{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/288 Esas<br>KARAR NO: 2024/449 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/824 Esas - 2023/521 Karar<br>TARİHİ: 11/10/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının 06/06/2014 tarihinden iş sözleşmesini bildirim süresine riyaet etmeksizin istifa etmek suretiyle feshettiği 29/07/2022 tarihine kadar ...nda, Partner pozisyonunda çalıştığını, işten ayrılırken avukatlık ortaklığının ortaklarına, yaklaşık 8 yıldır müvekkilleri olan ... A.Ş'de veya ...'ya hukuki danışmanlık hizmeti vermek üzere ...'nın Avukatlık Ortaklığı ile sözleşmesel ilişkisinin bitmesinin hemen akabinde hukuki danışman olarak görevlendirdiği ... Avukatlık Ortaklığında çalışmaya başlayacağını ve dolayısıyla ...'ya doğrudan veya dolaylı olarak hukuki danışmanlık hizmeti vereceğini belirttiğini, davalının, Avukatlık Ortaklığından ayrılmasından hemen akabinde ...'de Partner olarak işe başladığını, Avukatlık Ortaklığı ile arasında bulunan sözleşmeye istinaden rekabet yasağına aykırı davrandığının tespit edildiğini, 6098 sayılı Kanunun rekabet yasağını düzenleyen maddeleri ile Avukatlık Ortaklığı ile arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığını, rekabet yasağına aykırılık oluşturan davranışlar sonucunda sözleşmede düzenlenen cezai şartın tahsili için aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile kötü niyetli hareket eden davalı aleyhinde %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin 29.07.2022 tarihine kadar ... bünyesinde çalışmış olmakla birlikte çalışma döneminin neredeyse tamamında ... Havalimanı İşletmesi A.Ş.’ye  hizmet verdiğini ve hatta bizzat davacının dilekçesinde de yer verdiği üzere neredeyse son 3,5 yılını fiilen ... A.Ş.’nin kendi merkezindeki hukuki işlemlerini gerçekleştirerek çalıştığını, ... gibi büyük bir projenin uyuşmazlık konularının fazlalığı sebebiyle tüm dava dosyaları çeşitli hukuk bürolarına takip için verilmekte olup müvekkilinin halihazırda çalıştığı ... (“...”)'nın da bu hukuk bürolarından sadece birisi olduğunu, ...’ın buradaki konumunun ise dava dosyalarını takip etmekte olan hukuk ofisleri ile ... arasındaki koordinasyonu sağlamaya yönelik olduğunu, müvekkilinin de bizzat ... tarafından bu işlemler için yetkilendirildiğini, yargılamaya konu taleplerden büyük kısmı yargılama sonunda ispatla talep edilebilir hale geleceğinden, icra takibi ve yargılamaya konu bedelin müvekkili açısından likid olmadığını, icra takibine itiraz edilirken bu hususların göz önünde bulundurulduğunu, yargılama konusu yapılan ekonomik bedel müvekkili açısından belli ve likit olmadığından, var olduğu iddia edilen alacağa istinaden müvekkilinden icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini beyanla davacının haksız davasının öncelikle usule ilişkin itirazları ile usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, davacı aleyhine icra takibi tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2022/824 Esas - 2023/521 Karar sayılı kararında; \"Dava; taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca davalının sözleşmeye istinaden rekabet yasağına aykırı davranmasından kaynaklı  başlatılan İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine dayalı davalının itirazın iptali isteminden ibarettir.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen  114/1-ı maddesinde \" Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının incelenmesini düzenleyen  115/1-2. maddesinde ise \"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. \"   şeklinde düzenleme yapılmıştır.Mahkememizce celp edilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/683  Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının \"Göksu Safi Işık Avukat ortaklığı ve ... Bilgi Yönetim Sistemleri olduğu\", davalının ... olduğu, konusunun ise davacı avukat ortaklığı ile davalı arasında imzalanan 27/12/2018 tarihli sözleşme ve TBK 446/3  uyarınca rekabet yasağına aykırı eylemlerine son verilmesi ve bu eylemleri nedeniyle cezai şart ve ilave zararların ödenmesi istemi olduğu,  netice-i talebin ise (işbu davanın derdestliğine ilişkin olarak yapılan değerlendirme yönünden özetle )  HMK 107. maddesi gereğince davalının gizlilik yükümlülüğüne aykırı eylemleri nedeniyle cezai şart istemi ve verilen zararların tazmini istemi olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasının incelenmesinde ise davanın taraflarının ... Avukat ortaklığı\" olduğu, davalının ... olduğu, konusunun ise avukat ortaklığı ile davalı arasında imzalanan 27/12/2018 tarihli sözleşme uyarınca ve TBK 396.,444.ve 446. maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı istemi ile başlatılan takibe davalının vaki itirazının iptali olduğu , netice-i talebin ise rekabet yasağına aykırı eylemler nedeniyle düzenlenen ceza-i şarta ilişkin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi  olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen davaların incelenmesi sonucunda ; davaların