{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/200 - 2024/560<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/200 <br>KARAR NO\t: 2024/560<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/04/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/477 E.  -  2019/216 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük <br><br>\tDairemizce verilen 10/02/2022 tarih ve 2020/683 Esas-2022/115 sayılı kararı Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2023 tarih ve 2022/2916 Esas 2023/6709 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, BOZULMAKLA, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012/94430, 2012/44804, 2006/33046, 2012/35625, 2011/92478, 2012/84869, 2012/72234, 2012/49013, 2012/80943, 2012/80955 sayılı \"... şekil\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/55809 kod numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazının YİDK tarafından 2018-M-8154 sayılı karar ile reddedildiğini, oysa davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu \"...\" ibaresinin SMK'nın 5/1-a, c, d, 6/f-9, 18/f-1 maddeleri uyarınca tanımlayıcı olduğunu, ibarenin “müşterilere ve abonelere çağın gereklerine uygun şekilde ... hizmeti verilmesini\" çağrıştıran tanımlayıcı bir ibare olarak algılanacağını, davalı firmanın kötü niyetli olarak tekel oluşturmak maksadı ile tescil yaptığını ve bu hizmeti sunan ticari gruplar aleyhine haksız yarar sağladığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, dava konusu markanın soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, marka işaretinin şekil ögesi ile bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, markadaki \"...\" ve \"...\" ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığını, şekil ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük kazandığını, kurum nezdinde 09. sınıf mallarda tescilli \"...\" ibaresini içeren 510 adet markanın olduğunu, bunlardan 22 tanesinin davacıya ait bulunduğunu, aynı şekilde \"...\" kelimesini içeren 104 adet markanın 3 tanesinin davacı adına tescilli olduğunu, dolayısıyla davacının tekelleşme ve kötü niyet iddialarının haksız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvurunun “...+şekil” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 09, 35, 36, 38, 42. sınıftaki mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise \"... şekil\" ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 09, 35, 38, 41, 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre başvuru kapsamındaki 35/05. sınıf: \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların metronom bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)\" ile 36. sınıf: \"Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler.Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri\"  DIŞINDA KALAN  09, 35, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin tamamının, davacının markaları ile aynı tür oldukları, davacının 2012/84869 ve 2012/72234 sayılı markaları müddet olduğundan değerlendirmede dikkate alınmadığı, ancak taraf marka işaretlerinde \"...\" ortak sözcüğünün sıklıkla kullanılan zayıf işaretlerden olmakla ilave şekil ve sözcüklerin, markalar arasında yeterli ayırt ediciliği sağladığı, sonuç olarak marka işaretleri arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından, SMK m. 6/1 anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, “...” ibaresinin 5/1-a maddesindeki aranan nitelikler yönünden, marka olabilirlik için gerekli ve yeterli asgari objektif şartları taşıdığı, “...” ibaresinin teknoloji destekli cihaz, aksesuar, program, yazılım, uygulama (aplikasyon) ve ... teknolojinin kullanıldığı telefon, tablet gibi cihazlara yönelik pek çok hizmette sıklıkla kullanıldığı, \"...\" ibaresinin ise teknoloji tabanlı ... cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve / veya ilgili yazılımın, programın kendisi olarak algılandığı, bu tespitler ışığında 09/02. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde ve 42/02. sınıf hizmetlerde kullanılması halinde, \"... cihazlara yönelik ... noktasını\" tanımlar şekilde algılanacağı ve hizmetin kendisini tanımlayan bir ibare olduğu, SMK 6/3. maddesi uyarınca davacının \"...