{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/242 <br>KARAR NO\t: 2024/571<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/11/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/246 Esas,  2021/412 Karar\t<br>DAVA\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davacının anonim şirkette pay sahibi olduğunu tespiti ile payların davacı adına pay defterine tescili ile 2017 yılı temettü alacağına ilişkin  olarak açılan davanın  yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 10.000 adet hissesi müvekkili ...'a ait olduğunu, davalı şirket pay sahipler ..., ..., ..., ... ve ... ile birlikte şahit sıfatıyla ... tarafından davalı şirketin 10.000 adet hissesinin davacıya ait olduğu ve bunlardan doğan kar paylarının davacıya ödeneceğine ilişkin tutanağın 06/05/2005 tarihinde imzalandığını, kendi mülkiyelerinde bulanan 10.000 adet hissenin gerçek malikinin müvekkili ... olduğunu, bu paylardan doğan temettü haklarının da davacıya ait olduğunu açıkça beyan ve taahhüt ettiklerini, davacıya ait paylar nedeniyle tahakkuk eden kar payları 2016 yılına kadar tam olarak ödendiğini, tutanağı imzalayan ... ve birinci derecede akrabalarının hissedarı olduğu ... İnşaat Madencilik Tic. San. Ltd. Şti tarafından yapıldığını bahsedilen ödemelerin davalı şirket namına havaleleri gerçekleştiren ... ve ... tarafından müvekkilinin yeğeni, oğlu ve kardeşinin kişisel hesaplarına (..., ..., ...) yapıldığını, dosyaya mübrez edilen dekontların ödemeleri ilgili yıllara ilişkin kar payı ödemeleri olduğu, davalı şirket genel kurulunda hisse başına ödenmesi gereken kar payı tutarları ile birebir örtüştüğü açıkça ortaya çıkacağını, davalı şirketin 2017 yılı kar payı ödemesini davacıya yapmadığını, davacı ...'ın şirkette hissedar olmasına rağmen 2017 yılına ilişkin genel kurula davet edilmemesi üzerine, ekte sunulan Kadıköy .... Noterliği'nin 08/05/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edildiğini, yapılan genel kurulda kar dağıtım kararı alındığını, davalı şirketin ancak icra takibi tazyikiyle bir kısım ödemeyi diğer müvekkili ...Tekstil'e yaptığını, davalı şirketin 2017 yılı kar payını ödememesi üzerine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası altında davacı ...'a vekaleten ilamsız icra takibi başlattığını, davalı şirketçe takibe haksız olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin ortağı olduğu ve davalı şirketin hissedarı olan ...TEKSTİL adına da 2017 yılı kar payı alacağı için İstanbul Anadolu... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası altında başlattığı icra takibinde, davalı şirket alacağı dosyaya ödemediğini, icra takibinin tazyikiyle pay defterine kayıtlı olan ...Tekstil'in kar payı ödemesini yaptığını, ancak kötü niyetli olarak ...'ın hak kazandığı kar payı ödemesini yapmadığını, tutanağı imzalayan gerçek kişiler davalı şirketle birlikte müvekkilinin kar paylarını ödenmesi hususunda müteselsilen ve şahsen sorumlu olduğunu, davacının hak kaybına uğramaması bakımından, gerçek kişi davalılara ait olan hisseler üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğin, müvekkilinin pay sahiplerinin tespitini, davalı gerçek kişilerin görünüşte maliki olduğu 10.000 adet hissenin müteselsil sorumluluk esasına göre gerçek pay sahibi davacı adına davalı şirket pay defterine tesciline, 10.000 adet hisse için 2017 yılı temerrütü ödemesi olan 950.000,00 TL'nin ödeme gününe kadar geçecek süre için tahakkuk edecek avans faizi ile birlikte, üçünçü kişinin fiilini tahahhüt hükümlerine göre kendi içlerinde müteselsilen sorumluluk altında olan ..., ..., ..., ..., ...'ten ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre pay sahibine karşı yükümlülüğü nedeniyle davalı şirket ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; bir miktar paranın ödemesini gerektiren tüm davalarda dava açmak isteyen taraf, öncelikle yoluna başvurmak zorunda olduğunu, davacı sadece davalılardan müvekkil ... Holding A.