{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/110 <br>KARAR NO\t: 2024/334<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                         K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/92 E.  -  2021/379 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t:Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/11/2021 Tarih ve 2021/92 Esas - 2021/379 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006/18942 sayılı \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... +” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/37272 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına yapılan itirazın kısmen reddedildiğini, bu kısmen ret kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1958 yılından bu yana Türkiye dahil olmak üzere dünya çapında 80’den fazla ülkede inşaat makinaları alanında faaliyet gösterdiğini, sektörde bilinen ve aranan bir marka olduğunu, satışa sunduğu ürünler üzerinde dünya çapında tescilli “...” esas unsurlu markalarını kullandığını, anılan ibareye tüm dünyada ticaret unvanı ve internet sitelerini kullanarak belirli bir bilinirlik sağladığını, “+” ibaresinin markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, markaların seri marka olarak algılanacağını, markaların esaslı unsurlarının aynı olduğunu, davalı adına 2019/37272 numara ile başvurusu yapılan “... +” ibareli markanın 07. ve 35. sınıftaki emtialar için tescilinin talep edildiğini, müvekkilinin markalarının 07. sınıftaki bir kısım mallar için tescilli olduğunu, dava konu markanın tescil kapsamında yer alan 7. Sınıftaki mallardan yararlanacak olan tüketicilerin, aynı markayı iş makinaları ve iş aletleri üzerinde görmeye ve bunların aynı kaynaktan geldiğini bilmeye pratikte oldukça alışkın olduğunu, satış ve dağıtım kanallarının aynı olduğunu, dünyaca tanınmış markalarının ürün listesinde bu ürünlerin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının dünya çapında tescilli olduğunu, Google arama motorunda “...” ibaresi ile yapılan aramada ilk sırada çıkar sonuçların müvekkiline ait bulunduğunu, markanın SMK 6/4. madde kapsamında tanınmış marka olduğunu ve bu kapsamda tescil engeli bulunduğunu, yine davaya konunu markanın tescili halinde müvekkiline ait markanın tanınmışlığından faydalanılacağını bu bağlamda SMK 6/5. madde uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, davalının daha önceden de engelleme amaçlı başkaca markalar için tescil başvurusunda bulunduğunu ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-151 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/37272 başvuru numaralı “... +” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu, dava konusu markanın 7. Sınıftaki bazı mal/hizmetler çıkartılarak kısmen yayınlandığını, yayından sonra davacı tarafından yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı’nca kısmen kabul edilerek tescil kapsamından 35. Sınıftaki mal/hizmetlerin de çıkartıldığını, kalan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olmadığını, davaya konu markada davacının tanınmış olduğu sektörde ilişkilendirilebilecek bir mal ya da hizmet bulunmadığını, SMK 6/5. maddede sayılan şartların gerçekleşeceğinin davacı tarafından ispatlanamadığını, kötüniyetin ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.   <br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusunda bulunan, 07. Sınıf: “İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.” 35. Sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal/ hizmetleri bakımından taraf markalarının aynı/aynı tür /benzer/ilişkili olma şartını sağladığı, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “... +” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı \"...\" ibarelerinden oluştuğu, davaya konu marka başvurusu, başvuru konusu markada bulunan “+” işaretinin hemen hemen tüm sektörlerde “bir ürünün geliştirilmiş versiyonu” vb. anlamlara gelecek şekilde kullanıldığı, her iki markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olması karşısında markaların görsel olarak benzer bulunduğu, davaya konu marka başvurusunda bulunan ve belirlenen mal/ hizmetler bakımından SMK 6/1. madde bağlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının çekişme konusu emtia bakımından tanınmış olduğuna dair herhangi bir delil bulunmaması karşısında somut uyuşmazlığa SMK m. 6/4 hükmünün uygulanma imkânının bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında inceleme yapıldığı bölümünde benzer/ilişkili olduğu tespiti yapılan mal ve hizmetler harici çekişme konusu mal ve hizmetler açısından tanınmışlığından bahsedilemeyeceği, SMK'nın 6/5. madde uygulama şartlarının oluşmadığı, somut olayda, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2021-M-151 sayılı kararının 7. Sınıf \"İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.” ve 35. Sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" yönünden kısmen iptaline, 2019/37272 sayılı markanın 7. Sınıf \"İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.”  ve 35. Sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararında, her ne kadar SMK'nın 6/4. hükmünün uygulama imkanı bulunmadığı yönünde hüküm verilmiş ise de, dosyada bulunan verilerin tanınmışlığı destekler nitelikte olduğunu, bu sebeple 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesindeki ilave korumadan yararlanması gerektiğini, anılan mal ve hizmetlerde ...+ ibaresinin görülmesinin, duyulmasının, müvekkilinin \"...