taraflarının aynı olduğu, dava konularının her iki dosyada da taraflar arasındaki  27/12/2018 tarihli sözleşme uyarınca ve TBK 396.,444.ve 446. maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı olduğu, netice-i talebin ise  davalının davacı ... ile yaptığı gizlilik, rekabet yasağı ve ayartmama sözleşmesine aykırı davrandığını, gizlilik ve rekabet yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bu eylemlerinden dolayı cezai şart alacağının ve davacılara verdiği ilave zararlarının tazmini olduğu görülmektedir. Her ne kadar mahkememiz dosyası itirazın iptali, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ise tazminat dosyası olarak açılmış ise de her iki talebin de aynı alacak isteminden ibaret olduğu görülmüştür. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkememiz dosyası ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/683 Esas sayılı davalarının derdest olduğuna kanaat getirilmiş ve bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davacı tarafından açılan davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından (katılma yolu ile) istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı ...'in 06.06.2014 tarihinden, iş sözleşmesini bildirim süresine riayet etmeksizin istifa etmek suretiyle feshettiği 29.07.2022 tarihine kadar ...'nda Partner pozisyonunda çalıştığını, davalının işten ayrılırken ... ortaklarına, yaklaşık 8 yıl müvekkili olan... A.Ş.'de veya ...'ya hukuki danışmanlık hizmeti vermek üzere ...'nın ... ile sözleşmesel ilişkisinin bitmesinin hemen akabinde hukuki danışman olarak görevlendirdiği ...’nda çalışmaya başlayacağını ve dolayısıyla ...’ya doğrudan veya dolaylı olarak hukuki danışmanlık hizmeti vereceğini belirttiğini, gerçekten de davalı, ...’dan ayrılmasının hemen akabinde ...'de Partner olarak işe başlamış olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen ve davalının ... ile arasında bulunan 27.12.2018 tarihli Gizlilik Rekabet Yasağı ve Ayartmama Sözleşmesi'ne istinaden rekabet yasağına aykırı davrandığının tespit edildiğini;Bunun üzerine taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin Rekabet Yasağı başlıklı 3. maddesi ile Cezai Şart başlıklı 5. maddesi kapsamındaki alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ise haksız ve mesnetsiz şekilde söz konusu icra takibine itiraz edildiğini, bu sebeple davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talepli olarak taraflarınca huzurdaki davanın ikame edildiğini, Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde hatalı ve hukuka aykırı şekilde davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası (Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararda dosya numarası sehven 2022/683 E. olarak yazılmıştır) ile huzurdaki davanın ne tarafları, ne vakıaları ne de konuları aynı olmayıp bu kapsamda Yerel Mahkeme'nin huzurdaki davanın derdest olduğu yönündeki hatalı tespiti ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma gerekliliğinin hâsıl olduğunu;Yerel mahkemenin, sebep ve konu unsurlarını birbirine karıştırmış olduğundan bahisle hem hatalı hem de eksik incelemeye dayalı bir hüküm tesis ettiğini, bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114/1-ı uyarınca aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmamasının (olumsuz) dava şartı olduğunu, daha önce açılmış ve halen görülmekte olan dava yeniden açılırsa, yani aynı dava iki kere açılır ve birinci dava ile ikinci dava aynı dava olursa 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesine göre yeni davanın usulden reddedileceğini, birinci davanın görülmekte olmasının birinci davanın henüz karara bağlanmamış olması veya karara bağlanmış olmakla birlikte verilen kararın henüz kesinleşmemiş olması demek olduğunu, ikinci davanın açıldığı tarihte, birinci davanın henüz hüküm  mahkemesinde görülmekte ise, derdest olacağını; Birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olmasının birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, sebeplerinin (vakıaları) ve konularının (talep sonuçları) aynı olması demek olduğunu, nitekim Prof. Dr. ... tarafından kaleme alınan eserde; \"Birinci dava başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte ise, ikinci davanın açıldığı (ve kendisine derdestlik itirazı yapılmış olan) mahkeme, birinci davaya bakan mahkemeden, birinci davanın taraflarını, konusunu ve dava sebebini sorar; gelecek cevaba göre, iki davanın aynı dava olup olmadığını tespit eder. Mahkeme, iki davanın taraflarının, konularının veya dava sebeplerinin aynı (yani iki davanın aynı dava) olmadığı kanısına varırsa, derdestlik itirazını reddederek, davayı esastan incelemeye baslar.