\" ibaresini başvuru tarihinden önce kullandığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında olmadığından ve davacı tarafından dayanak yapılan markaların dışında bir hakka dayanılmadığından, herhangi bir değerlendirmenin yapılamadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların davacı yararına oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığından, tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2018-M- 8154 sayılı kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (... saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen iptaline, davalı adına tescilli 2017/55809 sayılı markanın 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (... saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, günümüzde pek çok hizmetin cep telefonları ile verilebildiği nazara alındığında, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mutlak tescil engelinin bulunduğunu, ayrıca hem davalı şirket hem de müvekkili şirketin esas faaliyet alanı olan ve davalı markanın bizzat tanımlayıcı ibare olduğu ve herkesin kullanımına açık olan 38. sınıf “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).Haber ajansı hizmetleri.”nde neden hükümsüz kılınmadığını anlayamadıklarını, “...” ibaresinin ... cep telefonları ile verilen ... hizmetinden çok daha geniş anlamlı bir ... yönetimini ve metodunu ifade ettiğini, bu nedenle “...” kavramını sadece bir kısım mal ve hizmete hasredip, diğer mal ve hizmetleri bunların dışına tutmanın, günümüz üretim/ticari hayatının akışına uymayacağını, mahkemece tescil engelinin bulunmadığı belirtilen 9. sınıftaki pek çok ürünün de bu kapsamın içinde yer aldığını, örneğin “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları”nın veya “Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları.”nın, ... hizmetinin bir parçası, ana unsuru veya metodu olabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu markanın doğrudan tanımlayıcı olmayan, ticaret alanında herkes tarafından kullanılmayan ve asgari ayırt edicilik düzeyine sahip bir ibare olduğundan, mahkemece başvurunun SMK'nın 5/1-c ve d bentleri yönünden kısmen reddine dair kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...+şekil\" markasının 35/05. ve 42/02. sınıf emtialar açısından da ayırt edici olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini, başvurudaki “...” ve “...” ibarelerinin tanımlayıcı anlamlarını terk ederek, gerçek manalarını kaybetmiş olup, şekil unsuru ile birlikte akılda kalıcı bir bütünlük oluşturduğunu, \"...\" veya \"...\" ibarelerinin üzerinde tekel kurulmasının söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 10/02/2022 tarih ve 2020/683 E.- 2022/115 K. sayılı karar ile dava konusu \"...\" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliğinin bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 21/11/2023 TARİH VE 2022/2916 ESAS 2023/6709 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendiyle düzenleme konusu yapılan ayırt ediciliğin, somut ayırt edicilik olarak isimlendirilmekte olup, anılan Yasa hükmünün gerekçesinde de belirtildiği üzere sicilde gösterilebilir olmasına, başka bir deyişle soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına rağmen, ilgili mal ve hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği, bu nedenle bir işaretin somut olarak ayırt edici olup olmadığının, tescil ettirilmek istenen mal veya hizmete göre bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kıldığı, davaya konu marka başvurusunun, \"...\" ibaresinden ve şekil unsurundan oluşmakta olup, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere \"...\" ibaresinin, ortalama tüketici tarafından teknoloji tabanlı ... cihaz ve uygulamalarda yaşanan sorunları çözmede kullanılacak bir hizmet ve/ veya ilgili yazılım programının kendisi olarak algılanacağı, dolayısıyla başvuruya konu ibarenin sadece çağrıştırdığı teknolojik ürünler ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığının söylenebilecek olup, bu çağrışımı yapmayan diğer mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olmadığının söylenemeyeceği, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak başvuruya konu işaretin, yukarıda açıklandığı şekilde tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık \"...  ...\" ibaresinin marka olarak tescili için başvuru konusu 9, 35, 36, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-a-b-c-d maddeleri uyarınca tescil engelinin bulunup bulunmadığı konusundadır.<br>\tMahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne hükmedilmiş, Dairemizce dava ve başvuru konusu \"...\" ibaresinin, ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-a maddesinde açıklandığı gibi, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, buna karşılık dava konusu başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliğinin bulunmadığından, marka olarak tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın tamamen kabulüne karar verilmiş, davalılar vekillerinin temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 11. HD.'nce, yukarıda açıklandığı şekilde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, başvuruya konu işaretin, tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından somut olarak ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle Dairemiz kararı bozulduğuna göre, gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden asıl tartışılması gereken husus, dava konusu \"...\" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesine göre, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler marka olarak tescil edilemezler. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilmesi mümkün değildir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise \"somut ayırt edicilik\" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olmasına ve soyut ayırt ediciliğe sahip bulunmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır.   <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru \"...\" ve \"...\" ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başvuruda yer alan şekil unsuru, herhangi bir ayırt edicilik içermemektedir. \"...\" kelimesi \"gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil\" anlamlarına gelmektedir. \"...\" ibaresi ise \"bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayanak, payanda, yardım\" anlamlarındadır. <br>\"...\" ibaresinin veya bu ibarenin İngilizce karşılığı olarak bilişim sektöründe sıkça kullanılan \"...\" ibaresinin, tek başına kullanılması halinde hiçbir mal veya hizmet yönünden somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı açıktır. Buna karşılık anılan ibarelerin, başka ibarelerle birlikte kullanılması halinde, bir bütün olarak marka tescilinin mümkün olup olmadığı konusunda ise Yargıtay kararlarında bir ayrıma gidildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, \"...\" veya \"...\" ibaresinden sonra gelen ibareler, eğer bir mal veya hizmet ile doğrudan ilişkilendirilebiliyorsa, oluşturulan ibarelerin bir bütün halinde sadece o mal veya hizmet için herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığının, bu mal ve hizmetlerin dışındaki emtiada ise somut ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edildiği; buna karşılık \"...\" veya \"...\" ibaresinden sonra gelen ibareler, herhangi bir mal veya hizmet ile ilişkilendirilemiyorsa, diğer bir deyişle genel olarak tüm mal veya hizmetlerle ilişkilendirilebilecek nitelikteki ibarelerden ise, oluşturulan ibarelerin bir bütün halinde, tüm emtialar yönünden somut ayırt ediciliğinin bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. <br>Örneğin \"... ...\" ibaresinin başvuru kapsamında yer alan 12. sınıftaki \"taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar\" malları ile 19. sınıftaki \"inşaat, yol yapımı, tamirat, kaplama amaçlarıyla kullanılan biçimlendirilmemiş halde yapı/inşaat/yol yapımı malzemeleri, tabaka veya şerit halinde tabii veya sentetik yüzey kaplamaları, ısı ile yapıştırılabilen sentetik kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, inşaatlar için ...\" ürünleri için somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira \"... ...\" ibaresinin camlar için olduğu kadar, tabaka ve şerit halindeki tabii veya sentetik yüzey kaplamaları için de karakteristik özellik olduğu, buna karşılık anılan mallar dışındaki 12. sınıftaki \"raylı taşıtlar (lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler), deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç), hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)\" malları; ile 19. sınıftaki \"beton, alçı, toprak, kil, kum, doğal taş, ahşap, plastik ve sentetik malzemelerden yapılmış biçimlendirilmiş halde yapı/ inşaat/ yol yapımı malzemeleri, yapı parçaları, yapılar, direkler, bariyerler, yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri\" malları yönünden her hangi bir tanımlayıcı özelliğinin bulunmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. H.D.'nin 21.02.2012  tarih ve 2010/10487 E.- 2012/2363 K.)<br>“... ...” başvurusu yönünden ise \"...” kavramının bilişim sektöründe sıklıkla kullanılan bir ibare olup, bu kavramın bilişim aygıtları arasında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmetlere verilen genel bir ad olduğu, “...” teknolojilerinin teknoloji fırmaları tarafından piyasaya yaygın şekilde sunulduğu gerekçesiyle 9, 35 ve 38. sınıflardaki ürün ve hizmetlerin tümü yönünden doğrudan tanımlayıcı nitelikte bulunduğu, ayrıca orta düzeydeki tüketiciler üzerinde yaratacağı algı  ve izlemin itibariyle başvuruda yer alan mallar ve hizmet için vasıf ya da nitelik bildireceği kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 11. H.D.'nin 04.10.2017  tarih ve 2016/2395 E.- 2017/5014 K.)<br>“... ...” ibaresinin de “...  ...” anlamına geldiği ve kullanılan tüm donanımların tek merkezden kontrolü sayesinde, insanların evlerinde daha rahat, daha konforlu, daha güvenli, daha tasarruflu şekilde yaşamalarını sağlayan, bunun için de birçok otomasyonun kullanıldığı, merkezi komuta ve alarm sistemlerinin bulunduğu, tek bir buluşu veya düzeneği değil, otomasyona dayalı bileşkeler bütününü ifade ettiği, dolayısıyla başvuru konusu 09, 38, 42. sınıflarda tescil edilemeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. H.D.'nin 14.12.2023 tarih ve 2022/3335 E.