{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1728 <br>KARAR NO: 2024/346<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2021<br>NUMARASI: 2018/1089 Esas - 2021/154 Karar<br>DAVA: Sözleşmenin Uyarlanması<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında 22.03.2016 tarihli 78.232,84-Euro geri ödemeli, 1 adet kamyon için Otomotiv Ürünleri Kredisi ve Araç Rehin Sözleşmesi düzenlendiğini, 22.04.2016 tarihinde başlayan ödemelerin 23.03.2020 tarihine kadar devam edeceğini, kalan ödemelerin aylık tutarının 1.624,64-Euro olduğunu,  13.09.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Karar ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın dövize ilişkin 4.maddesine yeni (g) bendi eklenerek Türkiye’de yerleşik kişilerin yapacakları menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, eser sözleşmeleri ve hizmet sözleşmeleri için sözleşme bedelleri ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağının düzenlendiğini, 28.02.2018 tarihli RG'de yayımlanan Tebliğ ile döviz ve dövize endeksli sözleşmelerin akıbeti netleştirildiğini, aynı hususun Tebliğ'in 8/6 maddesinde düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki taşıt satış sözleşmesinin döviz cinsinden olması nedeniyle Geçici 8. Madde kapsamında sözleşme bedelinin yeniden belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin bu yasal zorunluluğa uymayarak müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek sözleşmenin Tebliğ kapsamında olduğunun tespiti ile  geri ödeme bedellerinin Türk parası cinsinden uyarlanmasına  karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili;  davacı tarafından eksik harcın tamamlanması gerektiğini, akdedilen sözleşmenin hukuki mahiyetinin kredi sözleşmesi olduğunu, taşıt satış sözleşmesi olmadığını,kredi sözleşmesinde uyarlama talep edilmeyeceği hususunda açık hüküm bulunduğunu, somut uyuşmazlığın uyarlama davası olarak nitelendirilmesi halinde dahi somut uyuşmazlık kapsamında TBK md. 138 uyarınca sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasına ilişkin unsurların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin otomotiv kredisi ve rehin sözleşmesi olduğu, ekinde kredi geri ödeme planının yer aldığı, kredinin 22/03/2016 tarihinde kullandırıldığı, taksit tutarlarının 1.624,64-Euro tutarında olduğu, davacının iddiası gibi taşıt satış sözleşmesi değil, davalının savunması gibi kredi sözleşmesi olduğu,sözleşme tarihi itibariyle döviz ile yapılamayacak sözleşmelerden olduğunun söylenemeyeceği gibi Geçici madde 8'de daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin Türk Parası olarak taraflarca yeniden belirlenebileceğinin düzenlendiği, yeniden düzenlemenin tarafların ortak iradesine bırakıldığını ve  tarafların mutabakatlarının bulunmadığı, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara ilişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ madde 8'de taraflar arasındaki otomotiv ürünleri kredisi ve rehin sözleşmesinin döviz cinsinden kararlaştırılamayacağına dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında kamyon satış sözleşmesi bulunduğunu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Tebliğ hükümleri uyarınca satış sözleşmelerinin döviz üzerinden belirlenmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Taraflar arasında 22.03.2016 tarihli, aylık 1.624,64-Euro, toplamda 78.232,84-Euro geri ödeme tutarlı, Otomotiv Ürünleri Kredisi ve Araç Rehin sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin, taşıt satış sözleşmesi olduğunu ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara ilişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile belirlenen döviz ile yapılamayacak sözleşmeler kapsamında kaldığını belirterek sözleşmenin ilgili Tebliğ kapsamında Türk parasına uyarlanmasını talep etmiştir. 13.09.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın dövize ilişkin 4. maddesine yeni (g) bendi eklenerek Türkiye’de yerleşik kişilerin yapacakları; menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, eser sözleşmeleri ve hizmet sözleşmeleri için sözleşme bedelleri ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca 32 Sayılı Karar’a Geçici Madde 8 eklenerek, 85 Sayılı Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilen ve halen yürürlükte olan  sözleşmelerin döviz cinsinden kararlaştırılan bedellerinin 30 gün içinde (13 Ekim 2018’e dek) Türk parası olarak taraflarca yeniden belirleneceği belirtilmiştir. Öncelikle, davacı her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin araç satış sözleşmesi olduğunu iddia etmekte ise de davacıya aracı satan firmanın davalı şirket olmadığı, davalı şirketin, sadece davacının araç satıcısı dava dışı firmadan aldığı aracın finansmanı sağladığı, bu kapsamda davacıya döviz kredisi kullandırdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 32 sayılı Kararın 4/g düzenlemesi kapsamında bulunmadığı açıktır. Bu nedenle Geçici 8. madde kapsamında sözleşmede değerinin Türk Lirası üzerinden yeniden belirlenmesi koşulları gerçekleşmemiştir. Bununla birlikte; 25.01.2018 tarihli 2018/11185 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nin 3. maddesi ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararla \"Yurt içinden temin edilen krediler\" başlıklı 17/a maddesi ilave edilmiştir. Anılan düzenleme ile Türkiye'de yerleşik kişilerin döviz kredisi kullanabilmesine ilişkin şartlar yeniden düzenlenmiştir. Ancak somut olayda kredinin 17/a maddesinin 4. fıkrası kapsamında kullanıldığına ve bu düzenlemedeki limitleri aştığına ilişkin bir iddia ileri sürülmediği de dikkate alındığında gerek Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ile gerekse bu karara ilişkin çıkarılan  2008-32/34 Tebliğ kapsamında davacı ile davalı arasındaki sözleşme bedelinin Türk parası üzerinden yeniden belirlenmesi gerektiren haller gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 29/02/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d87e64d6deaf45d9","SID":"4de01cf0aeefbcaf"}}