{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2020/1478 <br>KARAR NO\t\t: 2024/616<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/884 2019/1196<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/03/2024<br><br>Davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın İzmir  Şubesi ile asıl borçlu davalı ... Şirketi  arasında 20.07.2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ... ve ...'ın  da bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, davalıya 13.06.2018 tarihinde kat ihtarının gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018 /509 D.İş numaralı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığını, bu karar gereğince İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2018/8565 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçluların takibe itiraz ettiğini, itirazlarının yersiz olduğunu belirterek borçluların itirazın iptaline, takibin 43.000,00 TL üzerinden  devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava; Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak davacı bankanın yapmış olduğu takibe itirazın iptali davasıdır. <br>Somut olayda; asıl borçluya çıkartılan ihtar henüz temerrüdü gerçekleşmeden yani ihtarın sonucu beklenmeksizin kefiller yönünden de  temerrüt gerçekleşemeyecektir. Bu nedenle diğer davalı kefillerin temerrüdü de 21.06.2018 olmalıdır. Bu nedenle bilirkişinin bu tespiti hatalı olduğu belirlenmiş ve bu hesap hatası düzeltilmiştir. Bilirkişi raporuna yapılan diğer itirazlar ise yerinde görülmediğinden kabul edilmemiştir.<br>Davacı bankanın  davalı ... Şirketi  ile 21.07.2015 tarihli 1.500.000,00 TL limitli ve 07.02.2018 tarihli 500.000,00 TL limitli Genel kredi ve teminat sözleşmesi yaptığı, diğer davalılar ... Ve ...'ın TBK m. 583/1 gereğince müteselsil kefil oldukları, ...'ın eşi ...'ın kefalete muvafakat ettiği, ... Şirketi nin kefili olan ...'ın kefaletinin geçerliliği için kefalet tarihi itibari ile eş rızasının aranmadığı, davalılardan alınan kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı olan çerçeve niteliğindeki sözleşme olduğu, davacı bankanın asıl borçlu şirkete ikinci sözleşmeden 1 gün sonra 08.02.2018 tarihinde 402.954,27 TL 24 ay vadeli %1,5 aylık faiz oranında kredi kullandırdığı, her iki sözleşmenin de kat ve temerrüt tarihleri bakımından daha sonraki tarihli yeni sözleşme hükümlerine tabii olduğu, asıl borçlunun 10.03.2018 10.04.2018 10.05.2018 ve 10.06.2018 tarihli vadeli taksitleri ödemediği, bu nedenle hesabın 11.06.2018 tarihinde kat edildiği, borçluya 13.06.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, asıl borçlunun 19.06.2018 tarihi kefillerin 18.06.2018 tarihinde ihtarı tebliğ ettiği, ... Şirketinin temerrüdünün 21.06.2018 diğer davalı kefillerin ise yine TBK m. 586/1 ve 2 gereğince kefilin asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması nedeniyle kredi borcundan sorumlu olacağından asıl borçlunun ifada gecikmesi de ihtarın sonuçsuz kaldığı tarih olan 21.06.2019 tarihinden itibaren temerrüdün oluştuğu tespit edilmiş olup, akdi faiz oranının %18, temerrüt faiz oranının ise %27 olduğu, takip tarihi itibari ile asıl alacağın 426.993,75 TL faizi ve %5 BSMV si ile birlikte 427.175,31 TL olduğu, asıl borçlu ... Şirketinin ihtarnameden sonra takipten önce 05.07.2018 tarihinde 1.000,00 TL ödeme yapması nedeniyle bu ödemeyi toplam borçtan düşüldüğü, böylece takip tarihi itibari ile 440.036,64 TL borcun olduğu, davalı kefillerin ise sorumluluğunun da temerrüt başlangıcı aynı olmakla 440.036,64 TL olduğu, takip tarihinde asıl borçludan bankanın 429.801,72 TL asıl alacak talep ettiği, ancak asıl alacağı 426.175,31 TL olduğu, bu miktarlar üzerinden ve davacı bankanın talebi de dikkate alınarak işlemiş faizin 11.300,30 TL, 565,01 TL %5 BSMV  olmak üzere toplam 438.040,62 TL olduğu, 441,43 TL ihtarname giderinin bulunduğu, davacı bankanın davalı kefillerden ise sorumluluğunun da yine 426.175,31 TL asıl alacak ve 11.300,30 TL işlemiş faiz ve 565,01 TL %5 BSMV olarak belirlendiği, toplam  438.040,62 TL olduğu ve asıl alacağı takip talebinden itibaren %27 temerrüt faizi uygulanabileceği belirtilmiştir.\" gerekçesi ile, \" Davacı bankanın davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacı bankanın davalılardan ... Şti ve kefiller ... ve ... hakkında yapmış olduğu, İzmir 19 İcra Müdürlüğünün 2018 / 8565 esas sayılı dosyasında, davalı borçlunun ilamsız icra takibine itirazın kısmen iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 426.175,31  TL asıl alacak, 11.300,30 TL işlemiş temerrüt faizi, 565,01 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 438.040,62 TL nakit alacak üzerinden takibin devamına, Takip konusu asıl alacak olan 426.175,31 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %27 temerrüt faizi ve %5 BSMV  uygulanmasına, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip konusu alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 87.608,12 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Ödemelerin, icra giderlerinin icra müdürlüğünce nazara alınmasına,\" şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı ... Bankası A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından karara esas olan 17.04.2019 ve 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin temerrüt hükümlerini düzenleyen ilgili maddesinde \"taksitlerden herhangi birinin vadesinde eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi halinde ayrıca herhangi bir ihbara ya da ihtara gerek olmaksızın bakiye alacağının tamamının muaccel olacağını ve bu tutarı derhal ödeyeceklerini, ödemedikleri taktirde söz konusu tutara, bu maddeye göre faiz işletileceğini kabul ve beyan ederler.