{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/718 Esas<br>KARAR NO: 2024/489 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2021<br>NUMARASI: 2019/291 E. -  2021/322 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket kurucularının 2005 senesinde ticari hayatına \"...\" markası ile İngiltere'de başladıklarını, müvekkili şirketin ... Holding bünyesinde faaliyet gösterdiğini, ... Holding bünyesinde Türkiye'de ... Ltd. Şti, ... Ltd. Şti.,...Limited Şirketi, ... Limited Şirketi, ... Limited Şirketi,... Limited Şirketi, ... Limited Şirketi , ... Şirketi ... ve Ortağı'nın bulunduğunu, yurtdışında da çok sayıda şirketin holding bünyesinde faaliyet gösterdiğini, müvekkil firmanın Türkiye'de tescilli 316, yurtdışında tescilli 2100'ün üzerinde markası olduğunu, davalı adına tescilli olan ... sayılı \"...\" ibareli markanın tescil ettirildiğinden bu yana kullanılmadığını ve 5 yıllık sürenin geçtiğini,  davalı tarafın söz konusu markayı kullanmamasına rağmen 08.09.2017 tarihinde tekrar tescil ettirmek için başvurduğunu  ve ... sayı ile markayı tekrar tescil ettirdiğini, tescilin amacının kullanmama nedeniyle iptal talebine karşı önlem almak olduğunu, kötü niyetli bir marka tescili olduğunu ve müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, \"...\" ibareli markanın müvekkili adına ... ve ... sayı ile tescil edildiğini, davaya konu ... sayılı \"...\" ibareli markanın müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu,  markaların okunuşlarının benzer olduğunu, fonetik olarak bu derece yakın olan ve iltibas oluşturma tehlikesi  bu denli yüksek  olan  markanın müvekkilinin  markasını çağrıştırdığını, davalı tarafın işbu markasına başvuru sırasında itiraz edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından müvekkiline ait ... sayılı \"...\" ibareli marka tescili ile benzer görülerek bir kısım emtiaların çıkarıldığını, fakat itiraz sürecinde sehven müvekkiline ait ... sayılı marka dayanak gösterilmediğinden müvekkiline ait eski tarihli markanın nazara alınmadığını, davalının markasının tescili kapsamında olan \"insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler\" için tescil edildiğini, bu emtianın müvekkilinin ... numaralı markasının da tescili kapsamında olduğundan bahisle, öncelikle  davalı adına tescilli ... sayılı \"...\" ve ... sayılı \"...\" ibareli marka tescil belgelerinin olası devrinin dava sonuna dek önlenmesi için 6769 sayılı Kanun’un 159.maddesi vd. ve HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gözetilerek sicil kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı adına tescilli ... sayılı \"...\" ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... sayılı \"...\" ibareli markanın ise tamamen kötü niyetli olarak ve müvekkil şirketin \"...\" markası tescil kapsamında bulunan aynı ve benzer mal ve hizmetler için tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1953 yılında faaliyete başlayan müvekkili ... Anonim Şirketi'nin, stratejik önemi olan ilaç konusunda, üretim ve pazarlama faaliyeti gösteren yüzde yüz Türk sermayeli bir şirket olduğunu, Türk ilaç sektöründeki 300 kuruluş içinde 3. sırada yer aldığını, Türkiye’nin ilk 500 büyük firması içerisinde yer aldığını ve 50 ülkeye ihracat yaptığını,  Türk ilaç pazarının lider firmalarından olduğunu,  Türk ilaç sektörünün en büyük üretim tesisine ve en büyük Ar-Ge merkezine sahip olduğunu, davacının müvekkili adına tescilli olan ... sayılı \"...\" ibareli markanın kötü niyetli olarak dosyalanmış bir başvuru olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğü talebinin aleni olarak hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ... başvuru numaralı \"...\" ibareli marka başvurusunun 15.09.1994 yılında dosyalanmış bir başvuru olduğunu, ... başvuru numaralı \"...\" ibareli marka başvurusunun kullanma süresinin de 15.09.1999 tarihinde dolmuş olup, bu tarih itibariyle bu markaya karşı kullanmama gerekçesiyle iptali talepli dava açma hakkının başladığını,  1999 yılından 2017 yılına kadar 18 yıl geçtiğini,  iptal talebinden korunmak için bir marka sahibinin 18 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, ... sayılı \"....