\" unsurlu markasını çağrıştıracağını ve markanın tanınmışlık düzeyine ve ayırt edicilik niteliğine zarar vereceğini, davalıya da başkasına ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlamasına neden olabileceğini, ... markalı ürünlerin,  dünyanın her yerinde, sayısız ülkede, uzun yıllardan beri satışa sunulduğunu, müvekkilin markasının elektrikli el aletleri bakımından, sektörde belirli bir bilinirliğe ulaştığı kabul edildiğini, davalı tarafın kötüniyetli marka başvurularının yalnızca müvekkiline yönelik olmadığını, somut olay ve davalının hareketleri bir arada değerlendirildiğinde, davalı tarafın dava konusu markayı tescil ettirdiği sırada kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, istinafa konu mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında iptal edilen mal/hizmetler açısından 6769 sayılı Kanunun 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, somut olayda başvuru konusu markanın kapsamından 7. Sınıftaki bazı mal/hizmetler çıkarılarak kısmen yayınlanmış, yayınından sonra davacı tarafından yapılan itiraz Markalar Dairesince kısmen kabul edilerek tescil kapsamında bulunan davacı markasının hizmetlerine benzer 35. Sınıftaki mal/hizmetlerin de çıkarıldığını, başvuru kapsamından çıkarılan mel ve hizmetler ile taraf markaları arasında olabilecek iltibas tehlikesinin önlendiğini, kalan diğer mal/hizmetlerin davacı markaları ile aynı/aynı tür mal/hizmetleri kapsamadıkları, ilintili ya da ilişkili olmadıklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br> <br>GEREKÇE\t:1-Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının \"...+\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının “...” ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının kısmen kabul kısmen reddedildiği, davacının kısmen ret kararına yönelik itirazının da YİDK'nın dava konusu kararı ile reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı, davacının markasının tanınmış olup olmadığı ve davalının başvurusunun kötüniyetli yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202 E., 2013/1587 K.). <br>\tAçıklanan hükümler çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin \"...+\" olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da aynı ibareden oluştuğu, tarafların markalarının yüksek düzeyde benzer olduğu ve iltibas ihtimali taşıdığı ve SMK 6/1. madde bağlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının çekişme konusu emtia bakımından tanınmış olduğunun ispatlamanadığı, somut uyuşmazlığa SMK'nın 6/4. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı, benzer/ilişkili olduğu tespiti yapılan mal ve hizmetler harici çekişme konusu mal ve hizmetler açısından tanınmışlığından bahsedilemeyeceği,  SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\t2-Davacı vekilinin kötüniyete ilişkin istinaf itirazına gelince, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar).<br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/4/2013 Tarihli kararına konu bir olayda, mahkemece, \"...\" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin başvuran tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, başvuranın da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle başvuranın marka tescili sırasında markanın başkasına ait olduğunu bildiği ve kötüniyetli olduğu belirlenmiştir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin \"...\" ibaresine yönelik 2019/4044 Esas, 2020/2213 Karar ve 02/03/2020 Tarihli kararının ve \"...\" ibaresine yönelik 2021/5298 Esas, 2022/9358 Karar ve 22/12/2022 Tarihli kararlarının da bu yönde olduğu anlaşılmıştır. <br>\tBu açıklamalar karşısında, somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, tarafların markalarının çok yüksek düzeyde benzer bulunduğu, \"...\" ibaresinin yaratılmış bir marka olduğu, yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, markanın geniş çerçevede, elektrikli ev aletleri bakımından, sektöründe belirli bir bilinirliğinin bulunduğu, sektöründe belirli bir bilinirliği bulunan bu ibarenin, davalı tarafından tesadüfen seçilip başvuru konusu yapılmasının ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının davacının iş bu markasından haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu kanaatine varılmıştır.<br>\tEsasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden geçerli olacağı kanaatine varılmıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin tüm davacı vekilinin diğer istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/11/2021 Tarih ve 2021/92 Esas - 2021/379 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t3-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021-M-151 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t4-Davalı adına tescil edildiği anlaşılan \"... +\" ibareli ve 2019/37272 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,<br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 134,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 73,40.TL tebligat ve posta giderleri toplamı 2.007,90.TL yargılama gideri, 44,40.TL peşin harç, 44,40.TL başvurma harcı, 148,60.TL istinaf kanun yoluna başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.245,3‬0 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t11-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t12-Davalı...alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL'nin davalı...alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"734cc2f75e36406e","SID":"5e30458085823fd6"}}