{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/107 <br>KARAR NO\t: 2024/330<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                      \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/43 E.  -  2021/394 K.<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI<br>\t...<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2021/43 E. - 2021/394 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin  2019/92386 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalı şirkete ait 2019/22866, 2019/22869, 2018/70427, 2018/40564, 2018/40560 sayılı \"... plus\", \"...+\", \"...\", \"...\", \"... storefront\" ibareli markaları ile benzerlik gösterdiği gerekçesiyle reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2020-M-10184 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirketin markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin birbiri ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin internet reklamcılığı faaliyetinde bulunduğunu, hedef kitlesinin markalarının reklamını yapmak isteyen firmalar olduğunu, son tüketiciye yönelik hiçbir mal/hizmet üretilmediğini, pazarlanmadığını, “...” gibi genel nitelik ve nicelik belirten tanımlayıcı bir ifade üzerinde mutlak bir hak sahipliği yaratılamayacağını, müvekkilinin markasında “...” sözcüğünün ayırt edici unsur olmadığını, “...” ibaresinin ayırt edici unsur haline geldiğini ileri sürerek ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-10184 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>Davalı ... vekili, dava konusu marka ile redde mesnet markalarda esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markadaki “...” (reklam) kelimesinin kısaltması “...” ibaresi ile redde mesnet markalarda yer alan “... “ibarelerinin tali unsurlar olduğunu, bu nedenle markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davacının tarafların faaliyet alanların farklı olduğu yönündeki iddiasının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin geçmişinin 1902 yılına dayandığını, 1988 yılından itibaren Türkiye’de her türlü tüketim maddesinin tedarik, dağıtım, pazarlama, ürün geliştirme, danışmanlık vb. faaliyetlerini yürüttüğünü, 1960 yıllardan beri \"...\" markasını kullanmaya başladığını, “...” markasının kesintisiz kullanıldığını, Türkiye’de 2008 yılından itibaren tescilli bulunduğunu, davalının markasındaki “...” ibaresinin Türkçe reklam anlamına gelen İngilizce “...” ibaresinin kısaltması olduğunu, dava konusu markada “T” harfinin büyük harfle yazıldığını, böylece “...” ibaresinin davacı markasının esas ve baskın unsuru olarak algılanmasını kolaylaştırdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamındaki 35. Sınıftaki hizmetler ile davalı markaları kapsamındaki 35. Sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı \"... ...\", \"...+\", \"...\", \"...\", \"... ...\" ibarelerinden oluştuğu, “...” ve “...” kelimelerinin yan yana olmakla birlikte büyük harfle başlamasının tek bir ibare yerine iki ayrı kelime algısı oluşturduğu, “...” ibaresinin, Türkçe “reklam” anlamında gelen “...” kelimesinin kısaltması şeklinde kullanıldığı, “...” kelimesinin ise Türkçe isim olarak “hedef, amaç, nişan, hedef tahtası” ve fiil olarak “amaçlamak, hedeflemek, hedef göstermek” anlamlarına geldiği, dava konusu markada “...” ibaresinin 35. Sınıftaki özellikle “reklamcılık hizmetleri” açısından tanımlayıcı, 35. Sınıfta yer alan diğerler hizmetler açısından ise markasal ayırt ediciliği çok zayıf bir unsur olduğu, dava konusu markanın esas ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarının esas unsurunun da “...” ibaresi olması nedeniyle iltibas bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait marka ile karıştırılma ihtimali ileri sürülen markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin birbiri ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, ilk derece mahkemesince bu yönde hatalı hukukî değerlendirme yapıldığını, müvekkiline ait şirketin nihai tüketiciye yönelik hiçbir mal/hizmet pazarlamadığını, davalı şirketin esas iştigal alanı e-ticaret faaliyeti niteliğinde olup hedef kitlesinin nihai tüketici olduğunu, ne müvekkiline ait markanın sunmuş olduğu mal/hizmet ile davalının sunmuş olduğu mal/hizmet arasında ne de hitap edilen kitleler arasında bir benzerlik bulunmadığını, emsal olabilecek başvuruların kabul edildiğini, \"...\" ifadesinin genel, nitelik ve nicelik belirten tanımlayıcı bir ifade olduğunu, \"...\" ifadesinin özgün bir niteliğinin olmaması nedeniyle tek bir şirketin markası hâline getirilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davalının \"...\" ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira başvuru konusu olan“...” ibareli markanın “...” ve “...” şeklinde, iki kelimenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kelime markası olarak algılandığı, diğer yandan \"...\" ibaresinin, Türkçe “reklam” anlamında gelen “...” kelimesinin kısaltması şeklinde kullanıldığı, “...” ibaresinin 35. Sınıftaki özellikle “reklamcılık hizmetleri” açısından tanımlayıcı, 35. sınıfta yer alan diğerler hizmetler açısından ise markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu markaların esas ve ayırt edici unsurlarının “...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davacının  marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, ayrıca dava konusu marka kapsamındaki hizmetler ile davalı markaları kapsamındaki hizmetlerin de aynı/benzer olduğu  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89263fea4443dec2","SID":"358913b07457c5b9"}}