{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/124 <br>KARAR NO: 2024/261<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/810 <br>KARAR NO: 2023/262<br>DAVA TARİHİ: 16/05/2017<br>KARAR TARİHİ: 11/04/2023<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirkete Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ...Tic. A.Ş'nin kullanımında bulunan işyerinde ...'ye ait temiz su borusunun patlaması nedeniyle maddi zarar meydana geldiğini, 2560 sayılı Kanunun 2. Maddesinde ...'nin görev ve yetkilerinin belirlendiğini, içme ve kullanma sularının yer altı ve yer üstü kaynaklarının sağlanması ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasının ...'nin görev ve sorumluluğunda olduğunu, vaki hasar ihbarına müteakip yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde tespit edilen 76.815,93 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, halefiyet gereğince davalıya yapılan müracaatların sonuçsuz kaldığını beyan ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 76,815,93 TL'nin ödeme tarihi olan 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arıza ihbarı üzerine olay yerine giden ekiplerce \"arızanın bina şube yolunda oluştuğunun, arızanın onarılarak sorunun giderildiğinin ve İdarenin kusuru olmadığının\" tespit edildiğini, bina yapımındaki izolasyon eksikliğinin hasara sebebiyet verdiğini, duvarın perde beton olması ve dış yüzeyin suya dayanıklı malzemeyle kaplanması gerektiğini, bu nedenle bina yönetimi ve mülk sahiplerinin sorumlu olduklarını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işyerinin bodrum katı depo olarak kullanıldığından buradaki malzemelerin paletli ve yerden yükseltilmiş şekilde istiflenmesi gerekirken sigortalının gerekli özeni göstermeyerek zararın artmasına sebebiyet verdiğini, binanın ruhsatı olup olmadığının araştırılması ve projeye uygun inşa edilip edilmediğinin tespiti, ödenen bedelin kadri maruf olup olmadığının bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini beyan ederek usul ve esastan davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/454 E. 2018/1406 K. sayılı 25/12/2018 tarihli kararı; \"...açılan dava haksız fiile dayalı sigortalıya ödenen bedelin rucüen tazmini talebine ilişkindir. Davacı sigorta şirketine tüm işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ... ilişkin işyerinin ...'nin bakım ve onarımından sorumlu olduğu binanın dışında su hattındaki tesisattan suyun kaçarak binanın içeresinde bulunan işyerine sirayet ettiği, emtiaların ve işyerinin hasar görmesinden dolayı davacı sigorta şirketinin sigortalısına 10.03.2017 tarihinde 76.815,93 TL ödeme yaptığı ve haklarına halef olduğu, haksız fiilin meydana gelmesinde su borusunun bakım ve onarımındaki eksiklikten dolayı ...'nin %50 oranında kusurlu, mülk sahibi ve kiracının gerekli önlem ve tedbirleri almaması nedeniyle %50 oranında kusurlu oldukları, ödenen bedelin davalının kusur oranı nispetinde yani %50'sine tekabül eden 38.407,96 TL'lik kısmının talep edilebileceği, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin 19/10/2022 tarihli kararı; \"...Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan rapor hükme esas kabul edilmiş ise de, raporda bina malikleri ve sigortalı açısından % 50 oranında kusur, binanın inşaat tekniklerine uygun olmaması nedeniyle takdir edilmiştir. Ancak bu hususun değerlendirmesi inşaat mühendisinin uzmanlık alanına girdiğinden yine hasar tespiti yönünden dekorasyon ve ahşap işlerinin bedel tespitinin de inşaat mühendisi tarafından yapılması gerektiğinden, mevcut dosya kapsamı itibariyle rapor hükme elverişli değildir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin rapora karşı sunmuş oldukları itirazların incelenmesi, sigortalı yada üçüncü kişilerin zararın doğmasına yada artmasına neden olup olmadıklarının kesin olarak belirlenmesi belirlenmesi, ayrıntılı olarak tespit edilmesi açısından inşaat mühendisi bir bilirkişi heyete eklenerek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına\" karar verilmiştir. Mahkemenin 11/04/2023 tarihli kararı; \"...Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun olup ve bu nedenle hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilen bilirkişi raporuna göre; Davalı ...'nin %50 kusur oranına tekabül eden hasar bedelin tutarının 79.715,93 TL*0,50 =39.857,97 TL sidir. Davalı ...'nin %50 kusurlu bulunduğunu, davacı ... A.Ş'nin sigortalısı ... Tic. A.Ş ve yapı maliklerinin kanunlar nezdindeki sorumlulukları ve yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeni ile müteselsilen %50 kusurlu olduğunu, su hasarından dolayı sigortalı iş yerinde meydana gelen zarar bedelinin 86.900,00 TL emtia sigorta hasarı tenzili bedelinin 7.184,07 TL olabileceği belirtilmiştir...