{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1300 <br>KARAR NO\t\t: 2024/543<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/126 Esas 2021/19 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 14.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.03.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.01.2021 gün ve 2020/126 Esas 2021/19 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 25/11/2019 tarihli genel kurul toplantısına usulüne uygun çağrı ve tebligat yapılmadığını, ihtarnamede belirtilen adrese ilanın tebliğ edilmesi gerekirken davacıya bildirim yapılmadığını, toplantı çağrısı için yapılan ilanda 2017-2018 yıllarına ait faaliyet raporlarının görüşülmesi, 2017-2018 yıllarına ait bilanço ve gelir tablosu hesaplarının incelenmesi ve uygun görüldüğü takdirde onaylanması, kar zarar hakkında karar verilmesi, ortaklıklar kurulunun ibrası ve hisse devrinin yapılacağının belirtilmesine rağmen ancak ilanda sadece hisse devrinin yayımlandığını, davacının yokluğunda alınan hiçbir kararının geçerliliğinin bulunmadığını, yok hükmünde olduğunu, ibranın hiçbir geçerli olmadığını, hisse devri kararının ortaklar arasındaki hak ve çıkar dengesini değiştirdiğini, davacının şirkete ilişkin bilgi talebinin engellendiğini, belirterek; kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenen 27/11/2019 tarihli şirket genel kuruluna ilişkin gündemin ve toplantının yapılmasına dair yetkili müdür tarafından 25/10/2019 tarihinde karar verildiği, gündemin belirlendiği, toplantı gündem ve yeri ve zamanının sicil gazetesinde ilan edildiği, davacı şirket ortağına toplantı günü, yeri ve zamanı ile gündemini içerir ilanın sicilde kayıtlı bulunan adresine iadeli taahhütlü mektup ile tebliğ edildiği ve davacının yokluğunda diğer ortakların katılımı ile oylamada nitelikli çoğunluk sağlanarak kararların alındığı, ihtarnamedeki adreslerin davalı şirkete adres değişikliği bildirimi niteliğinde olmadığı, bu nedenle davalı şirketin, davacının bildirdiği ve sicilde kayıtlı olan son adresine çıkarttığı tebligatın usulüne uygun olduğu ve yine şirket tarafından ortaklarına çıkartılacak tebligatların posta kanunu hükümlerine tabi olduğu ve davacıya yapılan iadeli taahhütlü tebligatın da iş bu kanun hükümlerine uygun olarak yapıldığı,  çağrının usulüne uygun olduğu, genel kurul toplantısında alınan kararların alınması için salt çoğunluk gerektiği halde, nitelikli çoğunluk ile karar alındığı, bu nedenle çağrının usulüne uygun yapılmamış olması ve bu nedenle davacının toplantıya katılmamış olmasının, genel kurul kararlarının alınmasına etkili olmadığı, iptali istenen genel kurul kararlarının yasanın emredici hükümlerine ve şirket sözleşmesine aykırı olmadığı, belirtilerek; davanın  reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, 14.10.2019 tarihli toplantıya davacı tarafından katılım sağlamasına rağmen ticaret sicilinde ilan edilmiş gün ve saatte toplantının yapılacağına ilişkin herhangi bir emare bulunmadığı gibi şirket müdürü de katılım sağlamadığından toplantı gerçekleştirilemediğini, toplantının yapılamaması üzerine  ihtarname ile toplantının yapılmamış olması nedeniyle usulüne aykırı şekilde yapılacak tüm toplantıların batıl olduğunun şirkete ihtar edidldiğini,  şirketin ihtarname adresine tebligat yapılması gerekirken, davacıya bildirim yapılamadığını,  şirketçe davacının yurt dışında ikamet ettiği de göz önünde bulundurulması gerektiğini, bildirim yapılmadan toplantı yapılmış olması dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,  sunulan tebligat parçalarında adı geçen kişinin kim olduğu belli olmadığını, tanınmayan ve aynı adreste ikameti dahi bulunmayan kişi tarafından alınan tebliğ işlemi geçersiz olduğunu, toplantıda alınan kararlarların hukuka aykırı olduğunu, davacıya iadeli taahhütlü mektup ile bildirim yapılmadan toplantı yapıldığını, davacının yokluğunda alınan hiçbir kararın geçerliliği bulunmadığını, tüm kararların yok hükmünde olduğunu, ibranın geçersiz olduğunu, hisse devri kararının ortaklar arasındaki hak ve çıkar dengesini değiştirdiğinden davacının yokluğunda karar alınmasının mümkün olmadığını,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın redine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tDavalı bir limited şirket olup, 6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi gereğince toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirkete ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. TTK. 414/1 maddesi gereğince genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. TTK'nın 445. maddesine göre toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,  Yönetim kurulu, Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,  kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.<br>\t3.\tDavalı şirket tarafından ticaret sicil gazetesinde 14.10.