{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1177 <br>KARAR NO\t\t: 2024/382<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/03/2015 (Dava) - 03/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2015/1183 Esas - 2021/478 Karar <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarihli 2015/1183 Esas ve 2021/478 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının davacıya karşı İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/6085 esasına kayıtlı dosya ile 30.670,48 TL lik tutarında   01/10/2014 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu icra takibini, imzalanan 30.000,00 TL tutarındaki bonoya dayandırdığını, davacının, babasına ait ... adlı işyerinde çalıştığını, davacının 23/04/2014 tarihinde davalı şirketin personeli ... ile görüşme yaptığını, davacının 30.000,00 TL teminat senedi vermesi halinde ..., ..., ... ve ... içeceklerinin alt bayiliğini vereceklerini ilettiğini, mutabakata varılması nedeni ile davalı çalışanı ...'ın yanında getirdiği, kendi el yazısı ile yazdığı ve arkasında teminat içindir ibaresini yazdığı senedi davacının imzaladığını, davalı tarafın taahhüt ettiği firmaların alt bayiliğini davacıya vermediğini, davacının verdiği teminat senedini iade istediğini,senedin arkasındaki teminat içindir ibaresi kesilerek senedin takibe konulduğunu, davalıya verilen senedin teminat senedi olduğunu,  bu hususta davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davacının 04/04/2014 tarihli 30.000,00 TL tutarlı senedin borçlusu olmadığının tespitine, dava değerinin % 20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yazanların davacıdan olan alacaklarını  bertaraf etmek için davacının kötü niyetli hareketlerinin devamı olduğunu, haksız ve yersiz olduğunu, davalı müvekkili firmanın büyük gıda markaların distribütörlüğünü yaptığını, davacının da müvekkili firmanın müşterisi olan ... firmasının sahibi olduğunu, işlerini davacının yürüttüğünü, fakat vergi açısından olsa gerek iş yerinin babası ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkili firma ile davacı arasında ticaret yapıldığını, zamanla aralarında güven duygusu oluştuğunu, davacının da gelip müvekkili şirket yetkilisi ...'dan borç para istediğini  ve buna da bazı eski tanıdık kişileri araya koyduğunu, müvekkili firma yetkilisi tarafından da davacıya 30.000.TL elden para verildiğini ve karşılığında dava konusu olan senetin imzalandığını, davacının hem yaptığı ticaret gereği aldığı parayı ödemediğini hem de borç olarak aldığı parayı ödemediğini, bunun üstüne İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/164 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz talep edildiğini ve İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/6085 sayılı dosyasından icra edildiğini, davacı ...'in ihtiyati haciz kararına itiraz ettiğini ve 2014/164 D. İş sayılı dosya üzerinden 4 tane duruşma yapıldığını, 02.09.2014 tarihli duruşmada bizzat senet aslı getirilerek inceleme yapıldığını, davacıya senet gösterildiğini, teminat senedi yazmadığının tespit edildiğini ve itirazın reddedildiğini, borçtan kurtulmak için her türlü yola başvuran davacı bu seferde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, 2014/41464 Hazırlık nolu dosyada inceleme yapıldığını ve 2014/27104 karar nolu kararı ile suç unsuru olmaması nedeni ile takipsizlik kararı verildiğini, nedense davacı tarafın bu takipsizlik kararından hiç  bahsetmediğini, bunun ardından birebir aynı dilekçeyi tekrar savcılığa verdiğini  ve ortada aynı konu ile ilgili verilmiş ve kesinleşmiş bir takipsizlik kararı var iken İzmir 41.