;7-Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan peşin ve ıslahen alınan (27,70+35,90) harcın mahsubu ile bakiye 364,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA, 8-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 27,70 TL başvuru harcı 27,70 TL peşin harç ve 35,90 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 91,3-TL ile  400,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı ve 1,994,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.485,80- TL yargılama giderinin 3/4'ü olan 1.864,35-TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalanının davacı üzerinde bırakılmasına 9-Davalı tarafça yapılan 1.598,00 TL yargılama giderinin 1/4'i olan 399,5-TL'nin  davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, geri kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,10-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ne göre 25.500,00 TL maktu vekalet ücreti taktirine davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,11-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ne göre 25.500,00 TL maktu vekalet ücreti taktirine davacıdan  tahsil edilerek davalıya  ödenmesine,İstinaf ve temyiz yargılaması yönünden; 12 Davalı vekilinin istinaf başvurusu red olunduğundan, alınması  gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından istinafa geliş aşamasında peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70  TL harcın davalıdan tahsiliyle HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 13-İstinaf talebi kabul edilen davacı tarafından istinafa geliş aşamasında peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,  14-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,15-Davacı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı,  292,10 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 370,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 750,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edilmekle; 16-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmış, yapılan celse sayısı da dikkate alındığında davacının istinaf istemi kabul edildiğinden  2024 yılı AAÜT gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine 10.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talepleri halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle  karar verildi. 28/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b849e670ce7d66b0","SID":"1543f2f66aed1907"}}