\" denilmek suretiyle mahkemenin, iki davanın taraflarının, konularının veya dava sebeplerinin aynı olmadığı kanısına varması halinde derdestlik itirazını reddetmesinin ve davayı incelemesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini;Yerel Mahkemenin ise \"konu\" ile \"talep sonucu\" unsurları, aynı anlama gelen kavramlar olmasına rağmen bu iki unsuru farklı kavramlar olarak değerlendirerek hem hatalı hem de eksik incelemeye dayalı bir hüküm tesis ettiğini, Yerel Mahkeme gerekçeli kararında; \"Yukarıda belirtilen davaların incelenmesi sonucunda; davaların taraflarının aynı olduğu, dava konularının her iki dosyada da taraflar arasındaki 27/12/2018 tarihli sözleşme uyarınca ve TBK 396., 444. ve 446. maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı olduğu, netice-i talebin ise davalının davacı ... ile yaptığı gizlilik, rekabet yasağı ve ayartmama sözleşmesine aykırı davrandığını, gizlilik ve rekabet yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bu eylemlerinden dolayı cezai şart alacağının ve davacılara verdiği ilave zararlarının tazmini olduğu görülmektedir. Her ne kadar mahkememiz dosyası itirazın iptali, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ise tazminat dosyası olarak açılmış ise de her iki talebin de aynı alacak isteminden ibaret olduğu görülmüştür.\" açıklamalarına yer vererek, konu ile talep sonucu unsurlarını aynı anlama gelen kavramlar olmasına rağmen farklı anlama gelen kavramlarmış gibi kullandığını ve sebep unsuru ile konu unsurunu birbirine karıştırdığını, Yerel mahkeme tarafından yapılan bu kavramsal hatanın ayrıca sebep unsuru bakımından hiçbir inceleme yapılmaması sonucunu da doğurduğunu, hukukumuzda bir davanın sebebinin davacının davasını dayandırmış olduğu vakıalar iken bir davanın konusunun ise dava dilekçesinde yer alan talep sonucu olduğunu, doktrinde de bu hususun tartışmasız bir şekilde kabul edildiğini;Doktrin tarafından tartışmasız şekilde kabul edilen görüşün Yargıtay tarafından da tam anlamıyla benimsenmiş olup emsal Yargıtay kararlarında bu hususun; \"Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hakim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. Bu nedenle, hukukumuzda dava sebebi (hukuki sebepler değil) davacının davasını dayandırmış olduğu vakıalardır.\" Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2021 tarihli, 2020/12216 E. ve 2021/9536 K. sayılı ilamı) şeklinde ve, \"Dava konusu talep sonucuna göre belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda talep sonucunun baz alındığına ilişkin 2, 3, 107, 109, 110, 112, 119/1, 125 maddelerini örnek olarak sayabiliriz. Ayrıca HMK m. 303 maddesinin birinci fıkrasında maddi anlamda kesin hükmün unsurlarını sayarken, dava sebeplerini yanı sıra ilk davanın dava konusu yani talep sonucu ile ilişkili bir kavram olan hüküm fıkrasıyla ikinci davanın talep sonucunun aynı olmasına işaret edilmiştir.\" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.05.2019 tarihli, 2019/351 E. ve 2019/624 K. sayılı ilamı) şeklinde içtihat edildiğini, Yerel Mahkemenin taraf ve konu unsurları yönünden birtakım değerlendirmeler yaptığını, yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, ancak sebep unsuru bakımından hiçbir değerlendirme yapmayarak hatalı ve eksik incelemeye dayalı bir hüküm tesis ettiğini;Huzurdaki davada davacı taraf müvekkili ... olup davalı tarafın ise ... olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyasında ise davacı tarafın hem ... hem de ...  A.Ş. olup davalı tarafın ... olduğunu, diğer bir deyişle ... huzurdaki davaya taraf değilken İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyasında davacı sıfatında olduğunu, huzurdaki dava ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyasının konularının/talep sonuçlarının da farklı olduğunu, huzurdaki davanın konusunun/talep sonucunun; Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesi doğrultusunda davalının rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle Sözleşme'nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde öngörülen cezai şartın tahsiline yönelikken İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyasının konusunun/talep sonucunun; davalının gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı davranışlarına son verilmesi ile Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi doğrultusunda davalının gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ... ve ...’ın uğramış olduğu zararların tahsiline yönelik olduğunu, detaylı bir şekilde açıklamak gerekirse, istinaf başvurusuna konu edilen Yerel mahkeme nezdinde görülen davanın konusunun/talep sonucunun; Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesi doğrultusunda davalının rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle Sözleşme’nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde öngörülen cezai şart olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/863 E. sayılı dosyasında davalının gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı davranışlarına son verilmesi ve buna ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi doğrultusunda davalının yalnızca gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ... ve ...’