{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/824 Esas<br>KARAR NO: 2024/582 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/06/2018<br>NUMARASI: 2017/491 E.  -  2018/232 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>ASIL DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" markasını çok uzun yıllardır inşaat projelerinde kullandığını, davalı tarafından müvekkiline hitaben gönderilen ihtarnamede uzun yıllardır \"...\" markasının bir başka şirket tarafından sınıf 37. inşaat hizmetleri alanında tescil ettirildiğinin öğrenildiğini, davalı tarafın müvekkiline hitaben keşide ettiği ihtarnamesinde \"...\" markasını kullanmayı bırakmasını, aksi halde yasal yollara başvuracaklarını bildirdiğini, ihtarnameden sonra müvekkili şirketin davalının varlığından haberdar olduğunu ve davalının \"...\" markasını adına tescil ettirmek için başvuru yaptığını gördüğünü, müvekkilinin SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca marka üzerinde hak sahibi olduğunu belirterek, bunlardan dolayı müvekkili şirketin uğrayabileceği zararlar açısından her türlü yasal başvuru haklar saklı kalmak kaydıyla davalı tarafın 37. sınıfta ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin tescilli \"...\" markasına tecavüzünün tespiti ve önlenmesi için davacı aleyhine Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/133 Esas sayılı davasını açtıklarını, her iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, \"...\" markasının uzun süredir müvekkili tarafından kullanıldığını ve TPMK tarafından müvekkili adına 14/12/2015 tarihinde 37. Sınıfta \"İnşaat hizmetleri: Konut, köprü, fabrika vb. inşaat hizmetleri\" alanı da dahil olmak üzere 10 yıl süre için tescil edildiğini, davacıya Bakırköy ... Noterliğinin 20/06/2018 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, müvekkilinin marka haklarına tecavüzün durdurulmasını talep ettiklerini, müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğü davasının reddi gerektiğini, anonim şirket olan davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkiline ait tescilsiz markayı izinsiz kullandığını, kötüniyetli olarak \"...\" markasının tescilli olup olmadığını araştırmadıklarını, davacının bu tescil başvurusuna itiraz da etmediğini, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğunu, davacının yaptığı inşaat işlerini özensiz yapması nedeniyle müvekkilinin markasının da zarar gördüğünü belirterek, hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Müvekkilinin uzun yıllardır özellikle elektronik ve inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, ... numaralı \"...\" markasının 10 yıl müddetle 14/12/2015 tarihinde 37. sınıftaki inşaat hizmetleri de dahil olmak üzere müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkilinin \"...\" markası ile proje oluşturma aşamasında yaptığı araştırmada davalının ...com, ...com alan adlı internet adreslerinde müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde \"...\", \"...\", \"...\" eklentileri ile müvekkilinin markasını kullandıklarını tespit ettiklerini, davalıya  Bakırköy ... Noterliğinin 20/06/2018 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, müvekkilinin marka haklarına tecavüzün durdurulmasını talep ettiklerini, davalının gönderdiği cevapta taleplerinin reddedildiğini, davalının yaptığı inşaat işlerini özensiz ve kötü yapması nedeniyle pek çok şikayet aldığını, müvekkilinin markasının da zarar gördüğünü belirterek, davalının müvekkilline ait marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabet  teşkil eden fillerin durdurulmasına ve tecavüzün giderilmesine, davalı şirketin karında müvekkiline ait markanın katkısının bulunduğunu ve markamızın itibarının davalı şirketçe zedelendiğinin tespitine, kararın ilgililere tebliğine, kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, tüm ülkede tirajı en yüksek üç büyük gazetede ilanına, karar verilmesini talepleri ile 2017/130 Esas ve 2017/133 Esas sayılı davaların birleştirilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Müvekkilinin davaya konu \"...\" markasını uzun süredir inşaat projelerinde kullandığını,  2007 yılından bu yana bu markaya projeler yaptıklarını, marka üzerinde öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca davacının markasının hükümsüzlüğü için aynı mahkemeye 2017/130 Esas sayılı davasını açtıklarını, her iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğuna ilişkin iddiaların haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/06/2018 tarih ve 2017/491 Esas, 2018/232 Karar sayılı kararıyla; \"...Somut olayda davalı tarafın tescil ettirdiği ... sayılı ... markasının yoğun şekilde 37. Sınıfta davacı tarafından inşaat projeleri ve tanıtlarında 2005 yılından beri yoğun şekilde kullanıldığı, davacı tarafın tescilinden önceye dayalı olarak bu sınıf yönünden davacı tarafın üstün hak sahibi olduğu kabul edilmiş, davacı tarafın üstün hak sahipliği dikkate