\", gerekçesiyle, \"1-Davanın kısmen kabulüne, 39.857,97 TL tazminatın ödeme tarihi olan 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu hasarın idareye ait su borusunun patlaması ve akan suların sigortalı işyerine sirayet etmesi neticesinde meydana geldiğini, hizmet kusurunun binanın fen ve sanat kaidelerine uygun olarak yapılıp yapılmamasına ve özellikle binanın tesisatında meydana gelen arızaya bağlı olmadığını, davaya konu hasar ...'nin işletmekle yükümlü olduğu hizmeti iyi vermemesinden kaynaklandığını, davalının gözetim ve detiminde olan su borusunun bakım ve onarımını yapmaması nedeniyle %100 kusurlu olduğunu, ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek, söz konusu hasarla ilgili olarak idare birimlerinin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirdiklerini, işyerine su girişinin daha önceden açılan ve kapatılmayan, su sayaçlarının içinde bulunduğu dolabın içindeki duvarda oluşan delikten kaynaklandığının tespit edildiğini, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, davacı veya mezkür bina maliklerinin inşaat tekniği eksikliklerinden (binanın izolasyonu olmamasından/yeterli olmamasından) dolayı meydana gelen su basması neticesinde oluşan zarardan idarenin sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediği, bilirkişi kanaatinin aksine olayda binanın izolasyonunun olmaması, inşaat tekniğine aykırı yapılması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan  6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ...Tic. A.Ş'ye ait işyeri için 30/05/2016-2017 tarihlerini kapsayan Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olup poliçede \"dahili su\" teminatına yer verilmiştir. Dava konusu hasar 22/12/2016 tarihinde meydana gelmiş ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 10/03/2017 tarihinde 76,815,93 TL ödeme yapılmıştır. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararı, 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi, dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık; dava konusu hasarın hangi nedenden kaynaklandığı, hasara sebebiyet veren borunun ... sorumluluğunda olup olmadığı, oluşan zarardan davalının kusur ve sorumluluğunun yada kusursuz sorumluluğunun, sigortalının yada 3.kişilerin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Hasar dosyası kapsamında bulunan 04/02/2017 tarihli ekspertiz raporunda; Riziko adresinde yapılanı incelemelerde; işyerinin apartmanın giriş sol tarafından Omega tabela adı ile faaliyet gösterdiği, işyeri sol yan sokak kaldırımının onarım için kazılıp üzerinin yeni kapatılmış ve duvarda kırıklar olduğu, işyeri giriş katı zemininde su birikintileri olup halılar ıslak, kirli ve dolapların arka tarafları ile orta ürün teşhir dolabının alt kısımlarının kabardığı, içeriden döner merdiven ile bodrum kata inildiği, bodrum katın duvarlarında yaklaşık 50 cm lik su izlerinin olduğu, bodrum kat tüm duvar, tavan ve kapılarının ahşap kaplamaların, dolapların, çalışma masasının şiştiği, mutfak dolaplarının alt kısımlarının kabardığı ve içlerinden suların aktığı, bodrum kattaki zeminde duran bilgisayarlar, kömpresör motorları, ölçüm cihazları ve aletlerin içlerine su biriktiği, onarım atölyesindeki metal rafların son 4 sırasına suların girdiği ve içindeki saat tamirinde kullanılan ekipmanlar, aletler ve yedek parçaların su içinde kaldığı, polisaj odasındaki ve WC mutfak kısmındaki dolapların şiştiği,  kasa kısmındaki boydan boya olan dolapların alt kısımlarının su içinde kaldığı, şiştiği ve içindeki ürün kutuları ile evrakların ıslandığı, arka soyunma odası/depo kısmı duvar tavan ve zeminin su içinde olduğu, buradaki personel iş kıyafetleri, ayakkabılar, mini buzdolabının su içinde kaldığı, zemin mineflo döşemesi ile parkelerin kabardığı tespit edilmiş, hasarın binaya bağlanan temiz su tesisat borusu (saatten önce) ek yerinde tesisat kaçağına bağlı dahili su hasarı şeklinde meydana geldiği ve ...'ye rücu imkanı olduğu ifade edilerek, demirbaş 32.953,38 TL, dekorasyon 22.136,90 TL ve emtia 21.725,65 TL olmak üzere toplam hasar miktarının 76.815,93 TL olduğu belirtilmiştir.Yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 25/04/2018 tarihli kök  raporda ve 19/11/2018 tarihli ek raporda özetle; Olay yerinde keşfen yapılan incelemeler sırasında patlayan temiz su borusunun ...'nin kontrol ve denetimindeki bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu yoldaki su hattından binadaki su sayaçlarına kadar tesis edilen şube yoluna ait boru ve bağlantısı olduğu, sigortalı işyeri yetkililerinin kaldırımın harf edilerek yerine yeni boru