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/242 Esas sayılı davası açıldığını, atılı suçun bedelsiz senedi kullanma TCK 156. Maddeden olduğunu, bu davanın halen derdest olduğunu, müvekkilin bu dosyadan beraat etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu dosyanın hazırlık aşamasında yapılan bilirkişi incelemesinde senedin teminat senedi olduğuna dair en ufak bir tespitin olmadığını, senedin kesinlikle teminat senedi olmadığını, borç içeren bir senet olduğunu,  senedin hiçbir yerinde teminat olduğuna dair en ufak bir emarenin olmadığını, davacının tamamen borçtan kurtarmak için her türlü yalana başvurduğunu, mahkemenize bildirdiği adreste bile oturmadığını, bu adrese ve başka adreslere defalarca hacze  gittiklerini ve bulamadıklarını,   davacının iyi niyetli  olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olduğu açık olan dava nedeni ile lehlerine %20 den az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir, ispat külfeti davacı taraftadır. Davalının bedelsiz senedi kullanma suçundan beraat etmiş olduğu, yapılan imza ve yazı incelemesinde, \"Ödeyecek\" bölümündeki tüm yazılar, miktarın rakam ile belirtildiği  bölüm (30.000) ün, davalı şirket satış temsilcisi ...' a ait olduğu, bunun dışındaki tüm yazıların ...'ın eli ürünü olmadığı, senedin ön yüze göre sol kenarının forme kesim olmadığı, senet üzerinde sol bölümde evvelce mevcut yüzey parçasının mevcut sol kenar boyunca kesilerek senet yüzeyinden koparılmış olduğu, ancak koparılan bölümün içeriği veya mahiyeti hususunda senedin mevcut durumu itibarıyle bir tespit yapılamadığından davacı tarafça  davaya konu olan kambiyo senedinin teminat için verildiğinin ve daha sonra davalı tarafından senet arkasındaki teminat içindir yazısının davalı tarafından  kesilerek icra  takibine konu edildiğini dolayısıyla  bu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığını ispatlayamadığı kanaati ile, Davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline başvurmadığı bu nedenle yemin delili hatırlatılmamış , davacının davasını ispat edemediği...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin, davalarının haklılığının somut delillerle ispat edildiğini, Yerel Mahkemenin ilgili ceza dosyasından beraat edildiği ve davanın ispatlanamadığına ilişkin hukuki dayanaktan yoksun gerekçesinin  kabulünün mümkün olmadığını, zira davanın haklılığını ispat eden 04.02.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu  Raporunun ceza yargılaması bittikten sonra alındığını, İzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2016/377 E. sayılı dosyası ile yargılama yapılırken taraflarınca ısrarla müvekkilinde bulunan senedin ilk fotokopisi ile ve senedin aslı  üzerinden yazı karşılaştırması için Adli Tıp raporu talebinde bulunmuşsalar da bu taleplerinin reddolduğunu, ceza yargılamasının sonucunda 30.03.2017 tarihinde sanık  hakkında  atılı suçtan beraat hükmü verildiğini, bahse konu karara istinaf kanun yoluna gidilmişse de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2017/1982 E.- 2017/1992 K. sayılı 05.10.2017 tarihli karar ile ilk derece mahkemesinin kararının onandığını, beraat hükmünün kesinleştiğini, senedin imzalandığı tarihte müvekkilinin, ...' a gerekli ödemeyi yaptığını, bunun üzerine de ...'ın yapılan ödemeye karşılık aynı tarihte  tahsilat makbuzunu  düzenleyip müvekkiline verdiğini, bu tespit ile de maddi gerçeğin açıkça ortaya konulduğunu, 6.4 no'lu bentte incelemeye konu evraklar arasında yazıların zaman birimleri açısından tespitinin  teknik imkansızlık nedeniyle yapılamadığından bahsedilmişse de senedin düzenlendiği tarih ile  her iki makbuzun da düzenlendiği tarihin aynı olduğunun  apaçık ortada olduğunu, aksinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olacağını, raporun 6.5 nolu bendinde yapılan tespite göre inceleme konusu senet aslındaki'' Ödeyecek'' bölümündeki yazılar , rakam ve miktar belirtir bölüm (30.000)  ve imzaların senet fotokopisinde yer alan aynı bölümdeki yazı , rakam ve imzalar ile birebir örtüştüğü/tetabuk halinde olduğunun belirtildiğini, davalının dava konusu senet üzerinde yer alan '' Teminat İçindir'' ibaresinin yazılı olduğu kısmı kesmek suretiyle senet aslı üzerinde tahrifat yaratıp  haksız olarak icra takibine koyduğunu, karşı tarafın daha sonra işbu davayı ikame ettiklerinde fotokopi üzerindeki ibarenin geçerli olmadığını, fotokopi üzerinden inceleme yapmanın mümkün olmadığını iddia ettiğini, görüldüğü üzere senedin aslı ile ilk fotokopisinin birbiriyle örtüştüğü hususunun,  ATK raporunda yapılan tespit neticesinde sübuta erdiğini, davalının  bayilik veremeyeceği halde vereceğini vaat ederek müvekkilinden 30.000,00 TL tutarında teminat senedini aldığını, teminat senedini