{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/763 <br>KARAR NO\t\t: 2024/486<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/05/2017 (Dava) - 21/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/595 Esas - 2021/866 Karar<br>DAVA             \t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/595 Esas-2021/866 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikleti ile ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, iş bu kazada yolcu olarak bulunan müvekkilinin  ağır derecede yaralandığını, Söz konusu kazanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/97882 soruşturma 2015/57270 karar numarasıyla soruşturmasının yürütüldüğünü, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağına göre tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'ın  tam ve asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 12/05/2017 tarihinde yazılı başvuruda bulunduklarını ancak davalı sigorta şirketi tarafından süresinde verilen cevabın taleplerini karşılamadığını, bu nedenle iş bu davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden, kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kamu kurumu niteliğini haiz müvekkili ...nın, ... Yönetmeliği'nin 9 ve 15. maddeleri esaslarına uygun olarak yapılan müracaatı değerlendirerek, yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında tespit edilen tazminat miktarını hak sahiplerine ödeyecekken, davacı tarafından dava öncesinde başvuru yapıldığını ancak gerekli evrakların kuruma gönderilmediğini, bu sebeple müvekkili kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini,   kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve kazaya karışan aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, bu nedenle, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde kusur incelemesi yapılmasını talep ettiğini, maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetleri de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kask ve koruyucu elbise giymemesi zararı arttırdığından ayrıca hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, bunun yanında davacının bindiği motosiklet sürücüsü ...'ın olay esnasında ehliyetsiz ve 18 yaşından küçük  olmasına rağmen motosiklet kullandığından ve davacının da bu durumu bildiği halde motosiklete bindiğinden zararın gerçekleşmesine adeta davetiye çıkarttıklarını, bu nedenle de ayrıca tazminattan müterafık kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, tarafımıza açılan dava tarihi öncesinde müvekkili kuruma eksik evrak ile başvuruda bulunulduğunu, bu sebeple müvekkili kurumun temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun kanuna dayandığını ve davanın temelinin de zaten haksız fiil olduğunu, bu nedenle, her koşulda, alacağa yasal faiz işletilmesinin hukuka uygun olacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....Davanın KISMEN KABULÜ İLE, poliçe limitlerini geçmemek kaydı ile 55.892,44-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına 25/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine....\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından; \"....Davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkili kuruma gerekli belgelerle başvuru yapılmadığından, tazminat talebi için başvuru şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere; somut olayda davacının yaralanmasına Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tescil belgesi almamış olan bir aracın sebep olduğu iddia edildiğinden müvekkili kurumun tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre 1.65 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu ve genel şartlara göre tanzim edilmediğini, bu hususun yeni genel şartlara aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple mahkeme kararının hatalı olup davanın kabul kararı kaldırılarak yeniden incelenmesi yapılmasını talep ettiklerini, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, tazminatın belirlenmesinde askerlik süresi de dahil olarak değerlendirme yapıldığını, kişinin askerlik süresince gelir elde etmesi söz konusu olmayacağından bu dönemin ayrılarak hesaplama yapılması gerektiğini, kararın bu yönüyle de yeniden incelenmesi gerektiğini, davacı, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği seyahat esnasında koruyucu kask ve elbise kullanmadığını, davacıda meydana gelen arazların diz bölgesinde olduğu dikkate alındığında, kask ve koruyucu elbise kullanılmamış olmasının zararda etkili olduğunun açık olduğunu, bu yönüyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmün söz konusu indirim yapılmadan kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, kazaya karışan araç üçüncü bir şahsa ait olup davacı kaza esnasında, araçta yolcu olarak ve ekonomik bir karşılığı olmaksızın bulunduğundan ve taşındığından hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararda, müvekkili kurum aleyhine, mahkemece belirlenen ve dava tarihinden önceki bir tarihe denk gelen temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, ancak, Yargıtay kararlarına göre müvekkili kurum aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; trafik kazası nedeniyle uğranılan geçici ve sürekli iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat davasıdır.<br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, davalı tarafından hatır taşıması indiriminin cevap dilekçesi ile yasal süresi içerisinde ileri sürülmemiş olması, bu nedenle HMK' nın 357/1 maddesi uyarınca istinaf aşamasında incelenemeyecek olması, temerrüt tarihinin doğru olarak tespit edilmiş bulunması, davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmeyerek davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşması, kask takılmamış olmasının davacının yaralanmasının diz altı bölgesinden gerçekleşmiş bulunması nedeniyle müterafik kusur sebebi olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılmamasının doğru olması nazara alınarak  davalı  vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/595 Esas-2021/866 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 3.818,01-TL istinaf karar harcından peşin alınan 954,50-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.863,51-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br> 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66d963c0d0e82f16","SID":"41369e998ad1b89a"}}