{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2020/1109 <br>KARAR NO\t\t: 2024/602<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/09/2018<br>NUMARASI\t\t: 2016/1332 Esas  2018/894 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ  : 14/03/2024<br> <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1332 Esas ve 2018/894 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya,  Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin her türlü iklimlendirme ve soğutma sistemlerinin üretim ve servis işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin icra takibine konu faturada yazılı malzemeleri 13/04/2016 tarihinde davalının adresinde gerçekleştirdiği ... marka iklimlendirme santralinin servis ( arıza giderim ) işinde kullandığını, garanti süresi dolmuş santralin arızasının giderildiğini, davalının servis formunda yazılı servis hizmetini aldığını, davalının servis işinde kullanılan malzemelerin bedelini ödemediğini ve fatura içeriğine de itiraz etmediğini, davalı aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2016/14031 Esas sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, takibe konu asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı vekilinin davasına dayanak yaptığı ve dava dilekçesinde eklediği servis formunun hiçbir yerinde icra takibine konu edilen 8.114,92.-TL bedelli faturada yer alan 2 adet kompresör, 1 adet DREYER DCL, 4 adet soğutucu akışkan, 2 adet role, 4 kg bakır kullanıldığının belirtilmediği, davacı yanın 13/04/2016 tarihli servis formuna ilişkin olarak 14/06/2016 tarihli ve 774,90.-TL bedelli bir adet fatura kestiğini ve anılan faturayı müvekkili şirketin 20/07/2016 tarihinde banka havalesi ile ödediği, davacı yan tarafından davaya ve icra takibine dayanak yapılan faturanın hiçbir zaman müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, hiçbir zaman anılı faturaya ilişkin servis hizmeti yapılmadığını ve anılı servis formunun müvekkili şirkete ibraz edilmediğini, davacı tarafından ibraz edilen servis formu ile icra takibine konu edilen fatura içeriğinin birbirine uygun olmadığını belirterek davanın reddine, davacı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususlar:<br>Davaya konu faturalardaki malzemelerin davacıya ait iklimlendirme santralinde kullanılıp kullanılmadığı, davacının davaya konu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, icra takibinin haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilip edilemeyeceği, noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. <br>DELİLLER:<br>Taraflarca dosyaya sunulan faturalar, servis formu, dekont dosyamız içerisindedir. <br>İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2016/14031 Esas sayılı dosyası getirtilerek dosyamız içerisine alınmış, söz konusu dosyanın incelenmesinde ; alacaklının ... Şti. Olduğu, borçlunun  ... Ltd. Şti. Olduğu, alacaklı tarafından borçlu aleyhine 15/06/2016 tarih 8.114,92.-TL faturaya istinaden icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkememizce dosya 1 SMMM bilirkişisi ve 1 İklimlendirme uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturada belirtilen malzemelerin davacıya ait iklimlendirme santralinde kullanılıp kullanılmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, tarafların tüm iddia ve savunmaları, icra takibi hususlarında rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişilerce düzenlenen raporda özetle ; 15.06.2016 tarih ve 316461 nolu faturanın 13.06.2016 tarih ve 898155 sayılı sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu ... marka HSLE-202 ( S ) model Hassas Sıcaklık ve Nem Kontrollü Şartlandırma cihazında revizyon yapılarak tek kompresörlü sistem iptal edilerek çift kompresörlü sistem haline getirildiği böylece cihazda oluşacak kompresör arızası sonucu tamamen devre dışı olması önlenerek % 50 kapasite ile olsa dahi cihazın çalışmasının sağlandığı, söz konusu revizyonun müşteri ve imalatçı arasında mutabakat sağlanmadan , müşterinin bilgisi ve onayı olmaksızın işyerine izinsiz olarak girilerek , imalata ara verilerek imalatçının cihaza müdahale etmesinin mümkün olmadığı, ancak müdahale ve revizyon işlemlerinin tamamlanmasından sonra cihazın tüm ayarları yapılıp eksiksiz ve tam çalışır halde devreye alındığına dair servis tutanağının herhangi bir sebepten dolayı tanzim edilmemesinden imalatçının (davacının)sehven kusurlu olduğu, davacının inceleme dönemi olan 2016 yılına ait ticari defterlerinin; noter açılış tasdiklerinin ilgili mevzuat hükümleri gereği süresinde yaptırıldığı, yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdiği için sürenin bulunduğu, davalının inceleme dönemi olan 2016 yılına ait ticari defterlerinin; noter açılış ve kapanış tasdiklerinin ilgili mevzuat hükümleri gereği süresinde yaptırıldığı, taraflar arasında 16.04.2012 tarihinde ... marka HSLE-202 ( S ) model Hassas Sıcaklık ve Nem