{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/596 <br>KARAR NO\t\t: 2024/496<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/09/2023 (Dava) - 11/12/2023 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/139 (Derdest Dosya)<br>DAVA             \t: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbire İtiraz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/139 Esas sayılı dosyasından verilen 11/12/2023 tarihli ara kararının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketinin 04.10.2018 yılında ... Firması ile 19.12.2019 yılında da .... Şirketi ile birleşerek ... grubunun bir parçası olduğunu,  müvekkili şirketin uzun yıllarıdır ... markası ile tüm dünya da tanınmış prestij sahibi uluslararası bir firma olduğunu, ... markasının ilk olarak 24.05.1993 tarihinde ... adına İtalya'da tescil edildiğini, işbu marka tescili günümüze kadar yenilenerek devam etmiş olup hali hazırda ... Firmasının birleştiği müvekkil şirket ... Firması adına kayıtlı olduğunu, ... Firması ile ... Şti. İle \"Satış ve Distribütörlük Anlaşması\" imzaladığını, daha sonra 08.02.2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde tescil edildiği üzere .... Şti. Firması ünvan değişikliğine giderek ... Ltd.Şti. Olarak faaliyetine devam ettiğini, müvekkili şirketin son olarak 01.03.2019 tarihinde Satış ve Distribütörlük Anlaşması imzalmış olup taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde açıkça \"...\" işaretleri ve ticari markaların müvekkili şirketin münhasır mülkiyetinde olduğu firmanın hiçbir şekilde marka başvurusunda bulunmayacağının düzenlendiğini, ... Ltd.Şti. Firmasının ticaret sicilden terkin edildiğini, marka tescilinde kötüniyet, yerleşik Yargıtay kararlarında “tescil ile sağlanan korumanın amacına aykırı kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yarar sağlamak” olarak tanımlanmakta olduğunu,müvekkili şirket adına kayıtlı olan ... markası hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak davalı yan adına 05.06.2013 tarihinde tescil edildiğini, görüleceği üzere ... markası müvekkil şirketin sözleşme imzaladığı yukarıda unvanları geçen firmaların hiçbiri adına kayıtlı olmayıp davalı yan adına kayıtlı olduğunu, müvekkil şirket ile akdedilen sözleşmeler ... isimli şirket müdürü tarafından imzalanmış olup aynı kişi ...@....com.tr <...@....com.tr> mail adresinden müvekkili şirket Satış ve Pazarlama Başkan Yardımcısı ...'ye zaten müvekkili şirkete ait olan ... markasını 700.000 € karşılığında, Tescili alan davalı şirketten ,Marka Tescil Belgesinin alınması konusunda destek teklifinde bulunduğunu, davalı şirketin kötüniyetli ve hileli olarak müvekkil şirket adına kayıtlı ... markasını  tescil ettirdiğinin aşikar olduğunu, davalı yanın müvekkil şirket faaliyetlerinin bilinmemesi imkansızdır. Kaldı ki Yargıtay birçok kararında, yurtdışında tescil edilmiş markaların, bugünkü teknik imkanlar nazara alındığında, aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişiler tarafından bilinmemesini hayatın olağan akışına aykırı bulduğunu belirterek  davalı adına kayıtlı 2011/94101 Tescil Numaralı markasının üzerine dava sonuçlanıncaya dek 3. Kişilere devri önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasını,  2011/94101 tescil numaralı markasının 05.06.2013 Tescil Tarihlinde kötüniyetle tescil edilmiş olan ...+şekil markasının hükümsüz sayılmasına ve terkin edilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu markanın Türkiye'deki münhasır tek satıcısının \".... Ltd Şti\" tarafından 16.11.2011 tarihinde başvuru yapıldığını ve bu şirket adına tescil edildiğini, ....,...'nin 2010 yılından itibaren Türkiye'deki münhasır tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu husustaki tek satıcılık sözleşmelerinin davacının elinde bulunduğunu, 2010 yılından itibaren akdedilen söz konusu sözleşmelerin mahkemeye ibrazını talep ettiklerini, ... Şti., ...'nin ürünlerinin Türkiye'de tanıtılması, bunların sürümünün artırılması ve ürünler üzerindeki fikri hakların korunması i için çok uzun yıllar boyunca faaliyette bulunduğunu,...'nin bilgisi ve