{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/314 <br>KARAR NO\t: 2024/550<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t :28/11/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/202 Esas,  2022/725 Karar<br>DAVA\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>Taraflar arasında görülen  itirazın iptali davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Erzurum Şubesi ile davalılardan ... Kollektif Şirketi ... ve ortakları firması arasında genel nakdi ve Gayrinakdi kredi sözleşmesi imzaladığını,  diğer davalılar ..., ... ..., ... ..., ... ... ve... Kollektif Şirketi ... ve ... de anılan sözleşmeleri imzalayarak müteselsil kefil olduklarını, sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine kendilerine Erzurum ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini, söz konusu borcun yine ödenmemesi üzerine Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2019/...Esas sayılı dosya üzerinden 300.000,00 TL'lik kısmi takip başlatıldığını, davalıların anılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini beyan ederek, davalıların Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/...Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız ve  mesnetsiz itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalıların takip miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine  karar verilmesini mahkememizden talep ve etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle:davacının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibi başlatarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının ihtarlarına itiraz edilmesine rağmen davacının haksız bir şekilde icra takibi başlattığını,  davacının çıkarmış olduğu hesap ve uyguladığı faiz oranlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilk kredi sözleşmeleri bankada imzalatılırken kredi sözleşmelerinin hiç bir maddesinin müvekkilleri ile karşılıklı görüşülmeden, maddeler üzerinde mutabakat sağlanmadan imzalatıldığını, sözleşmenin tek taraflı hazırlandığı ve bir örneğinin müvekkiline verilmediğini, bu şekilde düzenlenen sözleşmelerin Medeni Kanunun 2. Maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkiline gönderilen hesap katları ve özetlerinin de tek taraflı düzenlendiğini bu nedenle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir . <br> İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;\"Somut olayda; davacı banka ile davalı ... Kollektif Şirketi ... Ve Ortakları, arasında 21/05/2018 tarihinde, 18/06/2013 tarihinde ve 18/11/2013 tarihinde kredi genel sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşmelere diğer davalıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı anlaşılmaktadır.  Her ne kadar 18/06/2013 tarihli kredi genel sözleşmesinde davalı kefillerin eş rızaları yok ise de; davalıların asıl borçlu şirketin ortağı konumunda bulunmaları nedeniyle eş rızası olmaksızın kefalet sözleşmesi imzalayabileceklerdir. Bu nedenle kefalet sözleşmelerinin yasada aranan şartları taşıması nedeniyle geçerli olduğu, bu nedenle davalı borçluların sözleşmeden kaynaklı borçtan dolayı sorumlu oldukları, borcun ödenmemesi üzerine hesabın 08/11/2018 tarihinde kat edilerek davalılara banka tarafından 08/11/2018 tarihinde ihtarname keşide edildiği, borcun 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin borçlulara 10/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalıların 19/11/2018 tarihinde temerrüte düştükleri ve  davacı banka tarafından 23/05/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Takip tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için alacak yönünden hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar geçen süre için sözleşmede belirlenen %29,40 oranında akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise %58,80 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekecektir. <br>Dosya arasına ibraz edilen bilirkişi raporunun dosya içeriği ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu, yapılan hesaplamanın taraflar arasında sözleşme hükümleri de dikkate alınmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davalı borçluya kullandırılan kredi nedeniyle 13/04/2016 tarihli 100.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği ve bu teminat mektubunun 02/11/2018 tarihinde ödenerek nakit krediye dönüştüğü, yine davacı banka tarafından davalı borçlu lehine 23/06/2017 tarihli 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu tahsis edildiği ve bu teminat mektubununda 02/11/2018 tarihinde  ödenerek nakit krediye dönüştüğü anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen kredi genel sözleşmesi uyarınca verilen teminat mektupları her ne kadar gayrinakdi kredi olsa da, teminat mektuplarının nakde çevrilmiş olmaları nedeniyle artık nakit krediye dönüşmüş olup; davacı alacaklının müşterek ve müteselsil kefillerden bu bedeli talep etme hakkı bulunmaktadır. Zira, davacı alacaklı tarafından da icra takibi nakde çevrilen teminat mektupları bedellerine yöneliktir. <br>Asıl borçluya verilen 200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde dönüşmesi nedeniyle yukarıda belirtilen şekilde akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranına göre hesaplama yapıldığında asıl borç miktarının 202.940,00 