ın uğramış olduğu zararların talep edildiğini, her iki davadaki alacağın kaynağının ve her iki davanın konularının birbirinden tamamen farklı olduğunun açık olduğunu, her iki davada birbirinden farklı başkaca taleplerinin de bulunduğunu;... tarafından davalıya karşı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının işbu icra takibine itiraz ettiğini, akabinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine taraflarınca huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiğini, ... ile davalı arasında akdedilen Sözleşme'de Gizlilik ve Rekabet Yasağı yükümlülükleri ayrı ayrı düzenlenmiş olup çalışanın bu yükümlülüklerden herhangi birine aykırı davranması hâlinde ihlâl edilen her bir yükümlülük sonucunda ... ve ... zarara uğrayacağından bu zararın tahsil edileceğinin açıkça belirtildiğini, dilekçelerinin 3.3. no.lu kısmında da detaylı şekilde yer verecekleri üzere, Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesi ile davalının “Rekabet Yasağı”na ilişkin yükümlülükleri, Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi ile davalının “Gizlilik Yükümlülüğü”ne ilişkin yükümlülüklerinin düzenlendiğini, Sözleşme’nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde ise davalının ihlâl ettiği her bir yükümlülük sonucunda ... ve ...’ın uğramış olduğu zararların tahsil edilebileceğinin düzenlendiğini;Taraflarınca başlatılan icra takibinin dayanağının da Sözleşme'nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesi doğrultusunda davalının rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle Sözleşme’nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde düzenlenen davalının son 1 yıllık brüt maaş tutarı olan 299.329,16 TL cezai şart alacağı olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın konusunun/talep sonucunun; davalının rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle taraflarına ödenmesi gereken cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi olduğunu, ayrıca huzurdaki davada davalının işbu icra takibine karşı itirazının haksız olması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinin de bulunduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası kapsamında açılan davanın konusunun/talep sonucunun ise; dilekçenin 3.3. no.lu kısmında detaylı şekilde yer verecekleri üzere, davalının gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağından kaynaklı davranışlarına son verilmesi ile Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi doğrultusunda davalının gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ... ve ...’ın uğramış olduğu zararların tahsili olduğunu;Huzurdaki dava ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyasının sebeplerinin/vakıalarının da farklı olduğunu, davalı ...'in ...'da 8 yıldan fazla süre istihdam ettiğini ve bir süre de Partner (Ortak) pozisyonunda çalıştığını, davalının, pozisyonu ve çalışma süresi itibarıyla ...'ın ve ...'ın müvekkillerinin ticari sır mahiyetine sahip birçok bilgisine vakıf olduğunu, özellikle davalının İstanbul Havalimanı'nın açılışı ve sonrasındaki yoğunluk nedeniyle hem hukuki anlamda genel koordinasyonun sağlanması hem de ... yetkililerinin ...'da doğrudan muhatap bulabilmesi adına ...'da bulundurdukları ... ekibinin bir parçası olarak çalıştığını, davalının mesaisinin hemen hemen tamamının, ...'nın yerleşkesinde çalışmaya ve tamamen ...'nın hukuki iş ve işlemlerini gerçekleştirmeye yönelik olduğunu, ... ile ... arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona ermesinin akabinde ... hukuki danışmanlık hizmetleri almak üzere ... ile bir anlaşma yaptığını, davalının ...'dan ayrılırken ...'ın yaklaşık 8 yıldır müvekkili olan ...'da veya ...'ya hukuki danışmanlık hizmeti vermek üzere ...'nın ... ile sözleşmesel ilişkinin bitmesinin hemen ardından hukuki danışman olarak görevlendirdiği ...'de çalışmaya başlayacağını ve ...'ya doğrudan veya dolaylı olarak hukuki danışmanlık hizmeti vereceğini belirttiğini, davalının, ...'dan ayrılmasının hemen akabinde ...'de Partner (Ortak) olarak işe başladığını, davalının bu eylemlerinin taraflar arasında akdedilen Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesine aykırılık teşkil ettiğini;Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesinin; \"Çalışan iş sözleşmesi süresince ve iş sözleşmesinin feshinden veya sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıllık bir süre boyunca ...'nın yazılı izni olmaksızın doğrudan veya dolaylı olarak ...'nın müvekkilleri ile herhangi bir şekilde İş Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında istihdam, Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında iş ilişkisine ve bunlarla sınırlı olmaksızın danışmanlık veya herhangi bir başka ticari ilişkiye girmeyecektir.Çalışan işbu Sözlesme'de düzenlenen rekabet yasağının herhangi bir şekilde ihlali halinde, ...'ın ihlal sebebiyle uğrayacağı zararını tazmin ve bahsi geçen ihlalin men'ini talep hakkının saklı bulunduğunu kabul eder.\" hükmünü içerdiğini, huzurdaki itirazın iptali davasının da davalının ...'