alınarak 37. Sınıf yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne, TPMK kayıtlarından terkinine karar vermek gerekli ve yerinde görülmüştür. Birleşen dava yönünden davacı taraf her ne kadar markaya yönelik tecavüzün tespiti meni talebinde bulunmuş ise de davacı tarafın tescilinden önce 37. Sınıf yönünden davalı tarafın üstün hak sahibi olup asıl davada markanın üstün hak sahipliği nedeniyle markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş olup, hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olup gerçek hak sahibi olan kişiye karşı marka tescilli dahi olsa tecavüz davası açılamayacağından yerinde olmayan birleşen davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı-birleşen davanın davacısı ... Tic. Ltd. Şti vekili istinaf dilekçesinde; asıl davaya cevap ve birleşen dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla; yerel mahkeme tarafından müvekkilinin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuken uygun olmadığını, Davacı-birleşen davanın davalısı tarafından markanın özensiz ve kötü kullanıldığını, bu durumun müvekkilinin kötüniyetli olmadığını gösterdiğini,Davacı-birleşen davanın davalısı markayı kullanmış olsa dahi markayı tescil ettirmediğini, basiretli iş adamı gibi davranmadığını, müvekkilinin markasının ise 14/12/2015 tarihinde 10 yıl müddetle tescil edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; Davalı-birleşen davacı tarafa ait hükümsüzlük talep edilen 03/04/2014 başvuru, 14/12/2015 tescil tarihli, ... numaralı markanın 09,35,36,37. sınıfta 10 yıl müddetle tescilli olduğu,  celp edilen kayıtlardan anlaşılmıştır, İlk derece mahkemesince marka vekili ... ve inşaat sektöründen ... alınan 19/04/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda;  davacının 2007 tarihinden itibaren \"...\" ibaresi ile inşaat sözleşmeleri yaptığı, 2005 tarihinden itibaren internet alan adı olarak \"...\" ibaresinin kullanıldığı, 2005 tarihinden itibaren inşaat sektöründe yoğun şekilde hizmetlerde davacı tarafın kullanımı olduğu, bu sınıf yönünden öncelik hakkının (maddi anlamda üstün hak sahibi)  davacıya ait olduğu, davacı tarafın öncelik hakkı dikkate alındığında markaya tecavüz hususunun yerinde olmadığı, markanın 37. Sınıf açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde birleşen davadaki markaya tecavüze dayalı taleplerin değerlendirilemeyeceği, hükümsüzlük talebinin reddi halinde, marka kullanımının iltibas oluşturacağı yolunda görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.<br>G E R E K Ç E: Asıl dava marka hükümsüzlüğü, birleşen dava ise markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davanın davalısı-birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle asıl davayla ilgili istinaf talepleri incelenmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nun 25/1 ve 6/3. maddeleri uyarınca, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin marka hükümsüzlüğü talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca; SMK’nun 6/3. maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemelere göre somut olay incelendiğinde; dosyaya sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları ile davacı-birleşen davanın davalısı ... A.Ş.’nin “...” markasını içeren alan adlarını 2005 yılında aldığı, 2007 yılından bu yana “...” markalı inşaat projelerini yaptığı, 2005 yılından bu yana markayı inşaat hizmetlerinde yoğun şekilde kullandığının tespit edildiği, davalı-birleşen davanın davacısının marka tescil başvurusunun ise 03/04/2014 tarihinde yapıldığı, marka üzerinde öncelik hakkının asıl davanın davacısına ait olduğunun tespit edildiği, davalı-birleşen davanın davacısının marka tescil başvurusuna tescil aşamasında itiraz etmemiş olmasının hükümsüzlük davasını açmasına engel oluşturmayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl davanın kabulüne ve davalının “...” markasının 37. sınıftaki mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Birleşen davayla ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; marka hükümsüzlüğü geçmişe etkili olacağından, davalı-birleşen davacı tarafın markayla ilgili ileri sürebileceği bir hakkının bulunmadığı, gerçek hak sahibi olan birleşen davanın davalısının markasını kullanmasının birleşen davanın davacısının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağından birleşen davanın reddine karar verilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...Tic. Ltd. Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL eksik harcın  asıl davada davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL eksik harcın  birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak;A)Asıl davada Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 28,00 TL (posta-teb-müz) masrafının asıl davada davalıdan alınarak, asıl davada davacıya verilmesine, B)Asıl davada Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8499bcebee0ea47","SID":"c52f82f70863b783"}}