{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2024/360 <br>KARAR NO: 2024/692<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2021<br>ESAS NO: 2020/730<br>KARAR NO: 2021/936<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/03/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:21/03/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2020/730 Esas 2021/936 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacaklı olduğu  ... 'dan alacağına karşılık dava konusu 30.06.2017 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli emre muharrer senedi ve bu davanın konusu olmayan diğer iki adet emre muharrer senedi aldığını, müvekkilinin alacağına karşılık aldığı bu emre muharrer senetleri ticari ilişkide bulunduğu ... senet bedellerini senet borçlusu  ... 'dan tahsil edileceğini, buna karşılık müvekkiline de karkas et verileceğini, senedi ciro ile devralan ... tarafından müvekkil ve borçlu ...  aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yol ile  icra takibi başlatıldığını, davalıların ortak oldukları ortaklıktan ayrılırken dava konusu senedin davalı ...'ta kaldığını ifade ettiğini, bu konu ile ilgili olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek  müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı aleyhine girişilen icra takip dosyasına konu senedin yasal unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfına haiz bir bono olduğunu,   davacı aleyhine girişilen söz konusu takibe dayanak senede karşı bedelsizlik iddiasında bulunularak borçlu olmadığının tespitinin istenildiğini, ancak bunun mümkün olmadığını, söz konusu bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı kötü niyetli şekilde oluşturduğu mizansen ile yüce mahkemeyi yanıltma gayesi güttüğünü, davaya konu edilen ve mal karşılığı verildiği iddia edilen senet üzerinde bir kere nakden kaydı bulunmakla salt bu husus dahi davacının kötü niyetini gözler önüne serdiğini, söz konusu senedin malen ve dolayısıyla davacının haksız iddiaları zamanında bir mal alış verişine istinaden verildiğinin kabulü varsayımında dahi davacının delil olarak dayandığı ticari kayıtlarında senedin yer almaması gibi sair vakıaların senetten doğan alacağın bulunmadığı anlamına da gelmediğini savunarak öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın ... yönünden usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın tümünden reddine, davacı borçlunun kötü niyetli olduğu aşikar olduğundan asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacaklı olduğu ... 'dan alacağına karşılık dava konusu 30.06.2017 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli emre muharrer senedi ve bu davanın konusu olmayan diğer iki adet emre muharrer senedi aldığı, alacağına karşılık aldığı bu emre muharrer senetleri ticari ilişkide bulunduğu, ... senet bedellerini senet borçlusu ... 'dan tahsil edileceğini, buna karşılık müvekkiline de karkas et verileceğini, davalıların ortak oldukları ortaklıktan ayrılırken dava konusu senedin davalı ...'ta kaldığını beyan etmiş ise de alınan bilirkişi raporu incelendiğinde tarafların defter incelmesine karar verilen belirlenen gün ve saatte ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde ticari deftere dayanmaktan vazgeçileceğinin ihtar edilmesine rağmen davalılar herhangi bir belge defter sunmadığı,  davacının faaliyetini yürüttüğü ...  Limited Şirketi'ne ait 2015-2016 yıllarına ait ticari defterler incelendiğinde, davacı kişinin 2015-2016 yıllarına ait yasal defterler usulüne uygun olarak tutulduğu 2015 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, davacı tarafın defter ve belgelerinde davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki ve kayıtlara rastlanılmadığı,  davacı tarafın defter ve belgelerinde  icra dosyasında yer alan 30.06.2017 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senet kaydının tespit edilmediği anlaşılmakta ise de  davalı ...'ın 12.10.2021 tarihli celsedeki yemin beyanı dikkate alındığında Davacı ... ...  ile canlı hayvan ticareti yaptığı ve 200.000,00 TL 'lik canlı hayvan verdiği parası ise alamadığı karşılığında kendisine ...  tarafından 200.000,00 TL'lik çek verildiği ama çek bedelinin ödenmediğine dair yemin etmiş bu durumda canlı hayvanları verdiğine ispat külfetini kendi üzerine aldığı, davalı ... her ne kadar çek aldığını beyan etmiş ise  takip dayanağının bono olduğu, davalının halk tabiri ile ikisini de senet olarak algılaması ile takip dayanağı bononun hayvan ticareti için verildiğinin anlaşıldığı, çünkü taraflar arasında başka bir ticaretin olmadığı,  bu durumda davalının 200.000,00 TL karşılığında canlı hayvanı verdiğini ispat etmesi gerektiği,  canlı hayvan verildiğinin ispatlanamadığı,  bu hali ile takip dayanağı bononun karşılığı verilmediğinden ... yönünden davanın kabulü gerektiği,  davalı ... yönünden ise ... takip dayanağı bonoda lehtar veya ciranta olmaması senette adının geçmemesi ve ...'ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından ... yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki davasının reddine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına konu edilen 30.06.2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalı ... lehine dava değeri olan 200.000,00 TL'nin %20'si oranında tazminat bedelinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen  kararına karşı süresi içinde taraf vekillleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>B. İstinaf Sebepleri<br>1.Davacı vekili  istinaf dilekçesinde özetle;  mahkeme kararında \"...davalı ... yönünden ise ... takip dayanağı bonoda lehtar veya ciranta olmaması senette adının geçmemesi ve ...'ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından ... yönünden davanın reddine...\" gerekçesi ile reddedildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkili ile ... arasında yapılan anlaşmaya göre, ... ili ... ilçesinde hayvancılık ve mezbaha kesim işleri yapan davalı ..., senet bedelleri senet borçlusu ... 'dan tahsil edeceğini, buna karşılık müvekkiline kargas et vereceğini, davalı ...'nin,  kendisine ciro yoluyla verilen senetler karşılığı, müvekkiline kargas et vermediğini, dava konusu senet ile diğer dava konusu olmayan senetleri beyaz ciro ile ... ve ... 'ya devrettiğini, dava dilekçesinde belirtikleri hususların tamamı, davalı tarafından hem mahkeme huzurundaki yemin edasında hem de davalılar ve dava dışı ...  tarafından ... Amirliği’nde 04.09.2020 tarihinde vermiş oldukları ifadelerinde ikrar ettiklerini, Davalı ... ve dava dışı ... 'ın ifadelerin de açıkça belirtikleri üzere, dava konusu edilen ve dava konusu edilmeyen tüm senetlerin davalı ...'de olduğunu (...'ye devredilmiş olduğu), ... tarafından beyaz ciro ile diğer davalı ... ve dava dışı ... 'a verildiği hususunun  ispatlandığını,  mahkemece davalı ... yönünden davanın reddine ve davalı ... lehine kötüniyet tazminatına hükmetmesinin hatalı olduğunu,  belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve takip konusu senet incelendiğinde borçlusunun ... olduğunu ancak yerel mahkeme defter incelemesinin borçlunun faaliyetini yürüttüğü şirket üzerinden yapıldığının sabit olduğunu, dosya kapsamında borçlunun faaliyetini yürütmekte olduğu \"...  Ltd. Şti.\"nin herhangi bir sıfatının bulunmamadığını, taraf sıfatı bulunmayan bir şirketin defterleri üzerinden Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair karar verildiğini, inceleme sonucu tanzim edilen raporun Mahkemece verilen hükme esas alındığını ve kararın gerekçesinde gösterilmiş olunmasının usul ve esasa  aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın 12.10.2021 tarihli duruşmadaki yemin beyanının oldukça yanlış yorumlandığını ve oldukça zorlama bir yöntem ile gerekçede hatalı bir şekilde kabul edildiğini,  mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde hayata düştüğünün  bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin yemin edasına dair beyanının nazarı dikkate alındığında \"Davacı ... ile canlı hayvan ticareti yaptığıma, ben 200.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan verdiğime karşılığında 200.000,00 TL'lik çek aldığıma ama paramın ödenmediğine, ... 'e herhangi bir nakit para vermediğime onunda bana herhangi bir nakit para vermediğine, hayvan ticareti dışında herhangi bir alışverişim ve borç ilişkimin olmadığına, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum\" şeklinde olduğunun görüldüğünü,  söz konusu yemin beyanı ile davacı tarafın dava dilekçelerindeki iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin beyanının maddi hakikate uygun ve tutarlı olduğunu, müvekkilinin yemin edasının mahkemece verilen kararda kabul edildiğini aksine hiçbir şekilde çelişkili veya aleyhine delil mahiyetinde olmadığını, emniyet aşamasındaki beyanları ile de son derece uyumlu olduğunu, davacı tarafın 13.10.2021 tarihli dilekçesinin dava dilekçesi ve davacının sözlü ve yazılı diğer beyanları ile çeliştiğini, tüm bu nedenlerle, yasal düzenlemeler ve Yargıtay yerleşik içtihatları ile dosya kapsamındaki mevcut delil durumu dikkate alındığında yasaya ve hakkaniyete aykırı kararın verildiğini  belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile  davalı ...'ın davacıya teslim ettiği mal karşılığı verilen çek bedelinin ödenmediğini iddia etmesi, davacının ise  mal alınmadığını savunmuş olmasına göre ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, davalının mal teslimini ispatlayamadığı  dolayısıyla mahkemenin kanıtları takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre ilk derece mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği, davacı vekilinin itirazları yönünden ise; somut olayda davalı ... hakkında başlatılan bir takip bulunmadığı gibi ...nin dava ve takip konusu senedin de tarafı olmadığı,  hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemeyeceği ve onun (davacı) aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile, davacının davalı ... hakkındaki davasının reddine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin  ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 30.06.2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine dava değeri olan 200.000,00 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminat bedelinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,<br> kötü niyet tazminatına  isteminin reddine karar verilmiştir.