onayı dahilinde Türkiye'deki şubesi gibi hareket ettiğini, ticaret unvanını bu yönde kullanmaya başladığını ve ürünler üzerindeki her türlü hakkın korunması için dava konusu marka için 16.11.2011 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, dava konusu marka ... Ltd. Şti. adına 05.06.2013 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirketin ise, dava konusu markayı ... Ltd. Şti.'den 18.04.2019 yılında devraldığını, 05.06.2013 yılında tescil' edildiği belirtilmiş ve “... Markası şirketin sözleşme imzaladığı yukarıda unvanları geçen firmaların hiçbiri adına kayıtlı olmayıp davalı yan adına kayıtlıdır iddiasının tamamen yanlış olduğunu, marka başvurusunda bulunanın ... Ltd. Şti. olduğunu ve markanın ilk sahibinin bu şirket olduğunu, TPE'den dava konusu marka ile yapılan işlemlerin kayıtları istendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, tescil başvurusu olan 16.11.2011 tarihi üzerinden tam 12 yıl geçtikten sonra hükümsüzlük davasının açılmasının mümkün olmadığını, SMK m. 25 uyarınca 5 yıllık hak düşürücü sürenin her halde dolduğunu, Somut olayda hükümsüzlük davasının açılması için gerekli şartların gerçekleşmediğini, davanın, markanın ilk ve sahibine ihbarını talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu gözetilerek, davalı tarafın ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yargılama sürecinde olası marka devirlerinin önüne geçilmesi ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın selameti gözetilerek verilmiş olduğu anlaşılmaktadır....gerekçesiyle ihtiyati tedbire itirazın reddine....\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından; \"....Tedbir kararına ilişkin itirazlarının mahkeme tarafından gerekçelendirilmediğini, gerekçe olarak ileri sürülen hususların olay özelinde değerlendirilmeden ve cevap dilekçesinde belirtilen iddialar dikkate alınmaksızın tedbir kararına ilişkin itirazlarının reddedildiğini, davaya konu edilerek hükümsüzlüğü istenilen markanın müvekkilinden önceki sahibi ... Şirketi olduğunu, ... Ltd. Şti., ....'nin 2010 yılından itibaren Türkiye'deki münhasır tek satıcı olarak faaliyet gösterdiğini, bilgisi ve onayı dahilinde şube gibi hareket ettiğini, dava konusu marka için 16.11.2011 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğunu, 05.06.2013 tarihinde ise tescil edildiğini, bu hususun Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Dairesi Başkanlığı'ndan gelen müzekkere cevabıyla da sabit olduğunu, müvekkilinin uyuşmazlık konusu markayı ... Ltd. Şti'nden 18.04.2019 tarihinde devraldığını, gerçeklikten yoksun ve mahkemeyi açıkça yanıltmaya yönelik beyanlar göz ardı edilerek tedbir kararı tesis edildiğini, diğer yandan hükümsüzlük şartları oluşmadığı gibi aksinin kabulü halinde dahi SMK m. 25/6 uyarınca beş yıllık süre geçtiğinden anılı davanın ikame edilmesinin mümkün olmadığını, tescil başvuru tarihi dikkate alındığına, 12 yıl sonradan açılan hükümsüzlük davasının Yargıtay yerleşik içtihatlar ile de kabul edildiği üzere hakkın kötüye kullanılmasına niteliğinde olduğunu, davacının iddialarının doğrudan doğruya markanın ilk sahibini ilgilendirdiğini, hal böyleyken açılan haksız ve kötü niyetli davada müvekkil aleyhine tedbir kararının taraf teşkilini sağlamaya yönelik gerekçelerle verilmesinin kabul edilemez olduğunu....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, 6769 sayılı kanunun 25.maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve sicilden terkin edilmesine ilişkindir.<br>Mahkemece; ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş olup, ara kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, markanın 6100 sayılı HMK' nın 389/1 maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu olması, yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmiş bulunması nazara alınarak, itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı-karşı taraf vekilinin  İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/139 Esas sayılı dosyasından verilen 11/12/2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39a824f3b410e788","SID":"ebd554ebf6cc9e85"}}