\" hükmünün yer aldığını, söz konusu maddeye göre; ödenmeyen ilk taksitten itibaren tüm alacak muaccel hale gelmiş olup; müvekkili bankanın temerrüt faizi işletme hakkının mevcut olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda her faiz kat'ında asıl alacak miktarı değişmeden hesaplanan, faiz eklenmeden hesaplama yapıldığını, bu hususun da sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeplerle; karışık ve anlaşılması güç olan ve hesaplamaların hatalı yapıldığı bilirkişi raporunun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini, ilk derece kararının davanın kabul edilmeyen kısımının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davanın kabulü ve icra takibinde bildirilen takip çıkışı tutarı üzerinden devamı yönünde karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; ticari kredi kullanımıyla ilgili genel hükümlerin, kredi faizleri konusundaki uygulamaların,  temerrüt faizi uygulama oranlarının ve ilgili maddelerin detaylı bir şekilde izah edildiği ve kredi müşterisi ile kefili tarafından imzalanarak kabul edildiği ibaresi geçmekle birlikte davacı yan ile müvekkil arasında yapılan sözleşmenin detaylı bir şekilde izah edilmediğinin açıkça ortada olduğunu, müşterilerin bu sözleşmeleri kısa süre içerisinde okuyup anlamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun açıkça ortada olduğunu, sözleşmenin detaylı bir şekilde izah edilmiş olmadığının aşikar olduğunu, davacı yan bankanın tek taraflı olarak temerrüt faizini belirliyor olmasının müvekkilin sözleşme içeriğinin belirlenmesindeki rolünün kağıt üzerinde kaldığını gösterdiğini, müvekkilinin sözleşme süresi içinde davacı yanın tek yanlı faiz artırımı halinde sözleşmeyi sona erdirmek dışında bir hakkı kullanamazken temerrüt halinde müvekkilin fiilen teslim olduğunu, davacı yana tek taraflı artırım hakkı tanıyan düzenlemenin hukuka uygunluğu savunulurken ileri sürülen sözleşme özgürlüğü çerçevesinde davacının bu yönde bir düzenleme yapma hakkı olduğunu, kredinin müvekkilinin bu hükümleri içeren dava konusu sözleşmeyi imzalamayabileceği görüşünün de bu nedenle fiili gerçeklikle uyumsuz olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden kefilin sorumlu tutulamayacağını, asıl borçluya çıkartılan ihtarın henüz temerrüdü gerçekleşmeden yani ihtarın sonucu beklenmeksizin kefiller yönünden de temerrütün gerçekleşmeyeceğini, bu nedenle davalı kefillerin temerrüdünün de 21.06.2018 tarihinde söz konusu olacağını, davacı vekilinin de bu hususa itiraz ettiğini ancak itirazının kabul edilmediğini ve yerel mahkemenin kefiller açısından da temerrüt tarihini 21.06.2018 olarak kabul ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkilleri lehine olacak şekilde temerrüt faiz oranının düşürülmesine, davacı tarafın kısmen kabul edilen davanın, red edilen kısmı için yapmış olduğu itirazları ile ilgili istinaf talebinin reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibin yapılan itirazı istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı HMK'nın 344.maddesine göre istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği ya da eksik ödendiği sonradan anlaşılırsa, karar veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde Mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurması halinde HMK'nın 346. maddenin 2. fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.<br>Davacı vekilinin istinaf talepli dilekçesinin davalılara tebliği sonrası davalı tarafça cevap dilekçesi verildiği verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davalılar ... ve ... şirketi vekili ile davalı ...'ın davacının istinafına cevap dilekçelerinde kararın kaldırılmasına ilişkin talepleri bulunduğu görülmekle;<br>Davalılara \"kararı katılma yoluyla veya katılma yoluyla olmaksızın istinaf edip etmedikleri\" açıklatılarak,  katılma yoluyla veya  katılma yoluyla olmaksızın istinaf talebinde bulunduklarını beyan etmeleri halinde; takibin devamına karar verilen 438.040,62 TL yönünden hesaplanan 7.480,63 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı yatırılması için 6100 sayılı HMK'nın 344.maddesi gereğince işlem yapılarak dairemize gönderilmesi gerekmektedir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalılar ... ve ... şirketi vekili ile davalı ... ile ilgili olarak yukarıda açıklanan eksiklikler giderildikten sonra dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalli mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE; <br>Dair, yapılan ön inceleme neticesinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.  14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2dbc60cf80b809b","SID":"352b067a2d76d37b"}}