\" ibareli marka tescil başvurusunun sicil kayıtlarından da görüleceği üzere tüm 5.sınıf malları için dosyalandığını, müvekkilinin markasının kısıtlı olan tescili ihtiyacını karşılamadığından ve 5.sınıfın diğer malları için de kullanım amacı bulunduğundan 2017 yılındaki başvuruyu dosyaladığını, ancak başvurunun davacının itirazı üzerine kısmi olarak reddedildiğini,  sadece 5/1. sınıftaki mallar için tescil edildiğini, başvuru dosyalamanın fiili olarak tek başına kötü niyet göstergesi olarak kabul edilemeyeceğini,  markaların işitsel olarak benzer nitelendirilmeleri için ortak seslerin bulunmasının yeterli olmayacağını, ortaya çıkan işitselliğin algıda seçiciliği zorlaştıracak derecede bir benzerlik ihtiva etmesi gerektiğini, bu haliyle markalar arasında işitsel bir benzerlikten bahsedilemeyeceğini, aynı zamanda taraf markalarındaki \"...\" ibaresinin de \"...\" ibaresi de ... adı kısaltması olduğunu ve ... adı kısaltmasından oluşturulan markaların \"zayıf marka\" olarak kabul edilmesi nedeni ile  benzerlik incelemesinde ... adı kısaltması olan ibarenin değil ... adı kısaltması dışında markada ibarenin dikkate alınması gerektiğinin yerleşik içtihatlarla da kabul edildiğini, \"...\" ibaresinin ise ilaç etken maddesi için kullanılan ayırt edici niteliği bulunmayan bir ... adı kısaltması olduğunu, \"...\"  ibaresinin \"diklofenak sodyum\" ilaç etken maddesi kısaltması olup, \"...\" ibaresinin ... kısaltması olduğundan \"...\" ibaresinden oluşturulan markaların \"zayıf marka\" konumunda olduğunu,  hem Türk Patent ve Marka kurumu sicilinde \"...\" ibaresini içerisinde barındıran fazla sayıda marka bulunduğunu, hem de piyasada \"...\" ibaresi ile başlayan fazla sayıda ilaç markası bulunduğunu, ilaç sektöründe \"...\" ibareli birçok ilaç markası bulunduğunu, “...” ibaresinin ilaç sektöründe orijinalliğinin bulunmadığını,  tıp sektöründe bu kadar yaygın olarak kullanılan bir ibareyi markasına koyan bir kişinin, bunun kullanımını yasaklayamayacağını, ayırt edici kuvveti bulunmayan bir ibareyi marka olarak veya markanın bir unsuru olarak seçen bir kimsenin bu ibarenin üçüncü kişiler tarafından kullanımını önleme hakkı bulunmadığını, taraf markalarının hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi itibariyle markaların birbirleriyle karıştırılabilecek nitelikte olmadığını, yerleşik içtihatlarla kararlılık teşkil ettiği üzere; 5.sınıf malları ve bilhassa 5/1. sınıfta  \"ilaçlar\" mallarının ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu, ilaçların, kamu sağlığı ve kamu düzenine ilişkin ürünler olmaları, kurallara ve denetime tabi bir piyasaya sahip olmaları itibariyle diğer mallardan ayrıldığını, ilaçların tüketici kitlesinin sadece kullanıcısı olan \"hasta\" olmayıp son kullanıcının tercih imkanı bulunduğu durumlarda doktor ve eczacı tarafından yönlendirildikleri, diğer durumlarda ise ürün tercihini kendi isteği doğrultusunda yapmadığı yani doktorun tercihine uymak zorunda olduğu, dolayısıyla \"doktor ve eczacı\" gibi bilgili kişilerin \"ortalama tüketici\" olduğu hususunun önemli oluğunu, ayrıca ilaç markalarının satış yönteminin kendine has bir özelik sergilediğini, ilaçların \"e-reçete\" sistemi ile kullanıldığını, hastanın ilaç tercihini bizzat kendisinin yapmadığını, tedavisini yapan doktorun reçeteyi yazmadan önce ilacı zihninde belirlediğini, doktorun e-reçete sistemini kullandığını, bu doğrultuda hastası için uygun gördüğü ilacın direkt markasının adını sistemden seçtiğini, eczacının ise hastaya ilaç verirken tekrar bir marka sorgulaması yapmadığını, sisteme önceden girilmiş bilgilere göre zaten ilaç markasını otomatik görüntülediğini,  bu yolla ilacı hastaya verdiği göz önünde bulundurulduğunda ilaç markaları bağlamında bir iltibasın veya karışıklığın oluşmasının günümüz koşulları itibariyle mümkün olmadığını, bu bakımdan davacının müvekkili  adına tescilli olan ... sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü talebinin taraf markalarının hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi itibariyle markalar birbirleriyle karıştırılabilecek nitelikte olmadığından yerinde olmadığını,   davacının müvekkili adına tescilli olan ... başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın kullanmama gerekçesiyle iptali talebinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının davasına dayanak olan SMK 9. ve 26.maddelerin iş bu dava bakımından uygulanabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, markanın kullanılması zorunluluğuna SMK ile yeni bir düzenleme getirildiğini ve yürürlük tarihinin de SMK'nın 192. madde uyarınca 7 yıl sonraya bırakıldığını, 556 sayılı KHK.'