- 2023/7378 K.)<br>“... ...” ibaresinin de \"... ...\" anlamına geldiği, tüm sektörlerde ve ticarette kullanılan bu ibarenin, tüm sektörlerde faaliyet gösteren müteşebbislerin kullanımına açık tutulması gerektiği, dolayısıyla başvuru konusu 41. sınıf ve alt gruplarda yer alan \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılması, dağıtımına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.\" yönünden tür ve karakteristik özelliğini tanımlama yanında, bu hizmetlerin asgari seviyede kaynağına işaret edebilecek ayrıt edici bir işaret olmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. HD.'nin 12.03.2018 tarih ve 2016/8510 E.- 2018/1875 K.) <br>Somut uyuşmazlıkta da \"...\" kelimesinin, tüketici nezdindeki \"yardım\" anlamının daha baskın olması ve \"...\" ibaresinin de bilişim sektöründeki yaygın kullanımı dikkate alındığında, dava konusu \"...\" ibaresi ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, ortalama tüketiciler nezdinde, tüm mal veya hizmetler için bilişim yoluyla verilen ... hizmetlerini çağrıştıracak, hiçbir emtia yönünden marka algısı yaratmayacaktır. Esasen mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dahi Google arama motoruna \"...\" yazıldığında 71.000.000 sonuç çıktığı, bu sonuçlar incelendiğinde pek çok farklı firma tarafından kullanılan \"...\" ibaresinin teknoloji tabanlı uygulamalar, cihazlar vs. için genel bir tabir olarak kabul edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla Dairemizce \"...\" ibaresinin, ticaret alanında tüm sektörler yönünden \"... cihazlarla verilecek teknik ...\" anlamında kullanıldığı ve bu ibarenin tüm sektörlerde faaliyet gösteren müteşebbislerin kullanımına açık tutulması gerektiği kabul edilmiştir. <br>Kaldı ki aynı taraflar arasında, yine düz yazıdan ibaret \"...\" ibaresinin, başvuru kapsamındaki 09, 35, 36, 38, 42. sınıf mal ve hizmetlerin tamamı yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliğinin bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının kaldırılarak, Dairemizce davanın kabulüne dair tesis edilen karar, Yargıtay 11. HD.'nin 26.04.2023 tarih ve 2021/8355 E.- 2023/2460 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Görüldüğü üzere Dairemizin somut uyuşmazlıktaki kararında yer alan tüm bu gerekçeler, aynı taraflar arasındaki aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. HD.'nce de benimsenmiştir. <br>Yine yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuruda \"cep telefonu veya tablet benzeri bir elektronik cihazı tutan iki el\" şekline yer verilmişse de, \"...\" ibaresinin zaten cep telefonu, tablet veya bilgisayar gibi elektronik cihazların kullanılması suretiyle, bilişim yoluyla verilebilen bir hizmeti çağrıştırdığı nazara alındığında, anılan şeklin de hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığı sonucuna varılması kaçınılmazdır. <br>Esasen Dairemiz kararını bozan Yargıtay ilamında da dava konusu başvuruda yer alan şekil unsurunun başvuruya ayırt edicilik kazandırdığı yönünde hiçbir gerekçeye yer verilmemiş, sadece \"...\" ibaresi yönünden bir değerlendirme yapılmıştır. <br>Bu nedenlerle Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 10.02.2022 tarih 2020/683 esas, 2022/115 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalılar ... ile ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30/04/2019 gün ve 2018/477 E. - 2019/216 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>\t4-Davanın KABULÜ ile YİDK nın 2018-M-8154 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t5-Davalı şirket adına tescilli 2017/55809 sayılı, \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 163,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 38,50.TL  tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 2.001,50.TL yargılama giderine, 35,90.TL peşin harç, 35,90.TL başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.073,30.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t9-Davalılar ... A.Ş. ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, <br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t12-Davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60.TL maktu istinaf karar ve ilam harcından davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t13-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına, <br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 20/03/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf15104ba94e5ec3","SID":"4c35d51ff2af0fe2"}}