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının yeterli çoğunluk sağlanamadığı için 25.11.2019 tarihinde şirket mekezinde yapılacağı, şirkete ait finansal tablolar ile yıllık faaliyet raporu ve kar dağıtım önerisinin genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirket merkezinde incelemeye hazır bulunacağı ilan edilmiş ve davacının şirket nezdinde kayıtlı adresine 06.11.2019 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapılmış olması karşısında, davacının adresinin şirket kayıtlarında bildirilen adres dışında başkaca bir adres olduğuna dair davacı tarafından şirkete her hangi bir bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle çağrı usulüne ilişkin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmadığın kabulü isabetlidir.<br><br>\t4.\t“Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği amirdir. Bir başka ifade ile  genel kurul kararlarının iptali istemli davada yokluk ve butlan hallerinin bulunup bulunmadığı resen incelenmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK’nun 12.03.2008 tarih ve 2008/11-246 E. -  2008/239 K., 11.HD'nin 26.09.2019 tarih ve 2018/835 E. - 2019/5869 K, 22.10.2020 tarih ve  2019/1366 E -  2020/4391 K.)<br>\t5.\tSomut olayda, davalı limited şirketin 25.11.2019 tarihli genel kuru toplantı tutanağının incelenmesinde;\tgenel kurul toplantısına şirket müdürü dahil 2952 hissenin asaleten  katıldığı, genel kurul tutanağınınü 5. maddesinde ise şirket müdürünün oy birliği ibra edildiği, 6. maddesinde ise şirket hise devrinin onaylandığı anlaşılmaktadır.<br>\t6.\t6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerin genel kurul kararlarına ilişkin 620. maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde ve Kanun’da ibraya ilişkin kararlarda özel bir nisap öngörülmemiştir. Bu durumda ibraya ilişkin kararlarda da toplantıya katılanların salt çoğunlu ile karar alınması yeterlidir. Yine aynı Kanun’un genel kurulda oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesi uyarınca şirket yönetimine katılmış bulunanların ibraya ilişkin kararlarda oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Dava konusu genel kurul toplantısına katılan ortaklardan, ...'nin iş bu genel kurulda ibra edilen şirket müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda ifade edildiği üzere aynı zamanda ortak olan müdürün kendi ibrasında oy kullanamayacağı hükmünü amirdir. Bu bakımdan, uyuşmazlığın anılan madde kapsamında değerlendirilerek, her bir dönem için  müdür olan ortağın oyu hariç tutularak ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı değerlendirilmek ibra kararının yok hükmünde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. HD'nin 05.06.2018 tarih ve 2016/12535 E. - 2018/4317 K. ) <br>\t7. Müdürlerin ibrası için yeterli nisabın bulunmaması yokluk olup bu husus mahkemece resen gözetilebilecek nitelikte olduğundan dava konusu genel kurulun şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 nolu genel kurul kararına ilişkin ibra kararaının yok hükmünde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. HD'nin 05.06.2018 tarih ve 2016/12535 E. - 2018/4317 K., 21.11.2019 tarih ve 2017/3488 E. - 2019/549 K.,31.05.2023 tarih ve 2022/668 E. -  2023/3398 K. )<br>\t8.\t6100 sayılı TTK'nın TTK'nın 595. maddesi gereğince limite şirkette hisse devrinin yazılı şekilde yapılarak noter tarafından onaylanması ve şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu düzenlenmiştir. Az yukarıda belirtildiği üzere TTK'nın 620. maddesine göre de kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı amirdir. Şirket esas sözleşmesinde bu husta özel bir nisapda öngörülmemiştir. Her ne kadar hinse devrine ilişkin karar toplantıya katılanların oy birliği ile alınmış ise de devre ilişkin noter tarafından onaylanmış yazılı devir sözleşmesine dosya kapsamında da rastlanılmamış olup şekil şartına ilişkin bu eksikliğin de resen gözetilmesi gerekir.<br>\t9.\tBu çerçevede, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda şirket ana sözleşmesinde özel bir nisabın ön görülüp görülmediği gözetilerek, ibra edilecek olan yönetim kurulu üyeleri oy yoksunu olduğundan yönetim kurulu üyesi olan ortağın oyunun nisabın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde hesaba katılmaksızın, kalan oylar yönünden ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığının ve hisse devrine ilişkin noter tarafından onaylanmış yazılı devir sözleşmesinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinden İDM tarafından yapılan inceleme ve araştırma eksik olup, eksik inceleme ile karar verilemez.<br><br>\t10.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından taraflardan sorulup ilgili noterlik ve ticaret sicilinden hisse devir sözleşmesi ile şirketin temsile yetkili yönetim kurulu üyleri, pay dağılımını ve genel kurulla ilişkin tüm kayıtlar getirtilip gerekiyorsa şirket uygulamaları alanında uzman bir birkişiden rapor alınarak, anılan ilke ve esaslar değerlendirilmek suretiyle yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik koşullarının ayrı ayrı irdelenmesi suretiyle varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2021 tarih 2020/126 Esas 2021/19 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b17b491adb58d1b1","SID":"cb449a412c6a0598"}}