{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1426 <br>KARAR NO\t\t: 2024/615<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/449 Esas 2020/111 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/03/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  2016 yılı içerisinde Davalı ... adına ödenmemiş fatura borçlarını kapsayan alacağının sağlanması amacıyla İzmir  5. İcra Müd.  2017/ 687 Esas sayılı  icra dosyası ile borçlu hakkında ilamsız haciz yolu ile takip yapıldığını, davalı-borçlu tarafından takiba itiraz edildiğini , takibin durduğunu, davalının,  \"borca itiraz \" iddiasının zaman kazanmaya matuf itiraz olduğunu, mal alındığı  hem malı 18/12/2015 tarihinde izmir de faturasıyla  imzasıyla teslim aldıktan sonra götürdüğü Çanakkale deki  işyerinde 22/12/2015 tarihindeki kuruluş formuna attığının imza ve kaşesiyle belli olduğunu, ayrıca defter kayıtlarıyla sabit olduğunu,  buna ek olarak davalı-borçlunun itirazında da malı teslim aldığını ikrar ettiğini sadece bozukluktan bahsettiğini, yani malın teslimi ve satıldığı konusunda bir çekişme olduğunu, müvekkil firma fatura muhteviyatı malı faturanın aslındaki izmir deki teslim imzasından ve 22/12/2015 tarihli formdaki kaşe imzasından anlaşılacağı üzere  adresteki iş yerine kurduğunu ve teslim ettiğini, şayet bozukluk varsa bunun hukuki yollarının farklı olduğunu, davalının defterleri öncelikle incelendiğinde anılan faturanın defter kayıtlarına kaydedildiğinin görüleceğini,  davalının cari hesaptaki 7,400 TL bedelli senet için icra takibi yapıldığını  bu senedin icra vasıtasıyla ödendiğini, cari hesapta görünen daha fazla borç miktarı 7,400,- TL bedelli senet ve protosto masrafı İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2017/686 esas sayılı dosya da icraya konulduğunu ve ödendiğini, bu nedenle bu miktarın cari hesaptan düşüldüğünü, icra inkar talebinin olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile,  haksız olarak borca yapılan itirazın  iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlunun  %20'icra -inkar  tazminata    mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin Çanakkale mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddini talep ettiğini, ayrıca şirketten aldığı 130x90 lazer makinesinin arızalı (ayıplı) çıktığını, tüm uyarılarına rağmen de tamirinin yapılmadığını, kendisine onarımının olacağı ve makinenin hatasız çalışır duruma getirileceği  söylendiğini, ancak yerine getirilmediğini, kendilerine onarımını yahut parasının iadesini istediğini söylediğini, ancak aleyhine takip ve dava açıldığını,  makinenin halen arızalı olduğunu, mağduriyetini defalarca ifade etmeye çalıştığını, bu nedenlerle öncelikle davanın yetki yönünden reddine, haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava;  alım satım ilişkisi kapsamında bir adet faturadan ve cari hesap  bakiyesinden kaynaklanan alacağın  tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.<br>Davalı hakkında esnaf-tacir olup olmadığının tespiti için yapılan araştırma neticesinde, davalı gerçek kişinin bilanço usulüne göre deftr tuttuğu, 1. Sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden davalının tacir sıfatını haiz olduğu, mahkememzin davaya bakmaya görevli olduğu tespit edilmiştir.<br>Davalı tarafça; mahkememizin yetkisine yapılan itiraz incelendiğinde, davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği, alacağın fatura bakiyesinden kaynaklandığı, HMK.nın 10 ve TBK.nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri   olan İzmir mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç olarak yetki itirazının yerinde olmadığı tespit edilerek yargılamaya devam olunmuştur. <br>Ticari satımlarda ayıp ihbarının olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nun 23/1-c.maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. Hükme göre açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplarda 8 gün, gizli ayıplarda derhal ayıp ihbarı yapılmalıdır.<br>Somut olayda; davacı tarafından davalıya, 049488 numaralı 18.12.2015 tarihli, 25.000,00 TL bedelli faturaya konu CNC Lazer kesim makinesinin satıldığı, makinenin davalı adresinde, davacı şirkete bağlı teknik servis görevlileri tarafından 22.12.2015 tarihinde kurulum ve montajının yapılarak çalışır vaziyette davalıya teslim edildiği, teslimden kısa süre sonra davalının kesim esnasında kayma ve belli yerleri kopartmama şikayetiyle davacı şirkete başvurduğu, bunun üzerine 04/02/2016 tarihinde teknik servis elemanının davalı işyerine gittiği, makinenin ayna ayarlarının kaymış olduğu tespit edilerek yeniden ayna ayarların yapıldığı, kullanıcı davalıya ayarların yapılması gösterilerek teslim edildiği, davalının yeniden makinenin çalışmadığını bildirerek servis talebi üzerine davalı işyerine 13/07/2016 tarihinde giden servis elamanının, makinenin powersublagı bozulduğundan dolayı ateşlemede güç kaybı yaşandığı tespit ederek, powersublagı değiştirdiği, ayna ayarlarını yeniden yaptığı, kesim ve tarama hızlarını ayarladığı, makinede değişen parçaların garanti kapsamında olduğu,  makinenin çalışır vaziyette teslim edildiği, davalının iş yerini başka bir adrese taşıması nedeniyle davacı servis elemanlarının 21/12/2016 tarihinde davalı iş yerine giderek  makinenin taşınma işlemi için soğutucu, hava kompresörü ve tüpü ile makinenin