Ş için arabuluculuk başvurusunda bulunmuş diğer davalılar hakkında arabuluculuk başvurusu yapmadığını, her türlü zamanaşımı süresi  ve hakdüşürücü süre dolduğunu, zamanaşımı definde ve hükdüşürücü süre itirazında bulunduklarını, davanın \"Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak\" davası olduğunu belirtilmiş ise de, yasaya göre satış sözleşmesi satıcının, satılan zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme alıcının ise buna karşılık bedele ödeme borcunun üstlendiği sözleşme olduğunu, 06/05/2005 tarihli tutanağın ticari olan şirket hisse satışı niteliğinde olmadığını ve tutanak tarihinden sonrada satışa dair hiçbir işlemin yerine getirilmediğini ve kağıt üzerinde kalan bir durumundan ileri gitmediğini hisse satışının TTK'ya göre belli usule tabi olduğunu, davacı tarafından ekte sunulan tutanağın 06/05/2005 tarihli olduğunu ve aradan 14 yıldan fazla zaman geçmekle ilk kez iş bu dava ile karşına çıkması nedeniyle henüz muttali olduğunu zamanaşımına uğraması nedeniyle kabul etmediklerini, tutanakta ismi bulunan davalılardan ..., ...  ve ...'in tutanak tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, hisse satışının gerçekleşmediğini ve yoklukla malül oldğunu ve hükümsüz olduğunu, taraflar arasında hukuken geçerli bir hisse devri bulunmadığını, TTK'ya göre geçerli bir hisse devri yapılmadığın, hukuki işlemle hisse senetlerinin devri, ciro edildiğini ve nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceğini, şirketin sermayesi her biri 1 TL itibari değerde maya yazılı 120.000 adet paye bölündüğünü, davacının, dosyaya ibraz ettiği tutanakta bahsi geçen 10.000 adet ... Holding A.Ş hisselerinden ne miktarının hangi davalılara ait olduğunu ve davacının hangi davalıdan aldığını iddia ettiği hesseler için hangi davalılara ne kadar para ödediğini, varsa ödeme belgelerini ibraz etmediğini, devir işlemi için zamanında şirkete başvuruda bulunup bulunulmadığını, bulunmuş ise aldığı cevabı dosyaya ibraz etmediğini, bu durumda TTK ve TBK hükümlerine göre hisse senedinin ticari alım-satım işlemi gerçekleşmediğini, gerek TTK ve gerekse müvekkil şirket ana sözleşmesi uyarınca taraflar arası mülkiye devri için imzasını havi temliknamenin yapılması, hisse senedini ciro edilmesi ve alıcıya teslim gerekli olduğunu, hisse devir işlemi bu suretle tarafılar arasında tamamlanmış olduğunu, müvekkil şirkete ait hisse senetlerinin nama yazılı olduğu şirket ana sözleşmesinden belirtildiğini, nama yazılı hisse senedi kanunen emre yazılı bir senet ve senedin devri ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile gerçekleştiğini, sonuç olarak hukuken geçerli bir hisse devri işlemi bulunmadığını, dekontlara göre gerek kar payını aldığını iddia ettiği kişilerin gerekse kar payını ödediği iddia edilen tüzel kişinin davada sıfatı bulunmadığını, dekontlardaki alıcıların davacı ... olmadığı görülmediğini, dekont üzerinde kar payı oldğuna dair bir açıklama bulunmadığını, bu ödeme nedeniyle davalıların iş bu dava ile irtibatlandırılmaya çalışmasının hukuken imkansız ve iyi niyetli uzak bir yaklaşım olduğunu,  davacının ...Tekstil ödeme yapıldığına ilişkin beyanları kabul etmediklerini, şirketin pay defterinde kayıtlı ortağı olan tüzel kişiyle ödeme yapıldığını beyan  ve kabul ettiğine göre ...'