ın işbu dava tarihi itibarıyla yeni istifa etmiş olduğu eski müvekkili ... ile ...'ın, ...'dan istifa ettiği tarih itibarıyla vekilliğini üstlenen ...'de işe başlaması sebebiyle Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3.maddesi doğrultusunda davalının rekabet yasağına aykırı davranışlarından kaynaklı olarak Sözleşme’nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde öngörülen cezai şart alacağının tahsili amacıyla ikame edildiğini;Davalının işten ayrılmadan önceki hafta hastalık iznine ayrıldığını ancak izinde dahi ...'ın kendisine tahsis ettiği işyeri bilgisayarının sistemlerinden ...'nın bilgi ve belgelerini incelediğini, yine davalının işten ayrılacağı son hafta neredeyse gün boyu bu belgeleri ve hatta işten ayrılacağı gün dahi ...'nın sistemlerindeki önemli belgelerini incelediğini, davalının böylelikle ...'ın, ... için daha önce çalışması yapılan tüm belgeleri, sözleşmeleri inceleyerek çalışma şekillerini, işi yapış şekillerini, maillerini ve sistemleriyle ilgili detayları diğer bir deyişle ticari sırları yetkisiz kişilerle paylaşmak adına bu fiili gerçekleştirdiğini, davalının son bir hafta içerisinde sistemlerdeki ... belgelerini bu denli açmasının, aynı anda ...'deki kişilerden bir başkasına bilgi aktarımında bulunduğuna da işaret ettiğini, davalının ayrıca işten ayrıldıktan sonra incelenen sistemlerden anlaşıldığı üzere, işten çıktığı tarih olan 29.07.2022 tarihinde ...’ın ürünü olan “... Sözleşme Kritik Bilgileri İşaretleme Rehberini” de incelediğini, söz konusu rehberin, ... için çok büyük bir önem arz eden tüm sistemlerinin nasıl oluşturulduğuna dair bilgileri içerir rehber olduğunu, rehberin ...'da çalışan avukat veya çalışanlarca incelenmesinin yasak olduğunu, buna rağmen davalının işten çıkacağı günün sistemlerle ilgili çok önemli bilgileri haiz ...’ın ürünü olan bu rehberi incelemesi ve hatta kopyalamış olmasının ticari sırları yetkisiz kişilerle paylaştığını gösterdiğini, davalının bu eylemlerinin Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini;Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesinin; \"Gizli Bilgi”, ...'nın ve/veya ...'nın Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca hizmet verdiği müvekkillerinin sözleşmeleri, davaları, hukuki her türlü ihtilafları, yurt içi ve yurt dışı her türlü proje ve işlemleri, çalışanları, eğitim programları, hizmet el kitapları, iGSI, Mecelle ve ... sistemleri ile bu sistemlerin içeriğinin tamamı, bir bölümü veya bir parçası, ... tarafından yayınlanan ve telif hakkı ...'da olan makaleler, tasarımlar, prototipler, bilgi derlemesi, veri, programlar, kodlar, yöntemler, teknikler, süreçler, ürünler, cihazlar, ekipman ya da makineler, yazılım ve donanım, envanterler, üretim, satın alma, mühendislik, buluşlar, fikirler, fiyatlandırma bilgisi, planlar, çizimler, şartnameler, fotoğraflar, müşteri listeleri ile ilgili araştırma, bilgi, birikim ya da veriler dahil olmak ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, ...'nın ve/veya ...'nın müvekkillerinin, ticari faaliyetleri, mali durumları ve müşterilerine dair malların ve hizmetlerin tedariki, pazarlanması, dağıtılması ve satışı için mevcut ve öngörülen hizmetler, ürünler, süreçler, prosedürler ve biçimlere ilişkin herhangi bir teknik, kurumsal, iktisadi, finansal, hukuki, pazarlama ya da sair konularda bilgi, ticari sırlar ile know-how da dahil olmak ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla ... ve/veya ...'nın müvekkilleri hakkındaki her türlü bilgi ve belge anlamına gelir.Çalışan, işi ve görevi gereği belirli bazı Gizli Bilgi'ye erişiminin olacağını ve bu bilgilerin, ...'nın ve/veya ...'nın müvekkillerinin, kıymetli, özel ve eşsiz bir malı olduğunu kabul etmektedir. Çalışan, istihdamı sırasında ya da sonrasında, herhangi bir Gizli Bilgi'yi hangi nedenle ya da amaçla olursa olsun hiçbir suretle, doğrudan ya da dolaylı olarak kullanmayacak ve/veya hiçbir yetkisiz kişiye ya da kuruluşa ifşa etmeyecektir. Çalışan, ...'daki istihdamının sonra ermesi üzerine, Çalışan ile diğer ... personelinin ... ve ...'nın müvekkilleri için hazırlamış oldukları sözleşmeler, protokoller, taahhütnameler, dilekçeler, ihtarnameler, memorandumlar ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla ... ve/veya ...'nın müvekkilleri hakkındaki her türlü belgeler, veriler, kağıtlar, raporlar, şartnameler, mektuplar, tebligatlar ve bütün diğer belgeler, dizüstü bilgisayar, cep telefonu eşyalar ve kayıtlar dahil olmak üzere, zilyetliğinde ya da kontrolü altında bulunan bütün malları ve bu malların bütün nüshalarını ya da içlerinden çıkarılmış parçaları veya özetlerini ve Gizli Bilgi içerir herhangi bir doküman veya parçayı ...'ya derhal iade edecektir.  Çalışan’ın işbu Sözleşme tahtındaki Gizli Bilgi ile ilgili yükümlülükleri, iş sözleşmesinin feshedilmesi ya da sona ermesinden sonra da ayakta kalacak ve hüküm doğurmaya devam edecektir. Çalışan’ın yükümlülüklerini ihlal etmesi ya da ihlal etme tehdidinde bulunması halinde ... mahkemeye başvurarak bu Gizli Bilgi’yi tamamen ya da kısmen ifşa etmesine ya da kullanmasına mani olacak ya da tedbir kararı verilmesini talep edebilecektir.