Kontrollü Şartlandırma cihazının imalatını yaparak zamanında işverene teslim edilmesi ile ilgili satış sözleşmesine dayanan ticari bir ilişki olduğu, takibe konu 15.06.2016 tarih 316461 no 8.114,92 TL bedelli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dolayısıyla davalı ticari defterlerinde davacıya borcunun bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacı ticari defterlerinde 8.114,92 TL davalıdan alacağının bulunduğu, asıl alacağının da bu tutar üzerinden başlatıldığı, takibe konu 15.06.2016 tarih 316461 nolu faturaya dayanak 13.06.2016 tarih 898155 nolu irsaliyede teslim alan imzasının bulunmadığı, ancak teknik bilirkişi tarafından yerinde incelenen cihazda bu parçaların kullanıldığının tespitinin yapıldığı, dolayısıyla malın tesliminin de yapılmış olduğu, 15.06.2016 tarih ve 316461 nolu 8.114,92 TL fatura bedelinin yapılan revizyon ve tadilatın karşılığı olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 8.114,92 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.<br>Bilirkişi raporuna davalı vekilince itiraz edilmiş olup, itirazları karşılar şekilde daha önce rapor düzenleyen bilirkişilerden  ek rapor rapor aldırılmış, bilirkişilerce düzenlenen ek raporda; kök raporda değişiklik gerektirecek bir husus olmadığı belirtilmiştir. <br>Mahkememizce davaya konu iklimlendirme santralinin bulunduğu yerde santral üzerinde daha önce rapor düzenleyen  bilirkişi dışında başka bir bilirkişi maarifetiyle keşif yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş, yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle ;... Şti.' ne ait 13.04.2016 tarihli servis formunda, tespit edilen arızanın; cihazın soğutmaması olduğu ve dreyer (DCL 307 S faturada belirtilen) de kaçak olduğu, gaz basıldığı ve derecelerin kontrol edildiği, cihazın çalışır vaziyette teslim edildiğinin servis formunda belirtildiği, servis formunda 2 tüp 407 gaz azot kullanıldığının belirtildiği, bu hizmet için .... Şti. tarafından tanzim edilen faturada (Fatura No:316493 ve fatura tarihi 24.06.2016) soğutucu akışkanın R404 A olduğu belirtildiği, servis formunda ve sözleşmede belirtilen gazın niteliği R407 olmakla birlikte, faturalandırmada R404 A gazı olarak ücretlendirme yapıldığı, faturada tahsil edilen gaz ile servis formundaki gazın nitelik olarak uyuşmadığı, keşif günü iklimlendirme cihazının çalışmadığı, kompresörlere ait emme ve basma borularının üzerinde sızıntıların olduğu, kaçıran basma valflerinin pompalama verimini düşüreceği gibi, kaçıran emme valflerinin, özellikle düşük sıcaklık uygulamalarında kompresör kapasitesini ve verimini önemli derecede etkileyeceği, kompresördeki kaçak halinde akışkan ile birlikte yağ da eksileceği kanaatine varıldığı, keşif günü yapılan incelemede, 13.06.2016 tarihli faturada belirtilen malzemelerin, iklimlendirme santralında kullanıldığı, sistemin kurulumundan garanti süresi sonuna kadar iklimlendirme cihazında ne tür arızaların oluştuğu, teknik servis tarafından cihaz üzerinde ne tür işlemlerin yapıldığı, değişen parçaların neler olduğu konusunda mevzuat açısından düzenlenmesi zorunlu olan servis formlarının davacı firma tarafından düzenlenmediği, garanti süresi dışında da 13.04.2016 tarihli servis formu haricinde, iklimlendirme sisteminde oluşan arızalar ve değişen parçalara ait dava dosyasında herhangi bir servis formunun bulunmadığı, bu nedenle de çift kompresörün ilk teslimde var olup olmadığı hususunun belirlenemediği, kanaat oluşturulamadığı, firmanın WEB sayfasında ürünlerinin tanıtıldığı E-Katalogda, sözleşmede belirtilen HSLE 202S iklimlendirme sistemi için 2 adet scroll kompresör kullanılacağının belirtildiği, keşif sırasında da iklimlendirme sisteminde 2 adet kompresör kullanıldığı  sistemin iki adet kompresör ile çalıştığı  belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;<br>Dava, itirazın iptali davasıdır.   <br>Davacı tarafça davalıya ait iklimlendirme santralindeki arızanın giderimi için davalıya servis hizmeti verdiği, verdiği hizmete ilişkin düzenlenen faturanın davalı tarafça ödenmediği iddiasıyla  davalı aleyhine icra takibi yapıldığı davalının da takibe itiraz etmesi üzerine mahkememize iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>Davalı tarafça, davacının kendilerine faturada belirtilen servis hizmetinin verilmediği savunulmuştur.<br>Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesidir.<br>Davacı ve davalı arasında 16.04.2012 tarihinde imzalanan sözleşmede davacı tarafından ... marka HSLE-202(S) model hassas sıcaklık ve nem kontrollü şartlandırma cihazının imalatının yapılarak davalıya teslimi kararlaştırılmış, davacı tarafça imalat yapılıp davalıya teslim edilmiş, ancak meydana gelen arıza nedeni ile davacı tarafça davalıya bir kez servis hizmeti verildiği anlaşılmıştır.<br>Davamıza konu faturada davacı tarafça davalıya verildiği iddia edilen başka bir servis hizmetine ilişkin faturadır.  <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesinde; Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu davalarda akti ilişkinin varlığının inkarı halinde bunun yüklenici tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayımızda da davalı taraf akdi ilişkiyi(servis hizmeti verildiğini) inkar etmiştir. Takip konusu miktar göz önünde bulundurulduğunda HMK nın 200. Maddesi gereğince davacının iddiasını senetle ispat etmesi gerekir. <br>Mahkememizce davalıya ait fabrikada bilirkişi marifetiyle keşif yapılmıştır.<br>Somut olayda davalı davacı tarafça davaya konu edilen faturadaki servis hizmetinin  verilmediğini savunmuştur. Taraflar arasında davaya konu servis hizmeti ile ilgili  yazılı  bir    sözleşme bulunmadığı çekişme konusu değildir. Akti ilişkinin varlığı iş sahibi tarafından inkar edildiğinden, bunu yöntemince ispat etme yükü iddia eden yükleniciye düşer. Çünkü, eser sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olup yüklenici, bir iş yaptığını ve sözleşmesine, fen ve amacına uygun yapılan bu işin teslim edildiğini ispatla yükümlüdür. Yazılı bir sözleşme bulunmadığına, iş sahibi de akti ilişkiyi inkar ettiğine göre iddia yöntemince ispat edilememiştir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2011/13548 esas, 2011/15352 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır) \t¸ <br>Mahkememizce her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bir SMMM bilirkişisi marifetiyle inceleme yaptırılmış, davaya konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, başka bir servis hizmetine ilişkin faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir.<br>Her ne kadar davacı taraf davaya konu faturanın ve sevk irsaliyesinin davalı taraf ... kargo aracılığıyla gönderildiğini beyan etmiş ise de; ... kargo cevabına göre davacının davalıya gönderdiği gönderinin içeriğini bilmediklerini bildirmeleri karşısında davacının bu yöndeki  beyanlarına itibar edilmemiştir.<br>Mahkememizce davaya konu iklimlendirme santrali üzerinde makina mühendisi bilirkişi ... marifetiyle keşif yapılmış, yapılan keşif sonucu düzenlenen raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle mahkememizce itibar edilmiş, buna göre her ne kadar davaya konu 13.06.2016 tarihli faturada belirtilen malzemelerin iklimlendirme santralinde bulunduğu belirlenmiş ise de; bu malzemelerin daha öncesinde iklimlendirme santralinde bulunup bulunmadığının davacı tarafça ispatlanamadığı, fatura konusu hizmetlerin verildiğine dair bir servis formu sunulmadığı, ayrıca keşifte iklimlendirme santralinde 2 adet kompresör olduğunun görüldüğü, çift  kompresörün ilk teslimde var olup olmadığı yönünde her ne kadar bir tespit yapılamamış ise de; bilirkişi ...'ın raporunda belirttiği şekilde davacının web sayfasında ürünlerin tanıtıldığı bölümde davaya konu iklimlendirme santralinde çift kompresör kullanılacağının belirtildiği, dolayısıyla bu hususun aksi davacı tarafça ispat edilmediğinden iklimlendirme santralinin ilk tesliminde çift kompresörlü olduğu kanaatine varıldığı, ancak faturaya konu edilen kompresörlerin ilk teslimdeki kompresörler mi yoksa servis hizmeti sonunda takılan kompresörle mi olduğunu davacının  ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.<br>Tüm bu bilgiler ışığında; Davacının davaya konu faturadaki servis hizmetini davalıya verdiğini  ispatlayamadığı'...' gerekçesi ile; DAVANIN REDDİNE, Davalının icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibine konu faturada yazılı malzemelerin davalının adresinde gerçekleştirdiği ... marka iklimlendirme santralinin servis ( arıza giderim ) işinde kullanıldığını, garanti süresi dolan santralin arızasının giderildiğini, servis hizmeti alan davalının servis işinde kullanılan malzemelerin bedelini ödemediğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda, mahallinde yapılan keşifte takibe dayanak faturada belirtilen malzemelerin iklimlendirme santralinde kullanıldığının tespit edildiğini, dosyada alınan iki farklı bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmediğini ayrıca dava dilekçesinde her türlü delile dayanmalarına rağmen yemin delilinin hatırlatılmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>               (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini, hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle mahallinde yapılan keşif ve keşif sonucunda düzenlenip hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından faturadaki malzemelerin kullanıldığı servis hizmetinin verildiğinin usulüne uygun kesin delillerle ispatlanamamasına, davacının delilleri arasında açıkça yemin delili bulunmadığından davacıya yemin delilinin hatırlatılmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2018 tarih ve 2016/1332 Esas  2018/894 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26367bbbad020b2b","SID":"0eeb324ec37490ab"}}