{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/209 <br>KARAR NO\t: 2024/83<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/09/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2018/619 Esas,  2021/326 Karar<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 01/04/2017 tarihli Tedarikçi Taşeron Sözleşmesi uyarınca davalılara .../ Erzurum İmam Hatip Okulu Yapım işi dolayısıyla davalılara Gıda, Temizlik vb. Gibi malzemeleri verdiğini ve 20/10/2017 tarihli kesin hakediş belgesi dolayısıyla kendisine ödenmesi gereken 78.525,00 TL ödenmediğini, alacağın tahsil edilememesi üzerine borçlular aleyhine Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davalıların itirazlarının dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin alacağı tutara karşılık gelen malzemelerini verdiği ve kendisine kesin hakediş belgesinin de düzenlendiğini, yapılan itirazın alacağın sürüncemede kalmasını sağlamak e müvekkiline zarar vermek amacıyla yapıldığını, bu nedenlerle haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... İnş. Enerji San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili 08/05/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği gibi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle takibe itiraz edildiğini,  davacının ifasını üstlenmiş olduğu hizmeti müvekkil şirkete hiç teslim etmediğini, davacı şirketin söz konusu mal ve hizmetlerin ifa edildiğini iddia ediyorsa bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, ancak davacı yanın söz konusu mal ve hizmetlerin müvekkile teslim edilmiş olduğuna ilişkin ispata elverişli delil sunamadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, takibin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı ... İnş. Taah. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili 14/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketin davacı tarafa belirttiği gibi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu tüm işlemlerin yasaya uygun olduğunu, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, bu nedenlerle davanın usulden ve esas yönünden reddine, davacı yan aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalı şirketlerin kurduğu adi ortaklığa bir takım malları teslim edip etmediği ve bu malların davalılar tarafından ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır. Davacı ile davalılar arasında 01.04.2017 tarihinde imzalanan sözleşme hususunda bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Davacı bu sözleşme kapsamında dava dilekçesinin ekinde sunduğu sipariş fişlerinde belirtilen malları davalılara teslim ettiğini ancak davalıların bu teslimden sonra ödeme yapmadığını beyan etmiştir. Davalılar ise aralarındaki sözleşme kapsamında davacının  mal tesliminde bulunmadığını sözleşmedeki yükümlülüklerini ifa etmediğini beyan etmiştir. Davacının ve davalıların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde söz konus mal teslimine dair uyumlu kayıtlar tespit edilememiştir. Davacının sunduğu sipariş fişleri de tek başına malın teslimi edildiğini gösteren belgelerden değildir. Ancak tarafların kabul ettikleri sözleşmede imzası bulunan davalı şirket oraklığının yetkilisi ...'ın imzasını taşıyan 20.10.2017 tarihli \"ödemeye esas iç kapak\" başlıklı 20.10.2017 kesin hakediş ibareleri bulunan belgede, davacının sunduğu sipariş fişlerinin numaraları yazılarak 78.525,00 TL tutarında malın gerçekleşme yüzdesinin %100 olduğu, gerçekleşen tutarın sözleşmede belirtilen tutarın tamamı olan 78.525,00 TL olduğu kayıt altına alınmıştır.  Sözleşmenin sözleşme şartları ve ödeme şartları bölümünde de sipariş fişleri olmadan teslimin yapılmayacağı ve sipariş fişlerinin toplamına ödemenin yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda davacı tarafından sunulan taşeron sözleşmesi başlıklı sözleşme, sipariş fişleri ve davalıların yetkili temsilcisi olan ...'ın imzası bulunan kesin hak ediş ibaresi bulunan belge değerlendirildiğinde davacının 78.525,00 TL tutarında mal teslimini yaptığı ancak davalıların karşılığında bedeli ödemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile, davalıların Erzurum .... İcra Dairesinin 2018/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptalini, takibin 78.525,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağın %20'si oranındaki 15.705,00-TL icra inkar tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın kabulü ile, Davalıların Erzurum .... İcra Dairesinin 2018/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptalini, takibin 78.525,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağın %20'si oranındaki 15.705,00-TL icra inkar tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı ... İnşaat Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı ... İnşaat Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı vekili tarafından sunulan kesin hak ediş raporunun ve mal teslim makbuzlarında müvekkil şirket veya onun ortağı olduğu iş ortaklığını temsile yetkili bir şahsın imzasının bulunmadığını, hatta bu hususa ilişkin sahte hak ediş ve makbuz düzenleyen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, bunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, mahkemece iddialarının dikkate alınmadığını, hak ediş raporu ve sipariş makbuzu üzerindeki imzalara ilişkin imza incelemesi yapılması taleplerinin reddedildiğini, davacı tarafın müvekkilinin ortağı olduğu iş ortaklığına kesmiş olduğu bir fatura dahi bulunmadığını, kaldı ki Yargıtay içtihatları ile de tek başına faturanın dahi mal veya hizmetin tesliminde yeterli sayılmadığını, ancak buna rağmen mahkemece davacı tarafından gerçekliği dahi ispatlanmamış hak ediş raporu adı altındaki bir belgeye ve malların teslim edilip edilmediğine dair üzerinde hiçbir ibare bulunmayan sipariş makbuzlarının hükme esas alınarak davacının müvekkilinin parçası olan iş ortaklığından alacaklı olduğu kanaatine varıldığını, bu değerlendirmenin nasıl yapıldığını anlamadıklarını, kararın gerekçesinde yetkili temsilci olarak belirtilen ...'