\" hükmünü içerdiğini, davalının ... için ... tarafından geliştirilen iGS Mecelle, Mecellem Mukavele ve Muhakemat, ... sistemleri de dahil tüm sistemler ve içerikleri Sözleşme kapsamındaki her türlü gizli bilginin ... ve/veya ...'ın kıymetli, özel ve eşsiz malı olduğunu, davalının istihdamı sırasında veya sonrasında, herhangi bir gizli bilgiyi hangi nedenle ya da amaçla olursa olsun hiçbir suretle, doğrudan ya da dolaylı olarak kullanmamayı ve yetkisiz kişiye ya da kuruluşa ifşa etmemeyi taahhüt etmiş bulunduğunu;İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası üzerinden ikame edilen davanın da davalının ...'in ürünü olan bilgi ve belgeler ile ...'ın bilgi ve belgelerini ...'ye aktarması sebebiyle davalının gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı davranışlarına son verilmesi ile Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi doğrultusunda davalının gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ... ve ...'ın uğramış olduğu zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, nitekim Sözleşme’nin Cezai Şart başlıklı 5.maddesinin; \"Çalışan işbu Sözleşme'de düzenlenen yükümlülüklerinden herhangi birine aykırı davranması halinde ...'ın talebi üzerine derhal, ihlal ettiği her bir yükümlülük için ...'ya vereceği zarar ziyan hariç olmak üzere son bir yıllık brüt maaşı tutarında cezai şart ödeyecektir.\" hükmünü havi olup davalının ihlal ettiği her bir yükümlülük sonucunda ... ve ...’ın uğramış olduğu zararları tahsil edebileceğinin düzenlendiğini;Huzurdaki itirazın iptali davasının, davalının ...'ın işbu dava tarihi itibarıyla yeni istifa etmiş olduğu eski müvekkili ... ile ...'ın, ...'dan istifa ettiği tarih itibarıyla vekilliğini üstlenen ...'de işe başlaması sebebiyle Sözleşme’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 3. maddesi doğrultusunda davalının rekabet yasağından kaynaklı olarak Sözleşme’nin “Cezai Şart” başlıklı 5. maddesinde öngörülen cezai şartın ...’a ödenmesi amacıyla ikame edilmiş iken İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası üzerinden açmış oldukları davanın davalının ...'in ürünü olan bilgi ve belgeler ile ...'ın bilgi ve belgelerini ...'ye aktarması sebebiyle gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı davranışlarına son verilmesi ile Sözleşme’nin “Gizlilik” başlıklı 2. maddesi doğrultusunda davalının gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ... ve ...'ın uğramış olduğu zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, her iki davanın tarafları ve konularının farklı olduğu gibi sebeplerinin de tamamen farklı olduğunu, itirazın iptali ile alacak/tazminat davalarının nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türleri olduğunu;İtirazın iptali davasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen ve borçlunun itirazının hükümden düşürülerek takibin devamını sağlamayı amaçlayan takip hukukuna özgü bir dava olduğunu, itirazın iptali davasının mahiyeti itibariyle bir eda davası olmadığı gibi dava sonunda itirazın iptaline dair verilecek ilamın da tahsil ilamı olmadığını, itirazın iptali davası ile alacaklının mahkemeden borçlunun bir edaya mahkum edilmesini istememekte olup mahkemenin de itirazın iptaline karar vermekle borçluyu bir edaya mahkum etmediğini, itirazın iptali davasının bu nedenlerden dolayı icra hukukuna özgü bir dava niteliğinde olduğunu, dava sonucunda alınacak ilamın mahkeme masrafı ile icra inkâr tazminatına ilişkin kısımlarının bir eda (tahsil) hükmü niteliğinde olduğunu, alacak/tazminat davalarının ise nitelikleri itibariyle 6100 sayılı Kanun'un 105. maddesinde tanımlanan eda davalarından olup bu sebeple mahkemece verilecek kararın hem tespit hem de eda hükmünü içerdiğini, şu halde itirazın iptali ile alacak/tazminat davalarının, nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı dava türleri olduğunun ve her iki davanın konularının/talep sonuçlarının da birbirinden farklı olduğunun açık ve net olduğunu;Yerel mahkemenin kararını ve davalının derdestlik itirazını kabul etmemek kaydı ile, doktrinde; alacak davasından farklı olarak itirazın iptali davasının sonunda tahsil hükmünün yer almayacağı ve yine alacak davasından farklı olarak itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına karar verilebileceği, dolayısıyla alacak davaları ile itirazın iptali davalarının konuları/talep sonuçları yönünden birbirinden farklı davalar olduğunun, iki dava arasında derdestlik itirazının hukuken kabul görmeyeceğinin ifade edildiğini, uygulamada da durumun farklı olmadığını, emsal Yargıtay kararlarında bu hususun;\"Ayrıca; itirazın iptali ve alacak davası nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türleridir. Dava dilekçesinde itirazın iptali istendiği halde, infazda tereddüte yol açacak şekilde alacağın tahsiline hükmedilmesi ve itirazın iptaline karar verilmemiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.