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 14.11.2016 tarih 2016/148E. ve 2016/189K.sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu bakımdan SMK ile getirilen kuralın SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanabileceği ve bu anlamda da SMK'nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden itibaren markaların 5 yıl kullanılmaması kuralının geçerli olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 26/10/2021 tarihli 2019/291 E. - 2021/322 K. sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, TPMK kayıtları ve denetime elverişli bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın SMK m. 25 yollamasıyla SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURULARI: Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla; her iki markanın ayrı ayrı idari işlem sonucu tescil edildiklerini, davacının iki ayrı idari işlem aleyhine tek bir dava açamayacağını, HMK'nun 31. maddesi uyarınca davacıya talebini somutlaştırması için süre verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, hüküm verilerek yargılamanın sonuçlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu ... numaralı markanın iptali için dava açılmışsa da SMK'nın 192. maddesi ile marka iptalini düzenleyen SMK'nın 26. Maddesinin 7 yıl sonra yürürlüğe gireceğinin düzenlendiğini, bu nedenle 7 yıl dolmadan iptal davası açılamayacağını, 556 sayılı KHK'nın marka iptaline ilişkin 14. maddesinin 14/12/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu nedenle 10/01/2017 tarihinden itibaren markaların 5 yıl kullanılmaması kuralının geçerli olması gerektiğini, Davacının ... numaralı markanın yalnızca kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla hükümsüzlük davası açtığını, bilirkişi raporu ve mahkemenin gerekçesinde markanın kötüniyetle tescil edilmediğine dair görüş bildirilmesine rağmen SMK'nun 6/1. Maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini,Mahkemece markaların benzerliği karşılaştırmasının marka hukukuna uygun yapılmadığını, bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, davacının markasının ... kısaltması olan \"...\" ibaresini içermesi nedeniyle zayıf marka olduğunu, bu tür markalarda küçük bir farklılığın dahi markaları ayırt edici kıldığının kabul edildiğini, Her iki tarafın markasının telaffuzunun da yabancı dil kurallarına göre aynı olmadığını, davacının markasının \"...\" olarak, müvekkilinin markasının ise \"...\" olarak telaffuz edildiğini ve birbirlerinden farklı olduklarını,Bilirkişi raporunda ortalama tüketiciye ilişkin bir görüş bulunmadığını, markaların ilaç sektöründe kullanılmaları nedeniyle hitap ettiği tüketici kitlesinin uzman doktor ve eczacılar olduklarını, ilaç satış yönteminin bunu gerektirdiğini, bu nedenle de markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf nedenleri doğrultusunda hüküm tesisine, kararın bozulmasına, yargılama yapılacak ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı  vekilinin katılma yoluyla süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; marka iptali ve marka hükümsüzlüğü olmak üzere davada iki ayrı talepleri olmasına rağmen mahkemece müvekkili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her bir dava için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davalının gerekçeli kararı 24/01/2022 tarihinde tebliğ almasına rağmen, istinaf harcını 08/02/2022 tarihinde yatırdığından istinaf süresini kaçırması nedeniyle istinaf talebinin reddine, katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile müvekkilinin ikinci talebi için de 5.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 15/09/1994 başvuru, 05/01/1995 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 05. Sınıfta \"Tıbbi ilaç\" için, 08/09/2017 başvuru, 02/05/2019 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının 05. Sınıfta \"insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler\" için davalı adına tescil edildikleri tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 10.02.2021  tarihli raporda; \"... başvuru numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde ciddi bir biçimde kullanıldığına dair dava dosyasında delil bulunmadığı için kullanmama nedeni ile markanın iptali koşullarının oluştuğu,  