icraya koyarak haksız menfaat sağlamaya çalıştığını ceza mahkemesinde verilen beraat kararıın,  hukuk hakimini bağlamayacağını, ... pek çok çelişkili anlatımda bulunduğunu, önce söz konusu senedin müvekkili tarafından kapalı zarf içinde verildiğini söylediğini , grafoloji uzmanı tarafından inceleme yapılıp yazının kendisine ait olduğu ortaya çıktıktan sonra senedi doldurduğunu ifade ettiğini, icra takibinin borçlusunun müvekkili olmadığını, hukuka aykırı şekilde tahrif edilen, üzerinde oynamalar yapılan müvekkilinin bilgi ve rızası dışında sonradan doldurulan söz konusu teminat  senedinin müvekkili üzerinden tahsilinin mümkün olmadığını, teminat senedinin icra takibine konu edilmesinin açıkça oluşa , hukuka ve hakkaniyete  aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Somut olayda, davacı davacının babasına ait ... adlı işyerinde çalıştığını,  davalının 30.000,00 TL teminat senedi vermesi halinde ..., ..., ... ve ... içeceklerinin alt bayiliğini vereceklerini ilettiğini, mutabakata varılması nedeni ile davalı çalışanı ...'ın yanında getirdiği, kendi el yazısı ile yazdığı ve arkasında teminat içindir ibaresini yazdığı senedi davacının imzaladığını, davalının taahhüt ettiği firmaların alt bayiliğini davacıya vermediğini, davacının verdiği teminat senedini iade istediğini ancak davalının senedin arkasındaki teminat içindir ibaresi kesilerek senede dayalı İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2014/6085 esas dosyasında takip başlatıldığını, davalıya verilen senedin teminat senedi olduğunu belirterek 04/04/2014 tarihli 30.000,00 TL tutarlı senedin borçlusu olmadığının tespitini talep ettiği; davalının ise ticaret yaptıkları ve bu nedenle aralarında güven oluşan davacının müvekkili şirket yetkilisi ...'dan borç para istediğini, bazı eski tanıdık kişileri araya koyduğunu, müvekkili firma yetkilisi tarafından davacıya 30.000.TL elden para verildiğini ve karşılığında davacı tarafından dava konusu olan senetin imzalandığını, davacının borç olarak aldığı parayı ödemediğini, davacı tarafından kendisine verilen senedin teminat senedi olmadığını savunmuştur.<br>Dosya kapsamında İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 04/02/2020 tarihli raporda; senet fotokopisi arkasındaki \"teminat içindir\" yazısının davalının çalışanı olan dava dışı ...'ın eli ürünü olduğu,  inceleme konusu asıl senedin ön yüze göre sol kenarının forme kesim olmadığı, senet üzerinde sol bölümde evvelce mevcut yüzey parçasının mevcut sol kenar boyunca kesilerek senet yüzeyinden koparılmış olduğu, ancak koparılan bölümün içeriği veya mahiyeti hususunda senedin mevcut durumu itibarıyle bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.<br>  Dava konusu bononun teminat senedi olduğunun ispatının davacıya ait olduğu ve bononun teminat senedi olduğuna dair açılan menfi tespit davasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, bonoda \"teminat senedi\" ibaresi bulunsa dahi neyin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği, davacı tarafından imzası ikrar edilen dava konusu senedin metninde senet bedelinin nakden alındığının yazılı olduğu, davacının bu nakden ibaresinin aksine senedin teminat amaçlı olarak verildiğini ispatlaması gerektiği, somut olayda ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu, ancak bu durumun ispatı için herhangi bir belge sunulamadığı ve bonoların teminat senedi olduğunu ispat edemediği, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmakla davacının itirazının reddi gerekmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan bono üzerinde nakden ibaresinin bulunduğu; diğer taraftan üzerinde teminat içindir ibaresinin yazılmış  olduğu halde sonradan davalı tarafından bu kısmın kesilerek senedin icra takibine konu edilmiş olduğu kabul edilse bile, ispat yükü kendisinde olan davacının söz konusu bononun teminat senedi olduğu, neyin teminatı olarak verildiği davacı tarafından usulüne uygun olarak yazılı delil ile ispatlanamamış olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarihli 2015/1183 Esas ve 2021/478 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1603e6486c786efc","SID":"291808e135992375"}}