tüm bağlantılarını sökerek, tüpün operatöre teslim edildiği, bundan sonra davacı şirket teknik servisi tarafından dava konusu makinenin sökülen parçalarının montajı yapılarak davalıya çalışır vaziyette teslim edildiğine ilişkin bir servis formunun bulunmadığı, mahkememizce makine mühendisi bilirkişiden alınan hüküm kurmaya elverişli ve yeterli rapor ile, makinenin yerinde yapılan incelenmesi neticesinde gizli ayıplı olduğu, ayıbın olağan gözden geçirme ve muayene ile ortaya çıkarılamayacağı, kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, ayıbın makinenin kendisinden kaynaklandığının tespit edildiği, lazer kesim makinesinin ayıplı olduğu ve garanti süresi içerisinde yetkili servis tarafından tamir-parça değişikliğinin yapıldığı, teslimden kısa bir süre sonra makinenin arızalandığı ve arızanın devam ettiği  hususları göz önünde bulundurulduğunda, garanti süresi içerisinde lazer kesim makinesindeki arıza için derhal yetkili servis talep eden davalının 6102 sayılı TTK’nun 23/1-c.maddesi delaletiyle TBK'nun 223/2. Fıkrasında  belirtilen sürede ayıp ihbarında bulunduğu, satım sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşme olup, davacı satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğünün de bulunduğu, 6098 sy TBK'nun 219. Maddesi uyarınca davacı satıcının, davalı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğu, davacı satıcının bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu tutulacağı, dolayısıyla ayıba karşı tekeffül şartları gerçekleştiği olayda, davacı alıcının ayıptan doğan hakkını dava yoluyla kullanmasının zorunlu olmadığı, TBK'nun 231. Maddesi uyarınca zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ileri sürebileceği, davacının ayıpsız şekilde satılanı teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi karşısında davalı alıcıdan bakiye satım bedelini talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile, \"Davacının davasının reddine,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İzmir  Bölge Adliye Mahkemesi  17. Hukuk Dairesi Başkanlığının 12/7/2019 tarihli ortadan kaldırma kararında \"...mahkemenin kendini görevli kabul ederek işin esası hakkında karar vermiş olması....diyerek aslında ilk mahkemenin kararının doğru olmadığı görevsiz mahkemece işin esasının incelenmesinin doğru olmadığı tekrar yargılamayla ticaret mahkemesi olarak tüm delillerle yeni bir karar verilmesi gerektiğini söylediğinin anlaşıldığını, halbuki görevli asliye ticaret mahkemesinin, sadece mahkemenin ismini değiştirdiğini, aynı kararı koplaya-yapıştır olarak aynen verdiğini, bunun hem oluşa- hem olaya- hem istinaf mahkemesi kararına aykırı olduğunu, davanın ana temelinin T.T.kanunun 23/son maddesindeki davalının muayene yükümlülüğü ve tacir sıfatıyla belli sürede ihbar yükümlülüğü  olmasına rağmen mahkemenin bu konuda yanılgıya düştüğünü, davaya konu makinenin iki ticaret erbabı tarafından alım satımı yapılan bir makine olup 1,5 yıl boyunca çalışıp 5 ayrı yazılı belge olan servis formuyla çalışır sağlam teslim edildiği delillendirilmiş bir makine olduğunu, Türk Ticaret Kanunun 23/ son maddesinin aynen; \"malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\"\tTürk Ticaret Kanunun 23/ Son Maddesindeki Davalıya yüklenen hiç bir yükümlülüğü yerine getirmeyen davalının ihbar ve bildirim yapmadan 1,5 yıl kullandığı makinayı icra takibi açılınca \" ayıplı mal\"  kulpuna sarılmasının bunun da mahkemece kabul görmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı-borçlunun T.T.K 23/son maddesindeki yükümülüğünü yerine getirmediğini, bilirkişi raporunda ise bu konuda tek satır laf etmediğini, bu eksik bilirkişi raporunu dayanak kabul eden mahkeme kararının da hukuki olmadığını, ayıplı teslim edildiği iddia edilen makina bilirkişi incelemesi öncesi teslim ettikleri dosyadaki formlardan anlaşılacağı üzere 1,5 yıl sorunsuz çalıştığını ve bu davalı tarafından kaşe-imzası ile tasdik edildiğini, yanlı-taraflı- hukuki hiç bir değeri olmayan- TTK 23/ Son ile ilgili hiçbir açıklama içermeyen raporu kabul etmedikleri halde yerel mahkemenin yeni bilirkişi raporu almadan yanlış bir karara imza attığını belirterek oluş, yasa ve hakkaniyete aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf, ödenmemiş fatura borçlarını kapsayan alacağının sağlanması amacıyla İzmir  5. İcra Müd.  2017/ 687 Esas sayılı  icra dosyası ile borçlu hakkında ilamsız haciz yolu ile takip yapıldığını , davalının  takip dosyasına yapmış olduğu  itirazın iptali için dava açmış olup, davalı taraf aldığı  lazer makinesinin arızalı (ayıplı) çıktığını, tüm uyarılarına rağmen de tamirinin yapılmadığını, kendisine onarımının olacağı ve makinenin hatasız çalışır duruma getirileceği söylendiğini, ancak yerine getirilmediğini, kendilerine onarımını yahut parasının iadesini istediğini söylediğini beyanla ile davanın reddini savunmuştur.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda makinenin  gizli ayıplı olduğu, ayıbın kullanıcı hatasından kaynaklanmayıp,  makinenin kendisinden kaynaklandığının,  arızanın devam ettiğinin belirtilmesine, ayıp ihbarının süresinde yapılmış olmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2020 tarih, 2019/449 Esas ve 2020/111 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cba2fedb7ce0de4","SID":"3980e18c89998d09"}}