taraf markalarının benzer olduğu, ortalama tüketiciler nezdinde 05. Sınıf emtiasında yer alan: ” İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçları tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” açısından karıştırılma ihtimali bulunduğu, yine davacının SMK md. 6/4 gereği Paris sözleşmesi 1. Mükerrer 6. Maddesi gereği tanınmışlığını Türkiye’deki kullanımları ile ispat edemediği, buna ilişkin dosyada delil bulunmadığı ve tanınmış marka olarak nitelendirilemeyeceği, yine davalı tarafın davaya konu marka tescilinin SMK md. 6/9 gereğince kötü niyetle yapıldığı hususunda dosyada bir delil bulunmadığı ve ispat edilemediği, davalı tarafın ... markası hakkında SMK md. 25 gereği hükümsüzlük koşulları oluştuğu; davalı tarafın, davacı tarafın 5 yıl süre ile sessiz kalma neticesi hükümsüzlük veya iptal davası açma hakkını kaybettiği yönündeki değerlendirmesinin, SMK m25/5 ve ilgili mevzuatın aynı zamanda AB mevzuatının, bu durumun fiili kullanım ve bu kullanımın öğrenimi ile başlayacağı yönündeki hükümleri dairesinde hatalı olduğu...\" sonuç ve kanaati bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 23.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle\" ... başvuru numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde ciddi bir biçimde kullanıldığına dair dava dosyasında delil bulunmadığı için kullanmama nedeni ile markanın iptali koşullarının oluştuğu, taraf markalarının benzer olduğu, ortalama tüketiciler nezdinde 05. Sınıf emtiasında yer alan: ” İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçları tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve 28 veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” açısından karıştırılma ihtimali bulunduğu, yine davacının SMK md. 6/4 gereği Paris sözleşmesi 1. Mükerrer 6. Maddesi gereği tanınmışlığını Türkiye’deki kullanımları ile ispat edemediği, buna ilişkin dosyada delil bulunmadığı ve tanınmış marka olarak nitelendirilemeyeceği, yine davalı tarafın davaya konu marka tescilinin SMK md. 6/9 gereğince kötü niyetle yapıldığı hususunda dosyada bir delil bulunmadığı ve ispat edilemediği; davalı tarafın ... markası hakkında SMK md. 25 gereği kötü niyete dayalı olarak hükümsüzlük koşulları oluşmadığını, davalı tarafın, davacı tarafın 5 yıl süre ile sessiz kalma neticesi hükümsüzlük veya iptal davası açma hakkını kaybettiği yönündeki değerlendirmesinin, SMK m25/5 ve ilgili mevzuatın aynı zamanda AB mevzuatının, bu durumun fiili kullanım ve bu kullanımın öğrenimi ile başlayacağı yönündeki hükümleri dairesinde hatalı olduğu...\" sonuç ve kanaati bildirilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, davalı adına tescilli ... numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptali, ... numaralı markasının ise marka benzerliği ve kötüniyetli tescil iddiasıyla hükümsüzlük davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekilince istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.Her ne kadar davacı vekili davalının istinaf harcını 08/02/2022 tarihinde yatırması nedeniyle istinaf talebinin süresinde olmadığını iddia etmişse de, dosya incelendiğinde gerekçeli kararın davalı vekiline 24/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin 07/02/2022 tarihinde sunulduğu, harcın 08/02/2022 tarihinde yatırıldığı, istinaf talebinin iki haftalık yasal süre içinde yapıldığı tespit edilmiştir.Davalı vekili iki ayrı markayla ilgili davaların birlikte açılamayacağını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, her iki davanın tarafların aynı olduğu, iptal davasının sonucunun hükümsüzlük davasını etkileyeceği, bu nedenle davalar arasında irtibat bulunduğundan her iki davanın birlikte açılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin kullanmama nedeniyle marka iptali davasına ilişkin istinaf talepleri incelenmesinde; SMK’nun 9. maddesi uyarınca davalıya ait ... numaralı markanın tescilli olduğu sınıfta ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığına dair dosyaya delil sunulmadığı, SMK’nun 26. maddesi uyarınca iptal koşullarının mevcut olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarına göre SMK’nun kabul edildiği 22/12/2016 tarihinde kanun koyucunun iradesinin ortaya çıktığı kabul edilerek, kanun koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olarak kullanmama nedeniyle marka iptalini öngördüğünün