{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/163 - 2024/264<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/163 <br>KARAR NO\t: 2024/264<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/666 Esas 2021/405 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 23/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 01/03/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.10.2018 günü, davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile ...'nun sevk ve idaresindeki, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 10.02.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatı talebini 6.968,14 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 96.801,48 TL’ye yükseltmiş, 03.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 144.405,20 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 20.09.2018 tanzim ve 3111000063909291 poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Dairesine gönderilmesini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne sevk edilmesini, davalının yalnızca sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafların talebinin konu tedavi teminatı kapsamında yer alan geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı tazminatı ve diğer tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, iş bu nedenle bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafından resmi belge sunulmaması durumunda gelirin asgari ücret esas alınması gerektiğini, tazminat hesaplanmasında TRH-2010 yaşam tablosunun kullanılması ve teknik faizin 1,8 olarak esas alınmasını, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak, öncelikle söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacıda %8 oranında daimi maluliyet, 4 ay iyileşme süresi belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, 31.03.2020 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunun Yargıtay uygulamalarına uygun olması nedeniyle hükme esas alındığı gerekçesi ile davanın kabulü ile, 6.968,14 TL geçici iş göremezlik, 144.405,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 151.373,34 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta şirketine başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin esas alınmamasının hatalı olduğunu, dava harici yapılan medikal incelemede davacıda %4 daimi maluliyet belirlendiğini, aktüer hesabında %1.8 teknik faiz oranına göre hesaplama yapılması gerektiğini, askerlik süresinin dikkate alınmadığını, geçici işgöremezlik zararından davalı şirketin sorumlu olmadığını, davacının alması gereken emniyet tedbirleri yönünden müterafik kusur değerlendirmesi yapılmadığını, iki kez ıslah talebinde bulunulamayacağını, yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı, ... idaresindeki araç ile davalının yolcu olarak bulunduğu motosikletin çarpışması sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek davalıdan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmektedir.<br>\t1-Davalı sigorta şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi için Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, kaza tarihi olan 11.10.2018 tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda %8 oranında daimi maluliyet belirlendiğinin mütalaa edildiği görülmüş olup raporun, ayrıntılı, gerekçeli ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun tanzim edildiği anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>\tAnayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, davacının destekten yoksun kalma tazminatı hesabına ilişkin hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında, davacının yapması muhtemel askerlik süresince daimi maluliyeti oranında efor kaybına uğrayacağının gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t4-Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>\tTazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>\tZarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>\tSomut olayda, davalı vekili, davacının, yolcu olarak motosiklette bulunduğunu, gerekli koruyucu tedbirleri almadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de; dava konusu kazada davacının dizinde kırık meydana geldiği anlaşılmış olup davacının maluliyeti ile davacının, kask kullanmaması arasında uygun illiyet bağı ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\t5- Davalı vekili, davacı tarafça iki kez davanın ıslah edildiğini, bunun usulen mümkün olmadığını ileri sürmüşse de; dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmiş olması, belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir, ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Davacı, eldeki davada dava değerini bir kez talep artırım dilekçesi ile arttırdığı, bir kez de ıslah ettiğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. <br>\t6-Davalı vekilinin, hükmedilen tazminata uygulanmasına karar verilen faizin türüne ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde ise, davalı şirkete sigortalı aracın, kamyonet cinsinden ticari araç olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla hükmedilen tazminata ticari faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t7- HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.<br>\t Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir.<br> \tSomut olayda, mahkemece, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişi ...'ten aldığı 27/11/2020 tarihli raporda, davacının sürekli işgöremezlik zararının, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz yöntemi esas alındığında 75.593,67 TL, PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alındığında 96.801,48 TL olarak hesaplandığı, davacının geçici işgöremezlik zararının ise 6.968,14 TL olarak belirlendiğinin mütalaa edildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilinin, 08/02/2021 tarihli celsede, \"bilirkişi raporuna bir itirazımız yoktur, ıslah için süre talep ederiz\" şeklinde beyanda bulunduğu ve 10/02/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile 6.968,14 TL geçici işgöremezlik zararı ve 96.801,48 TL sürekli işgöremezlik zararı olarak toplam tazminat talebini 103.769,62 TL'ye yükselttiği görülmüştür. <br>\tMahkemece, bahse konu bilirkişi raporuna davalı tarafın itirazları üzerine aktüer bilirkişiden ek rapor alındığı, bu raporda ise TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, buna göre sürekli işgöremezlik zararının 144.405,20 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin bu kez ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 6.968,14 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 144.405,20 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 151.373,34 TL talep ettiğini bildirdiği, mahkemenin, ıslah ile artırılan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır. Oysa, davacı vekili, aktüer bilirkişi tarafından tanzim edilen kök rapora itiraz etmediğinden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından itiraz edilmeyen aktüer bilirkişi kök raporunda belirlenen zarar miktarından daha fazlasına hükmedilemeyeceğinden bu hususun gözden kaçırılarak aktüer bilirkişi ek raporu esas alınıp yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, usuli kazanılmış hak yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I–Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>1-Davanın kısmen kabulü ile, 6.968,14-TL geçici iş göremezlik, 96.901,48-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 103.769,62 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 7.088,50-TL olduğundan, peşin alınan 562,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 6.526,10-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>4-Davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davalı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden  davanın kısmen reddi gereğince, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yatırılan 606,80-TL harç toplamı ile 2.464,40-TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti masrafı olmak üzere toplam 3.071,2‬0-TL yargılama giderinin, davanın kabul/red oranına göre 2.088,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısım var ise talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>1-Davalı tarafından yatırılan 2.585,07 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br> 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 44,40 TL tebligat ve posta masrafı ile 162,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 206,50 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>3- Davalı tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, <br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,\t\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23.02.2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b234903b70f791d3","SID":"d2de2bdeb90fc1f0"}}