TL olduğu, işlemiş faizin 63.144,78 TL olduğu, BSMV'nin ise 3.157,24 TL olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Ayrıca davacı alacaklı icra takibinde masraf adı altında alacak talebinde bulunmasına rağmen bu alacağa yönelik her hangi delil veya belge ibraz edememiş ve bu alacağın varlığını ispat edememiştir. Bu nedenle davacı alacaklının takip talebinde ileri sürdüğü masraf adı altındaki alacak talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı alacaklı tarafından asıl borçluya 13/04/2016 tarihli 100.000,00 bedelli teminat mektubunun nakde dönüşmesi nedeniyle yukarıda belirtilen şekilde hesaplama yapıldığında asıl borç tutarının 53.779,19 TL işlemiş faizin 16.733,91 TL, BSMV alacağının 836,70 TL olmak üzere toplam borcun 71.349,80 TL olduğu bilirkişi raporunda hesaplanmıştır. <br>Yukarıda yapılan açıklamada da belirtildiği üzere asıl borçluya tahsis edilen gayrinakdi kredi niteliğindeki teminat mektupları nakde çevrilmiş olmaları nedeniyle nakit krediye dönüşmüş olup; müşterek ve müteselsil kefiller bu nakit krediler nedeniyle doğan borçtan kefalet limitleri dahilinde sorumlu olacaklardır. Bu nedenle esas itibariyle davalı borçlular nakde tahvil edilen her iki teminat mektubundan kaynaklanan kredi nedeniyle toplam da 253.000,09 TL asıl alacak, 91.656,31 TL işlemiş faiz ve 4.582,82 TL BSMV olmak üzere toplam 349.239,22 TL'den (icra takibinde şimdilik 300.000,00 TL'nin tahsili talep edildiğinden bu hususunda göz önünde bulundurularak) sorumlu olacaklardır. Ancak mahkememizce hüküm aşamasında 13/04/2016 tarihli ve 100.000,00 TL bedelli teminat mektubu yönünden sehven değerlendirme yapılmamış olup; yalnızca 23/06/2017 tarihli 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu yönünden değerlendirme yapılarak hüküm tesis edilmiştir. Yapılan bu yanlışlık gerekçeli kararın yazılması sırasında tespit edilmiş olup; hüküm ile kısa karar arasında çelişki oluşturmaması adına hükümde herhangi bir değişiklik yapılmayarak yalnızca bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. <br>Davalılar icra takibine yönelik sundukları itirazlarında herhangi bir borçlarının bulunmadığını, ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalılar her ne kadar takip talebinde borcun dayanağına ilişkin açıklama bulunmadığını, bu nedenle takibin usulsüz olduğunu belirtmişler ise de; takip talebinde alacağın dayanağının kredi genel sözleşmeleri, ihtarname hesap özeti olarak gösterildiği anlaşılmakla, davalı borçluların sözleşmeden kaynaklanan borç nedeniyle takibin dayanağının bulunmadığını ileri sürmeleri itirazın haklı olduğunu göstermez. Borçlular takip konusu edilen Kredi Genel Sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunmadığını ileri sürmüşler ise de; buna dair herhangi bir delil veya belge sunmamışlardır. Dosyaya ibraz edilen kredi genel sözleşmesinde yer alan yazı ve imza örneklerinin davalılar tarafından inkar edilmediği, buna göre sözleşmenin davalılar tarafından imzalandığının kabul edilmesi gerektiği, kredi genel sözleşmesi ile özellikle kefalet sözleşmesinin yasada aranan geçerlilik şartlarını taşıdığı, anlaşılmakla davalıların takibe yönelik itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine hesabın kat edildiğine ilişkin ihtarnamenin davalılara keşide edildiği,  bu şekilde temerrütün gerçekleştiği ve temerrüt faiz oranının takip talebinde belirtildiği görülmekle davalıların itirazlarında kısmen haksız oldukları sonucuna varıldığından davalıların itirazlarının kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı alacaklı icra takip talebinde 2.030,00 TL tutarında çek riski bedelinin alacaklı bankada açılacak hesaba depo edilmesini ve ibraz edilecek çekler nedeniyle yasal garanti bedellerinin ödenmesi halinde ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini de talep etmiştir. Gayrinakdi kredi niteliğinde bulunan çek riski bedellerinin depo edilmesinin ve ödenmesi halinde bedelinin talep edilebilmesi için müşterek ve müteselsil kefiller yönünden sorumluluklarının bulunduğuna dair sözleşmede ayrıca ve açıkça hüküm bulunması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde müşterek ve müteselsil kefillerin gayrinakdi krediden dolayı doğacak olan borçtan sorumlu olacaklarına dair herhangi bir hüküm bulunmadığından çek riski bedellerinin müşterek ve müteselsil kefil konumunda bulunan davalılardan talep edilebilmesine yasal olarak imkan yoktur. Bu nedenle davacı alacaklının çek riski bedelinin depo edilmesine yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalıların icra takibine itirazı sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiği, asıl alacak miktarının likit ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, alacağın sözleşmeden kaynaklandığı davalının icra takibine itirazlarında haksız ve kötü niyetli oldukları anlaşılmakla, hükmolunan alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde 23/06/2017 tarihli 100.000,00 bedelli teminat mektubu yönünden de mahkememizce itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken sehven bu talebin reddine karar verilmesi nedeniyle güven kurumu olan davacı bankanın icra takibinde kötü niyetli olduğu kabul edilerek reddedilen miktar yönünden hesaplanan %20 oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile \" gerekçesiyle  \"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; <br>Davalıların Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2019/...esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile, takibin 202.940,00 TL asıl alacak, 63.144,78 TL işlemiş faiz, 3.157,24 TL BSMV olmak üzere toplam 269.242,00 TL üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine, <br>2-Takipte asıl alacağa %58,80 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, <br>3-Hükmolunan miktar üzerinden hesaplanan %20 oranında olan 53.848,40 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınacak davacıya verilmesine,<br>4-Reddedilen miktar yönünden hesaplanan %20 oranında olan 6.151,60 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine<br>5-Davacının çek bedelinin depo edilmesine yönelik talebinin reddine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat mektuplarından bir tanesi bakımından değerlendirme yapılmadığı, tefrik edilen dosya kapsamında şirketlerin ihyasına yönelik kararın kesinleşmediği, kötü niyet tazminatına banka aleyhine hükmedilmesinin doğru olmadığı, bilirkişi raporları ile tespit edilen alacaklarının sehven reddedildiğini belirterek  kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  ihya davaları devam etmesine rağmen bu davanın sonucunun beklenmeyerek tefrik kararı verilip kefiller yönünden yargılamaya devam edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle tefrik kararının istinaf ettikleri, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme  ile karar verildiği, itirazın iptali davasında alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağı, icra dairesine vermediği bir belgeye dayanılarak itirazın iptali davasının açıldığı, davanın bu nedenle dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacı bankanın ihtarnamelerine cevabi ihtarnameler ile itiraz edildiğini  belirterek kararın kaldırılması istemi ile  istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı banka tarafından davalılar ve tefrik edilen dosya kapsamındaki davalı şirketler bakımından Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/...Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi yapıldığı, bu takibe borçluların itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesince kısmen kabul kararı verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı banka vekili tarafından uyap ortamında gönderilen istinaf başvuru dilekçesi ile \" teminat mektuplarından bir tanesi bakımından değerlendirme yapılmadığı, tefrik edilen dosya kapsamında şirketlerin ihyasına yönelik kararın kesinleşmediği, kötü niyet tazminatına banka aleyhine hükmedilmesinin doğru olmadığı, bilirkişi raporları ile tespit edilen alacaklarının sehven reddedildiğini\" ifade ederek, davalılar vekili ise \"  ihya davaları devam etmesine rağmen bu davanın sonucunun beklenmeyerek tefrik kararı verilip kefiller yönünden yargılamaya devam edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle tefrik kararının istinaf ettikleri, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme  ile karar verildiği, itirazın iptali davasında alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağı, icra dairesine vermediği bir belgeye dayanılarak itirazın iptali davasının açıldığı, davanın bu nedenle dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacı bankanın ihtarnamelerine cevabi ihtarnameler ile itiraz edildiğini \"  ifade ederek kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/...Esas sayılı dosyasında borçlu olarak ... Kollektif Şirketi ... ve ortakları, ..., ... ...,... ..., ... ... ve... Kollektif Şirketi ... ve ... aleyhine icra takibi yapıldığı, bu icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında borçluların tamamının davalı olarak gösterildiği, ancak borçlu şirketlerin ticaret sicil kaydının telkin edilmiş olması sebebiyle ihya davası açıldığı ve asıl borçlu şirketler yönünden ihya davası devam ederken dosyanın tefrik edilerek karara çıkarıldığı, şu hali ile dava konusu ortak  olan davalılar bakımından iki ayrı karar verilmesine yol açma ihtimali bulunacak şekilde davaların ayrılmasına karar verilmiş olması sebebiyle taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK 'nun 353/1-a-5 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Dairemiz kaldırma kararına göre taraf vekillerinin diğer istinaf başvuru sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair ayrıca karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin  istinaf isteminin  ayrı ayrı KABULÜ ile, Erzurum Asliye Ticaret   Mahkemesi'nin 28/11/2022 tarih ve 2019/202 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararının, HMK’nın  353/(1)-a-5. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Dairemiz kaldırma kararına göre taraf vekillerinin diğer istinaf başvuru sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4-Taraflarca  yatırılan istinaf peşin harcının  taraflara  iadesine,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-İstinaf başvurusu aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-Gerekçeli kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere .........  tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72517e5a0933202d","SID":"1efd4dc4757901a3"}}