kabul edildiği, bu nedenle SMK’nun 10/01/2017 yürürlük tarihinden önceki dönem için de marka sahibinin markasını kullanma yükümlülüğünün mevcut olduğu, marka hükümsüzlüğü davasının açılması için markanın tescil tarihinin üzerinden 5 yıllık sürenin geçmiş olması dışında bir sürenin söz konusu olmadığı, ayrıca SMK’nun 26. maddesi ile TPMK’na verilen marka iptali yetkisinin bu madde yürürlüğe girene kadar mahkemeler tarafından kullanılacağının düzenlendiği, bu nedenle mahkemece kullanıldığı ispat edilemeyen davalıya ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; her ne kadar davalı vekili davacının yalnızca kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talep edildiği halde SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmuşsa da, dava dilekçesinin hukuki nitelendirilmesinin mahkemeye ait olduğu, dava dilekçesi incelendiğinde davalının markasının davacının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olmasının da hükümsüzlük nedeni olarak açıklandığı, bu nedenle Mahkemece SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca da inceleme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekili müvekkilinin ve davacının markasının ilaçlarda sıkça kullanılan ... eklerini içerdiklerini, davacının markasının zayıf marka olduğunu, tescilli oldukları sınıfların bilinçli tüketiciye hitap ettiğini, markaların telaffuzunu farklı olduğunu, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunmuşsa da, tarafların markaların düz yazıdan oluşan tek kelimelik markalar oldukları, davacıya ait “...” ve davalıya ait “...” ibarelerinin Türkçede bir anlamlarının bulunmadığı, ancak her iki markanın da görsel ve davacının markasının telaffuz ediliş şekline göre işitsel olarak iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları, davacının markası ... ekini içerse ve markaların hitap ettikleri tüketici kitlesi bilinçli tüketici olsa dahi, ayırt edilemeyecek derecede benzer kelimelerin  ya da benzerlik oranının yüksek olduğu kelimelerin ilaç markası olsalar dahi tescil edilemeyeceği, nitekim davalının marka tescil başvurusuna davacı tarafça ... numaralı markasına dayanarak yapılan itiraz üzerine TPMK tarafından markaların benzer olduğu sonucuna varıldığı ve davalının marka tescil başvurusunun kısmen reddedildiği, davalının markasının davacıya ait ... numaralı markası ile aynı mallar için tescilli olduğu, bu nedenlerle SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacının iki ayrı marka için marka iptali ve marka hükümsüzlüğü davası açtığı, her iki davanın konusunun birbirinden farklı olduğu, objektif dava yığılmasının söz konusu olduğu, bu nedenle kabul edilen her bir dava için ayrı ayrı davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde Mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar korunmak suretiyle yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın SMK m. 25 yollamasıyla SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 26/10/2021 tarihli 2019/291 E. -  2021/322 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA,-Davanın KABULÜNE, -Davalı adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, -Davalı adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın SMK m. 25 yollamasıyla SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,3-İlk derece yargılaması yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan  44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 383,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, b-Davacı vekili için kabul edilen marka iptali davasıyla ilgili karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, c-Davacı vekili için kabul edilen marka hükümsüzlüğü davasıyla ilgili karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan: 3.000,00 TL bilirkişi ücreti,103,20  TL posta gideri olmak üzere toplam 3.103,20 TL ve 88,80TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 3.192,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,4-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davalı yandan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan  80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,c-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı  ile 19,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 240,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8bc3a66fe69ce31","SID":"a80d2bdecfe878cb"}}