montajının yapıldığını belirterek patlayan boruyu, bağlantı yerini ve bodrum kata tavanından giren suların giriş yerini gösterdikleri, gösterilen yerlerin resimlerinin çekilerek resimler üzerinde anlaşılır şekilde açıklamaların yapılarak rapor ekinde sunulduğu, bodrum kata tavandan giren suyun yerinin halen onarılmamış olduğu, patlayan borunun davalı ...'nin denetimindeki bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu şube yolu olup, davaya konu hasar olayına sebep olan suyun ...'nin sorumlu olduğu şube yolu su borusu ve binaya bağlantısından kaynaklandığı, işyerinin bodrum katının atölye şeklinde kullanıldığı burada çalışanların, masa ve bilgisayarlarının bulunduğunu, atölyenin, sigorta ekspertiz raporunda anlatılan şekle uygun olduğu, takriben 55 m2, üst kattaki teşhir ve satış bölümünün ise 75 m2 civarında olduğu, iş yerinde saat satış, teşhir ve onarımların yapıldığı, yapılan incelemede suyun bodrum kattaki seviyesinin 50cm kadar yükseldiğinin sigorta ekspertiz raporunda belirtildiği, su sayaçlarının bulunduğu dolabın içerisinde yeniden bir su kaçağının olması halinde suların aynı şekilde dolabın altından bodrum kata akabileceğinin gözlemlendiği, işyerini kiralayan ve işleten kiracının bodrum kattaki çalışma atölyesinde bulunması zaruri alan ve değer teşkil eden malzemelerin bodrum kat olması nedeniyle daha emniyetli ve tedbirli bir şekilde koruma altına alması, bu malzemelerin kısa süreli su baskınlarında suyun içerisinde kalmamasını temin edecek gerekli emniyet tedbirlerini alması gerektiği, bunların yapılmamış olduğu, iş yerinde meydana gelen su hasarından dolayı hasarlanan emtiadan açıklanan bu nedenlerden dolayı iş yerini işleten kiracısının da sorumlu olduğu, binaya ait mülk sahiplerinin sayaç dolabının içerisinde oluşan suların binanın bodrum katına girecek önlemlerini alması binanın inşaat tekniğine uygun olarak yapılandırılmasını sağlamaları gerekirken bunun yapılmadığı ve sayaç dolabının altından suların bodrum kata sirayet ederek bodrum kata ve içerisinde bulunan emtiaya zarar verdiği, binanın inşaat tekniğine uygun olarak yapılandırılması halinde kaçan suyun binanın bodrum katına sirayet etmeyeceği ve emtiaya zarar vermeyeceği düşünüldüğünden; davalı ...'nin bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu şube yolu su borusu ve bağlantısından kaynaklanan su hasarından dolayı %50 (yüzde elli) oranında, binanın içerisine suların sızması nedeniyle binaya ait mülk sahiplerinin ve işyerini işleten kiracının olayın meydana gelmesinde gerekli önlem ve tedbirleri almayarak müştereken ve müteselsilen %50 (yüzde elli) oranında kusurlu bulundukları kanaatine varıldığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ise kadri maruf olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Kaldırma kararının ardından inşaat mühendisi ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 13/02/2023 tarihli raporda özetle; 2560 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri değerlendirildiğinde dava konusu hasarın ...'nin bakım sorumluluğunda olan binanın şube yolu olarak nitelendirilen kısmında temiz su borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarına göre bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan davalı ...'nin kusursuz sorumlu olduğu ayrıca sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlü olduğu, Kat Mülkiyeti Kanununun 19.maddesi ve TBK'nın 69.maddesi çerçevesinde ise kat malikleri ve bina sahibinin sorumluluğunun olduğu, sigortalı ve/veya bina maliklerinin bakım ve onarımından sorumlu oldukları yapının gerekli bakım ve onarımlarını yaptıklarına, gerekli özeni gösterdiklerine, bu yükümlülüklerini yerine getirdiklerine dair bir ifadeye, bu hususu destekleyici bir belgeye rastlanmadığı, bina ve yapı eserlerinin başlangıçta sağlam, güvenli, teknik koşullara ve planlara uygun yapılmış olsalar ve her türlü donanıma sahip bulunsalar bile zamanla yıpranarak dayanım kapasitelerini yitirecekleri, bu nedenlerle düzenli olarak bakımlarının yapılması, eskiyen, aşınan, yıpranan, çürüyen bölümlerinin onarılması veya yenilenmesi gerektiği, bu nedenlerle gerek ...'nin gerekse sigortalı ve bina maliklerinin kusurlu oldukları, meydana gelen hasarın ise 79.715,93 TL hesap edildiği, bu bedelin 39.857,97 TL'sinin davalı ...'nin %50 kusuruna tekabül ettiği hususlarında görüş bildirilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde \"İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\", b bendinde \"Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\", d bendinde ise \"Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak\" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. ... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 3.maddesinde \"Şube yolu: ... tarafından döşenen ana boru ile bina arasındaki boru ve teçhizatlardan meydana gelen tesisattır.\", ... Tarifeler Yönetmeliğinde \"Şube yolu: Ana musluğun ana boruya bağlandığı noktadan başlayıp, bahçeli nizamlarda parsel sınırından bahçe duvarından en fazla bir metre içerde, bahçesi olmayan binalarda ise cephe duvarına kadar olan kısımdır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Yine Yönetmeliğin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan \"İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır\" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.2560 sayılı Kanun ve yukarıda ifade edilen Yönetmelik hükümleri değerlendirildiğinde; söz konusu hasarın  ...'nin bakım sorumluluğunda olan binanın şube yolu olarak nitelendirilen kısmında temiz su borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği sabittir.  6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan \"ağırlaştırılmış\" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan \"imal olunan şey\" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Somut olayda; su hasarının davalı ...'nin bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu şube yolu su borusu ve bağlantısından kaynaklandığı, ...'nin kusursuz sorumluğunun olduğu tespit edilmiştir. Mülk sahiplerinin ise binanın inşaat tekniğine uygun olarak yapım ve bakımının sağlanmaması, sayaç dolabının içerisinde oluşan suların binanın bodrum katına girmesini engelleyecek önlemleri almaları gerekirken bu önlemlerin alınmaması sebebiyle kusurlu oldukları belirlenmiştir. Ayrıca sigortalının bodrum kattaki çalışma atölyesinde malzemeleri daha emniyetli bir şekilde koruma altına alması gerekirken bu önlemin alınmaması sonucu zararın artmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı ...'nin yapı maliki olarak kusursuz sorumluluğu karşısında, bu hususlar ancak müterafik kusurun değerlendirilmesinde dikkate alınabilecektir. TBK'nın 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yüklümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzelenmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 27/10/2020 tarihli 2019/3211 E. 2020/6301 K. sayılı ilamında ifade edildiği şekilde \"...Borçlar Kanunu'nun \"tazminat miktarının tayini\" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği  belirtilmiş; \"Tazminatın tenkisi\" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı % 20'yi geçemeyecektir.\" Dava dışı sigortalı ve bina maliklerinin zararın oluşmasında ve artmasında, somut olayın özelliğine göre % 20 oranında müterafik kusurlu olduğu kanatine varıldığından, ilk derece mahkemesince tazminat miktarında %50 indirim yapılarak karar verilmesi hatalıdır. Davacı tarafından sigortalısına ödenen bedel 76.815,93 TL olup, % 20 oranında indirim yapıldığında tazminat miktarı 61.452,74 TL hesaplanmıştır. Bu bedelin ödeme tarihi olan 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmelidir.  Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi ise yukarıda yazılı gerekçelerle kabul edilerek HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne dair yeniden hüküm tesis kurulmuştur.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/810 E. 2023/262 K. sayılı 11/04/2023 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,a-Davanın KISMEN KABULÜ ile 61.452,74 TL'nin 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,b-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 4.197,83 TL nispi karar harcının, peşin alınan 1.311,83 TL harcın mahsubu ile geri kalan 2.886,00  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yatırılan 1.311,83 TL peşin harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 3.380,70 TL yargılama giderinin, davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.704,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, ç-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 122,05 TL  yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına  göre hesaplanan 24,41 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına, d-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 15.363,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmesine,4-İstinaf yargılama giderleri yönünden,a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 681,00 TL'den mahsubu ile bakiye 253,40 TL harcın istemi halinde davalı tarafa iadesine, ç-Davacı tarafça sarf edilen 1.144,85 TL (harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,f-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,g-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb39dd7709669631","SID":"58f9346758ffca5a"}}