{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2022/141 <br>KARAR NO\t: 2024/275<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/126 Esas 2021/832 Karar<br><br>DAVACILAR\t:   <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı <br>KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 25/03/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 15.10.2017 tarihinde davalı ... şirketine 03.01.2017 başlangıç tarihli zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı davacıların murisi olan ...'ın 1/2 oranında sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile neden olduğu tek taraflı kazada ...'in vefat ettiğinin, vefat sebebi ile  müteveffanın annesi ve babası olan davacıların desteklerini kaybettiklerini, her ne kadar müteveffa söz konusu kazada kusurlu olarak tespit edilmiş ise de sürücünün kusurunun 3. kişi konumundaki destekten yoksun kalan davacılara tazminat ödemesini engellemeyeceğinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun emsal ilamı ile hüküm altına alındığını ve bu hususta Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğunu, bu durum karşısında vefat edenin anne ve babası olan davacıların tazminat talep etme haklarının bulunduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... yönünden talebini 76.406,58 TL'ye, davacı ... yönünden talebini 144.941,93 TL'ye artırmıştır.<br>\tDavalı vekili, davaya onu kazaya karışan... plakalı aracın davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile 03.01.2017-03.01.2018 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında bırakıldığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartları’nın yürürlüğe girme tarihinden sonra yapılan poliçe nedeniyle kendi kusuru ile vefat eden davacılar murisinin vefat sonucu destekten yoksun kalma taleplerinin teminat dışı olduğunu ve reddi gerektiğini, bu hususun davacıya 16.11.2017 tarihli yazı ile bildirildiğini, sigorta şirketinin zorunluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişin olduğu, müteveffa ...'ın idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde davacıların murisi ...'ın vefat ettiği, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sürücü müteveffa ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92.maddesinin (a) ve (c) bentleri ile (i) bendi, Trafik Sigortası Genel Şartları A.1 ve A.3 maddesi, A.5 maddesinin (ç) bendi ve yine A.6 maddesinin (c) ve (d) bentleri birlikte değerlendirildiğinde; bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen ölüm olayına bağlı olarak destekten yoksun kalma halinde,  zararın zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında olması için ölenin üçüncü kişi olması ve desteğin kusursuz bulunması gerektiği, davanın açıldığı tarihteki yasal düzenlemeler açıklanan şekildeyken Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve E.:2019/40; K.:2020/40 sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin (i) bendinin iptali ile Trafik Sigortası Genel Şartlarına yapılan atfın iptal edildiği, önceki düzenlemeler kapsamında desteğin tam kusurlu olması sebebiyle davacıların tazminat haklarının bulunmadığı değerlendirilmişse de Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli iptal kararı üzerine davacıların tazminat talep edebilecekleri değerlendirilerek aktüerya bilirkişisinden kök ve ek rapor alındığı, yargılama devam ederken 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesiyle 2918 sayılı Kanunun 92. maddesinin birinci fıkrasına “j) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri,\" fıkrası eklendiği, böylelikle mevcut yasal düzenlemeye göre destekten yoksun kalan hak sahiplerinin destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kaldığı değerlendirilmekle desteğin %100 kusuruyla kendi ölümüne sebebiyet verdiğinden ve davacıların tazminat talepleri poliçe kapsamı dışında kaldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kusur yönünden alınan bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınarak yeni bir kusur raporu alınması gerektiğini, mahkemece davacıların 3. şahıs olarak değerlendirilmediğini, davacılar 3. kişi olmasına rağmen hatalı değerlendirme yapıldığını, emsal Yargıtay kararları uyarınca davacıların 3. kişi konumunda oldukları ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerinin belirtildiğini,\tAnayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı iptal kararı gereği gibi değerlendirilmediğini, bu karar ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (i) bendini iptal ettiğini, mahkemece iptal kararı yokmuş gibi gerekçe ile hüküm oluşturulduğunu, gerekçede 19.06.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19. maddesi hükmüne yer verildiğini, ancak bu hükmün olay tarihinden sonraki yeni bir düzenleme olup mevcut olayda dikkate alınamayacağını, kararın bu yönü ile de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tDavacılar vekili, davacıların desteği ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile yaptığı tek taraflı kaza sonucunda vefat ettiğini belirterek aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıdan destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dosya kapsamına göre dava konusu kazanın 15.10.2017 tarihinde meydana geldiği, davalı ... şirketi tarafından desteği idaresinde bulunan aracın 03.01.2017-2018 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiği anlaşılmıştır. <br>\tDavalı, kaza yapan aracı zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi olup, kanunla sınırları belirlenen işletenin üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğunu üstlenir.  <br>\t01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün veya işletenin kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır.<br>\tPoliçe ve kaza tarihinde yürürlükte olan 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesine eklenen \"h\" ve \"i\" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesinin \"i\" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş, \"h\" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen \"İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri\" maddesine ilişkin gerekçesinde; \"2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir.\tYukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin KTK.nın 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez. Kural uyarınca sigortalının sorumluluk riski kapsamında değerlendirilemeyecek risklerden doğan tazminat taleplerinden dolayı zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanılarak sigorta şirketinden talepte bulunulmayacaktır. Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına aldığı riskler ile sınırlandırılması suretiyle ilgililerin, işletenin dahi sorumlu olmadığı tazminat taleplerini sigorta şirketine yöneltmelerinin önüne geçilmesinin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda esasen sigortalıdan talepte bulunması mümkün olmayan ilgililerin, sigorta şirketinden de talepte bulunamamasının Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal ettiği söylenemez. Kuralın ilgililerin menfaatleri ile sigorta şirketinin menfaatleri arasında makul bir denge kurulmasını engelleyen bir yönünün bulunmadığı görülmektedir.\" denilerek, 2918 Sayılı yasanın 85. maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında da kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tBuna göre, sigortalının  araç sürücüsünün  kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Kanun'un 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin \"h\" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Kanun'un 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı Kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 Sayılı Kanun'un 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.<br>\tSomut olay yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 15.10.2017 tarihinde davacıların desteği ...'ın idaresindeki ... plaka sayılı araç ile yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucunda vefat ettiği, aracın davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğu, kaza tespit tutanağında müteveffa ...'ın idaresindeki aracın hakimiyetini kaybederek kendi istikametine göre yolun sağ tarafından yan yola girdiği ve önündeki toprak alana çarparak ters bir şekilde düşmesi sonucunda kazanın meydana geldiğinin ve sürücünün ihlal ettiği kuralın belirtildiği, dosyaya ibraz edilen 05.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı ticari araç sürücüsü müteveffa ...'ın dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyri esnasında eğimli yol bölümüne geldiğinde direksiyon hakimiyetini tamamen kaybetmesi sonucunda meydana gelen tek araçlı trafik kazasının oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğu, kazanın oluşumuna etki eden başkaca bir kusurun varlığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bilirkişi raporunun kaza tespit tutanağı, kazanın meydana geliş şekli ve toplanan delillere uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu,  somut olayda tam kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün destek tazminatının sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmadığı ve sigorta teminatı kapsamında bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL harcın davacı taraftan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliğine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 29.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b92e4f201fccf2a8","SID":"b7d5e83ed45bbc0e"}}