\" (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 24.11.2020 tarihli, 2020/3360 E. ve 2020/6989 K. sayılı ilamı)\"İcra takibine vaki itirazın iptali davası, bir eda davası olmadığından, alacağın tahsili için açılan eda davasından niteliği ve sonuçları itibariyle farklılık arz etmektedir.\" (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2018 tarihli, 2016/2717 E. ve 2018/11306 K. sayılı ilamı)\"İtirazın iptali ve alacak davası nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türleridir. Talep itirazın iptali ise ıslah ile eda davasına çevrilmediği sürece tahsil hükmü kurulamaz. (...) Mahkemece kararın HMK.’un 297. maddesine aykırı olarak gerekçesiz verilmesi usule aykırı olduğu gibi dava dilekçesinde sadece itirazın iptali istendiği halde infazda tereddüde yol açacak şekilde farklı dava türü olan eda davasına ait tahsil hükmü kurulması hatalıdır.\" ( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2017 tarihli, 2016/31611 E. ve 2017/11314 K. sayılı ilamı) \" şeklinde içtihat edilerek bu iki davanın yani itirazın iptali ve alacak/tazminat davalarının türlerinin birbirlerinden farklı olduğu ve derdestlik itirazının yapılamayacağının açık olduğunu;Huzurdaki davadaki icra inkâr tazminatı talebinin tek başına varlığının dahi, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası ile huzurdaki davanın konularının/talep sonuçlarının farklı olduğunu, dolayısıyla Yerel mahkemenin derdestlik tespitinin hatalı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, itirazın İptali kenar başlıklı 2004 sayılı Kanun m.67/2'nin; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmüne haiz olup icra inkâr tazminatını düzenlediğini, söz konusu düzenlemeye göre, itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin koşullarının şu şekilde sayılabileceğini, geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içerisinde itirazın iptali davası açılması, alacaklının icra inkâr tazminatına ilişkin talebinin olması ve itirazın haksız olması gibi, bu kapsamda icra inkâr tazminatının borçlar hukuku anlamında bir tazminat olmadığının ancak itirazın iptali davasında iptal kararı verildiği takdirde hükmedilen bir tazminat türü olduğunun söylenebileceğini, nitekim icra inkâr tazminatına ancak itirazın iptali davasında hükmedilebileceğinin doktrin ve uygulamada da tartışmasız şekilde kabul edildiğini; İcra inkâr tazminatının ancak itirazın iptali davası ile talep edilebileceğinden diğer bir ifadeyle genel alacak davası ile talep edilemeyeceğinden bahisle, huzurdaki itirazın iptali talepli davada yer alan \"Davalı'nın icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi\" talepleri bakımından da İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dava ile huzurdaki davanın konularının birbirinden farklı olup Yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması gerektiğini;Yerel Mahkemenin en başta sebep ve konu unsurlarını birbirine karıştırmış olduğundan bahisle hatalı ve eksik incelemeye dayalı bir hüküm tesis ettiğini, huzurdaki davadaki icra inkâr tazminatı talebinin tek basına varlığının dahi, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 E. sayılı dosyası ile huzurdaki davanın konularının/talep sonuçlarının farklı olduğunu, dolayısıyla Yerel mahkemenin derdestlik tespitinin hatalı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, yine her iki davada birbirinden farklı başkaca taleplerinin de bulunduğunu, bir diğer yandan itirazın iptali ile alacak/tazminat davalarının nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türleri olması sebebiyle Yerel mahkemenin derdestlik tespiti ve usulden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla tehiri icra talepli olan istinaf başvuru talebinin kabulüne, Yerel mahkemenin 11.10.2023 tarihli, 2022/824 E. ve 2023/521 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesi ile; davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (\"İİK\") 67.maddesinin 2.fıkrasının; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmünü içerdiğini, alacaklının sorumlu olmadığı bir borç için müvekkilini itiraz etmeye zorlaması karşısında takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun açık olduğunu;Davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, işbu talebin davaya cevap dilekçesinde belirtilmişken Yerel mahkeme tarafından gerek gerekçeli kararın yazılmasında gerekse hüküm kısmında talebin reddine veya kabulüne ilişkin karar verilmemesinin kanuna aykırı olduğunu, nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinin;\" Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\"  hükmünü haiz olup talebe ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını ve hüküm kurulmadığını, somut durum ile aynı mahiyette Dairemizin 27/02/2019 tarih ve 2018/579 Esas 2019/283 Karar şeklinde kararının olduğunu, kötü niyet tazminatı yönünden bir hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu beyanla davacının haksız istinaf başvurusunun reddini, davacı aleyhine icra takibi tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, cezai şart alacağının tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; taraflar arasında 27.12.2018 tarihli Gizlilik, Rekabet Yasağı ve Ayartmama Sözleşmesi'nin imzalandığı, davacı tarafından davalının, taraflar arasındaki iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle 29.07.2022 tarihinde sonlandırdığı ve akabinde ... isimli işyerinde partner olarak çalışmaya başladığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandığı, bu nedenle sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen cezai şartın tahsili için aleyhinde icra takibi başlatıldığını iddia ederek davalının takibe itirazının iptali ile aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, davacı ile dava dışı ... A.Ş. tarafından davalı aleyhine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, davalının yeni iş yeri ile akdettiği iş sözleşmesinin ahlaka aykırılık nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespiti, davalının taraflar arasındaki 27.12.2018 tarihli Gizlilik, Rekabet Yasağı ve Ayartmama Sözleşmesi'nin gizlilik ve rekabet yasağı maddelerine aykırı eylemlerine son verilmesi, gizlilik yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle şimdilik 10.000 TL cezai şarta ve ilave zararlar için şimdilik 2.000 TL tazminata hükmedilmesinin talep edildiği, 27.12.2018 tarihli Gizlilik, Rekabet Yasağı ve Ayartmama Sözleşmesi'nin \"Cezai Şart\" başlıklı 5. maddesinde; \"Çalışan, iş bu sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerinden herhangi birine aykırı davranması halinde, ...'nın talebi üzerine derhal, ihlal ettiği her bir yükümlülük için ...'ya vereceği zarar ziyan hariç olmak üzere, son bir yıllık maaşı tutarında cezai şart ödeyecektir.\" şeklinde, \"Rekabet Yasağı\" başlıklı 3/2. maddesinde; \"Çalışan, iş bu sözleşmede düzenlenen rekabet yasağının herhangi bir şekilde ihlali halinde, ...'nın ihlal sebebiyle uğrayacağı zararını tazmin ve bahsi geçen ihlalin men'ini talep hakkının saklı bulunduğunu kabul eder.\" şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu, \"Gizlilik\" başlıklı 2. maddesinde ise tazminat ve başkaca bir cezai şarta ilişkin düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı maddesi uyarınca; aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte yani derdest iken aynı konu, yeni bir dava konusu yapılamaz. Zira, aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati bulunmamaktadır. Derdestlikten bahsedilebilmesi için ikinci açılan dava ile ilk açılan davanın taraflarının, konusunun yani neticei talebinin ve sebeplerinin yani dayanılan vakıaların/sebeplerin aynı olması gerekir. Bu bilgi ışığında somut olaya dönüldüğünde; bu davada taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen cezai şartın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptalinin, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 Esas sayılı dosyasında da aynı şekilde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen cezai şartın tahsilinin talep edildiği, her iki davanın konusunun aynı olduğu, eldeki davanın itirazın iptali davası olması, yani verilecek hükmün şeklen farklı olmasının, her iki davadaki talep sonucunun farklı olduğu anlamına gelmeyeceği, her iki dava da aynı alacağın hüküm altına alınmasının talep edildiği, dolayısıyla davaların konusunun aynı olduğu, eldeki davanın taraflarının  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 Esas sayılı dosyasında da aynı şekilde davacı ve davalı  sıfatı ile yer aldıkları, her iki davanın taraflarının aynı olduğu, anılan dosyada davacı tarafta, ileri sürülen diğer talepler yönünden başka bir davacının yer almasının her iki dosyanın taraflarının aynı olduğu sonucunu değiştirmeyeceği, derdestlik yönünden son koşul olan dava sebebinin aynı olması yönünden yapılan değerlendirmede ise, eldeki davada davalının sözleşmenin rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen 3. maddesini ihlal ettiğinden bahisle cezai şart, İstanbul 5. Asliye  Ticaret Mahkemesi'nin 2022/863 Esas sayılı dosyasında ise sözleşmenin gizlilik başlıklı 2. maddesinde yer alan yükümlülüklerini ihlal ettiğinden bahisle cezai şart talep edildiği, buna göre her iki davanın sebebinin aynı olmadığı ve davalar arasında derdestliğin bulunmadığı, Mahkemece davanın esasına girilerek inceleme yapılması, birleştirme hususu da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, Dairemizce verilen kararın niteliğine göre konusuz kalan davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2022/824 Esas - 2023/521 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Dairemizin karar sonucuna göre katılma yoluyla istinaf eden davalının konusuz kalan istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde istinaf eden taraflara iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a93403513647228","SID":"64e491a78a6b9e51"}}