ın ortak olması ve hak etmesi halinde kar payının ödeneceğini bilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin sermaye piyasası kanuna tabi olmadığını, bu nedenle İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin 2018/... Esas numaralı dosyasının celbini, dava şartı itirazının zamanaşımı definin ve hak düşürücü itirazının incelenerek karara bağlanmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 6325 saylı yasaya göre müvekkilleri için arabuluculuk dava şartının yapılmadığını, zamanaşımı gerçekleştiğini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini, dava şartı arabuluculuk yoluna gidilmeden dava açılmış olması nedeniyle mahkemece davanın doğrudan doğruya usulden reddedilmesi gerektiğini, 06/05/2005 tarihli ve aradan 14 yıldan fazla zaman geçmekle ilk kez iş bu dava ile karşınıza çıkması nedeniyle henüz muttali olduğunu, kabul etmediklerini, zamanaşımına uğradığını,  davalılar ..., ... ve ...'in tutanak tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, dava tarihinde ise ... ve ...'ın hisselerinin bulunmadığını ve davalı taraf olan müvekkilleri ... ve ...'ın malik olmadıkları aşamada hisse devri yapmalarının imkansız olduğunu, taraflar arasında hukuken geçerli hisse devri gerçekleşmediğini, hukuki işlemle hisse senetlerinin devri, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceğini, davacı tarafından sunulan dekontların göndericisinin ve alıcısının davada sıfatı bulunmadığı ve gönderilen paranın kar payı olduğuna dair hiçbir açıklamanın olmadığını, bu nedenle zorunlu olan arabuluuluk yoluna başvurmadan dava açılmış olması nedeniyle dava şartı gerçekleştirilmeden açılan davanın reddini, takiben delillerin toplanması ile zamanaşımı, usul ve esastan davacının tüm taleplerinin ve davacının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \" Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı gerçek kişiler arasında 06/05/2005 tarihli tutanak başlıklı belgenin imzalandığı, bu belge de davalı gerçek kişilerin...A.Ş'de sahip oldukları 10.000 adet hisse senedinin davacıya ait olduğunu ve temettü ödemelerin davacıya yapılmasını kabul ettikleri, tutanak tarihinden davalılardan... ve ... dışında diğer kişilerin davalı şirkette pay sahibi olmadıkları, ...ve ... ise tutanak tarihinde davalı şirkette 10.000 adet hisselerinin bulunmadığı, davalı...'e bu tutanak nedeniyle gönderilen paraların davacı tarafından da gönderilmediği, Anonim Şirket statüsünde bulunan davalı şirketteki hisselerin ana sözleşmede nama yazılı olarak belirlendiği, nama yazılı hisse senetlerinin devrinin ancak ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olduğu, ana sözleşmede ayrıca yönetim kurulunun da onayının gerektiğinin belirtildiği, dava konusu edilen 10.000 adet hissenin davacıya ciro ve zilyetliğin devri yoluyla aktarılmadığı, davacının pay sahipliğinin pay defterine işlenmediği, pay defterinde yazılı bulunmadıkça davalı şirkete karşı pay sahipliği iddiasının ileri sürülemeyeceği, davacı kendisine 2016 yılına kadar kar payı ödemesini yapıldığı iddia etmiş ise de, davacıya davalılardan...  ve dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti tarafından paralar gönderildiği, bu paraların gönderilmesine ilişkin dekontlarda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, bu nedenle yapılan ödemelerin kar payına ilişkin olduğunu tespit edilemediği gibi davacı tarafından bu yönde delilde sunulamadığı, kaldı ki davacıya yapılan bu havalelerin davalı şirket tarafında da gönderilmediği, davacının ortak olduğu ...Tekstil Ltd. Şti.'nin davalı şirkette hissedar olduğu, bu şirkete hissedarlığı nedeniyle kar payı ödemlerinin yapılmasının olağan olduğu ve davacının ...Tekstil Ltd. Şti.'nde ortak olması davalı şirkette de hissedar olması sonucunu doğurmayacağı, davacının davalı şirkette pay sahibi olduğuna yönelik iddiasını başka türlü delillerle de ispatlayamadığı\"gerekçesiyle \" Davanın reddine \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, davalı  şirketin 10.000 adet hissesinin davacıya ait olduğunun tutanak ile belirli olduğu ve bu tutanağın inkar edilmediği, kar paylarının 2016 yılına kadar kendisine tamamen ödendiği, dinlenen tanıkların beyanlarının iddialarını destekler mahiyette bulunduğu, bu nedenle mahkemece davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken