{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/30 <br>KARAR NO\t: 2024/273<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/56 E.  -  2020/220 K.<br><br>DAVACI-KARŞI DAVADA<br>DAVALI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI-KARŞI DAVADA <br>DAVACI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Kullanmama Nedeni İle Marka İptali, Marka Hakkına \t\t\t  Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması,<br>\t\t  Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2020 tarih ve 2017/56 Esas - 2020/220 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı karşı davada davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı adına tescilli 94/06525 başvuru, 156901 tescil nolu \"...\" ibareli ve 2004/06793 nolu \"...\" ibareli markaların, Türkiye sınırları içerisinde kullanılmadığını, bu nedenle anılan markaların kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, 156901 ve 2004/06793 sayılı markaların iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, davacı Şirketin ve dava dışı bir gıda şirketinin, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarına tecavüzde bulunduklarını, müvekkilinin hak sahibi olduğu markayı kendi adlarına tescil ettirmeye çalıştıklarını, müvekkili markalarının dünyaca tanınmış olduğunu, bu markaların Türkiye'de de kullanıldığını, davacının, açılacak tecavüz davasının önünü kesmek, süreci uzatmak için kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacı karşı davada davalının, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğini, müvekkilinin lisans alanı, yetkili satıcısı, distribütörü gibi hareket ettiğini, müvekkilinin adıyla da çikolata üretimi ve satışı faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, davalıya ait işyerinin tabelasından da açıkça görüleceği üzere davalı yanın, müvekkilinin kuruluş yılı olan 1857 ibaresini ve yine müvekkiline ait daire içerisindeki \"N\" harfli logoyu kullandığını, bu şekilde ürün ve hizmetlerini piyasaya sunduğunu, davalı yanın söz konusu bu eylemlerinin ve restoran cafe hizmetlerinin müvekkili markasının ayırt edici gücünü ve itibarını istismar ettiğini, bu durumdan haksız menfaat sağladığını ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL  manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı karşı davada davalı vekili, davalı karşı davada davacı tarafın, müvekkili Şirket tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarını en geç 2013 yılında öğrendiğini, marka hakkına tecavüze ilişkin eylemlerin haksız fiil niteliğinde olduğunu ve iki yıllık zaman aşımı süresine tabi bulunduğunu, dolayısıyla davanın zaman aşımına uğradığını, karşı davanın kötü niyetli olarak açıldığını, karşı davada davacının, markasını Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında çikolata üretimi faaliyetlerinde kullandığını, müvekkilinin faaliyet konusunun ise kafe işletmeciliği olduğunu, çikolata ve çikolata ürünleri üretmek gibi bir faaliyetinin bulunmadığını, karşı davanın, asıl davadan tefrikinin gerektiğini savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.   <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafça sunulan faturalar, internet sitesi ve gazete haberlerinden, dava konusu markaların, 2010 yılına kadar ülke içinde, 2010 yılından sonra ise serbest bölge olarak anılan İstanbul Hava Limanında kullanıldığının anlaşıldığı, dava konusunun ise 11.02.2012 tarihinden dava tarihine kadar olan kullanımlar olduğu, davalının, bu sürede ülke içinde markalarını ciddi biçimde kullandığını gösteren delil bulunmadığı, salt serbest bölge kullanımlarının ciddi kullanım sayılmasının mümkün görülmediği, öte yandan serbest bölge satışlarının ciddi kullanım olarak değerlendirilmesi için de yeterli delil sunulmadığı, sunulan internet haberlerinin ve az sayıda faturanın ciddi kullanım olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda, ispat yükü üzerinde bulunan davalının, markaların kullanıldığını ispat edemediği, her ne kadar davacı karşı davada davalının, \"...\" şeklindeki kullanımının, davalı karşı davada davacının markalarının esaslı unsuru olan ibareyi aynen içermesi, davacı karşı davada davalının kullanımının ayırt ediliciliği sağlayacak şekil veya ibare eki içermemesi, davalı karşı davada davacının markalarının, gıda sektörü yönünden kuvvetli ayırt edicilik içeren ibareler olması nedenleri ile görsel, anlamsal ve sesçil benzerliğinin bulunduğu, davalı karşı davada davacının markalarının kullanıldığı 29. ve 30. sınıf mal ve hizmet sınıflarının  davacı karşı davada davalının kullanımının konusu olan 43. sınıf  kapsamında değerlendirilebilecek \"kafe ve pastane hizmetleri ve ürünleri\" ile benzerlik düzeyinde ilişkili olduğu anlaşılmakta ise de davalı karşı davada davacı markalarının, asıl davada kullanmama nedeni ile iptaline karar verildiği, iptaline karar verilen markalar bakımından tecavüz olgusundan bahsedilemeyeceği, davalı karşı davada davacının iptaline karar verilen markaları dışında dayandığı markasının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne,  2004/0793 tescil nolu \"...