<br>V. TEMYİZ : Yargıtay 11.HD nin 2022/2880 esas-2023/6267 karar sayılı ilamında;<br>\"....A. Temyiz Yoluna Başvuranlar <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. <br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.<br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme <br>Uyuşmazlık, takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası,<br>2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, \"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.\" hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.<br>3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.<br>4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimdegeçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.<br>3. Değerlendirme<br>1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.<br>2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)<br>3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.<br>4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br>5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.<br>6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.<br>7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... yönünde yapılan istinaf incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesine rağmen değerlendirme kısmında, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve kararın hukuka uygun bulunduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin belirtildiği, hüküm kısmında önce davanın reddine karar verildiği, 2 nolu bentte ise davacının davalı ... yönünden davasının kabulüne karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe ile hüküm kısmının hem de hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki içerdiği  görülmüştür.<br>8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte  uygun bir  gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden kararın usulen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle; <br> Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının  usulden BOZULMASINA,<br>...\" karar verilmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Yargıtay 11.HD nin sözkonusu bozma ilamı nedeniyle dosya dairemiz gönderilmiş ve işbu yeni esasına kaydı yapılmıştır.Taraflarına bozma ilamı ve duruşma gün ve saati tebliğ edilmiştir.08/03/2024 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış,bozma ilamına karşı diyecekleri sorularak beyanları alınmıştır.Davacı vekili bozma ilamına uyulmasını ve davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar vekili ise bozma ilamına uyulup uyulmaması konusunda takdirin mahkememize ait olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce işbu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ın bozma ilamına uyulması halinde bozma ilamında belirtilen şekilde karar verilmesi yasal zorunluluktur.Mahkememizce Yargıtay 11. HD nin uyulan bozma ilamında işaret edildiği üzere;Somut olayda; mahkememzice, davalı ... yönünde yapılan istinaf incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesine rağmen değerlendirme kısmında, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve kararın hukuka uygun bulunduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin belirtildiği, hüküm kısmında önce davanın reddine karar verildiği, 2 nolu bentte ise davacının davalı ... yönünden davasının kabulüne karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe ile hüküm kısmının hem de hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki içerdiği,Bu durumda mahkememizce yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte  uygun bir  gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden,usule ilişkin bozma ilamına uygun şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillere ve özellikle davalı ...'ın, davacıya teslim ettiği mal  karşılığı bononun verildiğini ve bono bedelinin ödenmediğini iddia etmesi,yani bononun verilme sebebinin \"malen\" olduğunu söylemiş olması, bononun ihdas nedeninin \"nakten\" yazılı olmasına karşın aslında \"malen\" düzenlendiğini ve verildiğini davalının beyan ve iddia etmesi, davacının ise  mal alınmadığını savunmuş olması nedeniyle, bonodan dolayı alacaklı olduğunu ispat külfetinin bononun ihdas/verilme nedenini talil etmiş sayılan davalı tarafa (...'a) geçtiği, davalının mal teslimini ispatlaması gerektiği halde yazılı,kesin ve yeterli delillerle ispatlayamadığından, davacının davalı ... yönünden olmak üzere, dava konusu bonodan ve işbu bonoya dayalı başlatılmış dava konusu icra takibinden dolayı menfi tespit talep ve davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Somut