{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2273 - 2024/428<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/2273 <br>KARAR NO\t: 2024/428<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/309 Esas - 2022/953 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br>VEKİLİ\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/03/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olan, davalı ...'nın maliki olduğu, diğer davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, 16/06/2020 tarihinde tam kusurlu olarak ... plakalı minibüse arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, minibüs içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını ve maluliyetinin oluştuğunu, bu kazanın müvekkilinin .... Tic. A.Ş.'de aylık 4.500,00TL ücretle işe başlamak üzere giderken meydana geldiğini ve müvekkilinin yaralanması nedeniyle iş başı yapamayarak zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL yeni işe girememesinden dolayı uğradığı zarar olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans ticari faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca müvekkilinin uğradığı manevi kayıplar için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 16/06/2020 tarihli kazaya ilişkin olarak, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları ile davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini, sorumluluklarının araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davacı tarafından yeni işe girilememesi sebebiyle oluşan maddi zarar talep edilmiş ise de sigortanın böyle bir teminatı bulunmadığını, geçici iş göremezlik giderlerinin 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat taleplerinin tedavi giderleri kapsamında olduğunu ve 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili Şirket’in tedavi giderleri, geçici iş göremezlik ve geçici iş göremezlik dönemi geçici bakıcı talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından sorumluluğun temerrüt tarihinden başladığını, kazaya karışan araç hususi olduğundan avans faizi talebi kabulünün mümkün olmadığını, SGK tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen diğer davalılar tarafından yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının maluliyetinin tespiti amacıyla AÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 24/11/2021 tarihli raporda; davacı ...'ın 16/06/2020 tarihli yaralanması neticesinde, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 1 (bir) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının bildirildiği, kusur durumunun tespiti amacıyla dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda; \tdava konusu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nın %100 (yüzdeyüz) oranında tamamen kusurlu olduğu, ... plakalı minibüsün sürücüsü ...'ün ise tamamen kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, talep edilebilecek maddi tazminatın hesaplanması bakımından aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan raporda; A.Ü. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 24.11.2021 tarihli raporda davacının engel oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu tespit edildiğinden, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı, geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının ise Mahkemenin takdirine göre; Alternatif Asgari Ücret:2.324,70-TL. Alternatif Emsal Ücret: 4.428,68-TL. olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının kaza tarihinde mikser şoförü olarak çalıştığı, ... Sendikasından yapılan emsal ücret araştırması neticesinde asgari ücretin iki katı kadar emsal ücretinin olduğu, gerçek ücretine yönelik yapılan hesaplama sonucu 4.428,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceği, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının maluliyeti bulunmadığından oluşmadığı, her ne kadar davacı tarafça kaza neticesinde yeniden işe girememesi nedeniyle oluşan zarar da talep edilmişse de, dava dışı şirketten gelen müzekkere cevabı doğrultusunda bu zararının ispatlanamadığı, davacı için hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından sürücü, işleten ve sigortacı sıfatlarını haiz tüm davalıların 6098 sayılı TBK'nın 49/1, 2918 Sayılı KTK'nın 85/1, 91 ve ZMSS Genel Şartları A.3 maddeleri gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonuç ve kanaatine varılarak, davacının açtığı maddi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, hüküm altına alınan maddi tazminata, davalı sigorta şirketi bakımından temerrüde düştüğü 28/10/2020 tarihinden, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 16/06/2020 tarihinden itibaren yasal faiz (taraflar tacir veya kazaya karışan araç ticari araç olmadığından) işletilmesine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; \"1-Maddi tazminat talepli davanın kısmen kabul, kısmen reddine; a) Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile; 4.428,68 TL tazminatın davalı sigorta şirketi bakımından 28/10/2020 tarihinden, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 16/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, b) Davacının diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, 2-Manevi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne; 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesi ve Adli Tıp Raporu'na yapılan itirazlarda da belirtildiği üzere müvekkilinin omuz ve ayak bileğinde sürekli ağrı yakınması, sol ayak bileğinde ve omuz bölgesinde hassasiyet mevcut olduğunu, mikser şoförü olan ve devamlı araç kullanarak hayatını kazanan müvekkili için iş gücü kaybı ve sürekli engellilik hali olduğunun ortada olduğunu, müvekkilinin kaza sebebiyle iş görüşmesine gidemediğini, bu tazminata da hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu’ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tYerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, davacının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alındığında engel oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu ve bir ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği gözetildiğinde mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğunun, davacının yeni işe girememesinden kaynaklandığı iddia edilen zararın ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tHükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”, aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise, “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir.<br>\tBuna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.<br>\tHâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacı tarafın yaşadığı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacı taraf için zenginleştirici, davalı taraf yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuştur.<br>\tYukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında  davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL’nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf eden tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye<br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"18f9ac7384dc75b8","SID":"33801e8f8f288fc0"}}