+Şekil\" ibareli markanın ve 156901 tescil nolu \"...+Şekil\" ibareli markanın iptaline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı karşı davada davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, dosyaya sundukları delillerin eksik olarak incelendiğini, sadece sunulan faturalar üzerinden ciddi kullanım olup olmadığının değerlendirildiğini, 14 Mart 2018 ve 29 Mart 2018 tarihli delil dilekçeleri ile dosyaya sunulan delillerin incelenmediğini, mahkeme kararında, müvekkilinin yalnızca internet haberleri ve bir adet fatura örneği sunduğunun belirtildiğini, oysa müvekkilinin dosyaya kapsamlı delillerini sunduğunu, dosyada incelenmeyen delillerin olduğunu, Yargıtay içtihatlarında, internet siteleri üzerindeki kullanımların ciddi kullanım olarak kabul edildiğini, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporlarında, müvekkili adına sunulan ve müvekkilinin Türkiye’deki satış rakamlarını tevsik eden raporların, tek taraflı hazırlanabilecek mahiyette olduğundan bahsedilmiş olsa da bu delillere yönelik gerek bilirkişiler gerekse de yerel mahkeme tarafından teknik ve detaylı bir inceleme yapılmadığını, kök bilirkişi raporunda isabetli bir şekilde, davacı karşı davada davalının \"...\" markası üzerindeki kullanımlarının, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin belirlendiğini, hal böyle iken müvekkili markasının iptal edilmesi sebebiyle, tecavüz taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, karşı davada davalının, dava tarihine kadar olan fiilerinin, her halükarda marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabülünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Asıl dava, kullanmama nedeni ile marka iptali, karşı dava ise marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tHer ne kadar ilk derece mahkemesince, asıl davanın kabulü ile asıl davada davalı adına tescilli markaların kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş ise de, markaların kullanıldığını ispat yükü üzerinde olan asıl davada davalının dosyaya sunduğu tüm deliller incelenmemiştir. Gerçekten de asıl davada davalı vekilince, söz konusu markanın internet üzerinden satışa sunulduğuna ve ayrıca söz konusu markayı taşıyan ürünlerin satışından kaynaklanan gelire ilişkin deliller sunulmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça sunulan CD içinde yer alan belgelerin tek taraflı hazırlanabilecek mahiyette excel tablolarından ibaret olduğu gerekçesiyle bu deliller değerlendirilmemiş, yine söz konusu markayı taşıyan ürünlerin, internet üzerinden Türkiye'de satışa sunulduğu hususunda ise olumlu olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, asıl davada davalının, davaya konu markalarının kullanımına ilişkin tüm delilleri incelenerek, serbest bölgede markaların kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa ise bu kullanımının niteliği, diğer bir deyişle transit geçiş amacıyla mı yoksa piyasaya sunma amacıyla mı markaların kullanıldığı, markaları taşıyan ürünlerin internet üzerinden satışa sunulup sunulmadığı, sunulmuşa bu kullanımın mahiyeti ve miktarı hususlarının tespiti için bilgisayar mühendisinin de içinde bulunduğu bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı karşı davada davacı vekilinin, bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. <br>\tSomut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı karşı davada davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/10/2020 gün ve 2017/56 Esas - 2020/220 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı karşı davada davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı karşı davada davacı tarafından istinaf başvurusunda asıl dava yönünden peşin olarak yatırılan 59,30 TL ile birleşen dava yönünden peşin olarak yatırılan 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harçlarının istek halinde davalı karşı davada davacıya iadesine,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  16/02/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be6aaffb0e53230b","SID":"82ddca4745992208"}}