olayda davalı ... nin takip konusu bonoda lehtar veya ciranta olmaması, bonoda adının geçmemesi ve ... ye canlı hayvan için bono verildiği de ispatlanamadığından davacının davalı ... hakkındaki davasının ise reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... dava ve takip konusu bononun tarafı değildir. Hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemez bu nedenlerle davacının davalı ... hakkında açtığı davasının reddi nedeniyle davacı aleyhine istenen kötü niyet tazminatı talebinin de koşulları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 2.HD nin 2021/3375 esas-2021/4650 karar sayılı emsal içtihadında belirtildiği üzere,\"...5235 sayılı Kanun uyarınca bölge adliye mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarına haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak ilk derece mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda dosyanın karar verilmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderildiği, bu noktada bölge adliye mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak ilk derece mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığına göre  bu halde kanun yolu denetim mahkemesi yetkisinden söz edilemeyecektir. Temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunda  karar vermek üzere aynen ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı, AÜTT Genel Hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemelerinin istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin “Duruşmalı işler” tanımlamasından, Yargıtay bozmasından sonra alt derece hüküm mahkemesi olarak HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak yaptığı duruşma değil, HMK’nın 353. maddesinde belirtilen hâller dışında istinaf kanun yolu incelemesini duruşmalı olarak yapması gereken işlerden bahsedildiği tartışmasız olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi tarafından zorunlu açılan  ve alt derece  hüküm mahkemesi sıfatıyla  yapılan duruşma nedeniyle yeni bir vekâlet ücretine hükmedilemez.(HGK’nın 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 esas-2021/205 karar sayılı ilamı)...\" şeklinde hüküm altına alındığından, Yargıtay 11. HD nin işbu bozma ilamı nedeniyle dairemizce usul yasası gereğince zorunlu olarak duruşmalı yapılan inceleme sonucu verilen işbu nihai karar yönünden AAÜT uyarınca ayrıca istinaf vekalet ücretine karar verilmemiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının davalı ... hakkındaki davasının REDDİNE, <br>2-Davacının davalı ... hakkındaki davasının KABULÜ İLE, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına konu edilen 28/05/2016 tanzim, 30/04/2018 vade tarihli 200.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı ...'a BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, <br>3-Davacı lehine dava değeri olan 200.000,00-TL'nin %20'si oranındaki kötü niyet  tazminatının davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davalı tarafın davacı aleyhine istediği kötü niyet tazminatı talebinin reddine, <br>5-Reddine karar verilen dava yönünden alınması gereken  427,60-TL maktu karar ve ilam harcının dava başında davacı tarafından yatırılan 3.415,50-TL peşin harçtan mahsubuna, <br>6-Kabulüne karar verilen dava yönünden alınması gereken 13.662,00-TL nispi karar ve ilam harcının mahsuptan geriye kalan 3.356,2‬0-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 10.305,8‬0-TL karar ve ilam harcının davalı ...'tan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, <br>7-Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL başvurma harcı ile mahsuptan geriye kalan 3.356,20-TL peşin harcın davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, <br>8-Davalı ... tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>9-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan; 111,00-TL tebligat gideri ile 500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 611,00-TL yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T hükümleri 13/1 maddesi gereğince 32.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>11-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı ... lehine A.A.Ü.T hükümleri 31/1 maddesi gereğince 32.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı ...'ye verilmesine, <br>12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri)  davalı ...'tan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,<br>13-HMK 333. Md uyarınca,Davacı ve davalılar tarafından yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, <br>14-Yargıtayın bozma ilamı nedeniyle usul yasası gereğince zorunlu olarak duruşma açıldığından yani duruşmalı olarak yapılan bir istinaf incelemesi sayılamayacağından AAÜT uyarınca ayrıca istinaf vekalet ücretine karar verilmesine yer olmadığına,<br>Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı HMK nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  08/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38571710e7e3229c","SID":"ff31d5230ce24fa6"}}