{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1299 <br>KARAR NO\t\t: 2024/597<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/337 E.  2021/222 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 21.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.03.2024<br>\t<br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.03.2021 tarih 2020/337 E. 2021/222 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, üyelik aidatının ödenmemesi nedeniyle üyelikten çıkarılmasına karar verildiğini, söz konusu karara ilişkin tebligattan 07.02.2017 tarihinde haberdar olduklarını, İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/357 E. sayılı dosyası ile ecri misil ve tahliye davası açıldığını ileri sürerek, kooperatif yönetim kurulu tarafından verilen çıkarma kararının tebliğ tarihinin 03.02.2017 olmadığının ve çıkarma kararının kesinleşmediğinin tespiti ile çıkarma kararının kesinleşmesine ilişkin kooperatif kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının üyelikten çıkarılmasına dair 28.01.2017 tarihli kararın usulüne uygun tebliğ edildiğini, kararın tebliğinden itibaren 3 ay geçmekle ortaklıktan çıkarılma kararının kesinleşmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere çıkarılma kararı usulüne uygun tebliğ edilmemiş olsa dahi davacının ihraç kararına ilişkin tebligatı 07.02.2017 tarihinde öğrendiğini beyan ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu dönemde aidat ve gecikme zammı borcunu ödemesi için 02.08.2016 tarihli ihtarname ile 10 gün süre verildiği, ihtarnamenin davacıya 03.08.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması üzerine davalı kooperatifçe bu sefer 21.11.2016 tarihinde 1 aylık süre tanındığı, bu ihtarın da 23.11.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ödeme yapmaması üzerine ortaklıktan çıkarılmasına yönelik olarak 28.01.2017 tarihli yönetim kurulu kararının davacıya TK 21/2 maddesi gereğince 03.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 25.09.2018 tarihinde açıldığı, dolayısıyla ortaklıktan çıkarılmasına yönelik verilen kararın tebliğinden sonra üç ay içerisinde dava açılmadığı ve bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 19.06.2020 tarihli 2020/334 E. 2020/651 K. sayılı ilamı ile, davacı vekilinin davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından verilen çıkarma kararının tebliğ tarihinin 03.02.2017 olmadığının ve çıkarma kararının kesinleşmediğinin tespiti ile çıkarma kararının kesinleşmesine ilişkin kooperatif kararının iptaline karar verilmesini talep ettiği, ayrıca davalı kooperatifin çıkarma kararının tebliği üzerine bu karara karşı yaptığı itirazının genel kurulda görüşülmesi talepli dilekçe hiç işleme alınmadan çıkarma kararı verilmiş olduğunu ileri sürdüğü, buna rağmen mahkemece davanın kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davası olarak nitelendirilmesinin ve buna göre değerlendirme yapmasının hatalı olduğu, mahkemece, davacının çıkarma kararına karşı genel kurula itirazının bulunup bulunmadığı, varsa itirazının süresi içerisinde olup olmadığı, çıkarma kararının tebliğ tarihinin 03.02.2017 olmadığının ve çıkarma kararının kesinleşmediğinin tespiti ile çıkarma kararının kesinleşmesine ilişkin kooperatif kararının iptali taleplerinin yerinde olup olmadığı konularındaki davacı delilleri toplanmaksızın, dava dilekçesindeki talepler de değerlendirilip karşılanmaksızın davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu sonucuna varılarak ilk  derece mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, ihraç kararının davacıya tebliğine ilişkin İzmir 3. Noterliği'nin 31.01.2017 tarih 1821 yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğine ilişkin tebligat zarfında yer alan tebligat şerhinde \"Aranılan saatlerde adreste muhataba rastlanamadı, muhatap komşu adreste görevli ...'tan soruldu, muhatabın adreste oturduğu fakat nerede olduğu ne zaman döneceğinin bilinmediği öğrenildi. Evrak mahalle muhtarının imzasına tebliğ edildi. Adres kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı. Keyfiyet komşu adreste görevli ... bildirildi. Komşu imza vermekten kaçınmıştır.\" ibaresinin yazıldığı, tebligat zarfı üzerinde muhtar isim ve imzası ile ... ismi ve imza niteliğinde olmayan dairemsi çizgi bulunduğu, davacıya ihraç kararının tebliğine ilişkin ihtarnamenin Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30, 31 ve 32. maddeleri hükümlerine uygun olarak yapıldığı, bu nedenle tebligatın usulsüzlüğüne dair davacı iddiasının yerinde olmadığı, tebligatın davacıya 03.02.2017 tarihi itibariyle yapılmış olduğunun kabulü gerektiği, bu kabule göre davacının gerek dava açmak ve gerekse de kooperatif genel kuruluna itiraz etmek için yasada tanınan 3 aylık hak düşürücü sürenin sona erdiği tarihten sonraki gün olan 04.03.2017 (04.03.2017) tarihi itibariyle yönetim kurulu kararına itiraz ettiği, bu nedenle de gerek itirazın gerekse de davanın açılışının 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkiline yapılan tebligatta açıkça evde kimsenin olmadığı ve hangi tarihte döneceklerinin de bilinmediğinin yazılı olduğunu, Tebligat Kanunu 20. madde gereği tebligatın 15 gün sonra yapılmış olduğunun kabulü gerekirken, bu maddenin uygulanmamış olması ve müvekkiline tebliğ tarihinde şehir dışında olduğunu ispat imkanı verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, bir an için tebligatın 21. maddeye göre yapıldığı kabul edilse bile, tebligatta adı geçen imzasız beyanda bulunan kişinin davalı kooperatifin çalışanı olması karşısında menfaatleri çatışan kişiler olarak değerlendirilip usulsüz tebligat olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı kooperatifin cevap dilekçesinde bu isimde bir çalışanları olmadığını bildirmesini kabul etmediklerini, müvekkili A blokta ikamet ettiği halde, karşı ya da yan komşusuna bildirmesi gerekirken buna uyulmayarak, diğer bloklardaki bir şahsın beyanı ile tebligat yapılmasının hatalı olduğunu, çıkarma kararı verilen 3. kişinin durumunun genel kurulda görüşülüp çıkarma kararlarının iptal edilmiş olduğunu, sadece müvekkilinin durumunun hiç dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının kesinleşmediğinin tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tTebligat Kanunu'nun 21. Maddesinde \"Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.\" şeklinde düzenleme bulunmakta olup, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde Tebligat Kanununun 20. maddesi gereği tebligatın 15 gün sonra yapılmış sayılmasına ilişkin düzenlemenin, aynı kanunun 13. maddesine göre hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine, 14. maddesine göre askeri şahıslara, 16. maddesine göre aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye, 17. maddesine göre belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icra edenlere ve 18. maddesine göre otel, hastane, fabrika ve mektep gibi yerlerde bulunan kişilere yapılacak tebligat işlemlerini kapsamaktadır. Davalı kooperatif tarafından ihraç kararının tebliğine ilişkin ihtarnamenin davacıya Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına, davacı tarafından ihraç kararına karşı davalı kooperatif genel kuruluna Kooperatifler Kanunu'nun 16/3. maddesinde düzenlenen 3 aylık itiraz süresinin dolmasından sonra 04.05.2017 tarihli ihtarname ile itiraz edilmiş olmasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.  <br><br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4e1b3c163eb5081","SID":"fb2a115d57d04ac9"}}