reddi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, tutanağı imzalayan gerçek kişilerin davalı şirket ile birlikte kar paylarının ödenmesi hususunda müteselsilen ve şahsen sorumlu olduğu, bu hususunda 3. Bir kişinin fiilini üstlenme olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bu sebeple de bundan doğan zararı tazmin ile yükümlü olduklarını  belirterek kararın kaldırılması istemi ile  istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, davacının anonim şirkette pay sahibi olduğunu tespiti ile payların davacı adına pay defterine tescili ile 2017 yılı temettü alacağına ilişkindir.    <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili tarafından 09/07/2019 tarihli dava dilekçesi ile terditli olarak davalı şirketten pay sahipliğinin tespiti ile pay defterine tescili ve 2017 yılı için 10.000 adet hisse karşılığı 950,000,00-TL temettü ödemesinin avans faizi ile birlikte  davalılardan tahsili istemi ile açılan davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması neticesinde; davanın reddi yönünde karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından \" eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, davalı  şirketin 10.000 adet hissesinin davacıya ait olduğunun tutanak ile belirli olduğu ve bu tutanağın inkar edilmediği, kar paylarının 2016 yılına kadar kendisine tamamen ödendiği, dinlenen tanıkların beyanlarının iddialarını destekler mahiyette bulunduğu, bu nedenle mahkemece davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken reddi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, tutanağı imzalayan gerçek kişilerin davalı şirket ile birlikte kar paylarının ödenmesi hususunda müteselsilen ve şahsen sorumlu olduğu, bu hususunda 3. Bir kişinin fiilini üstlenme olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bu sebeple de bundan doğan zararı tazmin ile yükümlü olduklarını \"   ifade ederek  kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna  başvurulmuştur. <br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalılardan...Holding A.Ş şirketine karşı olarak açılan davada, dayanılan tutanak başlıklı belgede şirketin kaşe ve imzasının bulunmaması bu belge tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanuna ve  şirket ana sözleşmesine göre pay senetlerinin nama yazılı olarak çıkarıldığının anlaşılmış olması, nama yazılı pay senetlerinde devir kurallarına riayet edilmemesi yanında pay  devri için ana sözleşme ile belirlenen yönetim kurulu onayının mevcut  olmaması davacıya yapıldığı ileri sürülen kar payı ödemelerinin  davalı şirket dışında başka bir şirket  ve kişi tarafından yapılmış olması, bu ödemelere ilişkin dekontlarda açıklamanın yer almaması sebepleri ile ilk derece mahkemesince davalı...Holding A.Ş yönünden davanın reddi kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemesine göre davacı  vekilinin bu yöndeki istinaf başvurularının esastan reddi gerekmiştir. <br>Ancak dava dilekçesi ile terditli taleplerde bulunan davacının son talebi olan tutanak altında  imzası yer alan kişilerin tutanak içeriğine göre taahhütlerinin  nitelendirilerek bu nitelendirme kapsamında değerlendirme ve yargılama yapılıp sonucuna göre olumlu veya olumsuz  karar verilmesi gerekirken bu konuya ilişkin ilk derece mahkemesince yapılan yargılama da  yeterli değerlendirmenin yapılmaması sebebiyle bu yöndeki davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK 'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, Erzurum Asliye Ticaret  Mahkemesi 'nin 08/11/2021 tarih ve 2019/246 Esas, 2021/412 Karar sayılı kararının, HMK’nın 355, 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının davacıya iadesine,<br>4-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>5-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere  .... tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a683a02b0024e4e","SID":"262d3cbbb86c36b5"}}