{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/1200 <br>KARAR NO: 2024/398<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2020/951 Esas - 2021/406 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/10/2013 tarihinde müvekkili şirkete ... nolu Kasko poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı römorkun sürücü ... sevk ve idaresinde iken davalı şirkete İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile dava dışı ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu maddi hasarlı/yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkiline sigortalı araçta zarar meydana geldiğini,  eksper tarafından hazırlanan rapor sonucunda ortaya çıkan hasar tazminatının müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, müvekkili şirketin ödediği hasarın rücuen tazmini için davalı-borçlu şirkete başvurulduğunu, ancak davalı şirket tarafından hasar bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine hasar bedelinin tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 23/10/2013 olduğunu, davacı tarafça 17/12/2013 tarihinde ödeme yapıldığını, davacı tarafça ödeme tarihlerinden itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde yasal işlem başlatılmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ancak trafik sigortası limitini aşan miktardan, azami olarak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, önceden müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini, faiz talebinin yerinde olmadığını, aksi takdirde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın esastan ve usulden reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \" Davanın, KTK'nın 109/4. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine \" karar verilmiştir. Davacı vekili, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davaya konu trafik kazasının maddi hasarlı trafik kazası değil kaza tespit tutanağına göre aynı zamanda yaralamalı trafik kazası olduğunu, araç hasarının yanı sıra, aynı kazada yaralanma da varsa, işletene ve sigortacıya karşı açılan davada, iki yıllık zamanaşımı değil, TTK'nın 109/2. hükmü gereğince uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini, olayın yaralamalı oluşu ve Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının zamanaşımı başlıklı 17. maddesinde de uzamış ceza zamanaşımına yer verildiği hususu nazara alındığında esasen huzurdaki davada TTK'nın 109/2. ve TCK'nın 66. maddeleri gereği uzamış zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin söz konusu olduğunu, takip itibariyle söz konusu süre geçmediğinden işin esasına girilerek neticeye göre karar verilmesi gerekirken aksine hareket edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle  reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığının incelenmesinde; Somut olayda, davacı  şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı römorkun 23/10/2013 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresinde iken, İstanbul-Kocaeli istikametindeki otobanda sağ şerit üzerinde arka arkaya durup, araçlarının arkasına yansıtıcı ve uyarıcı işaret koymadan bekleme yapan davalı şirkete İMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile dava dışı ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, davacı kasko sigortacısı tarafından zarar gören 3. kişilere  tazminat ödendiği, ödenen maddi tazminatın dava dışı aracın İMMS sigortacısından rücuen tahsili için  icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davacı vekilinin itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre kazaya kusuruyla sebebiyet verdiği iddia edilen aracın işleteninden  rücuen tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay'ın 17/01/1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dosya kapsamından, dava dışı  ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı römorkun kasko sigorta poliçesini temin eden davacı sigorta şirketinin kendisine sigortalı araç ile davalı şirkete sigortalı aracın 23/10/2013 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle zarar gören sigortalı araç için 17/12/2013 tarihinde 137.000,00 TL ödeme yaptığı,  ödediği miktarın  rücuan tahsili için davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası  ile  03/12/2019 tarihinde icra takibi başlattığı, davalının süresinde borca itiraz etmesi üzerine de davacı alacaklı tarafından 24/12/2020 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı sigorta şirketi tarafından ödeme tarihinden itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra icra takibi başlatıldığına  göre zamanaşımı süresi dolmuştur. Davacının istinaf sebebi olarak gösterdiği KTK'nın 109/3.maddesinde düzenlenen ceza (uzamış) zamanaşımı, sadece KTK'nın 109/2. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların haksız fiil sorumlularından tazmini talebi ile açılan davalar için öngörülmüştür. Oysa eldeki dava, haksız fiil faili aleyhine açılan bir tazminat davası olmayıp İMMS poliçesine dayalı olarak davacı sigorta şirketinin kendi yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra ödeme yaptığı 3 kişinin sigortacısı aleyhine açılmış olduğundan KTK'nın 109/3. maddesindeki zamanaşımı hükmünün olaya uygulanması olanağı bulunmayıp  davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77ce80a27ff63d66","SID":"d78439f8975a148e"}}