ın yetkili temsilci olmadığına ilişkin beyanlarına ve ilgili vekaletnameye ilişkin açıklama yapmalarına rağmen bu iddialarının mahkemece resmen yok sayıldığını, dava konusu alacağın varlığının ispatlanamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından davalılar unvanına düzenlenmiş bir fatura bulunmadığı ve resmi defterlerinde herhangi bir kayıt olmadığının tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece hatalı bir biçimde alacağın var olduğunun kabul edildiğini, davacının teslim ettiğini iddia ettiği malların müvekkiline hiç teslim edilmediğini, davacının bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, sipariş ve tahsilat makbuzu ile kesin hak ediş belgesinin VUK'a göre tevsik edici belge niteliğinde olmadığı gibi delil niteliğini haiz bir ispat vasıtası da olmadığını, VUK'nın 231/5. maddesi uyarınca faturaların malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerektiğini, tonlarca mal teslim ettiğini iddia eden davacının fatura kesmeksizin sadece sipariş ve tahsilat makbuzu düzenlemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teslim edildiği iddia edilen mallara ilişkin fatura veya irsaliyenin dosyaya sunulmadığını, tek dayanağın sipariş ve teslimat makbuzları olduğunu, bu durumun abesle iştigal olduğunu, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, müvekkilinin parçası olan iş ortaklığının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı ile herhangi bir ticari ilişki olmadığının tespit edilmesine rağmen müvekkili lehine olan bu delilin mahkemece dikkate alınmadığını, her ne kadar raporda 2017 yılı yevmiye defterinin kapanış onayının yaptırılmadığı belirtilmiş ise de; 2018 yılına  açılış ve kapanış onaylarının yapılmasının 2017 yılının kayıtlarını doğruladığını, HMK'nın 222/4. maddesi uyarınca ticari defterlerin müvekkilinin aleyhine delil olmasının mümkün olmadığını, HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca davacının ticari defterlerinin kendi lehine delil olma özelliği bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının ve Erzurum CBS'nin 2020/... Soruşturma sayılı dosyasına konu yapmış oldukları suç duyurusunun mahkemece dikkate alınmadığını, bu yöndeki dilekçelerinin yokmuşçasına hüküm kurulduğunu, iddia edildiği gibi müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının davasını ispat edecek herhangi bir delil sunamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, tedarikçi taşeron sözleşmesi nedeniyle düzenlenen kesin hakediş raporu dayanak yapılarak başlatılan  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı şirketin 01/04/2017 tarihli Tedarikçi Taşeron Sözleşmesi uyarınca davalılara .../ Erzurum İmam Hatip Okulu Yapım işi dolayısıyla davalılara Gıda, Temizlik vb. Gibi malzemeleri verdiğini ve 20/10/2017 tarihli kesin hakediş belgesi dolayısıyla kendisine ödenmesi gereken 78.525,00 TL ödenmediğini, alacağın tahsil edilememesi üzerine borçlular aleyhine Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin alacağı tutara karşılık gelen malzemelerini verdiği ve kendisine kesin hakediş belgesinin de düzenlendiğini, iddia ederek, itirazın iptalini talep ettiği, davalı ... İnş. Enerji San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde davalı şirketin, borcu bulunmadığını, davacının ifasını üstlenmiş olduğu hizmeti müvekkili şirkete hiç teslim etmediğini, davalı ... İnş. Taah. Turz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde davalı şirketin davacı tarafa borcu bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, ileri sürerek davanın reddini talep ettikleri mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulü ile, davalıların Erzurum .... İcra Dairesinin 2018/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptalini, takibin 78.525,00-TL asıl alacak üzerinden devamına,  asıl alacağın %20'si oranındaki 15.705,00-TL icra inkar tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 31. Maddesine göre; Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. <br>Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen hukuksal çerçevede yapılan değerlendirmede davaya konu icra takibinde alacak miktarının 78.525,00 TL asıl alacak, 4.383,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.908,95 TL olarak belirtildiği, davalıların da borca itiraz dilekçelerinde borcun tamamına ve işlemiş faize itiraz ettikleri davacının somut davayı ikame ederken \"itirazın iptali ile takibin devamına, %20 'den aşağı olmamak üzere inkar tazminata karar verilmesini\" talep ettiği ancak dava dilekçesinde ve tevzii formunda dava esas değerinin 78.525,00 TL olarak belirtildiği ve davacının da 78.525,00 TL üzerinden hesaplanan 1.341,02 TL peşin harç yatırdığı, bu haliyle davacının talep sonucu ile dava açılırken peşin harca esas değer olan 78.525,00 TL belirtmesi sebebiyle davacının talebinin çeliştiği, ilk derece mahkemesince davacının bu talepleri arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği, davacının talebinin tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince HMK 31. Maddesi kapsamında davacının talebinin tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yargılama yapılması doğru olmamıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. <br>6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” <br>\"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece ... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  T.C.  Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K.\"<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.\"<br>Somut uyuşmazlıkta mahkemece gerek gerekçede gerekse hüküm kısmında davanın kabulüne karar verildiği halde \"itirazın kısmen iptalini\" şeklinde karar verilmiştir. İtirazın iptali davalarında davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu taktirde \"itirazın iptali\" şeklinde hüküm kurulması \"itirazın kısmen iptali\" yönünde  karar verilmesi durumunda davanın da kısmen kabulü yönünde olması gerekmektedir. Aksine bir uygulama usul ve yasaya aykırı olup hükmün kendi içerisinde çelişmesine sebebiyet verilmektedir. Bu haliyle hüküm kendi içerisinde çelişkili bulunduğundan, Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de yerinde görülmemiştir. <br>Ayrıca somut uyuşmazlıkta mali müşavir bilirkişiden alınan 26/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda \"01/04/2017 tarihli  davacı ve davalı tarafların kaşe ve imzalarını taşıyan tedarikçi taşeron sözleşmesi ile yine dosya muhteviyatında bulunan davacı ... tarafından tanzim edilip davacı ve davalı şirketlerin kaşe ve imzalarını taşıyan 19 adet sipariş fişi, 20/10/2017 tarihli kesin hakediş raporu topluca değerlendirildiği zaman davaya konu 75.688,00 TL tutarındaki mal ve hizmetin davacı tarafından davalı şirkete teslim edildiği, davacı tarafın davalı taraftan 75.688,00 TL alacağının bulunduğu,\" yönünde görüş bildirildiği, yine mahkeme tarafından Mali Müşavir bilirkişiden alınan 15/06/2021 tarihli  bilirkişi raporunda \"Davalı şirketin 2017 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun açılış tasdikinin yaptırılıp, işlenmiş olmakla beraber kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, kapanış tasdikinin yaptırılmaması nedeniyle HMK ve TTK ya uygun olmadığı, 2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirilip, işlendiği, HMK ve TTK'ya uygun olduğu, Dava konusu mal/malzeme teslimlerine ilişkin olarak davalı iş ortaklığının ticari defterlerinde herhangi bir kayıt olmadığı, davalı iş ortaklığının ticari defterlerinde, davacı şirkete ilişkin olarak herhangi bir borç ya alacak kaydının da olmadığı\" yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece davacının ve davalıların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde söz konus mal teslimine dair uyumlu kayıtlar tespit edilemediği, davacının sunduğu sipariş fişleri de tek başına malın teslimi edildiğini gösteren belgelerden olmadığı kabul edildiği halde davacı tarafından dosyala sunulan taşeron sözleşmesi başlıklı sözleşme, sipariş fişleri ve davalıların yetkili temsilcisi olan ...'ın imzası bulunan kesin hak ediş ibaresi bulunan belge dikkate alınarak davacının 78.525,00 TL tutarında mal teslimini yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü yönünde karar vermiş ise de bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı şirket tarafından 2017 ve 2018 yıllarında davalılar iş ortaklığı adına mal ve hizmet teslimine ilişkin satış faturası düzenlenmediği, davacı tarafın ticari defterlerini verilen süreye rağmen mahkemeye ibraz etmediği veya ticari defterlerin bulunduğu iddia olunan ... ilçesinde bilirkişi tarafından incelenmesi için Oltu Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat sırasında da davacı tarafın 2017 yılına ait ticari defterleri ibraz etmediği,  bilirkişi tarafından sadece davacıya ait  sipariş fişi, kesin hak ediş raporu ve sözleşme  üzerinden inceleme yapıldığı, bu haliyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, sadece sipariş fişi, kesin hak ediş raporu ve sözleşme dikkate alınarak hüküm kurulamayacağı, bu sebeple mahkemece tarafların ticari defterleri yeterince irdelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. <br>O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK'nın 31. Maddesi gereğince Hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacının talebinin tam olarak açıklığa kavuşturulması davacı tarafa bu hususta beyanda bulunması için uygun bir sürenin verilmesi akabinde talep edilen değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü tamamlattırıldıktan sonra  yargılamaya devam edilerek, mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları yeterince  incelenerek davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... İnşaat Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ve kamu düzeni yönünden yapılan incelemeye göre, HMK'nın 355 ve 353/1-a/6 maddeleri uyarınca kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... İnşaat Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının kabulü Yerel mahkeme kararının, HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac464a1138996228","SID":"d3c5512db6c539e0"}}